“Yaşam hakkımızdan vazgeçmiyoruz, ölümleri durdurun” demek için İstanbul’da toplanan sağlık çalışanlarına polis müdahale etti

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve sağlık meslek örgütleri, koronavirüs salgınının ulaştığı tehlikeli boyutu ve ölümlerin her geçen gün artmasını protesto etmek üzere, tüm ülkede il sağlık müdürlükleri ve Sağlık Bakanlığı binaları önüne çağrı yaptı. İstanbul Tabip Odası üyeleri ve sağlık meslek örgütleri basın açıklaması yapmak için toplandı ancak polisin sert müdahalesi ile karşı karşıya kaldı. Müdahalenin ardından polis, açıklamanın okunmasına müsaade etti ve sağlıkçılar “Yaşam hakkımızdan vazgeçmiyoruz, ölümleri durdurun” başlıklı ortak açıklamayı okudu.

İstanbul Tabip Odası, İstanbul Dişhekimleri Odası, İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası, SES İstanbul Şubeleri, Dev Sağlık-İş ve Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği’nin (TÜMRAD-DER) çağrısıyla bir araya gelen sağlık çalışanları saat 12.30’da Fatih’teki İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün önünde toplandı. 

Basın açıklaması yapmak isteyen sağlık çalışanları ve onları görüntülemek isteyen basın mensupları polis ekipleri tarafından binanın önünden uzaklaştırılarak, Çemberlitaş Meydanı’na yönlendirildi. 

Meydana doğru giden sağlık çalışanları basın açıklaması yapmak istedi ancak polis, Fatih Kaymakamlığı’nın koronavirüs önlemleri gerekçesiyle eylem izinlerini iptal ettiğini söyledi. Sağlık çalışanlarının karara tepki göstermesinin ardından polis, gruba sert bir şekilde müdahale etti.

Müdahalenin ardından polis, açıklamanın Çemberlitaş Meydanı’nda okunmasına müsaade etti.

Sağlık meslek örgütlerinin ortak açıklaması şöyle:

“13 Nisan Çarşamba günü Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan iki haftalık ‘kısmi kapanma’ 1 Mart’tan bu yana uygulanan ‘kontrolsüz normalleşememe’ halinin ne denli başarısız olduğunun ifadesidir. Yeni kısıtlamalar adı altında alınan önlemler de iktidarın pandemi sürecine dönük bilim dışı bir anlayışın ürünüdür. Alındığı söylenen önlemler, ölümleri durdurmayacak, sağlık çalışanlarının karşılaştığı zorlu koşulları değiştirmeyecektir. Pandemi yoksulları ve işçileri vurmaktadır. Her gün bir uçak dolusu yurttaşımızı toprağa veriyoruz. Her gün ortalama bir ilimizin nüfusu kadar yurttaşımızı hasta eden pandemiyle ve pandeminin kötü yönetimiyle karşı karşıyayız. İktidar bilimin, meslek örgütlerinin sesine kulağını tıkamakta, sermayenin çıkarlarına uygun kararları uygulamaktadır. Bu tedbirler paketi halkı oyalama paketidir.

“Salgını yönetmek yerine algıyı yönetmeye çalışıyorlar”

Böyle olacağını başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere bütün yönetenler biliyordu. Ancak tüm uyarılarımıza rağmen gereken önlemleri almak yerine tabloyu seyretmekle yetindiler. Baştan beri yaptıkları gibi hâlâ salgını yönetmek yerine algıyı yönetmeye çalışıyorlar; ‘aşı umudu tacirliği’ yaparak insanları oyalıyorlar. Mızrak çuvala sığmayınca da ‘Maske, Mesafe, Hijyen’ tekerlemesiyle suçu vatandaşlara atıyorlar. Halk sağlığını önceleyen bilimsel bilgiler ışığında salgının ilk gününden itibaren Sağlık Bakanlığı ile görüşmeler talep ettik, randevu taleplerimize yanıt gelmedi. 50 metreye varan yazılar yazdık, cevap alamadık, medya aracılığıyla uyardık yapılması gerekenleri söyledik ama duyulmadık. Bugün buradayız çünkü duymama görmeme şansınız yok, bugün buradayız çünkü ölümleri görmeye tahammülümüz kalmadı, meslektaşlarımızın tükendiğine tanıklık etmeye tahammülümüz kalmadı.

“Önlenebilir ölümleri önlemediniz

Bugün geldiğimiz noktada, eksik, yanlış, tutarsız politikalar, başarısız salgın yönetimi neticesinde kontrol altına alınamayan Kovid-19 pandemisi üçüncü ve en büyük pikini yapıyor. Günlük vaka sayıları 60 bine dayandı, can kayıpları gerçek rakamların ancak üçte birini yansıtan resmi rakamlarda bile 250’yi aştı. Hastanelerimiz Kovid-19 hastalarıyla doldu, yeni açılan servisler dahi ihtiyacı karşılamaya yetmiyor, yoğun bakımlarda yer bulunamıyor. Her gün çaresizlik içinde yeni ölümlere tanıklık etmekten tükeniyoruz. Bu tablodan sadece Kovid-19 hastaları değil, Kovid-19 dışı hastalarımız da mağdur oluyor, ertelenemez sağlık sorunları için gereken hizmete ulaşamıyorlar. Bu süreçte veteriner hekimler; halk sağlığı, hayvan sağlığı, çevre sağlığı ve gıda güvenliği alanında tüm sağlık çalışanları gibi özveriyle çalışmışlardır. Ancak Sağlık Bakanlığı veteriner hekimleri sağlık personeli olarak kabul etmemiş, riskli gruba dahil etmemiştir. Veteriner hekimler aşılamada öncelikle gruba alınmamıştır. Bu durum sağlık meslek grubunda bulunan veteriner hekimler için incitici olmuştur. Türk Tabipleri Birliği olarak bugün, bu saatte sağlık çalışanları olarak iktidarı uyarmak, topluma çağrıda bulunmak için ‘Yaşam hakkımızdan vazgeçmiyoruz! Ölümleri durdurun!’ diye haykırmak için Ankara’da Ulus Meydanı’ndayız ve Türkiye’nin bütün illerinde de Sağlık Müdürlükleri önündeyiz. TTB olarak iktidarı bir kere daha uyarıyoruz: Geç kaldınız, önlenebilir ölümleri önlemediniz.

“Acil adımlar atılmalı”

Her gün yüzlerce insanımızı kaybettiğimiz son durumda acil adımlar atılmalıdır:

• Mevcut sağlık politikalarının başarısız olduğu artık kabul edilmeli; sağlığa bütüncül bakan toplum ve sağlık örgütlerinin katılımıyla dayanışma içerisinde yeni bir sağlık sistemi kurulmalıdır.

• Pandemi ile mücadele, derhal geniş katılımlı yerel pandemi kurullarına

devredilmelidir. Bu kurullara yerel yönetimler, sağlık emek ve meslek örgütleri ve toplum dahil edilmelidir.

• Bilimsel kriterlere uygun filyasyon çalışmalarına hızla başlanıp salgının ilk kaynağına ulaşılmalı, bireyler hastalanmadan veya hastaneye gelmeden gerekli adımlar atılmalıdır.

• Çalışanlar sosyal ve ekonomik hiçbir kayba uğratılmadan; AVM, fabrika, lokanta, atölye, şantiye gibi kalabalık ve kapalı alanlar derhal kapatılmalıdır. En az 14 gün, tercihen 28 gün zorunlu üretim alanları dışında çalışanlar hiçbir şekilde mağdur edilmeden çarklar durdurulmalıdır. Zorunlu üretim alanlarında çalışanlar için işyerine ulaşmada ve iş yerlerinde fiziksel önlemler alınmalı, dönüşümlü çalışma modelleri ile çalışma ortamlarında bulunan sayısı azaltılmalıdır.

• Uluslararası dolaşım en aza indirgenmeli ve yalnızca çok gerekli şartlarda olmalı, yurtdışı seyahatlerinde 14 gün karantina uygulanmalıdır.

• Aşılamada hedef toplumsal bağışıklık olmalıdır. Etkili bir aşılama programı uygulanmalıdır. Aşı temini ile ilgili süreç şeffaf bir biçimde kamuoyu ile paylaşılmalı, toplumun önüne net bir aşı takvimi konulmalıdır. Mevcut durumda hızlı aşılama salgınla mücadelenin en önemli parçasıdır. Aşıda patenti ortadan kaldıracak uluslararası adımlar atılmalıdır.

• Sağlık çalışanlarının mevcut pandeminin yükü yetmezmiş gibi iktidarın vurdumduymazlığıyla daha da tükendiği görülmelidir. Kovid-19’un meslek hastalığı  kabul edilmesi gibi basit bir adımın bile atılmaması halen bir ayıp olarak ortada durmaktadır. Halen atanmayı bekleyen ve KHK ile gerekçe gösterilmeden ihraç edilmiş tüm sağlık çalışanları hızla salgınla mücadelede yerlerini almalıdır. Sağlık çalışanları artık dinlenebilmelidir.

“Türk Tabipler Birliği bilimsel sorumluluğu almaya hazır”

Bilim insanlarına çağrımızdır: Verilerin kamuoyu ile paylaşılmadığı, bağımsız bilimsel çalışmaların engellendiği şartlarda sınırlı sayıda da olsa eldeki mevcut verileri ile ülkenin, bölgelerin, risk gruplarının özgün durumlarının gösterilmesi gerekir. Bilim insanları yayın üretme konusunda Bakanlığın çizdiği çerçevenin dışına çıkmalıdır; TTB bilimsel sorumluluğu almaya hazırdır. Ekonomik çıkarlar için sağlığımızı hiçe atarak çalıştırıldığımız işyeri ortamlarına gitmemeyi talep etmek en doğal sağlık hakkı talebimizdir. Hareketliliği azaltıp bulaşı önlememiz için ekonomik destek, zamanında aşılanma, şeffaf bilgi edinme yurttaşlık haklarımızdır. Uyarılarımıza rağmen yanlış sağlık politikalarında ısrar edilmesi, sosyal cinayettir. Toplumun ve sağlık çalışanlarının canını ve sağlığını riske atan vurdumduymazlığına daha fazla tahammülümüz kalmamıştır. Siyasi ve ekonomik çıkarları değil insanı önceleyin. Artık tükendik, söylenecek sözümüzü tükettik. Çığlığımızla buradayız.”

Canan Kaftancıoğlu: İstanbul’da mutlaka tam kapanma olmalı

Eyleme Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu da katıldı. Kaftancıoğlu, iktidarın salgın sürecini yönetemediğini ve sağlık meslek örgütlerin iktidara sorumluluklarını hatırlatmak için eylem yaptığını söyledi. Kaftancıoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Ben iktidara hiçbir şey hatırlatmıyorum, neyi yapıp neyi yapmadıklarını görüyorum. Sadece halkımızla birlikte onların sağlığı için, biz hekim olarak hem yaşamak hem yaşatmak istiyoruz. Ve İstanbul’da en önemli şey şu süreçte mutlaka tam kapanma olmalı, şeffaf, bilimsel koşullara uygun olarak ve vatandaşın sorunlarını çözüme dönük olarak planlanmalıdır. Çok kötü bir süreçten geçiyoruz. Bugün zaten İstanbul İl Sağlık Komisyonu olarak tam kapanma zorunluluğu ve gerekçelerini bildiren bir rapor da yayınlayacağız.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus