Çorlu tren kazasında oğlunu kaybeden Mısra Öz’e 8 bin 840 lira para cezası: “İsterlerse 800 bin lira ceza versinler, davamızdan vazgeçmeyeceğiz”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinin Sarılar Köyü yakınlarında 8 Temmuz 2018 tarihinde meydana gelen ve 25 kişinin yaşamını yitirdiği tren kazasında 9 yaşındaki oğlu Oğuz Arda Sel’i kaybeden Mısra Öz, sosyal medya paylaşımları nedeniyle ‘kamu görevlilerine hakaret’ suçlamasıyla hâkim karşına çıktı. Mahkeme heyeti, Öz’e kamu görevlilerine hakaretten 8 bin 840 TL para cezası verilmesine hükmetti. Mısra Öz, aldığı cezayı ve yakınlarını kazada kaybeden aileler olarak devam eden adalet arayışlarını Medyascope’a anlattı. 

Yedisi çocuk 25 kişinin yaşamını yitirdiği ve en az 300 kişinin yaralandığı Çorlu tren kazasında yakınlarını kaybedenler ve yaralananlar, 2018’den beri adalet arıyor. 4 Kasım 2020’de yapılan altıncı duruşmada, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın (TCDD) müdahillik talebi reddedilmiş, dava 16 Mart 2021’e ertelenmişti. 

Kazada oğlu Oğuz Arda Sel’i kaybeden Mısra Öz’e sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda kullandığı “Üç maymunu oynamayı tercih eden bir heyet” ifadesi nedeniyle “kamu görevlisine hakaret” suçlamasıyla açılan davanın ikinci duruşması bugün (9 Şubat) görüldü. Öz, suçlu bulunarak 8 bin 840 lira para cezasına çarptırıldı.

“Yürümeyen yargı sistemine vermiş olduğum bir tepkiydi”

Hakkında verilen cezaya yedi gün içinde istinaf yoluyla itiraz hakkının olduğunu ve itiraz edeceğini dile getiren Mısra Öz, “Ülkemizdeki işlemeyen adalet sistemi adına üzgünüm. Mahkemede de bunu dile getirdim. 25 kişinin öldüğü, 300’ün üzerinde kişinin yaralandığı bir davada karşımıza üç yıldır doğru düzgün bir sanığın getirilememesi ve ciddiyetsizlikle yürüyen bir duruşmaya vermiş olduğum bir tepkiydi” dedi.

Hâkimlerin şahsıyla ya da kendileriyle alakalı bir şey söylemediğini defalarca kez dile getirdiğini belirten Öz, “Yürümeyen yargı sistemine, 25 kişinin ölümüne sebep olan katliama sebep olanların yargı önüne getirilememesine vermiş olduğum bir tepki vardı” diye konuştu.  

“Bu kadar acının ve ciddiyetsizlikle yürütülen bir duruşmanın karşılığı olarak tabii ki eleştiri yapma hakkımız var”

Kendisiyle birlikte kazada yakınlarını kaybeden üç kişiye, üç dava avukatına ve bir gazeteciye bu davayla ilgili ikinci bir dava açıldığını söyleyen Öz, şöyle devam etti: “Biz, 25 kişinin ölümüne sebep olan kazada ne yazık ki dört tane sanığı karşımızda muhatap olarak görüyoruz. Burada işlemeyen bir adalet sistemi var. Bu kadar eleştiri yapmaya hakkımızın olduğunu düşünüyorum. Biz evlatlarımızı ve sevdiklerimizi ‘herhangi bir şekilde’ kaybetmedik. Yedi çocuk öldü bu kazada. Ben evladımı dokuz yaşında toprağa gömdüm. Neler yaşadığımızı kimse bilmiyor, hiç kimse tahmin bile edemez. Bu kadar acının ve ciddiyetsizlikle yürütülen bir duruşmanın karşılığı olarak tabii ki eleştiri yapma hakkımız var, tabii ki birilerine görevlerini doğru yapmaya yönelik çağrıda bulunmaya hakkımız var. Ancak bu çağrı ne yazık ki kendilerine hakaret olarak geliyor.”  

“Olayın ‘fıtrat’ ya da ‘yağmur’ denilerek geçiştirilmesini kabul etmiyoruz”

Yaşananların “yağmur”, “kader” veya “fıtrat” denilerek geçiştirilmesini beklediklerini söyleyen Öz, “Biz bunu kabul etmiyoruz. Şahsen bunu söylüyorum, bugün mahkemede de söyledim. Gerçek sorumlular yargılansın, ben değil. İsterlerse bu para cezasının iki katını versinler, isterlerse 800 bin lira ceza versinler, biz davamızdan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Çorlu tren kazası davasının basit bir dava olmadığını söyleyen Öz, 25 insanın öldüğünü, kendilerinin de sadece adalet istediğini belirtti. Adaletin bir “lütuf” olmadığını vurgulayan Öz, “Sağlayacakları adaletle benim çocuğum geri gelmeyecek ama başka canlar yanmayacak, birileri hesap verecek. Bu ülkede birileri hesap vermediği için bu katliamlar oluyor” diye konuştu.

Öz, sözlerini şöyle tamamladı: “Ben kimseyi öldürmedim. Ben kimsenin makamına, mevkisine hakaret, küfür etmedim. Benim evladımı aldılar. Evladımı alanlara hesap sormayana benim hesap sorma hakkım var. İstedikleri cezayı versinler. Benim hayatımda ne değişecek? 900 günden fazla süre geçti, ben çocuğumu görmüyorum. Söylenebilecek hiçbir şey yok. Oturdukları koltuklardan onlar adına utanç duyuyorum. Bizimle uğraşmayı bırakıp gerçek sorumluları yargılasınlar.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus