Türk Tabipleri Birliği’nden “Laboratuvar Alanlarında Çalışanların Sağlığı ve Covid-19” Paneli: “Yazılı yönergelerimiz olmasına rağmen gerekli kontrol ve denetim mekanizmalarının işletilmesi ile ilgili sıkıntılarımız var”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurumu (UDEK) “Laboratuvar Alanlarında Çalışanların Sağlığı ve COVID-19” başlıklı çevrimiçi bir panel düzenledi. Panelin moderatörlüğünü Prof. Dr. Selda Erensoy ve Doç. Dr. Güzin Aykal üstlenirken, konuşmacılar Prof. Dr. Berrin Esen, Uzm. Dr. Pınar Eker ve Prof. Dr. Serbil Dizbay Sak, laboratuvar uzmanlarının salgın sürecinde yaşadıklarından ve tecrübelerinden bahsederek laborantların sorunlarını aktardı.  

Türk Tabipleri Birliği (TTB), 11 Ocak Pazartesi akşamı saat 20.00’de “Laboratuvar Alanlarında Çalışanların Sağlığı ve COVID-19” başlıklı çevrimiçi bir panel düzenledi. TTB’nin YouTube ve Periscope kanallarından canlı olarak yayınlanan panelin moderatörlüğünü Prof. Dr. Selda Erensoy ve Doç. Dr. Güzin Aykal üstlendi. Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği’nden (KLIMUD) Prof. Dr. Berrin Esen, Türk Biyokimya Derneği’nden (TBD) Uzm. Dr. Pınar Eker ve Patoloji Dernekleri Federasyonu’ndan (PDF) Prof. Dr. Serpil Dizbay Sak’ın konuşmacı olduğu panelde, laborantların salgın sürecinde hangi rolleri üstlendiklerinin ve bu rolleri üstlenirken yaşadıkları sorunların üzerinde duruldu. 

Esen: “İşlevsellik açısından bakıldığında mevzuatın içi boş kalıyor”

KLIMUD’dan Prof. Dr. Berrin Esen’in sunumu ile başlayan çevrimiçi seminerde Esen ilk olarak, salgınlarda laboratuvarların rolünden bahsetti. Laborantların tanıdan tedavi sürecinde, sürveyanstan kontrol süreçlerine, yeni cihaz ve yeni kit analizlerinden mutasyon analizlerine kadar bütün AR-GE süreçlerinde aktif görev aldıklarını söyleyen Esen, mevzuatın önemine dikkat çekti. Ellerinde laboratuvarlarla ilgili mevzuat, ulusal düzeyde yazılı salgın planları ve strateji dokümanları bulunduğunu söyleyen Esen, buna rağmen bu belgelerin işlevsellik açısından incelendiğinde içinin boş kaldığından bahsetti. 

Eker: “Bakanlığın olumlu desteğini göz ardı etmemek lazım ama bazı dönemlerde sürecin negatif yansımalarını gördük ve demoralize olduk” 

TBD’den Uzm. Dr. Pınar Eker’in sunumuyla devam eden panelde Eker, Esen’in sunumuna ek olarak genellikle Sağlık Bakanlığı’nın laboratuvar çalışanlarına ve aktivitelerine karşı pozitif ve negatif yaklaşımlarından söz etti. Sağlık Bakanlığı ile sürekli bilgi paylaşımı içinde olduklarının altını çizen Eker, kendilerine karşı gösterilen bu olumlu desteğin yanında bazı durumlarda da soru işaretleri ile baş başa kaldıklarını ve bu soru işaretlerinin kendilerini demoralize ettiğini söyledi.

Eker sunumunda, karşılaştıkları başlıca negatif yaklaşımları şöyle sıraladı: “Laboratuvar çalışanlarının görüşlerinin bilimsel platformlarda yeterince temsil edilememesi, preanalitik süreç önde olmak üzere hataların tanımlanmasının ve bağlı farkındalığın gecikmesi nedeni ile çözümlerin de gecikmesi, halk sağlığı yazılımının salgın özelliklerini karşılayacak özellikte oluşturulmamış olmasından kaynaklı aksaklıklar, laboratuvar çalışanlarının kendileri için test ulaşım eşiğinin düşürülmemesi, karantina ve işe başlama konusunda standardize olamayan kararsızlık boşluklarının kalması, esnek çalışma konusunda laboratuvarların özel durumuna bağlı, özerk kararlar alabilmesini sağlayacak esnek yapı gerekliliğinin sağlanması, ek ödeme sisteminde yapılan uygunsuz değişiklikler, laboratuvar branşlarının salgın sürecinde bu denli kritik rol sahiplenmişken bu branşa yönelik hiçbir düzeltici işlemin yapılmaması ve koronavirüs salgınının meslek hastalığı kabulüne karşı gösterilen olumsuz yaklaşıma bağlı oluşan moral ve motivasyon kaybı.”

“İletişim ağ hiyerarşisinin kurulmamış ve uygulanamaz oluşu bizi çok zorladı”

Konuşmasında dikkat çekici bir husus olarak iletişim ağ hiyerarşilerinin üzerinde duran Eker, koronavirüs döneminde laboratuvar çalışanlarının aşırı telefon trafiği ile baş etmek zorunda kaldıklarını da belirtti. Acil bir şekilde sonuca ulaşma isteği ve önceliklendirme taleplerinin laboratuvar çalışanlarını “tükenmişlik noktasına” getirdiğinin altını çizen Eker, tanımlı ve modellenmiş bir iletişim ağı hiyerarşisinin eksikliğinden ötürü büyük bir kriz yaşadıklarını söyledi.

Sak: “Patologlar olarak, sürecin başından beri alışık olmadığımız işleri yaptık ve genel alanımızın dışına çıktık”

Panelin son konuşmacısı, PDF’den Prof. Dr. Serpil Dizbey Sak’tı. Sak, patoloji alanında çalışanlar olarak salgın sürecinde neler yaptıklarını ve neler yaşadıklarını anlattı. PDF tarafından mayıs ve aralık aylarında düzenlenen iki anket çalışmasından veriler aktaran Sak, salgının başından bugüne patoloji bölümündeki işlerin azaldığından fakat patologların koronavirüs salgını ile ilişkili işler yaptıklarından bahsetti. Bu sürede birçok çalışanın virüse yakalandığını ve bazılarının vefat ettiğini söyleyen Sak, bu süreçte eğitimleri aksayan patologların gelirlerinin azaldığını da belirtti.

“Endişemiz, salgın sonunda evresi ilerlemiş kanser olguları ile karşılaşmak”

Bu sürecin sonunda dijital öğrenmeye ve öğretmeye geçiş yaptıklarını da söyleyen Sak, bu alanın etkili kullanılması için fiziksel ve yasal altyapıların oluşturulması gerektiğinin altını çizdi. Son olarak Sak, bu süreçte patologlar olarak da en çok endişe ettikleri durumun, salgın sürecinde bakamadıkları ve salgın sonunda ilerlemiş kanser olguları ile karşılaşmak olduğunu söyledi. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus