Haber takibindeyken polis şiddetine uğrayan fotomuhabiri Şener Yılmaz Aslan: “Şiddeti görüntülemek isterken şiddete uğramamı başka bir gazeteci görüntüledi, bunu engelleyemeyeceklerini görmeleri gerekiyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Fotomuhabiri Şener Yılmaz Aslan, 6 Mart’ta İstanbul-Kadıköy’de yapılan Büyük Kadın Buluşması’nın ardından trans kadınların taksiden indirilerek gözaltına alınmasını görüntülerken polis şiddetine uğradı, ardından da gözaltına alındı. Yılmaz, bir gün gözaltında tutulduktan sonra yurtdışına çıkış yasağı ve haftada iki gün imza verme şeklindeki adli kontrol kararı ile serbest bırakıldı. Yurtdışına çıkış yasağı nedeniyle eğitimi engellendi.

Fotomuhabiri Şener Yılmaz Aslan ile haber takibinde karşılaştığı polis şiddetini, hakkında verilen yurtdışına çıkış yasağının eğitim hayatına etkisini ve gazetecilerin işlerini yaparken karşılaştıkları şiddete karşı mücadele yöntemlerini konuştuk.

“Her ‘git’ dendiğinde gidersem bu işi yapmamam daha iyi olur”

Fotoğrafçılığa ne zaman başladınız?

2007’de Mersin’den İstanbul’a okumak için geldim. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Endüstriyel Tasarım Bölümü’nde iken Fotoğrafçılık Bölümü’nde de çift anadal yapmaya başladım. Fotoğrafçılık serüvenim böyle başladı.

2018’de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fotoğrafçılık Bölümü’nde yüksek lisansa başladım. Geçen sene değişim programı ile Fransa’ya kabul edildim. İlk dönem Fransa’daydım, dönem arasında Türkiye’ye geldim, koronavirüs patlak verdi, dönemedim.

Düzenli olarak bir şirkette fotoğrafçı olarak çalışıyordum, Erasmus sürecinde işten çıkarıldım. Her zaman gönlüm fotomuhabirliğinden yanaydı. Şu anda serbest çalışıyorum, fotomuhabirliği ve fotoğraf sanatı alanlarında çalışmalarıma devam etmek istiyorum.

Fotoğraf: Şener Yılmaz Aslan / Bir kadın polis, kollarını arkasından kavuşturarak tuttuğu bir kadının başını sağ eliyle itiyor.

6 Mart’ta neler yaşandı?

8 Mart öncesinde kadınlar Kadıköy’de buluştular. Alana alınmayan trans kadınlar vardı, ben de onların yanındaydım. Alana giriş anında trans kadınların polis tarafından alana alınmadığını gördüm ve uygulanan ayrımcılığı belgelemek istedim. Bir süre sonra alandaki diğer kadınların da desteği ile alana alındılar. Eylemin bitimine yakın trans kadınlardan Yıldız İdil Şen konuşma yaptı. Konuşmasından sonra alanda bulunan polisler Yıldız’ı gözaltına almak istediler. Bu olayı takip etmek istedim. Arkadaşları Yıldız’ı korumak için taksiyle uzaklaştırmaya çalıştılar. Polis taksiyi takip etti, trafikte takılı kaldıkları anda arabadan çıkarmaya çalıştılar. Ben ve basından diğer arkadaşlar takip etmeye çalışırken sürekli polis tarafından engelleniyorduk. Bizi uzaklaştırmaya çalışıyorlardı.

Fotoğraf: Şener Yılmaz Aslan / Sivil giyimli bir erkek yere yatırılmış bir kişinin kollarını sırtında birleştiriyor, arkada gazeteciler görüntü almaya çalışıyor.

Ben fotoğraf çekmeye çalışıyordum, hakkım ve görevimdi. Benim işim bu ve onlar her ‘git’ dediğinde gidersem bu işi hiç yapmamam daha doğru olur. Herhangi bir vatandaş olsam dahi yaşananı izlemem, kayıt altına almam hakkımken basın mensubu olarak buna daha çok da hakkım var diye düşünüyorum.

Fotoğraf: Şener Yılmaz Aslan / Uzun turuncu elbiseli ve siyah başörtülü bir kadın iki polis tarafından kollarından sürükleniyor.

“’Kartını göster’ dedi kartıma bakmadan gözaltına aldırdı”

Kendimden emin olarak fotoğraf çekmek, şiddeti görüntülemek istedim. Bu sırada, daha sonra da Kadıköy İlçe Emniyet Müdürü olduğunu öğrendiğim sivil bir erkek polis beni sürekli itekliyordu. Bir kadın polis de sürekli beni ittirme telaşındaydı ki bu kadın polis karakolda da ‘Sana kuruldum ben’ demişti.

Daha sonra fotomuhabirliği görevimi yapmakta ısrarcı olunca bahsettiğim sivil giyimli erkek polis bana yumruk attı. Oradan birkaç metre kadar uzaklaştım. Kendime gelmem gerekiyordu. Ardından bana yumruk atan kişi ‘Basın kartını göster’ diyerek beni çağırdı. Kartımı göstermek için yanına gittiğimde de basın kartıma bakmadan beni gözaltına aldırdı. Buna benzer bir durumu 2015’te de yaşamıştım. Yine Kadıköy’de eylem sırasında yaşanan şiddeti görüntülerken gözaltına alınmıştım. O sırada da basın kartımı göstermek için elimi cebime attığımda yedi-sekiz sivil polis tarafından darp edilerek gözaltına alınmıştım. Aynı şeyi tekrar yaşadım.

Fotoğraf: Cansu Yıldıran / Şener Yılmaz Aslan sivil giyimli üç erkek tarafından kollarından tutularak itiliyor

Gözaltında bir gece kaldık. Ertesi gün emniyette ifadelerimiz alındı ve savcı ifadelerimizi almadan tutuklama talebiyle mahkemeye sevk etti. Mahkemede iki arkadaşımıza daha sonra kaldırılan ev hapsi, hepimize de yurtdışına çıkış yasağı, haftada iki gün imza atma zorunluluğu verildi. İmza zorunluluğu mayıs ayının 7’sine dek sürecek. Yurtdışına çıkış yasağı, avukatlarım Serdar Uluç ve Burcu Gül’ün tüm itirazlarına rağmen hâlâ devam ediyor.

“Yurtdışında eğitim için kabul adım, vizem çıktı, başıma bunlar geldi”

Yurtdışına çıkış yasağı eğitim hayatınızı nasıl etkiledi?

Değişim programı aslında bir dönemdi ancak koronavirüs nedeniyle ilk dönem uygun bir eğitim alamadım, fotoğraf projelerim yarım kaldı. İkinci dönem de programa devam etmek için çok uğraştım, uzun süre Türkiye’deki okulum tarafından talebim kabul edilmedi, ara dönemde vizem bitip Türkiye’ye dönmek zorunda kaldıktan sonra talebim kabul edildi ve vizem çıktı. Bunların hepsi uzun, çok zorlu ve stresli süreçlerdi. Sonunda her şeyim hazırdı ve bir gün sonra başıma bunlar geldi.

Fotoğrafçılık benim için çoğunlukla pratik bir alan olduğu için okulu uzaktan yürütemiyorum. Başladığım ve bitiremediğim projeler var ve bunlar uzaktan olacak şeyler değil. Tez aşamasındayım. Dönemezsem bu dönem böylece bitmiş olacak ve tez sürecim de tehlikeye girmiş olacak.

Okulun bitmesine iki ay var, yurtdışına çıkış yasağı ile ilgili itirazlarımız şimdiye dek reddedildi. Yakında son çare olarak Anayasa Mahkemesi’ne başvuracağız.

 “Tek başımıza değiliz, bu bana güven veriyor”

Video: Zeynep Kuray / Twitter

Basın mensuplarının çalışırken karşılaştıkları şiddetle ilgili ne söylemek istersiniz?

Şiddet yalnızca basın mensuplarına uygulanmıyor ama basın mensuplarına uygulanan şiddetin özel bir durumu var. Medya hükümetin elinde ve neyi gösterip neyi göstermeyeceklerine onlar karar vermek istiyorlar. Alternatif bir şeyler yapmaya, polis şiddetini görüntülemeye çalışanları da engellemeye çalışıyorlar. Bunun için kullandıkları şiddeti de kendilerine meşru görüyorlar.

Bu, medyanın da bizim de özgür basının da ortak mücadelesi ve birbirimize olan desteği ile aşılabilecek bir konu. Orada ben gözaltına alınırken basından başka birkaç arkadaş o anları görüntülüyordu. Sonuçta, benim şiddeti görüntülememi engellemeye çalışan polisin bana şiddet uygulaması, basından başka bir arkadaş tarafından görüntülendi. Bunu engelleyemeyeceklerini de görmeleri gerekiyor. Tek başımıza değiliz, basında bir başka arkadaşa benzer uygulama yapıldığında da ben oradayım.

Bazen basından diğer arkadaşlara uygulanan şiddete engel olmaya çalışırız, bazen engelleme söz konusu olmadığında da görüntü alır, fotoğraf çekeriz ve bunu orada olmayanlara göstermek için uğraşırız. Fotoğraf makinalarının varlığı polis şiddetinin dozunu azaltmak için dahi çok önemlidir.

Video: Fatoş Erdoğan / Twitter

Oradaki şiddet meselesi çok da bizim kişisel olarak üzerimize alınacağımız bir şey değil, biz sadece bu şiddetten nasıl korunur, birbirimizi nasıl destekleriz ve bize şiddet uygulandığında bunu nasıl gösterebiliriz çabasında olmalıyız. Bunu kişiselleştirip, kendimizi acındırmak gibi durumumuz olamaz. Orada trans kadınlara uygulanan şiddet, bize uygulanandan çok çok daha fazlası. Görüntülerin ortaya çıkması da basının önemini gösteriyor. Bu tür şeylerin yılgınlık yaratacak şeyler olduğunu düşünmüyorum. Daha önce de yaşadım çok benzerini, yaşadık, yaşıyoruz, beş -altı polis üzerime çullandı ve kaburga kemiğim kırıldı, onun da görüntüleri var. İllaki etrafta basından başkaları oluyor ve olanlar bir şekilde ortaya çıkarılıyor, bu bana güven veriyor. Kötüler varsa, iyiler de varlığını her zaman sürdürecektir. Dolayısıyla pes etmemiz söz konusu değil.

Fotoğraflar: 6 Mart 2021 Kadıköy – Şener Yılmaz Aslan

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus