Erkek şiddetine uğrayan kadınlar anlatıyor (17): “Beni boğazımdan sıkıp pencereye savuran erkek, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yaptığı projeden ödül aldı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ayşe* 24 yaşında ve yüksek lisans öğrencisi. Yaklaşık iki sene önce bir sosyal medya platformunda tanıştığı erkek tarafından şiddete uğrayan kadının yaşadığı travma, hayatında iz bırakmış. Ayşe’nin yaşadığı bu şiddeti, babasının kendisine uyguladığı şiddetten dolayı şiddet görmeyi normalleştirdiğini söylüyor ve ekliyor: “Babamı hâlâ affedemedim.”

Ayşe ile bu röportajı yapmamızın amacı “çaresiz olarak görülen kadınlara şiddet uygulandığı” algısını yıkmak. Ayşe, toplumda “şiddete uğrayan kadın” denildiğinde kalıplara konulan kadın profilinin aksine, eğitimli, büyük bir şehirde yaşıyor ve bir erkeğe bağımlı değil. Alper* de toplumun algısındaki “şiddet uygulayan erkek” profiline uymuyor. Öyle ki Ayşe’ye şiddet uygulayan bu erkek, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, yaptığı bir projeden dolayı ödül aldı. Ayşe’nin hikâyesini okuduğunuz zaman kadınların sadece kadın oldukları için şiddet gördüğünü tekrar hatırlayacaksınız.

“Şiddeti normalleştirdiğimi son ilişkimde yaşadığım şiddet olayına kadar fark etmemiştim”

Ayşe ile konuşmaya çocukluk döneminden başlıyoruz. Üniversiteye başladığından beri ailesinden ayrı yaşayan Ayşe, babasından uzun yıllar hem fiziksel hem de psikolojik şiddet gördü. Bu süreç o kadar uzun sürdü ki Ayşe’nin çocukluk dönemine dair anlatacağı özel bir şiddet olayı yok:

“Babamdan uzun süre psikolojik şiddet de fiziksel şiddet de gördüm. Hayatımın bir kısmı böyle geçtiği için orada anlatabileceğim spesifik bir durum yok. Çocukluk dönemimden başlayan bir süreç bu. Bu babamın karakteri ile alakalı bir durum. Çok dominant biriydi, her şeyi kendisinin istediği gibi olmasını istiyordu.”

Yaşadığı çocukluk dönemini anlatan Ayşe ile “şiddeti normalleştirme” üzerine konuşuyoruz. Ayşe, yaşadığı son ilişkisinden sonra şiddeti normalleştirdiğini düşünüyor.

Şiddet gösteren erkek: “Türkiye’de kadın olmak zor”

Alper (30), Ayşe ile tanıştıktan kısa bir süre sonra ona, sevgili olmak istediğini söyledi. Ayşe ise bunu istemiyordu. Ayşe, Alper uyuşturucu kullandığı için ilişki yaşamak istemedi. Erkek, Ayşe ile tanıştığı dönemde kendisine çok ilgi gösteriyordu, hatta bu ilgi hayranlık derecesindeydi. Bu durumun sıkıntılı olduğunu fark eden Ayşe ise hayatına giren erkeklerin ilgisizliğinden yakınıyor ve “Bu beni tedirgin ediyordu ama benim ilgiye ihtiyacım vardı” diyor: 

“O sevgili olmak istiyordu, ben istemiyordum. İstemememin en büyük nedeni uyuşturucu kullanıyor olmasıydı. Bana ilk başta garip gelen şey onun fazla ilgili olmasıydı, o zamanlar hoşuma gidiyordu. Hayatıma giren hiçbir erkekten bu ilgiyi görmediğim için güzel de gelmişti ama bir yandan da korkuyordum. Hayran bir hali vardı, o beni tedirgin ediyordu. Fakat benim o ilgiye ihtiyacım vardı. Hatta geçtiğimiz hafta eski mesajlarımıza denk geldim, ben ona, ‘Bana aşırı ilgilisin biz sevgili olsak ve sonrasında ayrılsak bana bir şey yapmandan korkarım’ demişim. O da bana ‘Öyle bir şey yok. Ben senin korkularını anlıyorum, Türkiye’de kadın olmak zor’ demiş.”

“Sen gidip başka erkeklerle takılıp, seni evden kovdukları için bana mı gelmek istiyorsun?”

Ayşe’yi bu ilgi biraz olsun rahatsız etse de Alper ile görüşmeye devam etti. İleride okuyacağınız şiddet içerikli kavgaların ana sebebi olan erkeğin kıskançlık duygusu, daha ilişkiye başlamadan ortaya çıkmış. “Yaşacaklarımın göstergesi” olarak tanımladığı olayı anlatan Ayşe, erkeğin, ilişkiye başlamadan önce kıskançlık duygusunu bastırmaya çalıştığını düşünüyor: 

“Daha biz sevgili değilken, bir kız arkadaşımla dışarıda oturuyorduk. Saat geç olmuştu ve kendi evime gitmek istemediğim için Alper’e yazdım. Bana hakaretler ederek ‘Sen gidip başka erkeklerle takılıp evden kovdukları için bana mı gelmek istiyorsun?’ dedi. O sırada da bu durumu çok ciddiye almadım. Fakat sonra yaşadıklarıma bakınca o sorunun aslında ne kadar sıkıntılı bir hareket olduğunu düşündüm. O soru, yaşayacaklarımın göstergesiymiş. O süreçte beni elde etmek için o yönünü bastırmaya çalışıyordu sanırım ama bu olayda ortaya çıktı.”

Ayşe ile Alper, bir süre sonra ilişkiye başladı. Ayşe’nin sevgili olmasındaki en büyük etmen, Alper’in uyuşturucuyu bırakmış olmasıydı. Erkek, daha sevgili olmadan Ayşe’ye “Seninle birlikte hayatımı düzeltebilirim” diyordu.

İlişkinin başlarında Alper’in kıskançlığını göstermediğini söyleyen Ayşe, “Fakat şimdi anlıyorum ki bunun nedeni karantinada olmamızdı. Zaten her yer kapalıydı ve ben bir yere gidemiyordum, o da kıskançlık yapmıyordu. Yine küçük kıskançlık oluyordu, ben telefonu ters koyduğumda yüzü düşüyordu. Ben bunları klasik erkek tripleri olarak algıladım” diyor.

“Damacanayla vurdu ve sonra ‘Boştu, acıtmazdı’ dedi”

Ayşe ilk fiziksel şiddet gördüğü zamanı anlatıyor. Bir gün birlikte olduğu erkeğin evinde oturdukları sırada Ayşe’yi bir kız arkadaşı arıyor ve görüşmek istediğini söylüyor. Arkadaşı ile buluşmaya giderken Alper’in yüzünün düştüğünü fakat anlamlandıramadığını belirten kadın, o gecenin sonunda şiddete uğruyor:

“Onda kaldığım bir günde bir kız arkadaşım benim aradı. Şehir dışına çıkacaktı, görüşmek istediğini söyledi. Ben de gideceğimi söyledim. Telefonla konuşurken yanımdaydı. Ona planı söylediğim zaman surat astı ve bana ‘Senin bu plandan haberin yok muydu?’ diye sordu. Benim de o sırada haberim olmuştu. Fakat o kadar suratını astı ki anlam veremedim. Ben arkadaşımdan gece 11 gibi çıktım ve onu aradım. Telefonda sürekli bağırıyor, ben ne olduğunu anlamıyorum, ‘Eve gidince konuşuruz’ diye düşünüyorum. Eve gittiğimizde ben tavrının nedenini soruyorum, o bana hiçbir şey söylemiyor ve surat asıyor. Sonra birden kavga etmeye başladık, kavganın nedeni olarak da benim onu darladığımı söyledi. O gün boş damacayı alıp bacağıma vurdu. O kadar saçma bir andı ki ne olduğunu anlayamadım. Devamında da sürekli yerlere bir şeyler alıp attı, kitaplığı devirdi. O gün çok fazla alkol almıştı. Sonra ise bana ‘Ben normalde böyle şeyler yapmam. Sen beni darladın ve damacana boştu zaten acıtmaz’ dedi.”

Ayşe, Alper’in çıkardığı bu kavganın nedenini birkaç gün sonra anladı. Ayşe’nin anlattıklarına göre Alper, kafasında kurduğu bir senaryoya inanmıştı. Erkek, Ayşe’ye, Senin başka sevgilin var, Allah diğer sevgiline sabır versin. Kesin o arkadaşın plan kurup seni aradı ve seni diğer sevgilinle buluşturdu” diyordu.

Kadın olayın yaşandığı gece evden çıkamadı. Zaten evden çıkıp arkadaşıyla buluştuğu için şiddete uğrayan kadın, kavga anında çıkarsa başına geleceklerden korkuyordu. Kavganın ertesi günü ise olay üzerine konuşurken, şiddet uygulayan erkek, Ayşe’yi bunun karşılıklı bir itişme olduğu tek taraflı bir saldırının olmadığına ikna etmişti. 

“O bana damacanayla vurunca, ben de ona vurdum. Ertesi gün bu kavgamızın üzerine konuştuğumuz zaman bana ‘Sen de bana vurduk karşılıklı itiştik’ dedi. Beni ona inandırdı. O kadar iyi davrandı ki ben karşılıklı itiştiğimize, birbirimize karşılıklı zarar verdiğimize inandım. Bu kavgadan bir gün sonra kahvaltıya gittik. Sürekli bahsettiği bir arkadaşı vardı, ben de onun Twitter profiline bakmıştım. Bunu gördü ve birden bağırmaya başladı. Masalara vuruyor, bağırıyor, insanlar bize bakıyor… Sonra yine eve döndük. Ben kendi evime dönmek istediğim zaman sürekli sorun çıkarıyordu. Ya ‘Sen bana yalan söylüyorsun başka bir yere gittin’ ya da ‘Benden sıkıldın mı?’ diye kavga ediyorduk.”

“Her yerim kandı ve kafamda kocaman bir morluk vardı”

Ayşe bir yandan psikolojik şiddete uğrarken bir yandan da duygularına yetişemez hale gelmişti. Yaşadıklarını anlamlandıramayan kadın, ilk şiddet olayından iki gün sonra ikinci bir şiddet olayı ile karşılaştı. Hem de o gün şiddet gösteren erkek ona çiçekler almış ve özür dilemişti: 

“Bu ilk şiddet olayından iki gün sonra özür dilemek için çiçek aldı. Ben de onun fotoğraflarını çektim. Benim telefonumda fotoğraflara bakıyoruz. Sonra ben Instagram’a girdim. O sırada son aradığım kişiler arasında eski sevgilimin ismini gördüm. Daha yeni arattığım için en üstte çıktı. Ben de onu takip edip etmediğimi kontrol etmek için aramıştım. Çünkü Alper’in bundan dolayı sorun çıkaracağını biliyordum. Bunu görür görmez ben telefonun ekranını çevirdim ve aramayı sildim. Ordan kavga etmeye başladık. Ben de gerçeği söyledim. Sonra konuyu kapattık. Bu içeri gitti orada bir şişe viskiyi bitirdi. Geldi yanıma oturdu, bir şeyler anlatmaya başladı ama gerçekten tam hatırlamıyorum. Sanırım hayatımda yaşadığım en travmatik anlardan biri olduğu için bunu beynimden sildim. Ben masada oturuyorum, yanıma geldi, üç-dört saat boyunca bir yandan beni nasıl sevdiğini anlatıyor, bir yandan da tehdit ediyor. Çok korktum ama gidemedim. Gitmeye yeltendiğim anda bir şey yapacağını biliyorum. Evi çok küçük ve kaçacak yerim de yok. Ben o sırada kalktım ve gideceğimi söyledim, kafama bir şeyler atmaya başladı. Bana zorla içki içirmeye çalıştı ve sonra birden şiddet anı başladı. Masayı fırlattı ve üzerime gelmeye başladı. Küfürler edip bana yüzümü görmek istemediğini söylüyordu. Ben de bir yandan eşyalarımı toplamaya çalışıyorum. O sırada beni yatağa ittirdi ve bacağıma vurdu. Tam kapıdan çıkacakken beni kapıya sıkıştırıp tokat attı ve daha sonra sızdı. Ben eşyalarımı alıp çıktım. Arkadaşlarımı arıyorum, ulaşamıyoruM. Ben de işteki müdürümü aradım. Her yerim kan, kafamda bir morluk var ve korkudan titriyorum, öyle müdürümün evine gittim. Öyle birkaç gün arkadaşlarımda kaldım çünkü eve gitmeye korkuyordum, adresimi de biliyordu.” 

“Ben şiddeti normalleştirdiğimi bu olaydan sonra anladım”

Bu kavganın üzerine Ayşe, o gece olan biteni kendisine şiddet gösteren erkeğe bir mesaj ile anlattı ve görüşmek istemediğini söyledi. Erkek çok alkollü olduğu için gece hatırlamama ihtimali vardı, nitekim hatırlamadığını söyledi. Ayrılığın üzerinden dört gün geçtikten sonra Ayşe eşyalarından birinin onun evinde kaldığını söyledi ve dışarda buluştular. Bunun üzerine şiddet gösteren erkek Ayşe’ye o gece yaşananlarını bir kurgu olduğunu, öyle bir şiddet anının yaşanmadığını söyledi:

“Evinin önünde buluştuk ve ondan eşyamı aldım. Bana neden yukarı çıkmadığımı sordu. O andan anladım ki gerçekten hiçbir şey hatırlamıyor. Benim ona anlattıklarımı da uydurduğumu söyledi. Ben bunu bir şekilde affettim. Neden? Çünkü terapiye başlayacağını söyledi. Ağladı ve yalvardı.

O sırada ben başta konuştuğumuz şiddeti normalleştirdiğimi fark ettim. O ayrılık döneminde şiddet görerek büyüyen bir arkadaşım vardı yanımda. Onunla konuşuyorum, ikimiz için de bu normal bir şey. Hayatımız boyunca bunu tolere etmişiz ya, Alper’i de bir şekilde affetme aralığımın olduğu anladım. Ben şiddeti hayatımda normalleştirmişim. Söylemimde, kadın mücadelemde istediğim kadar bu böyle olmasın ama hayatımda böyle. Ben bunu yapabiliyorsam gidecek yeri olmayan kadınlar ne yapsın? Zaten başka bir şey görmemişler ki.”

Bu olayın üzerine vicdan azabı yüzünden barıştıklarını söyleyen Ayşe, Alper’in küçük kıskançlıklarının devam ettiğini söyledi. Sanki kanser olan sevgilisini yarı yolda bırakmış gibi hisseden kadın, duygularını şöyle anlattı:

“Yine küçük kıskançlıklar var. O kıskançlıklar her olduğu zaman ben ayrılmak istiyorum. O sırada bana, ‘Ben kendim için bir şeyler yapmaya çalışıyorum, iyileşmeye çalışıyorum, sen destek olmuyorsun’ diyerek vicdan azabı çektiriyordu bana. Ben kendimi sanki sevgilim kanser olmuş ve ben onu yarı yolda bırakmışım gibi hissediyordum.”

“Yanıma gelmezsen kendime bir şey yaparım”

En son şiddet gördüğü günü anlatan kadın, diğer kavgalarında olduğu gibi sürekli psikolojik şiddet görüyordu. Bir gün telefonu mutfakta bıraktığı için, bir gün arkadaşıyla buluştuğu için, bir gün telefonunu göstermek istemediği için şiddet gösteren erkek ise kadına vicdan yaptırmaya ve Yanıma gelmezsen kendime kötü bir şey yapacağımdemeye devam ediyordu:

“Evde telefonumu mutfakta bırakmışım. Bunun üzerine kavga etmeye başladık. Telefonu onun yanına koydum ve ‘Al bak’ dedim kavga ettik ve ben de evden çıktım gittim. Birkaç gün geçti yazdı bana ağladı, pişman olduğunu söyledi. Vicdan yaptırdı ve yanına gitmezsem çok kötü bir şey yapacağını söyledi. Sürekli kendimi suçlu hissettiriyordu. Benim bu yumuşak karnımdır. Birini üzmek hiç istemem ve bu da onu biliyordu.”

“Boğazımı sıktı ve beni cama doğru ittirdi, 45 saniye ile hayattayım”

Ayşe, Alper’in bu söylemleri üzerine yanına gitti. Eve gittiğinde Ayşe’nin mesajlarını karıştıran erkek, yine şiddet için bir bahane bulmuştu. O gün Ayşe için bir milat olmuştu. Boğazı sıkılıp, pencereye savrulan kadın o günden sonra kendisine şiddet gösteren erkeği bir daha görmedi. Ayşe, 45 saniye ile hayatta kaldığını düşünüyor: 

“Telefonuma bakmak istediğini söyledi ben de verdim. O sırada işten bir arkadaşımla konuşmamı gördü. Önceden de o çocuğa bilendiğini biliyorum ama çocuk benim yakın arkadaşım. Bana ‘Bu çocuk sana yürüyor, farkında değilsin. Farkında olsan da bir şey yapmıyorsun, ilgi senin hoşuna gidiyor. Sen ilgi manyağısın, erkeklerin sana ilgi göstermesi hoşuna gidiyor’ dedi. Sonra yanımdan kalkıp gitti ve mutfakta tabak kırmaya başladı. Ben de ne yaptığını bakmak için yanına gittiğim zaman üzerime yürümeye başladı. Üzerime yürürken ben buna tokat attım. Çünkü araya mesafe koymaya çalışıyorum, kaçacak bir alanım yok. İri bir tip, başka hiçbir şey yapamazdım. Üzerime yürümeye devam etti ve duvardaki tabloyu kafama geçirmeye çalıştı ben de içeri kaçtım. Arada bir şeyler oldu ama ciddi anlamda onları kafamdan sildim. Ama bu olayda en çok kötü hissettiren şey vurmaktan ziyade beni saçımdan tutup etkisiz hale getirmesiydi. Daha sonra kafamı yatağa bastırdı. Yatağı ile pencere de bitişikti. En son boğazımdan tuttu beni pencereye doğru ittirdi. O sırada benim aklımdan ölümden başka bir şey geçmedi. Beni o camdan atacağını düşündüm. Sonumun böyle olacağını düşündüm ve gözümün önüne ölümümden sonra arkadaşlarımın sosyal medya üzerinde yapacakları paylaşımlar geldi. Savurmaya çalıştım kendimi, camın kenarından uzaklaşmaya çalıştım. Bu sırada yine boğazımı sıkıyordu. Ne kadar sıktı hatırlamıyorum ama bıraktığı zaman kıpırdayamıyordum, nefessiz kalmıştım. Bir 45 saniye daha sıksaydı ben ölmüştüm. Ben o 45 saniye ile hayattayım”

“Sizin o erkek zihniyetiniz yüzünden ben orda şiddet gördüm”

Olayın ardından evin kapısına kavgayı duyan bir arkadaş grubu geldi. Kapıya gelenlere iyi olduğunu söyleyen kadının tek amacı o evden kurtulmaktı, onun için olayı büyütmemeye çalışıyordu. Fakat kapıya bir kadın şiddet gördüğü için gelen erkeklerden biri Alper’e, “Erkeksen gel aşağı” dedi:

“Daha sonra kendime geldim. Evden tam çıkarken kapıya bir arkadaş grubu geldi, sesleri duymuşlar, duruma bakmaya gelmişler. Ben bunlara iyi olduğumu ve çıkıcağımı söyledim. O sırada kadın bana sessiz bir şekilde bir şey olursa aşağıdayız gel dedi. Kapıya gelen erkeklerden biri erkek arkadaşımla kavgaya girdi. Orada sen bir kadın şiddet görüyor diye gelmişsin ama gidip Alper’e ‘Sen erkek misin? Gel aşağıya görüşelim’ diyorsun. Sizin o erkek zihniyetiniz yüzünden ben orda şiddet görmüşüm hâlâ gelip erkekliğini göstermeye çalışıyorsun. Ben tam evin kapısından çıkarken polisle karşılaştım bana ‘Bayan bir şey var mı?’ dedi. Ben de olmadığını zaten evden çıktığımı söyledim. Gidip Alper ile konuşmak istediler ama ben istemedim. Zaten uyuşturucan bir dosyası vardı ikinci bir dosya onun cezaevine girmesine neden olabilirdi. Polise gitmem onu bana karşı daha çok bilendirecekti, çünkü devlet hiçbir şey yapmayacaktı.”

Bu son olayın ardından bir daha Alper’in yüzünü görmediğini söyleyen kadına, erkekten barışma mesajları gelmeye devam etti. Ayşe ise bu süreci alttan alarak yönetmeye çalıştı. Çünkü hâlâ kendisine zarar geleceğinden korkuyordu. Yaşanan bu şiddet olayından kısa bir süre sonra da evine değiştiren kadının hayatında bu olayın etkileri sürüyor. Erkeklerden korktuğunu ve güvenmediğini söyleyen Ayşe, yaşadığı bu olayı Alper’in çevresinden birine anlattı ve aldığı cevap şu oldu: “O kadınlara aşırı saygılıdır”

“Bir akademisyen arkadaşı vardı ona durumu anlattım çünkü devamında ne olacağını bilmiyordum, peşime düşmesinden korktum. Belki o arkadaşına engel olur dedim ama bana ‘O kadınlara aşırı saygılıdır, kesin karşılıklı bir şey olmuştur’ dedi. Eğitimli, başarılı bir erkek bu durumu anlattığım zaman bu tepkiyi verdi. Eminim bu kişi Twitter’da ‘Kadın beyanı esastır’ paylaşımları yapar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadın haklarından bahseder.”

“Biz ayrıldıktan bir ay sonra 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için yaptığı projede ödül aldı”

Ayşe, erkeği ifşa etmek istedi fakat devamında başına geleceklerinden korkuyor. Çünkü devlet tarafından korunmayacağını düşünüyor ve o erkeğin bu konuda kendisine daha fazla zarar vereceğini düşüyor. Ayşe’nin yaşanan bu olayda canını en çok sıkan birkaç olaydan biri de kendisine şiddet gösteren erkeğin, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde ödül alması oldu:

“Biz ayrıldıktan bir ay sonra 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için yaptığı bir projede ödül aldı. O zaman çok ifşa etmek istedim. Fakat tekrar bana sarmasından korktum ve yine de ona bir şey olmayacağını bildiğim için bir şey yapmadım”

“Babamı affetmedim”

Ayşe yaşadığı bu olayları anlatırken bir tek babasının kısmında duygulanıyor. Söyleşimizin sonunda ilk başta olduğu gibi aile yaşantısıyla bitiriyoruz. Bu olaydan sonra kendi kafasında babasıyla muhakemeye giren kadın, bir tek soruyu merak ediyor: “Babam, onun davranışlarından dolayı daha çok zarar gördüğümü bilse ne yapardı?”

“Kendisini affetmiş değilim, ona çok kızgınım. Kendisi bana her şeyi yapar ama dıştan gelecek şeylere karşı da çok korumacıdır. Bu olaydan sonra ona şu noktada daha çok kızdım ve kafamda şu sorular oluştu: Böyle olduğunu bilse ne düşünürdü, o öyle davrandığı için benim daha çok zarar görmem ona ne hissettirirdi?”

*Güvenlik nedeniyle isimler değiştirilmiştir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus