Edgar Şar ile Macaristan’da Péter Magyar’ın zaferi üzerine söyleşi: “Orbán’ın yenilgisi Trump ile yan yana durmanın değerini düşürdü”

Péter Magyar

Macaristan’da Viktor Orbán dönemini sona erdiren seçim, yalnızca iktidar değişimi olarak değil, Avrupa siyasetinin dengelerini etkileyen tarihî bir kırılma. Siyaset bilimci Edgar Şar’a göre sandıktan çıkan ezici sonuç tek başına yeterli değil. Asıl mesele, 16 yılda kurulan düzenin nasıl çözüleceği ve yeni iktidarın günlük sorunları çözerken devleti yeniden nasıl yapılandıracağı. Peki Macaristan seçimleri Türkiye’ye ne söylüyor?


Videonun özeti:

  • Macaristan’da Viktor Orbán dönemini sona erdiren seçim, yalnızca bir iktidar değişimi değil, Avrupa siyaseti için tarihi bir kırılma.
  • Siyaset bilimci Edgar Şar, seçim sonuçlarının yalnızca muhalefetin başarısı değil, aynı zamanda otoriter rejimlerin geleceği açısından önemli olduğu görüşünde.
  • Seçimlerde seçmen, yalnızca otoriterleşmeye tepki vermekle kalmayıp, yolsuzluk ve ekonomi konularına da duyarlılık gösterdi.
  • Şar, Macaristan’daki devlet yapısının 16 yıllık otoriter bir düzenin ürünü olduğunu ve değişimin zorluğunu vurguladı.
  • Macaristan seçimleri Türkiye’ye doğrudan bir model sunmamakla birlikte, iktidar, muhalefet ve baskı mekanizmaları bakımından önemli dersler içeriyor.


Macaristan üzerine çalışan siyaset bilimci Edgar Şar, Macaristan’da Viktor Orbán dönemini sona erdiren seçim sonucunu “çok önemli, tarihi bir seçim” sözleriyle değerlendirdi. Şar, Avrupa Birliği’nin ortasında “seçimli otokrasi” yaratılan bir ülkede muhalefetin böylesine güçlü bir sonuç almasının başlı başına dikkat çekici olduğunu söyledi. Şar, bu sonucun yalnızca Macaristan açısından değil, Avrupa siyaseti ve otoriter rejimlerin geleceği bakımından da önemli sonuçlar doğuracağını anlattı.

Macaristan seçim sonuçları neden tarihi?

Edgar Şar, Macaristan’daki seçimi yalnızca bir hükümet değişimi olarak okumamak gerektiğini söyledi. Şar, “Çok ileri seviyede bir devletin ele geçirildiği bir örnek var karşımızda” derken, ülkede uzun yıllar içinde kurumsallaşan bir otoriterleşme düzeni bulunduğunu vurguladı. Şar, “Avrupa Birliği’nin ortasında bir seçimli otokrasi yaratılan bir ülkeden bahsediyoruz” diyerek, bu koşullarda ortaya çıkan sonucun dünya siyasetinde de ayrıca dikkat çekmesi gerektiğini ifade etti.

Şar, seçim sisteminin de muhalefet aleyhine işlediğini hatırlattı. Viktor Orbán’ın yıllar içinde seçim çevrelerini ve sistemi kendi lehine yeniden düzenlediğini söyleyen Şar, buna rağmen muhalefetin ezici bir çoğunluk elde ettiğini belirtti. Şar, “Eğer bir tsunami olursa bu seçim sistemi onu yapana kazandırır senaryosu tam anlamıyla gerçekleşmiş oldu” dedi. Şar, sonuçların tamamı açıklandığında Tisza’nın 199 sandalyeli parlamentoda 140’tan fazla sandalye kazandığını anlattı.

Macaristan Başbakanı Viktor Orbán

Seçmen bu seçimde en çok neye tepki verdi?

Edgar Şar, seçmenin davranışını yalnızca otoriterleşmeye verilen tepkiyle açıklamanın yetersiz kalacağını söyledi. Şar, demokrasi ve otoriterlik gibi kavramların seçmen davranışı üzerinde tek başına belirleyici olmadığını, bu başlıkların somut hayat deneyimleriyle birleştiğinde anlam kazandığını belirtti. Şar, Macaristan muhalefetinin uzun süre bu soyut dilin sınırları içinde kaldığını, ancak Péter Magyar’ın bu çerçeveyi değiştirdiğini anlattı.

Şar, “Yolsuzluk ve ekonomi elementlerinin daha önde olduğunu da söylemek lazım” derken, bu iki başlığın otoriter düzenle birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı. Şar, “Bu ekonomi üzerinden de olabilir, yolsuzluk üzerinden de olabilir. İkisi de olur, zaten birleşik” dedi. Şar’a göre Magyar’ın başarısı, otoriterliği soyut bir rejim tartışması olarak değil, hayat pahalılığı, keyfilik, enflasyon ve gündelik sıkışma üzerinden anlatabilmesinden kaynaklandı.

Şar, “O yolsuzluk, o çürümüş düzen, o otoriterlik” sözleriyle tarif ettiği yapının insanlara ancak gündelik hayatla bağ kurularak anlatılabileceğini söyledi. Şar, seçmenin bugün verdiği tepkinin, daha önce oluşmayan yeni bir alternatifin ve ağırlaşan ekonomik-siyasal tablonun birleşiminden çıktığını ifade etti.

Magyar seçimi kazandı, peki yetecek mi?

Edgar Şar, asıl meselenin seçim zaferinden sonra başlayacağını söyledi. Şar’a göre ortaya çıkan ezici çoğunluk, yeni iktidara sadece hükümet kurma değil, aynı zamanda sistemi değiştirme kapasitesi de veriyor. Şar, “Şimdi ise bu ezici çoğunlukla birlikte bir defa bunları değiştirme gücü var” dedi. Şar, anayasa değiştirici çoğunluk elde edilmemiş olsaydı, yeni hükümetin Orbán döneminde şekillenmiş bürokrasi, yargı ve medya düzeni içinde sıkışacağını anlattı.

Buna rağmen Şar, elindeki çoğunluğun her şeyi kolaylaştırdığı gibi bir sonuca varılmaması gerektiğini vurguladı. Şar, “Hem onu yapayım hem öbürünü de iyi yapayım, hem de ülkeyi iyi yöneteyim, günlük sorunları da çözeyim bunlar kolay işler değil” diyerek, yeni dönemin zor bir denge gerektireceğini belirtti. Şar’a göre Péter Magyar hükümeti hem 16 yılda kurulan yapıyı dönüştürmek hem de seçmenin günlük beklentilerine yanıt vermek zorunda kalacak.

Polonya ile aynı senaryo mu yaşanacak?

Edgar Şar, Macaristan’daki tabloyu Polonya ile birebir karşılaştırmanın eksik kalacağını söyledi. Şar, Donald Tusk’ın koalisyonla iktidara geldiğini, anayasa değiştirici çoğunluğa sahip olmadığını ve yetkileri daha güçlü bir cumhurbaşkanıyla çalışmak zorunda kaldığını hatırlattı. Şar’a göre Macaristan’da ise cumhurbaşkanının daha sembolik olduğu parlamenter yapı içinde, yeni iktidarın elindeki çoğunluk çok daha geniş bir hareket alanı yaratıyor.

Ancak Şar, bunun rehavet anlamına gelmediğini de vurguladı. Şar, popülist-otoriter iktidarların seçim kaybettikten sonra tamamen dağıldığı varsayımına karşı uyarıda bulundu. “Onlar sizin ilk tökezleyeceğiniz adımı beklerler ve geri dönmeye hazırdırlar” diyen Şar, yeni iktidarın sadece seçim kazanmış olmasının eski düzenin etkisini otomatik olarak bitirmeyeceğini söyledi.

Orbán şimdi ne yapacak?

Edgar Şar’a göre Viktor Orbán açısından ortaya çıkan tablo da sıradan bir muhalefet süreci değil. Şar, “Viktor Orbán örneği ciddi şekilde bir ilk” derken, 16 yıl boyunca devletin kılcal damarlarına kadar yerleşmiş bir iktidarın sandıkla bu ölçüde geriletilmesinin alışılmış bir örnek olmadığını söyledi. Orbán’ın parlamentodaki yeni azınlık konumunda etkili bir muhalefet hattı kurmasının kolay olmayacağını belirten Şar, eski iktidarın geride bıraktığı yükün de bu süreci ağırlaştıracağını anlattı.

Şar, Orbán’ın geçmişte olduğu gibi ülkeyi dolaşarak yeni bir siyasal toparlanma zemini arayabileceğini, ancak artık şartların değiştiğini söyledi. Şar’a göre bu kez yalnızca seçim kaybeden bir lider değil, hukuken ve siyaseten tartışmalı bir 16 yıllık iktidarın sorumluluğunu taşıyan bir figür söz konusu. Şar, eski iktidar çevrelerinde hukuki süreçlerin gündeme gelmesinin de dengeleri değiştirebileceğini belirtti. Bu nedenle Orbán’ın yalnızca yeni iktidarın tökezlemesini bekleyerek hızla geri dönmesi eskisi kadar kolay görünmüyor.

erdoğan ve orban
Macaristan seçimleri Türkiye’ye ne söylüyor?

“Orbán modeli” değerini kaybetti mi?

Edgar Şar, Donald Trump ve çevresinin açık destek verdiği bir liderin kaybetmesinin sembolik açıdan önemli olduğunu söyledi. Şar, “Biraz düşürdü o değeri” derken, bu sonucun Orbán modelinin uluslararası çekiciliğini ve özellikle Avrupa sağındaki etkisini bir ölçüde zayıflatmış olabileceğini belirtti. Şar’a göre Trump’ın Avrupa seçimlerine doğrudan müdahil görünmesinin etkisi de bu seçimle birlikte sınanmış oldu.

Şar, Trump’la yan yana durmanın artık her durumda siyasi kazanç getirmeyebileceğini, hatta bazı örneklerde eksi hanesine yazılabileceğini söyledi. Şar’a göre bu tablo, Meloni, Bardella ya da başka sağ figürlerin de Trump’a mesafe konusunda yeniden hesap yapmasına yol açabilir. Bu nedenle Macaristan’daki seçim sonucu, sadece Budapeşte’deki iktidar değişimi değil, Avrupa sağının yönelimleri açısından da dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme oldu.

Macaristan seçimleri Türkiye’ye ne söylüyor?

Edgar Şar, Türkiye-Macaristan karşılaştırmalarına ilişkin tartışmalara da değindi. Şar, “Karşılaştırılamaz dediğiniz anda karşılaştırmış olursunuz” diyerek, karşılaştırmalı siyasetin zaten farkları ve benzerlikleri birlikte anlamaya çalışan bir alan olduğunu söyledi. Şar, iki ülke arasında nüfus, toplumsal yapı, ölçek ve jeopolitik bakımından önemli farklar bulunduğunu kabul etti; ancak rejim yapıları, iktidarın kuruluş biçimi ve muhalefetin karşı karşıya kaldığı baskı mekanizmaları bakımından ciddi benzerlikler olduğunu vurguladı.

Şar’a göre burada asıl mesele, bir ülkedeki sonucun diğerinde birebir tekrar edeceğini varsaymak değil, deneyimlerden ders çıkarabilmek. Bu nedenle Macaristan örneğinin Türkiye’ye doğrudan bir reçete sunmadığını, ancak önemli bir referans oluşturduğunu söyledi. Şar’ın özellikle öne çıkardığı başlıklardan biri saha örgütlenmesi oldu. “Bunu yapmadan kazanamazsınız” diyen Şar, kapı kapı dolaşmanın, seçmene doğrudan temas etmenin ve bunu mümkün kılacak gönüllü yapıları güçlendirmenin önemini vurguladı.

Peki Macaristan seçimleri Türkiye’ye ne söylüyor?

Şar, Türkiye’nin işinin Macaristan’dan daha zor olduğunu da açıkça söyledi. Şar’a göre Türkiye’de 2025 itibarıyla rejim daha ileri bir baskı aşamasına geçti; gazetecilerin tutuklanması, siyasetçilerin ceza tehdidiyle karşı karşıya kalması ve ana muhalefetin hareket alanının daralması bu farkların başında geliyor. Bu nedenle Şar, Macaristan örneğinin ilham verici olduğunu, ancak Türkiye’de daha ağır koşullar altında düşünülmesi gerektiğini anlattı.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.