CHP’li Murat Emir, İYİ Parti’li Ahmet Kâmil Erozan ve HDP’li Saruhan Oluç, iktidarın “yeni anayasa” çağrısını Medyascope’a değerlendirdi: “Mevcut sistemi güçlendirecek çalışmalara kimse destek vermez, yolları açık olsun”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1 Şubat 2021 tarihindeki kabine toplantısının ardından yaptığı “Belki de şimdi Türkiye’nin tekrar yeni bir anayasayı tartışmasının vakti gelmiştir” açıklamasıyla gündeme gelen “yeni anayasa tartışmalarına” ilişkin iktidar partisinden ilk somut açıklama AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu tarafından Anadolu Ajansı’na (AA) yapıldı. Sürece “Yeni Anayasa Bilim Kurulu” oluşturularak başlanacağını belirten Akbaşoğlu, bütün muhalefet partileri ile görüşüleceğini söyledi.

Bu açıklamaları Medyascope’a değerlendiren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili ve Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi Murat Emir, tıpkı mevcut anayasanın yapımında olduğu gibi yine “dar bir ekibin” Türkiye’ye yeni bir anayasa dayatma sürecine girdiğini söyledi. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, açıklamanın ortak bir tartışma zemini oluşturmadığını, iktidara yakın görüşten insanlara hazırlatılan bir metnin muhalefet tarafından onaylanmasının isteneceğini belirtti. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Kâmil Erozan ise muhalefetin güçlendirilmiş parlamenter sistemden yana olduğunu ve mevcut yönetim şeklini güçlendirecek çalışmalara kimsenin destek vermeyeceğini söyledi.

Murat Emir: ”Türkiye’nin ihtiyacı özgürlükçü ve demokratik bir anayasanın hem süreç hem içerik olarak yapılmasıdır”

Akbaşoğlu’nun açıklamalarının ardından parti olarak henüz kendilerine herhangi bir görüşme talebi iletilmediğini belirten CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, dar bir ekibin çalıştığı bir metinden özgürlükçü bir anayasa çıkmayacağını savundu: “Bildiğim kadarıyla şu ana kadar bize gelen bir görüşme teklifi yok. Bu anayasanın asıl eleştiriliş biçimi, yapılış yöntemi ve yapanlardı. Bu anayasa defalarca değiştirilmesine rağmen istenilen kapsayıcı, demokratik, özgürlükçü bir anayasaya ulaşamadık. Yine aynı yöntem deneniyor. Yine dar bir grubun kendi içinde çalışıp Türkiye’ye bir anayasa dayatmaya çalıştığı bir sürece giriyoruz anlaşılan. Türkiye’nin ihtiyacı tüm toplumu kucaklayacak ve toplumun beklentilerine cevap verecek özgürlükçü ve demokratik bir anayasanın hem süreç hem de içerik olarak yapılmasıdır.”

CHP Ankara Milletvekili ve Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi Murat Emir

 “Cumhur İttifakı’ndan özgürlükçü bir anayasa beklemiyoruz”

Emir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Cumhur İttifakı’ndan özgürlükçü bir anayasa beklemiyoruz. 16 Nisan’daki değişikliği kapalı kapılar arkasında iki üç teknisyen çalışıp Türkiye’nin önüne koymuştu. Ufak değişikliklerle kabul edildi. Aynı anlayışla iktidarlarını pekiştirmek için kendileri açısından son kalan engelleri de kaldırmak üzere bir çalışma yapacaklar ve bu anlayıştan, bu akıldan Türkiye’ye demokrasi ve insan hakları getirecek bir anayasanın çıkmayacağını tahmin etmek zor değil.”

“Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin gerektirdiği son değişiklikleri de yapmak için uğraşıyorlar”

Murat Emir, iktidarın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) yeni anayasa yapacak bir güce sahip olmadığını belirterek, “Taslak gelmeden bir şey diyemem. Henüz bizimle bir temas kurulmadı, kendi aralarında pişirdikleri bir süreç sözkonusu. Şu haliyle Meclis’te yeni anayasa yapacak güçleri yok. Türkiye’ye daha demokratik bir anayasa getirme niyetleri olmadığını kendileri de ifade ediyor. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin gerektirdiği son değişiklikleri de yapmak için uğraşıyorlar” diye konuştu.

“Hükümetin yeni anayasa çıkışı muhalefetin çalışmalarına bir karşı hamle olabilir”

Öte yandan mevcut hükümet sistemine karşı olan ve “güçlendirilmiş parlamenter sistem” modelini savunan muhalefet partileri arasındaki görüşmeler de son dönemde hızlandı. Muhalefet partileri arasında, ilk aşamada ikili heyetler halinde başlatılması planlanan süreç hakkında da konuşan Emir, şu bilgileri verdi: “Muhalefet ile şu an ön çalışmalar yürütülüyor, somut olarak bir takvim yok ama ön çalışmalar yönetiliyor. Hükümetin bu çıkışı muhalefetin görüşmelerinin önünü kesmek de olabilir, bu çalışmalarımıza bir karşı hamle olarak da tasarlanmış olabilir. Türkiye’de yaygın bir yeni anayasa talebi var.”

Saruhan Oluç: “Esas olan ‘şampiyonlar ligi’ değil, demokratik haklar ile uyumlu bir anayasadır”

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç ise uzun zamandır parti olarak Türkiye’nin yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyacı olduğunu savunduklarını hatırlatarak hükümetin yeni anayasa çağrılarını ve AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun açıklamalarını şöyle değerlendirdi: “Biz uzun yıllardır Türkiye’nin sivil, demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü bir anayasaya ihtiyacı olduğunu söylüyoruz. Ancak Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bu konuda çizdiği yol haritası kendi yol haritası. Bir ortak tartışma zemini oluşturmuyorlar. Bir anayasa bilim kurulundan bahsediyorlar ama belli ki kendilerine yakın kişilerden oluşan bir bilim kurulu olacak. Hukuk alanında uzman olan, var olan anayasaya ve cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi adıyla sürdürülen sistemsizliğe muhalif olanları kapsayacak bir kurul olmayacaktır. Bu çağrının yeterince samimi olduğunu düşünmüyoruz. İkincisi Türkiye’nin yeni bir toplumsal sözleşme ihtiyacı var ama bu şekilde yürürse bu yeni bir toplumsal sözleşmenin oluşturulma yolu değildir. ‘Şampiyonlar ligi’ söylemleri var ki bunlar hamasettir. Önemli olan ‘şampiyonlar ligi’ değildir. Esas olan evrensel, demokratik hak ve özgürlükler ve uluslararası sözleşmelerle uyumlu yolla anayasanın oluşturulmasıdır. Buna dair bu açıklamada gördüğünüz net bir tutum yoktur, bol hamaset vardır.”

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç

“Niyet, mevcut sistemi tahkim etmek”

Yeni anayasa çalışmalarının amacının özgürlükçü ve demokratik bir toplumsal sözleşme oluşturmak değil, mevcut yönetimin iktidarını daha da güçlendirmek olduğunu belirten Oluç, “Adalet ve Kalkınma Partisi kendi kurduğu sistemi iyice perçinlemek ve daha da tahkim edici değişiklikler yaparak mutlak iktidar anlayışını somutlandırmak istemektedir. Bir metin hazırlayıp getirip ‘Bunu kabul edin ya da etmeyin’ demek sivil ve özgürlükçü bir anayasa oluşturma yolu değildir. Bu açıklamadaki niyetin, var olan sistemi tahkim etme niyeti olduğunu okuyoruz. Bu tutumla bırakalım 600 milletvekilin imzalanmasını, referanduma götürecek 360 sayısına bile ulaşamazlar” diye konuştu.

“Muhalefete her türlü hakareti edip sonra ‘Birlikte anayasa yapalım’ demenin inandırıcı yanı yoktur”

Oluç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu anayasa tartışmaları başladığından beri yol temizliği yapılması gerektiğini ifade ediyoruz. Demokratik hak ve özgürlüklerin uygulanmamasına yol açan maddelerin temizlenmesi önemlidir. İkincisi dilin ve üslubun değişmesine ihtiyaç vardır. Muhalefete her türlü hakareti edip sonra ‘Gelin birlikte anayasa yapalım’ demenin inandırıcı hiçbir yanı yoktur. Bir taraftan muhalif olan herkese yönelik ağır bir baskı ortamı kurulmaktadır, gözaltılar tutuklamalar ve muhalefet edenlerin sesini kesmek için her türlü adım atılmaktadır. Diğer yandan ‘Gelin anayasa yapalım’ demek samimi ve inandırıcı değildir. Öncelikle politik iklim değiştirilmeli ve bu baskıcı ortam sonlandırılmalıdır. Daha sonra bunların konuşulacağı ortam oluşursa katılımcı bir süreç yürütülmelidir. ‘Biz anayasa taslağı hazırladık, alın bakın ne diyorsunuz?’ diyerek yeni bir toplumsal sözleşme yapılmaz.”

“Şu aşamada İYİ Parti ile görüşmekle ilgili adım atmayı planlamıyoruz”

HDP’nin “muhalefet turu” devam ederken şu ana kadar Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Saadet Partisi ve CHP ile görüşen HDP heyetinin muhalefet partilerine yaptıkları ziyaretlerin devam edeceğini belirten Oluç, daha önce randevu almayı planladıkları İYİ Parti ile görüşme konusunda ise mevcut durumda adım atmayı planlamadıklarını aktardı: “Henüz muhalefet ile görüşme trafiğini bitirmedik. O görüşmeler bittikten sonra eş genel başkanlarımız bir basın toplantısı yaparak sonuçları kamuoyu ile paylaşacaklar. Ardından da önerilerimizi diğer partilere iletip sivil toplum kuruluşları ile olan görüşmelerimizi tamamlayacağız. Şu aşamada İYİ Parti ile görüşmekle ilgili adım atmayı planlamıyoruz.”

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Kâmil Erozan

Ahmet Kamil Erozan: “Mevcudu güçlendirecek çabalara kimse destek vermez. Yolları açık olsun”

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Kâmil Erozan ise iktidarın derdinin kendi durumunu sağlamlaştırmak olduğunu belirterek konu hakkında şöyle konuştu: “Bunu yapabilmek için Meclis’te 360’ı tutturma çabası içindeler. Millet İttfakı’na çomak sokarak Millet İttifak’ını çatlatmayı ya da ittifak içindeki partileri çatlatmayı deniyorlar. Sıradaki seçimlerin kendileri için olumsuz sonuçlanacağının farkındalar ve referandum, cidden seçimi kaybedip kaybetmeyeceklerin testi olur diye düşünüyorlar. Bu sayıya da zaten ulaşamazlar. Bütün muhalefet güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçme arayışındayken onların mevcut sistemi güçlendirme arayışına katkı sunan olmaz. Yolları açık olsun. Açıklamada garip garip laflar var. Onların derdi anayasa değil, seçim kaybedip kaybetmemelerinin testi. Bu çalışma da en az bir buçuk sene sürer zaten. Anayasa vasıtasıyla muhalefet ile diyalog kurmaya çalışarak Türkiye’de başka bir gündem oluşturmaya çalışıyorlar. Biz bunlara alıştık. Yemezler.”

“Getirilecek maddelerden biri tek turlu cumhurbaşkanlığı seçimi olabilir”

İktidarın hedefinin cumhurbaşkanlığını kazanma ihtimalini artıracak bir düzenleme getirmek olduğunu belirten Erozan, “Benim tahminin getirilecek maddelerden birine göre seçim tek turla yapılır ve en yüksek oyu alan kazanır. Asıl madde bu, gerisi garnitür. ‘Muhalefet zaten bir araya gelemez, ben muhalefeti ne kadar bölüp farklı adaylar ile gitmelerini sağlarsam yüzde 30 ile seçimi cumhurbaşkanı olurum’ hesabı yapıyor muhterem. Şaka gibi bir şey, bizi de enayi sanıyorlar” dedi.

“Bu anayasa yoklaması çaresizlik belirtisi”

Erozan sözlerini şöyle sonlandırdı: “İYİ Parti olarak bizim yaptığımız çalışmada yeni anayasa yazımı yok. Güçlendirilmiş parlamenter sistem mimarisi üzerinde çalışıyoruz. Diğer partilerin de böyle çalışmaları var. Onlar kendi iktidarlarını kurtarmak için çabalıyorlar. Türkiye’nin sorunları çok daha farklı. Bu anayasa yoklaması çaresizlik belirtisi. İçinde bulunduğumuz koşullarda AKP’nin çaresizliğinin maliyetini halk ödüyor.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus