3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü: “Türkiye, RSF Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasından 153. sırada, gazeteciler engellenme, yargılanma ve tutuklamalara karşı mücadele ediyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde Türkiye’de en az 43 gazeteci cezaevinde tutuluyor. 180 ülkenin yer aldığı Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye 153. sırada yer alıyor. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün gazetecilik faaliyetini doğrudan engellemeye yol açan genelgesiyle karşılanan bu günde, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Türkiye Basın Yayın ve Matbaa Çalışanları Sendikası (Basın-İş), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ), Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) ve KaosGL gazetecilerin yaşadığı sorunlara ilişkin açıklamalarda bulundu.

DİSK Basın-İş: “Gazetecileri fişlemeyin

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün (EGM) yayımladığı genelge ile toplumsal olaylarda cep telefonuyla ses ve görüntü almak yasaklanmıştı.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Türkiye Basın Yayın ve Matbaa Çalışanları Sendikası (Basın-İş), 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü‘ne dair açıklamasında EGM’nin genelgesini gündemine aldı. Açıklamada, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu durumun basın için olmadığını söylemesine rağmen genelge gerekçe gösterilerek 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde gazetecilerin dövülerek görüntü almalarının engellendiği hatırlatıldı. Açıklamada şu ifadeler öne çıktı:

“Genelge aslında bizler için malumun ilamından başka bir şey değil. Daha önce de türlü türlü yasaklar koydular, hapsettiler, kapattılar ama su her defasında çatlağını buldu. Yine bulacağından kimsenin şüphesi olmasın.

Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde iktidara sesleniyoruz, kişisel verilerin korunması konusunda madem hassassınız, gazetecilerin telefonunu dinlemekten vazgeçin, internet hatlarını izlemeye son verin, gazetecileri fişlemeyin. Bizim için 3 Mayıs da mücadele günü, mücadeleyi bu yolda yitirdiğimiz meslektaşlarımızın anısını yaşatarak sürdüreceğiz. Gerçeklerin önüne set çekmek için önümüze dikilenlerin bizi durduramayacağını bir kez daha göstereceğiz.”

TGS: “Basın belada

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) “Basın belada” sloganıyla düzenlediği kampanyada“Türkiye’de medya özgür değil. Gazeteciler sansürleniyor, kovuluyor, hapse atılıyor. Böylece toplum haber alma hakkını, ülkemiz demokrasisini kaybediyor çünkü basın beladaysa, demokrasi askıda. Basın beladaysa, herkesin başı belada” dedi.

TGS’nin açıklamasına göre, Türkiye’de son bir yılda gazetecilerin yaşadıklarına ilişkin veriler şöyle:

“-Gazeteciler toplam 226 yıl 8 ay 25 gün hapis cezasına mahkûm edildi.

128 davada 274 gazeteci yargılandı.

101 gazeteci hakkında soruşturma açıldı.

44 gazeteci fiziksel saldırıya uğradı.

23 gazeteci sözlü olarak tehdit edildi.

57 gazeteci toplamda 144 gün gözaltında kaldı.

Altı gazeteci gözaltında darp edildi.

62 haber sitesine ve 1411 haber içeriğine erişimin engellenmesine karar verildi.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) marifetiyle toplam 7.488.851,00 TL idari para cezası ve 41 defa yayın durdurma cezası verildi.

322 basın kartı iptal edildi.

Basın İlân Kurumu gazetelere toplam 212 gün ilân kesme cezası verdi.

Medyada işsizlik yüzde 35 seviyesine çıktı.

Beş ayrı medya kuruluşunda bin 400 çalışanın toplu sözleşme hakkı işveren itirazıyla engellendi.

43 gazeteci hâlâ cezaevinde tutuluyor.


TGC: “İktidarı gazetecileri özgür bırakmaya çağırıyoruz

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü nedeni ile yaptığı açıklamada, iktidarı cezaevindeki gazetecileri özgür bırakmaya, gazetecilik faaliyetini engellemekten, gazetecileri hedef gösteren, fiziksel saldırıya yol açan nefret söyleminden vazgeçmeye çağırdı. Açıklamada şu ifadeler öne çıktı:

“Demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri halkın haber alma hakkına eksiksiz hizmet edebilen özgür basındır. Medya kuruluşlarının yüzde 90’ının iktidarın denetimi altında olduğu, 12 bin gazetecinin işsiz bırakıldığı, yazdıkları ve düşünceleri nedeniyle haklarında binlerce dava açıldığı, 43 gazetecinin hapishanede olduğu Türkiye’de özgür bir basından söz edemiyoruz.

İktidar denetimi altında olmayan az sayıdaki bağımsız gazete, Basın İlân Kurumu’nun resmi ilan kesme cezalarıyla, televizyon kanalları ise RTÜK’ün yayın durdurma ve para cezalarıyla baskı altında tutulmaya çalışılmaktadır.

Son olarak Emniyet Genel Müdürlüğü’nün genelgesiyle 1 Mayıs’ta polisleri kaydeden kişilerin engellenmesi ve haklarında adli işlem yapılmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda 1 Mayıs eylemlerini takip eden gazetecilerin görüntü alması polis tarafından engellenmeye çalışılmış, meslektaşlarımızın zorla telefonlarına, kameralarına el konulup görüntüler sildirilmiştir. Bu genelge Anayasa’ya aykırıdır. Anayasal bir hak olan basın özgürlüğü yine engellenmiştir.

İktidarın özgürlükleri çoğaltacağı iddiasıyla açıkladığı her reform paketiyle adaletsizlikler de büyümektedir. İktidarı, iddia ettiği gibi demokratik bir ülkede yaşıyorsak cezaevindeki gazetecileri özgür bırakmaya, gazetecilere yönelik fiziksel saldırıları engellemeye, sorumlularını bulup cezalandırmaya çağırıyoruz.”

AEJ, ÇGD ve DİSK-Basın İş: “Basın özgürlüğüne aykırı uygulamalardan vazgeçilsin

Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ) Türkiye Temsilciliği, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) ve DİSK Basın İş ortak açıklamasında da 3 Mayıs’a Türkiye’de medyanın özgür olmadığı, haberlerin sansürlendiği, gazetecilerin işlerini kaybettiği, polis şiddetine maruz bırakıldığı, gözaltı, tutuklama ve yargılamalarla karşılaştığı bir atmosferde girildiği belirtildi. Ortak açıklama şöyle:

“Basın özgürlüğü, demokratik işleyişini bir nebze oturtmuş Avrupa’daki birkaç ülke dışında dünya genelinde ya ülke çıkarlarına ya da kâr hırsına kurban edilmektedir. Bu bağlamda Türkiye, basın özgürlüğünün en kötü olduğu ülkeler kategorisinde bulunmakta. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF)’nin 180 ülkeyi esas alarak hazırladığı Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre Türkiye, geçen yıl 153. sırada yer aldı. Türkiye’nin gerisinde kalan ülkelerin ortak özellikleri ise ya savaş ve çatışmaların yaşandığı ya da kapalı toplumlar olmasıdır.

Basın özgürlüğü gazetecilerin, sorumluluk alarak üstlendiği toplumsal bir görevdir ve bu görevin engellenmesi, hem evrensel hukuk ilkeleri hem de ulusal hukuk düzenlemeleri kapsamında suçtur. Bu çerçevede üç gün önce Emniyet Genel Müdürlüğü’nce yayınlanan, ses ve görüntü alınmasını engellemeye yönelik genelge, tartışmasız hukuk dışıdır. Ötesinde görev ve sorumlulukları yasa ve hukuk sınırlarıyla tanımlanan emniyet güçlerinin hukuk dışı uygulamalarına kaynaklık edecek niteliktedir.

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde kamu otoritesini, evrensel ve yerel hukukun güvencesinde olan basın özgürlüğüne aykırı her türlü uygulamadan vazgeçmeye çağırırken, demokratik hukuk devleti çatısı altında yaşama idealinde olan herkesin, basın özgürlüğüne yönelik her türlü baskıya karşı ortak tutum alması gerekliliğini bir kez daha vurguluyoruz.

KaosGL: “LGBTİ+ haklarını merkeze çeken bir habercilik için mücadeleye devam

KaosGL.org, 3 Mayıs açıklamasında 2020’de yazılı basında LGBTİ+’lar ile ilgili haberlerin yarısından fazlasının LGBTİ+’ları hedef gösterdiğini hatırlattı ve başta LGBTİ+ basın emekçileri olmak üzere, LGBTİ+’ları nesneleştirmeden haber yapan, LGBTİ+’ları evrensel gazetecilik ilkelerine uygun olarak sayfalarına taşıyan basın kuruluşlarının 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü kutladı:

“LGBTİ+ basın emekçilerinin görünmezleştiğini, haber odalarında ayrımcılıkla karşılaştığını, işlerini kaybettiklerini biliyoruz. Yazılı basında çıkan LGBTİ+’larla ilgili haberlerin yarısından fazlasının LGBTİ+’ları hedef gösterdiğini raporladık. 2020 yılında yazılı basında nefret söylemi ve ayrımcı dil oranı yüzde 61’di. Medyadaki LGBTİ+ düşmanlığı siyasetle el ele ilerledi. Organize nefret kampanyaları yükselişe geçti. LGBTİ+’larla ilgili konularda en son mikrofon uzatılanlar LGBTİ+’lar ve örgütleriydi. RTÜK sansürleri de cabası.

Buna rağmen LGBTİ+’ları sayfalarına taşıyan basın organlarını, LGBTİ+’larla ilgili haberlerde LGBTİ+’ları nesne olarak görmeyen, haberin merkezine taşıyan gazetecileri de görüyoruz. Bu haberleri çoğaltmak özgür basını güçlendirecek ve 3 Mayıs’ı bir kutlama gününe dönüştürecektir.

KaosGL.org olarak LGBTİ+ haklarını görünür kılmak, LGBTİ+’ları merkeze çeken bir yayıncılık için senelerdir yayın hayatımızı baskı, sansür, siber saldırı ve tehditlere rağmen sürdürüyoruz. Bu yayın hayatımızda yanımızda olan, bize katkı sağlayan bütün muhabir, yazar ve çizerlerin 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü kutlarız. Beraberken güçlüyüz.

Başta LGBTİ+ basın emekçileri olmak üzere özgür basının, LGBTİ+’ları nesneleştirmeden haber yapan tüm meslektaşlarımızın, LGBTİ+’ları evrensel gazetecilik ilkelerine uygun olarak sayfalarına taşıyan basın kuruluşlarının 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü kutlu olsun. Haber odalarından haberin kendisine, LGBTİ+’ların görünmeyen emeğini görünür kılmak, LGBTİ+ basın emekçilerinin haber odalarındaki eşitliğini sağlamak, LGBTİ+’ların hedef gösterilmesi veya kenar süsü muamelesi görmesine karşı LGBTİ+ haklarını merkeze çeken bir habercilik için mücadeleye devam! Basın, LGBTİ+’larla özgürleşecek!”

Gazeteciler davalar ve engellemelerle karşı karşıya

Ocak, şubat ve mart aylarını kapsayan BİA Medya Gözlem Raporu’na göre, 2021’in ilk üç ayında en az 11 gazeteci gözaltına alındı, 12 gazeteci saldırıya uğradı ve bir radyocu öldürüldü.

Raporda 2021’in ilk üç ayına dair öne çıkan diğer veriler şöyle:

En az 229 gazeteci toplam iki müebbet, bin 894 yıl dokuz ay hapis cezası istemiyle karşı karşıya.

Üç ayda en az 30 gazeteci “hakaret” suçlamasıyla hapis cezasıyla yargılandı.

En az 149 çevrimiçi haber bağlantısına erişim engellendi.

RTÜK televizyonlara 57 idari para, 22 yayın durdurma cezası verdi.

18 gazeteciye ve beş karikatüriste, ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasından toplam 98 yıl hapis cezası verildi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus