İstanbul Tabip Odası “Türkiye’nin Vuhan’ında Pandeminin Bir Yılı” raporunu açıkladı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İstanbul Tabip Odası (İTO) Kovid-19 İzleme Grubu, “Türkiye’nin Vuhan’ında Pandeminin Bir Yılı” başlıklı raporunu açıkladı. Toplantıda söz alan Dr. Esin Tuncay, koronavirüsün “meslek hastalığı” sayılması gerektiğini söyledi.

İstanbul Tabip Odası Kovid İzleme Grubu üyesi Dr. Esin Tuncay, salgının sağlık çalışanları açısından nasıl geçtiğini değerlendirdi.

Tuncay, “Çok ciddi kayıplar verdik. Bu kayıpların önlemlerin yetersizliği nedeniyle olduğunu biliyoruz. Sağlık çalışanlarının ödenmeyen haklarının ödenmesi hem de özlük haklarının yeniden tanımlanması ve kaybettiğimiz arkadaşlarımızın meslek hastalığından öldüğünün kabul edilmesini istiyoruz. Mağdur durumdayız. Bu süreçte kapanma ile ilgili önlemlerin gözden geçirilmesi gerekiyor” dedi.

“Ölümlerin artacağı bir döneme ilerliyoruz

İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, salgında ilk vakanın ve ölümün İstanbul’da görüldüğünü hatırlattı. Saip, İstanbul’un salgının başından beri “Türkiye’nin Vuhan’ı” olduğunu söyledi ve İstanbul’da şu ana kadar aşılanmış kişi sayısının 849 bin olduğunu belirtti.

Saip sözlerine şöyle devam etti:

“Bugün pandemide, ülkemizin Wuhan’ı dediğimiz şehrin birinci yılını değerlendiriyoruz. Bir yıl geride kaldı, tüm acıları ve zorluklarıyla. Bu dönem şeffaflığın ve veri paylaşımının ne kadar önemli olduğunu anladığımız bir süreç oldu. İlk pandemi, ilk vaka, ilk ölüm İstanbul’da görüldü. Bu raporda İstanbul’un ne kadar kırılgan olduğunu gördük.

Bir semtin sosyoekonomik düzeyi ne kadar düşükse o kadar fazla vaka ve ölüm sayısı var. Yani pandemi herkesi eşit vurmuyor. İş ile sağlık arasında bir seçim yapmak zorunda değilseniz pandemiden daha az etkileniyorsunuz.  Bu raporumuzun önemli kısımlarından biri de, İstanbul’da sağlık çalışanlarının daha çok öldüğü. Vakalar arttıkça sağlık çalışanlarının da maalesef hastalanma ve ölüm oranı artıyor. İstanbul’da ikinci doz aşı 849 bin kişiye yapılmış durumda. Keşke daha hızlı yapılabilseydi. Keşke hastalanma ve öldürücü oranlar azalabilseydi. Şeffaflık dışı davranışları aşı konusunda da görüyoruz. İstanbul’da çok hızlı bir aşılanmaya ihtiyaç vardır. Maalesef çok yakında birinci dalganın üçüncü pikine doğru, ölümlerin artacağı bir döneme ilerliyoruz.”

“En ağır bedeli sağlık çalışanları ödedi”

İTO Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Rukiye Eker Ömeroğlu ise “Türkiye’de Pandeminin Birinci Yılı” raporuna ilişkin şunları söyledi:

 “İstanbul’un mahallelerdeki ortalama gelir düzeyi ile Kovid yaygınlığı arasında negatif bir korelasyonun olduğu göze çarpmaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) mezarlık kayıtları üzerinden günlük olarak açıkladığı ölüm sayılarına göre, pandemi öncesi beş senede yıllık ortalama 74 bin ölüm meydana gelmişken 2020 yılında bu sayı 92 bin 583 ölüme çıkmıştır. İstanbul’daki toplam uygulanan aşı 22 Mart 2021 itibariyle toplamda 2.090.040 olup ikinci doz 849 bin 121’dir. İstanbul’da da Türkiye’dekine benzer şekilde henüz nüfusun çok az kısmının aşılandığı görülmektedir.

İstanbul hastaneleri Kovid pandemisi sürecine büyük ölçüde hazırlıksız yakalandı. Bu hazırlıksızlığın bedelini en ağır ödeyenler ise salgınla mücadelede gerekli kişisel koruyucu ekipman bile sağlanmadan en ön saflara sürülen ve bu nedenle hastalanan, hayatını kaybeden sağlık çalışanları oldu.

Kovid pandemisi sürecinde yaşananlar  yıllardır kamu kaynaklarıyla beslenip büyütülen özel hastanecilik sisteminin Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap vermekten ne kadar uzak olduğunu, sağlığın özelleştirme politikalarıyla piyasanın vahşi koşullarına terk edilmesinin toplum sağlığı için ne kadar zararlı olduğunu bir kez daha gösterdi.

“‘Zengin-fakir ayırmıyor’ dense de Kovid işçi sınıfı hastalığı”

Salgın boyunca herkese ‘Evde kal’ çağrısı yapılırken işçilere ‘Çarklar dönecek, üretim sürecek’ denildi. Bu nedenle başlangıçta her ne kadar ‘SARS CoV-2 zengin, fakir ayırmıyor, herkesi aynı şekilde etkiliyor’ denilse de kovid hızla bir işçi sınıfı hastalığına dönüştü.

Kovid pandemisi on yıldır uygulanan aile hekimliği sisteminin salgın hastalıklarla mücadele için uygun olmadığını, Kovid ve ileride karşılaşılabilecek yeni pandemilerle mücadele edebilmek için Türkiye’nin birinci basamak sağlık hizmetlerini vakit kaybetmeksizin gözden geçirmesi gerektiğini açık olarak gösterdi.

Bir yıl süresince tespit edilebilen Kovid’e bağlı 390 sağlıkçı ölümünün yüzde 31’i İstanbul’da meydana geldi. Kovid pandemisi bir yılını tamamlarken İstanbul’da 29’u uzman hekim, sekizi aile hekimi, altısı işyeri hekimi ve altısı emekli hekim olmak üzere toplam 49 hekim ve 25 diğer sağlık çalışanı, toplam 74 sağlıkçı Kovid nedeniyle hayatını kaybetti.

Sağlık çalışanları pandemi bahanesiyle izin, istifa, emeklilik haklarının kısıtlanması, engellenmesi nedeniyle de mağduriyet yaşadılar. Pandemi koşullarında bile hız kesmeyen sağlıkta şiddet ve yoğun ölümlere rağmen Kovid’in illiyet bağı aranmaksızın meslek hastalığı sayılması talebinin karşılanmaması ise motivasyonu düşüren diğer faktörler oldu.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus