Montrö Sözleşmesi tartışması – Doç. Dr. Ceren Zeynep Pirim: “Kanal İstanbul, Montrö Sözleşmesi’nin feshedilmesini tetikler”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop’un katıldığı bir programda Montrö hakkında söyledikleri ve 104 emekli amiralin kaleme aldığı açıklama Montrö Sözleşmesi’ni yeniden gündeme getirdi. Tartışmaların bir başka noktası ise Kanal İstanbul projesi. Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ceren Zeynep Pirim, Kanal İstanbul’un yapılmasının sözleşmeden çıkışı tetikleyeceğini söylerken “Feshedersek, savaş çıksa bile Boğazlar’ı kapatamaz hale geliriz” dedi.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi, 1936’da imzalanan ve Türkiye’ye Boğazlar üzerinde tam kontrol ve savaş gemilerinin geçişini düzenleme hakkını veren uluslararası bir sözleşme. Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelere ait savaş gemilerinin geçişini sınırlayan sözleşme, 1936 yılında yürürlüğe girdi.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, katıldığı bir programda Montrö Sözleşmesi ile ilgili gazeteci Muharrem Sarıkaya’nın “Belki bugünkü cumhurbaşkanı olmaz da bir başkası gelip Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden de, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nden de çekebilir mi?” sorusuna “Evet, yapabilir. Bunu sadece bizim cumhurbaşkanımız ya da bakanlar kurulumuz değil, Almanya da yapabilir, Amerika da yapabilir” yanıtını vermişti. Şentop, sonra bir açıklama daha yapmış ve “Lozan gibi Montrö gibi anlaşmalardan çıkmanın söz konusu olmayacağını da açık bir şekilde söyledim” demişti.

104 emekli amiral ise bir açıklama yaparak Montrö Sözleşmesi’nin tartışma konusu yapılmamasını, masaya gelmesine neden olabilecek her türlü söylem ve eylemden kaçınılması gerektiğini belirtmişti. 

Kanal İstanbul tartışması

Kanal İstanbul Projesi’nin Montrö Sözleşmesi’ni devre dışı bırakabileceği, hukuki boşlukların doğacağı, projenin açıklandığı andan itibaren tartışma konusu olmuştu. Konunun yeniden gündeme gelmesi üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum dün yaptığı açıklamada, “Kanal İstanbul’u yapacağız. Şimdi her zamankinden daha çok inanıyoruz” demişti. 

Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ceren Zeynep Pirim, Montrö Sözleşmesi’ne dair tartışmaları değerlendirdi. Kanal İstanbul’un yapılmasının Montrö Sözleşmesi’ni tek başına ihlal etmeyeceğini söyleyen Pirim, şöyle devam etti: “Ama benim kanaatimce Montrö Sözleşmesi’nin feshedilmesini tetikleyecek nitelikte bir gelişme olur çünkü Montrö Sözleşmesi, çok kolay feshedilebilen bir sözleşme. Her uluslararası anlaşma tek taraflı olarak feshedilemiyor aslında ama Montrö bunlardan değil. Çok kolay ve tek bir taraf ‘Feshedelim’ dediği andan itibaren 28. maddeye göre iki yıl sonra çıkabiliyor. Çok kırılgan ve pamuk ipliğine bağlı bir sözleşme.”

“Çok büyük risk”

Kanal ile birlikte Boğazlar’ın öneminin azalacağını söyleyen Pirim, “’Kanal İstanbul’dan bu gemiler, Boğaz’dan şu gemiler geçecek’ diyemezsiniz. Montrö’de geçiş serbestliği ilkesi var. Bunu yaparsanız ihlal edersiniz ve ülkeler ayağa kalkar. Montrö rejimi sadece İstanbul Boğazı’ndan geçişi kapsamıyor. Karadeniz’de yabancı gemilerin durmasını, İstanbul Boğazı’ndan geçişi, Marmara Denizi’ni, Çanakkale Boğazı’nı kapsıyor. Dolayısıyla şimdi bir gemi Kanal İstanbul’dan geçti, sonra ne olacak? Çanakkale’den geçişi hangi hukuki kurala bağlı olacak? Bunun cevabı bilinmiyor. Çok büyük bir risk” dedi.

“Feshedersek savaş çıksa bile Boğazlar’ı kapatamaz hale geliriz”

“Bugün deniz hukukunun Boğazlar için öngördüğü rejim, Montrö’nün çok gerisinde” diyen Pirim, sözleşmenin Türkiye için nimet olduğunu söyledi: “Feshedersek savaş çıksa bile Boğazlar’ı kapatamaz hale geliriz. Montrö bir nimet. Bir daha yapılabilecek bir sözleşme değil. O yüzden akıl alır gibi değil. En büyük dert Amerika Birleşik Devletleri (ABD), onların istemediği bir metin ama onun dışında Karadeniz’deki devletle savaş durumu olduğunda Boğazları kapatma özgürlüğüne sahip.”

Eski diplomat Faruk Loğoğlu da konuyla ilgili, “İstanbul için hayati olan Kanal İstanbul sorunu, cumhuriyetin diplomatik zaferlerinden biri olan Montrö Sözleşmesi’nin sorgulanmasına hatta sona erdirilmesi taleplerine yol açabileceğinden Türkiyemiz için gerçek anlamda bir beka sorunudur” demişti. 

Eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yargıçlarından Rıza Türmen ise Kanal İstanbul yapıldığı takdirde oradan geçen bir geminin, Çanakkale ve İstanbul’dan geçerken Montrö Sözleşmesi’nin dışında kalacağını belirtmişti. 

Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin bazı maddeleri şöyle:

Ticari Gemilerin Geçiş Rejimi

Barış zamanında, gündüz ve gece, bayrak ve yük ne olursa olsun, hiçbir işlem (formalite) – sağlık denetimi hariç – olmaksızın Boğazlar’dan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) tam özgürlüğünden yararlanacaklardır.

Savaş zamanında Türkiye, savaşan değil ise bayrak ve yük ne olursa olsun Boğazlar’dan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğünden yararlanacaklardır. Kılavuzluk ve yedekçilik (römorkörcülük) isteğe bağlı kalmaktadır.

Savaş zamanında Türkiye savaşta ise Türkiye ile savaşta olan bir ülkeye bağlı olmayan ticaret gemileri, düşmana hiçbir biçimde yardım etmemek koşuluyla Boğazlar’da geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğünden yararlanacaklardır. Bu gemiler Boğazlar’a gündüz girecekler ve geçiş her seferinde Türk makamlarınca gösterilecek yoldan yapılacaktır.

Türkiye’nin kendisini pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidi karşısında sayması durumunda, Boğazlar’dan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) tam özgürlüğünden yararlanacaklardır ancak gemilerin Boğazlar’a gündüz girmeleri ve geçişin her seferinde Türk makamlarınca gösterilen yoldan yapılması gerekecektir. Kılavuzluk, bir durumda zorunlu kılınabilecek ancak ücrete bağlı olmayacaktır.

Savaş Gemilerinin Tâbi Olacağı Yaptırımlar ve Geçiş Rejimi

1. Barış Zamanı

Karadeniz’e kıyıdaş devletler, bu deniz dışında yaptırdıkları ya da satın aldıkları denizaltılarını, tezgâha koyuştan ya da satın alıştan Türkiye’ye vaktinde haber verilmişse deniz üslerine katılmak üzere Boğazlar’dan geçirme hakkına sahip olacaklardır. Söz edilen devletlerin denizaltıları, bu konuda Türkiye’ye ayrıntılı bilgiler vaktinde verilmek koşuluyla bu deniz dışındaki tezgâhlarda onarılmak üzere de Boğazlar’dan geçebileceklerdir. Gerek birinci gerek ikinci durumda denizaltıların, gündüz ve su üstünden gitmeleri ve Boğazlar’dan tek başlarına geçmeleri gerekecektir.

Savaş gemilerinin Boğazlar’dan geçmesi için Türk Hükûmeti’ne diplomasi yoluyla bir ön bildirimde bulunulması gerekecektir. Bu ön bildirimin olağan süresi sekiz gün olacaktır ancak Karadeniz kıyıdaşı olmayan devletler için bu süre 15 gündür.

Boğazlar’dan geçişte bulunabilecek bütün yabancı deniz kuvvetlerinin en yüksek toplam tonajı 15 bin tonu aşmayacaktır.

Herhangi bir anda, Karadeniz’in en güçlü donanmasının (filosunun) tonajı sözleşmenin imzalanması tarihinde bu denizde en güçlü olan donanmanın (filonun) tonajını en az 10 bin ton aşarsa diğer kıyıdaş ülkeler Karadeniz donanmalarının tonajlarını en çok 45 bin tona varıncaya değin arttırabilirler. Bu amaçla kıyıdaş her Devlet, Türk Hükûmetine her yılın 1 Ocak ve 1 Temmuz tarihlerinde Karadeniz’deki donanmasının (filosunun) toplam tonajını bildirecektir. Türk Hükûmeti de bu bilgiyi, kıyıdaş olmayan diğer devletlerle Milletler Cemiyeti nezdinde paylaşacaktır.

Bununla birlikte, Karadeniz kıyıdaşı olmayan bir ya da birkaç Devlet, bu denize insancıl bir amaçla deniz kuvvetleri göndermek isterlerse bu kuvvetin toplamı hiçbir varsayımda 8 bin tonu aşamaz.

Karadeniz’de bulunmalarının amacı ne olursa olsun, kıyıdaş olmayan devletlerin savaş gemileri bu denizde 21 günden çok kalamayacaklardır.

2. Savaş Zamanı

Savaş zamanında, Türkiye savaşan değilse savaş gemileri yukarıda belirtilen koşullar içinde Boğazlar’da tam bir geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğünden yararlanacaklardır.

Saldırıya uğramış bir Devlete ve Türkiye’yi bağlayan bir karşılıklı yardım antlaşması gereğince yapılan yardım durumları dışında savaşan herhangi bir Devletin savaş gemilerinin Boğazlar’dan geçmesi yasak olacaktır.

Karadeniz’e kıyıdaş olan ya da olmayan devletlere ait olup da bağlama limanlarından ayrılmış bulunan savaş gemileri, kendi limanlarına gitmek maksadıyla boğaz geçişi yapabilirler.

Savaşan devletlerin savaş gemilerinin Boğazlar’da herhangi bir el koymaya girişmeleri, denetleme (ziyaret) hakkı uygulamaları ve başka herhangi bir düşmanca eylemde bulunmaları yasaktır.

Savaş zamanında, Türkiye savaşan ise savaş gemilerinin geçişi konusunda Türk Hükûmeti tümüyle dilediği gibi davranabilecektir.

Türkiye kendisini pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidi karsısında sayarsa, Türkiye savaş durumu geçiş rejimini uygulamaya başlayacak ancak Milletler Cemiyeti Konseyi, Türkiye’nin aldığı önlemleri üçte iki çoğunlukla haklı bulmazsa Türkiye bu önlemlerini geri almak zorunda kalacaktır.

Genel Hükümler

Boğazlar kayıtsız şartsız Türkiye Cumhuriyeti’ne bırakılacak, tahkimat yapmak hakkı tanınacaktır.

Türk Hükûmeti sözleşmenin, savaş gemilerinin Boğazlar’dan geçişine ilişkin her hükmünün yürütülmesine göz kulak olacaktır.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus