Türkiye’de kadın futbolu: Çölde bir vaha

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ülkemizdeki kadınlar, hayatın her alanında zorluklar yaşamaya devam ediyor. Doğdukları günden bu yana her türlü cinsiyet ayrımcılığına karşı mücadele etmek zorunda bırakılan kadınlar, haklarını aramaktan asla vazgeçmiyor. Yaşanan bu cinsiyet ayrımcılığı ise ülke futbolunda yoğun bir şekilde hissediliyor. Başarıları ile göğsümüzü kabartan milli futbolcularımız İlayda Civelek ve Berna Yeniçeri, ülkemizdeki kadın futbolunun durumunu Medyascope’tan Kubilayhan Kavrazlı’ya değerlendirdi.

Türkiye’yi dünyanın her yerinde başarı ile temsil eden Kadın Milli Futbol Takımı’mızın futbolcuları İlayda Civelek ve Berna Yeniçeri, futbola başlama süreçlerini, yaşadıkları zorlukları, gelecek planlarını ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel mesajlarını bizler ile paylaştı.

İlayda Civelek

6 Temmuz 1998 tarihinde Amasya’da dünyaya gelen İlayda Civelek, hem Gaziantep ALG Spor hem de Milli Takım formasını başarı ile terletiyor. Genç orta saha, futbola olan tutkusunun yanı sıra ülkemizdeki kadınların yaşadığı zorluklar hakkındaki duygu ve düşüncelerini Medyascope’a anlattı.

Futbola başlamaya nasıl karar verdiniz?

‘’Koyu bir Beşiktaş taraftarıyım. İlhan Mansız, Tümer Metin ve Pascal Nouma hayranlığı ile Beşiktaş’ın maçlarını izleyerek futbola temas ettim. Mahallede, parkta, okulda, hemen hemen her yerde erkekler ile futbol oynardım. İlk lisanslı kariyerim Amasya’da başladı. Amasya Eğitim Spor Kulübü’nün kurulmadan önce şampiyonluklar yaşayan bir ortaokul takımı vardı. Bu okulda görev alan beden eğitimi öğretmenimin üç yıl süren ısrarları sonrasında ailem, futbol oynamama onay vermişti. Çünkü derslerimi aksatacağımı düşündüklerinden dolayı ailemi ikna etmek çok zordu. Lise seçimi yapacağım dönemde ise Amasya Eğitim Spor Kulübü’nün kurulmasıyla birlikte futbola başladım.’’

Futbola başlama sürecinizde herhangi bir zorluk ile karşılaştınız mı?

‘’Ailem, derslerim konusunda ve iyi bir gelecek kuramayacağımı düşündükleri için korku duyuyordu. Ayrıca çevremdeki insanlar da bu sporu yapabileceğime inanmıyorlardı ve bizlerin yani kadınların futbol oynamasını ayıplıyorlardı. Bir süre sonra ise Milli Takım’da oynamaya ve başarılar kazanmaya başladım. Yaşadıklarımın ardından ailem ve çevrem, ön yargılarından arınmak ile kalmadı bizim sıkı takipçilerimiz ve taraftarlarımız oldu.’’

Gelecek planlarınız nelerdir?

Profesyonel imza atmak ve oynayacağım takımda şampiyonluk sevincini yaşamak istiyorum.

Ülkemizdeki kadın futbolunda ne gibi zorluklar ile karşılaşıyorsunuz? Erkek futbolu ile fırsat eşitliği konusunda ne gibi eksiklikleriniz var?

Biz, her alanda olduğu gibi bu alanda da ayrımcılık yaşıyoruz. Tesis kullanımı, maddi kazanç, sosyal medya, reklam ve sponsor alamayışımız gibi konular, yaşadığımız ayrımcılığın bir kısmı.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel bir mesajınız var mı?

Ülkemizde her gün kadınlar şiddete uğruyor. Bıçak ile, kurşun ile, tecavüz edilerek, balkondan atılarak, sokak ortasında ölesiye darp edilerek kaç tane daha kadının ölümüne şahit olacağız? Kimse, bu haksızlığa ve zulme karşı susmasın. Kadınlar, insanlığın devamı için olmazsa olmazdır. En büyük dertlilerin dertlisi, en büyük mutlulukların ardındaki kahramandır. Kıymet bilip, değer verin. Dünya Kadınlar Günü’müz kutlu olsun.

Berna Yeniçeri

Berna Yeniçeri, 26 Ocak 1996 tarihinde Zonguldak’ın Ereğli İlçesi’nde doğdu. Futbol hayatına Konak Belediyespor’da devam eden Berna Yeniçeri, milli formayı da büyük bir gurur ile taşımaya devam ediyor. Genç savunma oyuncusu, futbola nasıl başladığını ve kadın futbolu ile ilgili düşüncelerini Medyascope’a anlattı.

Futbola nasıl adım atışınız nasıl oldu?

Futbola ilk olarak 2006 yılında Karadeniz Ereğli Belediyespor’da adım attım. Bu spora her kadın futbolcu gibi mahallede erkekler ile oynayarak başlamıştım. Ailemin desteği sayesinde ise futbol kariyerim başlamış oldu.

Futbola başlangıç dönemlerinizde ne gibi problemler yaşadınız?

Ülkemizde yeni yeni popüler bir branş haline gelen kadın futbolu, önceden bu kadar yaygın ve popüler bir branş değildi. İnsanların kadın futboluna bakış açıları farklıydı. “Kadınlar futbol mu oynar?” gibi sorular yöneltiliyordu ve bu durum, bizlerin gelişimini etkiliyordu. Fakat ülkemizde şu anda bu tarz sorular yöneltilmiyor çünkü toplumumuzda kadın futbolu benimsendi ve izleyici kitlesi çoğaldı.

Gelecek hedefleriniz nelerdir?

Beden eğitimi öğretmeniyim. Geleceğin kadın futbolcularını, kadın sporcularını yetiştirmek istiyorum. Topluma faydalı sporcular yetiştirmek hedeflerimden bir tanesi.

Ülkemizdeki kadın futbolunun geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Kadın futbolu olarak gelişmekte olan bir ülkeyiz. Verilen değerler, destekler artıyor. Kadın futboluna olan bakış açısı değişiyor. Erkek futbolu ile karşılaştırıldığında ise ne yazık ki aynı imkanlara ve aynı değere sahip değiliz.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel bir mesajınız var mı?

Emek veren, acı çeken, özlem duyan, hakkını savunan tüm kadınlar… Sadece 8 Mart’ta değil her gün özel olmak istiyoruz. Çünkü bizler bunu hak ediyoruz. Dünya Kadınlar Günü’müz Kutlu olsun!

Dostlukspor

Türkiye’deki kadın futbolunun hikayesi

1954 yılında Mithatpaşa Stadı’nda İzmir Kadınlar Futbol Takımı ile İstanbul Kadınlar Futbol Takımı arasında oynanan karşılaşma ile başlayan ülkemizdeki kadın futbolu, uzun seneler istediği seviyeye ulaşamadı. Toplumun, arkadaşlarının ve ailesinin futbola karşı olan önyargılarını kırmakta zorlanan Türk kadınları, devletin de kadın futboluna gereken önemi vermemesi ile birlikte 1994 senesine kadar sektörün içine dahil olamadı. Yaşanan bu olumsuz gelişmelere rağmen kadın futbolunda, 1954-1994 seneleri arasında kilometre taşı diyebileceğimiz gelişmeler de yaşandı.

Dostlukspor, öncülük etti

Ülkemizde, futboldaki erkek egemenliğine ilk başkaldırı Kınalıada Kız Futbol Takımı’nın 1969 yılında kurulması ile gerçekleşti. Kınalıada Kız Futbol Takımı, erkeklerin hegemonyası altındaki futbol düzenine karşı destansı bir mücadele gösterdi. Ülkede başka kadın futbol takımı olmaması yüzünden erkekler ile maç yapmak zorunda kalan bu takım, 1973 yılında adını Dostlukspor olarak değiştirdi. Türkiye’deki şehirlere tek tek giden Dostlukspor, oynadığı maçlar ile ülkedeki kadın futbolunun yayılmasını sağladı ve pek çok kadın futbol takımının kurulmasına öncülük etti. Bunlara ek olarak 1979 yılında ilk uluslararası kadın futbol maçını Almanya temsilcisi Bad Neuenahr ile oynayan Dostlukspor, 1984’te ise İstanbul takımlarının katıldığı ilk kadınlararası futbol turnuvasını da kazanma başarısı gösterdi.

Üç kayıp sezon

Kadın futboluna olan ilgi, seneler geçtikçe arttı. Yaşanan bu ilgiye kayıtsız kalmayan Türkiye Futbol Federasyonu, takvimler 2 Nisan 1994’ü gösterdiğinde o dönemin ismi ile Bayanlar Ligi’ni kurdu. Dinarsu, ligin kurulması ile birlikte dört sene üst üste şampiyon oldu fakat yaşadığı maddi zorluklar karşısında 1998 senesinde ligden ayrılmak zorunda kaldı. Bayanlar Ligi’nin en başarılı takımının ligden ayrılıyor olması geride kalan kulüplerin de ne kadar çok zorluk yaşadığının göstergesiydi. Bir müddet daha hayatta kalma mücadelesi veren Bayanlar Ligi, 2003 senesine gelindiğinde ise dayanamadı ve üç yıl boyunca kapalı kalmak zorunda kaldı.

2006-2007 sezonu, kadın futbolu için yeni bir milat oldu. “Bayanlar Ligi” olarak yeniden faaliyete geçen kadın futbolu, 4 Mayıs 2011 tarihinde isim değişikliğine giderek Kadınlar Ligi adını aldı. 2006-2007 sezonundan 2018-2019 sezonuna dek aralıksız bir şekilde düzenlenen Kadınlar Ligi, 2020 senesinde Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs salgını nedeni ile 2019-2020 sezonunu tamamlayamadı. Tamamlanamayan bu sezon, herhangi bir şampiyonun da belirlenemediği tek sezon olarak tarihe geçti. Geride kalan süreçte Konak Belediyespor’un beş, Dinarsu’nun dört, Ataşehir Belediyespor ve Gazi Üniversitesi’nin ise üç şampiyonluğu bulunuyor. Öte yandan erkek futbolunda da başarılı bir kulüp olan Beşiktaş, Kadınlar Ligi’nin son şampiyonu unvanını taşıyor.

‘’Kadın futbolunu amatör statüden çıkarmadılar’’

Türkiye’de kadın futbolu, tarihi boyunca pek çok zorluk ile mücadele etti. Yaşanan bu zorlukları en derinden hissedenler ise futbolcular oldu. Erkek meslektaşları ile aralarındaki gelir eşitsizliğinin yanı sıra antrenman yapacak tesis bulmakta bile zorluk yaşayan kadınlar, ligin ve oyuncuların amatör statüde olmaları konusunda ise çok şikayetçi. Ataşehir Teknik Direktörü Taner Öner de GOAL kurumuna verdiği röportajda bu konuya parmak basıyor: ‘’Türkiye Futbol Federasyonu konuya amatör bakıyor. Kadın futbolunu amatör statüden çıkarmadılar. Kadın futbolcular amatör sporcu olarak nitelendiriliyor, profesyonel sözleşmeleri yok. Kadın futbolundaki statü değişikliklerinde inanılmaz yanlışlar ve eksikler var.” Amatör statüde kabul edilen çoğu kadın futbolcunun sözleşmesi ve herhangi bir sağlık güvencesi de bulunmuyor.

‘‘Erkekler oynasınlar, kadınlar oynamasınlar’ bir çözüm değil.’’

Yayın gelirlerinin olmaması ve sponsorluklardan kazanılan paranın çok az olması, kadın futbolunun yaşadığı diğer problemlerin arasında geliyor. Öte yandan tesisleşme faaliyetlerinin az olmasının yanı sıra var olan tesislerde de öncelik erkek futbolculara tanınıyor. İstanbul Defnespor başkanı Erdem Göktürk Erdem Göktürk, yaşanan bu büyük problemi GOAL kurumuna açıkladı: ‘’Kadıköy’de saha yok. Buradaki çocuk, futbol oynayabilmek için ya Dudullu’ya ya da Pendik’e gitmek zorunda. İstanbul’da amatör kulüp sayısı 800’lere yaklaşıyor. Elindeki saha sayısıyla bu şehir bu kadar kulübü kaldırır mı? Saha tüm futbolun problemi. ‘Saha herkesin problemiyse erkekler oynasınlar, kadınlar oynamasınlar’ bir çözüm değil. Bir şekilde pozitif ayrımcılık yapıp kadınlara bir alan açmak gerekiyor ki var olsunlar.”

Ülkemizin her alanında olduğu gibi futbol konusunda da sorunlar ile uğraşmak zorunda bırakılan kadınlar, 2021 yılının Türkiyesi’nde hak ettiği değeri görmek istiyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü özelinde kadınların, hakları olduğu fırsat eşitliği konusunda ilerleme kaydedebilmesini ve geleceklerine umut ile bakabilmelerini temenni ediyoruz.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus