Marmara’daki müsilaj istilası tüm sualtı canlıları gibi mercanları da tehlikeye atıyor – Deniz Yaşamını Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Narcı: “Yaşayan bir Marmara olmadıktan sonra bizim de yaşamamız mümkün değil”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Marmara Denizi’nin yüzeyinde yaklaşık bir aydır görülen müsilaj (deniz salyası), her geçen gün çoğalıyor. Telaşlanıyoruz ancak suyun üzeri buzdağının görünen kısmı. Müsilaj yeni bir oluşum değil ve uzun zamandır suyun altında gizleniyor, sualtı yaşamını tehdit ediyor. Tehdit altındaki canlılardan biri de “denizin yağmur ormanları” olarak kabul edilen mercanlar. Deniz Yaşamını Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Narcı ve derneğin sualtı fotoğrafçısı Serco Ekşiyan, mercanları ve diğer sualtı canlılarını bekleyen tehlikeyi, denizin son durumunu Medyascope’a anlattı.

Deniz Yaşamını Koruma Derneği (DYKD), Marmara Denizi’ndeki Neandros, yani Tavşan Adası’nın bulunduğu bölgeye Sivriada’dan mercan taşıdı. Bu riskli ve zor bir projeydi ancak DYKD başardı, mercanlar yaşadı. Bu önemli gelişmeyi endüstriyel balıkçılık tehdit etti, balıkçıların ağları mercanlara zarar verdi. Derneğin verdiği beş yıllık mücadelenin sonunda bölge 10 Nisan’da yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla “kesin korunacak hassas alan” ilan edildi. Marmara Denizi’ni yaşatmak, korumak için binbir emekle yapılan bu çalışmaları şimdi ise başka bir şey tehdit ediyor: Müsilaj.

DYKD Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Narcı, bu projeye neden ihtiyaç duyulduğunu şu sözlerle anlattı:

“Marmara’nın mercanlarını korumak üzere projeler geliştirdik. Bunun nedeni daha önceki yıllarda Kurbağalıdere’nin atığının bu bölgeye atılması, dolgu alanlarının yapılıyor olması, aşırı endüstriyel avcılık ve Yassıada’daki inşaattan kaynaklı o bölgede mercanların ölümlerinin gerçekleşmesiydi. İnşaat bölgesindeki habitatı, yaklaşık 100-150 yıllık bir sualtı canlılığını toprak ve hafriyat atarak yok ettik. Aynı şekilde Sivriada’da gerçekleşecek bir inşaatın da vereceği zararın önüne geçmek ve orada kalan son mercanları da daha uzak bir yere, Neandros’a (Tavşan Adası) taşıyarak Türkiye’de ilk defa bir mercan transplantasyon projesi başlattık.”

Volkan Narcı

“Müsilaj, mercanları koruma kanununu dinlemedi ve zarar veriyor”

DYKD Sualtı Fotoğrafçısı Serco Ekşiyan da binbir emekle yaşama tutunmalarını sağladıkları mercanların karşı karşıya olduğu tehditleri aktardı: “2017’de 90, 2019’da 190 tane taşıdık ve başarımız çok yüksekti. İspanyol hocaların bize söylediği başarı yüzde 25’ti ve biz birinci aşamada yüzde 90, ikinci aşamada yüzde 65, ortalama yüzde 70 gibi bir başarıyla bunu gerçekleştirdik. Koruma alanı olmasına rağmen maalesef müsilaj bu koruma alanı kanununu, kuralını dinlemedi ve zarar veriyor. Bütün mercanlara, ayrıca başka yerlerdeki mercanlara da gittim, bazıları çok hassas, mor olanlar çok hassas, bizim ektiğimiz sarı mercanlar biraz daha dirençli ama o mor olanlar maalesef çok zarar gördü ve görecekler çünkü üzerlerinde müsilaj var.”

Serco Ekşiyan

Ekşiyan’ın çektiği sualtı görüntüleri, müsilajın mercanlara kısa sürede ne kadar zarar verdiğini gözler önüne seriyor.

Müsilajı Marmara’da ilk kez 2006-2008 yılları arasında dalışları esnasında fark ettiğini ve salyanın kasım ayında başlayıp nisan ayında temizlendiğini söyleyen Serco Ekşiyan, “Bu sene mayıs geçti, hazirana geldik, daha dün daldım, 6 metreden 30 metreye kadar yoğun ve çok yoğun olmak üzere bir kütle var. İlk metrelerde küçük parçalar var, 18 metreden 30 metreye kadar çok yoğun” dedi.

Fotoğraf: Serco Ekşiyan

“Müsilajın altında kalan birçok canlı boğularak yok oluyor”

Volkan Narcı, 5 metreden başlayıp 35-40 metre derinliğe kadar inen, daha da kalınlaşıp ve yoğunlaşan müsilajın yol açtığı tahribata ilişkin şöyle konuştu: “Balıkçılığı son derece etkilemiş durumda. Sualtında biz son dalışlarımızda gördük, solungaçlarına müsilaj yapışan balıklar boğulma aşamasına geçmiş durumdalar. Müsilajın altında kalan birçok canlı boğularak yok oluyor. En büyük zararı da mercanlar görüyor. Artık öyle bir yoğunluğa geçti ki daha dün Sivriada’daki dalışlarımızda artık üzerlerini tamamen kaplanmış halde gördük, 5 metreden itibaren karanlık bir suya girmiş olduk.”

Fotoğraf: Serco Ekşiyan

“Yaşayan bir Marmara olmadıktan sonra bizim de yaşamamız mümkün değil”

Müsilaja karşı bir an önce önlem alınması gerektiğini belirten Narcı, tüm birimleri teyakkuza geçmeye çağırdı:

“Bu sadece bir belediyenin ya da Marmara’daki belediyelerin çözebileceği bir durum değil. Tabii ki belediyelerin öncelikli olarak sorumluluğu çünkü ilk ve ileri arıtmayı onların yapması gerekiyor. Ama Tarım ve Orman Bakanlığı’nın, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, bana göre Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın, hatta ve hatta Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın bile bu işin içine girmesi lazım. Bu bir milli mesele haline geldi artık. Bilim insanları çıkıp diyor ki ‘Yarın hareket edersek beş sene sonra belki bir şeyleri kurtarmaya başlarız.’ Neyi bekliyoruz o zaman? Derin deşarj ortadan kalkmalı, Ergene gibi yoğun kirletici olan nehirler ve Marmara’ya akan nehirler bloke edilip, suları arıtılmadan buraya aktarılmamalı. 25 milyon insan var Marmara’nın etrafında. Evsel atık da son derece yüksek ama neden sanayi sessiz kalıyor burada? Bu kadar fabrika, yapı söz konusu. Bunun önüne geçmemiz gerekiyor, hemen yaparsak belki bir şeyleri yakalıyor olacağız. Yaşayan bir Marmara olmadıktan sonra bizim de yaşamamız mümkün değil.”

Fotoğraf: Serco Ekşiyan

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus