Çevrimiçi sergi Through The Window sanatseverlerle buluştu – Küratör Ömer Tevfik Erten: “Through The Window kuir sanatçıların ve gece hayatı çalışanlarının örgütlenmesini sağlayan bir yapıya dönüşüyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türkiyeli ve Hollandalı kuir sanatçıları bir araya getiren Through The Window (TTW), 2020 yılında fotoğraf sanatçısı ve küratör Ömer Tevfik Erten, Hollandalı filozof ve yazar Simon(e) van Saarloos ve sanatçı, LGBTİ+ hakları aktivisti Kübra Uzun önderliğinde ve Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu desteği ile başladı. 24 Haziran’da 22 sanatçının katılımıyla açılan çevrimiçi sergisi, “Intersectional Pride” başlıklı sohbeti ve kapanış partisiyle ikinci fazı sona eren Through The Window’u proje küratörü Ömer Tevfik Erten, sergide eserleri yer alan Ünal Bostancı, Onur Karaoğlu, Kiki ggNash ve İsmet Köroğlu Medyascope’a anlattı.

Kamera: Gamze Elvan

Performans sanatçısı, prodüktör ve DJ Kübra Uzun, sanatçı, yönetmen ve küratör Ömer Tevfik Erten ve Hollandalı yazar ve felsefeci Simon(e) van Saarloos’un geçen yıl birlikte başlattıkları projede bu yıl 22 kuir sanatçının salgın sürecinde ürettikleri özgün işleri ilk kez sanatseverlerle buluştu. Yalnızca Instagram üzerinden izlenebilecek TTW sergisinde, fotoğraf, resim, video, ses gibi farklı alanlardan disiplinlerarası eserler yer alıyor. 

Erten: Bir çözüm yoluna ihtiyacımız vardı çünkü herhangi bir destek mekanizması hiçbirimiz için gelişmedi”

Salgın başladıktan sonra, sanatçılar, aktivistler, düşünürler ve gece hayatı çalışanları olarak işlerini kaybettiklerini söyleyen TTW proje küratörü Ömer Tevfik Erten, TTW’yi şöyle anlattı: “Bir çözüm yoluna ihtiyacımız vardı çünkü herhangi bir destek mekanizması hiçbirimiz için gelişmedi. Tam da bu süreç içerisinde hazırladığımız, dayanışma ve işbirliği ağı oluşturmak için çaba sarf ettiğimiz kültür sanat projesi ama TTW’ye sadece bir kültür sanat projesi olarak bakmamak lazım. Kuir hareket içerisinde çok uzun zamandır süregelen bir mücadele var. Mücadele sonucunda sanatçıların ve gece hayatı çalışanlarının bir noktada örgütlenmesi gerekiyordu. TTW galiba biraz bu örgütlenmeyi sağlayan yapı haline dönüşüyor.”

“Sadece virüsle mücadele etmek zorunda kalmadık, devlet mekanizmasının nefretine de maruz kaldık”

Sanatçılara, aktivistlere, düşünürlere alan açmak için TTW projesini başlattıklarını anlatan Erten, “Bizlerin hafızasının bu süreçte önemli bir yerde durduğuna inanıyoruz çünkü hepimiz mücadele içindeyiz. Bu mücadele evlerimizde, çok da görünmeyen bir yerde duruyor aslına bakarsanız. Aslında biz sadece evde kalmadık, sadece virüsle mücadele etmek zorunda kalmadık” diye konuştu. LGBTİ+’lar olarak aynı zamanda devlet mekanizmasının nefretine de maruz kaldıklarını söyleyen Erten, “Tabii sadece bu bize yönelen bir şey değil, kadınlara ve herkese yönelen bir nefret var, bununla mücadele ediyoruz. Tüm bunların içinde, insanları bir araya getirmeye çalışan bir projenin içinde yer almak büyük bir mutluluk” dedi. 

Karaoğlu: “Kuir varlığı kapsamayıcı güncel sanat ortamının bir şekilde zorlanması gerekiyor”

Onur Karaoğlu, TTW sergisinde “Komşum” adıyla yer alan eserini şöyle anlattı: “Oturduğum binadan gördüğüm bir lubunya komşuyla olan ilişkimiz üzerine bir iş yaptım sergi için. Bu iş aslında biraz da benim çocukluğumdan geliyor. Çocukken oturduğum evin karşısında konfeksiyonda çalışan genç bir oğlan vardı ve 10 yaşındayken onu bütün yaz boyunca izlemiştim. Bu iş biraz benim çocukluğumdaki kendini tanımamış, kendini hiç bilmeyen bir çocuğun uzaktan gördüğü birine duyduğu bir aşk.” 

Kuir olmanın hayatla mücadele etme içgüdüsünü de geliştirdiğini söyleyen Karaoğlu, “Mücadelenin topyekûn olarak başka alanlarda da olduğunu biliyorum ve TTW bunun güzel bir örneği. Kapsayıcılığı, dayanışmayı ve mücadeleyi sanata bir şekilde getirmenin bir yolu bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Kuir varlığı kapsamayıcı güncel sanat ortamının bir şekilde zorlanması gerekiyor” diye devam etti. 

Kiki ggNash: “Salgın patlayınca, sadece sahne hayatıyla geçinebileceğim hayalleri gerçekten hayal oldu”

Sanat hayatına akademiden mezun olduktan sonra ara verdiğini anlatan Kiki ggNash, “Çok fazla heteroseksüel beyaz ve erkek hegemonyası vardı ve dedim ki bununla da mücadele etmeyeyim yeterince çatışıyorum bir yerlerde” dedi. Sergide “Yol Arkadaşım” isimli resim ve video performansı ile yer alan Kiki ggNash, “Kuir kimliklerin ne kadar, kaç kez doğabileceğini, bu doğumun sadece vajinadan çıkan plasenta vesaire gibi fiziksel halinden arınıp nasıl kendilerini, kendimizi var edebiliriz üzerine bir iş yaptım” diyerek eserini anlattı. 

Salgından kısa bir süre önce drag (bir performans türü) yapmaya başladığını belirten Kiki ggNash, “Salgın patlayınca, sadece sahne hayatıyla geçinebileceğim hayalleri gerçekten hayal oldu. O süreçte kurumsal hayatıma devam ettim. Ben gerçekten salgını ve karantinayı yaşadım çünkü altı ay boyunca huzurevinde kaldım, burada çalışıyordum” diye konuştu.

Salgın sürecinin kendisi için çok zor geçtiğini belirten Kiki ggNash, “Travestiliğimi tam olarak yaşayamıyordum. Gizli bir şekilde makyaj malzemelerimi odama götürüp hızlıca makyaj yapıp YouTube’a video çekiyordum“ diye ekledi.  

 İsmet Köroğlu: “Ev, koşullarla beraber hapishane de ‘aile’ de olabilecek bir yer” 

Sergide “Vault” isimli tasarım-performansıyla işiyle yer alan İsmet Köroğlu, “Vault (mahsen) ismini seçmemin nedeni evin koşullarla beraber hapishane de mahsen de ‘aile’ de olabileceği bir yer olması. Anahtar kelimelerinden bir tanesi ’hayat eve sığar’dı. Hayat eve sığar mı gerçekten? Hangi hayat eve sığar gibi sorularla yola çıktığım bir performans oldu” dedi. 

Salgında hem devlet hem de toplum tarafından ayrımcılık gördüğünü anlatan Köroğlu, “Dışarı çıktığınızda kendi arkadaşlarınızdan bile, ‘Sağlık her şeyden daha önemli’ sözünü duyuyorsunuz. Sağlığın her şeyden önemli olmadığı bir noktayı görmüş oldum” diye konuştu.  

Sergide “Günah Keçisi” resim-seligrafi işiyle yer alan Ünal Bostancı ise çalışmasını şöyle anlattı: “Belli bir cinsiyeti olmayan bir keçi çizdim, ateşler içerisinde yanıyor, yakılıyor. O ateşlerde güneşle karışıyor ve aslında yine bir güneş doğuyor. Cinsel yönelimi farklı olan insanlar, hastalıkta, felakette, ‘Sizin yüzünüzden’ denilerek’ cezalandırılıyor ve bu sadece bizim topraklarımıza özgü değil. Bunu anlatmaya çalıştım.” 

Sergide yer alan eserlerin tamamını görmek için tıklayınız.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus