Brüksel – Ankara hattında gerilim: Avrupa Birliği’nin, Türkiye’ye turizm yaptırımları uygulayacağı iddiası

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Avrupa Birliği’nin (AB), Doğu Akdeniz’de sondaj çalışmalarına yeniden başlaması halinde, Türkiye’ye yaptırım uygulayacağı ve uygulanması öngörülen yaptırımların da hazır olduğu iddia edildi. AB’nin Türkiye’ye uygulayacağı yaptırım seçeneklerinin başında ise turizm sektörünü ilgilendiren düzenlemeler geliyor.

AB, Türkiye hükümetinin Doğu Akdeniz’de sondaj çalışmalarına yeniden başlaması durumunda, Türkiye’ye yönelik yaptırımları yürürlüğe koyacağı iddia edildi. euobserver’da yer alan Andrew Rettman imzalı yazıda, AB dış servisi tarafından 20 Mart Cumartesi günü dolaşıma sokulan 15 sayfalık bir strateji belgesine ulaşıldığı belirtildi. Söz konusu belgeye göre AB, Türkiye’ye, Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerine devam etmesi durumunda yaptırım uygulayacak ve bu yaptırımların başında da turizm sektörünü ilgilendiren düzenlemeler olacak. 

Turizm sektörüne yönelik yaptırım kararlarının alınacağının belirtildiği belgede, turizm sektörüne yönelik tedarikin yasaklanması, üye ülkelerden Türkiye’ye ilişkin olumsuz seyahat tavsiyesi seçeneklerinin yer aldığı belirtildi. Belgede aynı zamanda Türkiye’nin enerji sektörüne yönelik belirli ürün ve teknolojilere ticaret yasağı seçeneklerinin de masada olduğu belirtildi. 

Yaptırımların ilk aşamasında, sondaj çalışmaları ile ilgili Türk patron ve yetkililere dönük listenin genişletileceği belirtilirken bir sonraki adımda ise AB-Türkiye ekonomik işbirliğine yönelik yaptırımların yürürlüğe gireceği söylendi. Böylece yaptırım kararı alınan kişi ve kurumların, Avrupa Yatırım Bankası gibi kurumlardan kredi alma seçenekleri kısıtlanacak. 

Raporu hazırlayan Avrupa Komisyonu’nun, Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın nasıl davrandığına ya da davranacağına bakılmaksızın, son yıllarda ödenen altı milyar euroya ek olarak, “Türkiye’deki mülteciler ve ev sahibi topluluklara finansman seçeneklerinin hızlandırılacağı” iddiası da yazıda yer aldı. Böylece göçmen ve sığınmacıların AB sınırlarına girmemesi için Türkiye’ye daha fazla ödeme teklif edileceği belirtildi. 

AB’ye yakın isimsiz bir kaynak, AB yetkililerinin Türkiye’deki turizm sektörüne yönelik uygulayacakları yaptırımın “cesurca” olduğunu söyledi. 

 “AB ile anlaşmazlığın temel unsuru Kıbrıs sorunu”

Raporda aynı zamanda Türkiye ve AB ilişkileri de değerlendirildi. Erdoğan’ın göçmenleri ve mültecileri Avrupa’ya girmeye aktif bir şekilde teşvik etmesi ve Yunanistan’ın kara ve deniz sınırlarında gerilim yaratmasıyla Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin seviyesinin “dibi gördüğü” belirtildi. Ağustos ve ekim aylarında ise bir Türk askeri gemi grubunun ve bir sondaj gemisinin Yunanistan’ın Kastellorizo Adası’na yelken açması ile iki NATO müttefiki arasındaki gerilimin de zirveye çıktıyı hatırlatıldı. 

Raporda, Erdoğan’ın Kıbrıs Rum Kesimi karasularını ihlal etmeyi bırakıp çeşitli konularda daha sakin ve yapıcı bir tavır sergilediğinde durumun değişmeye başladığı ifade edildi. Ancak bu değişimin ve yumuşamanın kırılgan olduğu ve AB’nin bu değişimin inandırıcı olup olmadığına karar vermek için daha fazla zamana ihtiyacı olduğu dile getirildi. Bunun yanı sıra raporda, Türkiye’nin Kıbrıs ile olan durumunun, Türkiye’nin AB ile olan anlaşmazlığının temel unsuru olarak belirtildi. Raporda işlerin iyi gitmesi durumunda AB’nin mevcut Gümrük Birliği kapsamının modernizasyonu ve genişletilmesine yönelik müzakerelerin yeniden başlayacağı da ifade edildi. 

“Türkiye’deki iç durumun kötüye gitmesi AB ile ilişkileri olumsuz etkiledi”

Raporda, “Başta temel haklar ve ekonomik durum olmak üzere Türkiye’deki iç siyasetin daha da kötüye gitmesinin AB ile ilişkiler üzerinde olumsuz etkisi oldu” denildi. Erdoğan’ın dış politikada gösterdiği tutuma da atıfta bulunulan raporda, Türk dış politikasının AB ile eşit derecede uyumlu olmadığı uyarısında bulunuldu. AB yetkilileri, Erdoğan’ın geçtiğimiz yıl Rusya, Venezuela, Suriye, Libya ve Dağlık Karabağ gibi sorunlu bölgelerde AB dış politika pozisyonunun yüzde 89’unu göz ardı ettiğini hesapladı.

Bazı diplomatlar: “Beklenilenden daha az jeopolitik”

Bazı diplomatlar hazırlanan bu raporun beklenilenden daha az “jeopolitik” olduğunu söyledi. Diplomatlar, Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı silah anlaşmaları, ABD Başkanı Joe Biden ile çatışmaları ve Ortadoğu’daki durum ile ilgili hiçbir madde olmadığını ifade etti.

Putin’in, Erdoğan ile Suriye, Libya ve Dağlık Karabağ başta olmak üzere birçok bölgesel anlaşma yapmasına ve S-400’ler meselesine de atıfta bulunan AB’li yetkili, (Rusya ile Türkiye arasında) Telefon görüşmeleri ve toplantıların sayısı çok fazla” dedi.

Rapor bugün AB Dışişleri Bakanları zirvesinde tartışılacak

Hazırlanan strateji belgesinin bugünkü (22 Mart) AB Dışişleri Bakanları toplantısında tartışılacağı ve perşembe günü yapılacak AB zirvesinde kullanılacağı dile getirildi. 

Bugünkü toplantıdan sonra akşam saatlerinde AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ile Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun görüşecekleri ve Türkiye-AB ilişkilerini de değerlendireceklerini ifade edildi.

Derleyen: Senem Görür 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus