“İstanbul’da Şifa Bulmak” sergisi sanatseverlerle buluştu – Küratör Melis Bektaş: “Serginin çıkış noktası koleradan koronaya, tarih boyunca büyük kentlerde sağlığa erişim meselesi”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Karşı Sanat Çalışmaları, Melis Bektaş küratörlüğünde düzenlenen “İstanbul’da Şifa Bulmak” sergisini İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Metro İstanbul işbirliğiyle, “Yaklaşım Tüneli”nde sanatseverlerle buluşturdu. 19 Temmuz’a kadar ziyarete açık olan sergiyi küratör Melis Bektaş, Medyascope’a anlattı. 

“İstanbul’da Şifa Bulmak” sergisi koleradan koronavirüse, tarih boyunca büyük kentlerde sağlığa erişim konusundan yola çıkarak sağlık hakkı, yaşam hakkı ve kent hakkı üzerinden şifa kavramına odaklanıyor. İstanbul-Harbiye’de metro hattına inen Yaklaşım Tüneli’nde sanatseverleri ağırlayan sergide Arek Qadrra, Berka Beste Kopuz, Canavar, Deniz Çimlikaya, Ece Eldek, Eda Aslan, Eda Emirdağ, İrem Nalça, Emin Köseoğlu, İpek Yücesoy, İsmet Köroğlu, Marina Papazyan, Metehan Özcan, SABO, Seydi Murat Koç, Umut Erbaş, Yekateryna Grygorenko’nun eserleri ile Cemre Gürbüz, Gabriel Doyle ve Naomi Cohen’in araştırma çalışmaları yer alıyor. 

26 Haziran’da açılan sergi, 19 Temmuz’a kadar 12.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Ayrıca çarşamba günleri küratör Melis Bektaş ile sergi turları düzenlenecek.

Şifa, ölüm ve yaşam üzerine bu süreçte çok düşünüldüğünü dile getiren Bektaş, “Yaklaşım Tüneli, olağanüstü durumlar için inşaa edilmiş bir tünel ve olağanüstü şartlarda gelişmiş bir sergi olarak da tabii ki bu mekanda gerçekleşecekti ‘İstanbul’da Şifa Bulmak.’ Burada hiçbir şey mekandan kopuk değil, her şey buranın bir parçası” dedi.

Yaklaşım Tüneli’nde bugüne kadar sadece iki sergi düzenlendiğini, ilkinin 2005 yılında Karşı Sanat Çalışmaları’nın “Kaçak” sergisi olduğunu belirten Bektaş, “16 yıl sonra yine Karşı Sanat Çalışmaları’nın bir sergisi, ‘İstanbul’da Şifa Bulmak’ düzeneniyor. Ziyaretçiler bu sergide, 2005’teki sergiden de eserler görecek” diye konuştu.  

Sergi fikrinin bir araştırmayla ortaya çıktığını söyleyen Bektaş şöyle devam etti: “Bu serginin çıkış noktası koleradan koronavirüse, büyük kentlerde sağlığa erişim meselesi oldu. Araştırmacı arkadaşlarımız Cemre Gürbüz, Gabriel Doyle ve Naomi Cohen’le başladı sergi sürecimiz. Onlar, 19. yüzyıl kolera salgınının zirvesinde Osmanlı’da kurulan Surp Pırgiç Hastanesi, Balıklı Rum Hastanesi, Surp Agop Hastanesi, Balat Or-Ahayim Hastanesi ile Bulgar Hastanesi’nin tarihini ve kültürünü araştırdılar ve bize araştırmalarını bir sergiyle sonuçlandırmak istediklerini söylediler.”

Sergide yağlıboya resimler, videolar, yerleştirme, duvar resmi gibi farklı disiplinlerden farklı eserler olduğunu belirten Bektaş, “Çok farklı disiplinlerde üreten sanatçılar bu sergide bir araya geldi. Sergide sizi harekete geçirecek işler var.  Büyük prodüksiyonlarla, ışık şovlarıyla bunları göstermek yerine buranın bir tahliye tüneli olduğunu unutturmadan, bu mekana bu işler nasıl yerleştirilebilir bunun üzerine düşündük. Burada her şey çok çeşitli ve birbirini tamamlıyor” diye ekledi.  

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus