Eski Dünya Satranç Şampiyonu Garry Kasparov: “Müsâbaka hayatta hiçbir şeye yer bırakmaz, o bir savaştır”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ünlü Rus şampiyon Kasparov hâlâ “şah” Putin’i alt etmeyi düşlüyor. Bunu beklerken, internetteki oyun platformuyla “Vezir Gambiti” dizisinin başarı dalgası üzerinde sörf yapıyor. Christophe Ayad’ın Le Monde’daki yazısını Haldun Bayrı çevirdi.

Kasparov Putin’e karşı

Satrançta berbat olduğumuza göre, bâri Trivial Pursuit oynayalım: Şu sıra dünya satranç şampiyonu unvanı kimde? 64 karenin müptelâlarından biri olmadığınız takdirde, Norveçli Magnus Carlsen’den haberiniz olmadığına bahse gireriz.

Öyleyse size bir bütünleme sınavı sorusu: Tek bir satranç şampiyonunun adını söyleyin. Bilimsel değeri olmayan bu küçük yoklamadan Garry Kasparov’un galip çıkacağına bahse girsek pek yanılmayız herhalde. Borg ya da McEnroe adlarının tenisle, Pele ya da Maradona adlarının futbolla, Muhammed Ali adının boksla olduğu gibi, Kasparov adı da, ona her şeyini vermiş olan satranç oyunuyla eşanlamlı hâle gelmiştir. Bu oyunun ta kendisi, cisimleşmesi ve eşanlamlısı hâline gelmiştir.

Paris Concorde Meydanı’ndaki Hôtel de Crillon’da Garry Kasparov’la randevumuza kafamızda bu düşüncelerle ve îtiraf edelim ki bir nebze de çekinerek gidiyoruz. Saatin uygun olmasına ve bardaki kışkırtıcı listeye rağmen, bir cappuccino ve maden suyuyla yetiniyor.

Buraya dalga geçmeye gelmedik. Büyük Rus usta, bir gösteri turnuvasına katılmak ve bilhassa kendi yepyeni satranç sitesi Kasparovchess.com’un (Vivendi Grubu ile turnuva düzenleyicisi Grand Chess Tour arasındaki bir işbirliğinin ürünü) reklamını yapmak için Paris’te. Turnuvalar yayınlayan bu sitede, aynı zamanda kılavuzlar, belgeseller ve Kasparov’un kırk altı bölümlük bir master class’ı (ustalık sınıfı) var. Bu dizide, kendi izlediği güzergâhı ve turnuva anılarını anlatıyor, en iyi partilerini de masaya yatırıyor. “Çok iyi hazırlanmış epey satranç sitesi var. Ama bu sitede kişisel bir dokunuş olacak” diye vaat ediyor teşvik niyetine.

Bir kurtuluş öyküsü

Bu platform, Walter Tevis’in 1983’te yayımlanan romanı The Queen’s Gambit’ten (Vezir Gambiti, çev: Kerem Sanatel, İthaki Yay, 2020) aynı adla uyarlanan Netflix dizisinin yayınlanmasıyla satranca artan ilgiden istifâde etmeyi umuyor. Bu kurgunun başarısı –yayına konmasıyla Netflix’in kısa dizileri arasında en çok seyredileni oldu–, onu tasarlayanlar da dâhil olmak üzere herkesi şaşırttı. Kasparov bu diziye, ekranda gösterilen partilerin ve müsâbaka hâlindeki oyuncu davranışlarının inanılırlığını sağlamak, ayrıca da dizideki dünya şampiyonu Vasily Borgov üzerinde Sovyet sisteminin tahakkümünü hissettirmek maksadıyla danışman olarak katkıda bulundu.

“Bu serüvene katılmaktan memnunum,” diye anlatıyor. “Kitap bir efsâne ve onu uyarlamak isteyip başaramayanlar çok çıktı. Scott [Frank, prodüktör] uzun metraj bir filmin yetmediğini ve bir dizi yapmak gerektiğini anladı. Epey eğlendik, ama hiç böyle bir başarıyı hayal etmemiştik. İyi bir şey bu; çünkü şimdiye kadar kurgu eserlerde delilik sınırında azap çeken dehâlarla ilişkilendirilen satrancın imajını değiştiriyor. Burada tam aksi: Satranç oyunu kadın kahramanı delilikten ve iptilâlarından kurtarıyor. Bir kurtuluş öyküsü bu.”

Dizinin uzun vâdede satrancın popülerliğine ve hâlâ daha ziyâde erkekler arasında döneduran evreninin kadınlaşmasına etkisi olup olmayacağını bilmek imkânsız; fakat Kasparov, müsâbakaların canlı yayınına tahsis edilen Twitch kanallarının izleyici sayısında bir artış olduğunu kayda geçmiş.

Hâlâ satranç oynayıp oynamadığı sorulunca, Moby Dick’in kahramanı Kaptan Ahab’ın, emekli olabilse alabalıklara sataşacağını söylemesi gibi, “taş sürmeye devam” cevabını veriyor. Kasparov, sesinin oyuğunda pusuya yatmış bir korkuyla ekliyor: “Satranç benim oksijenim, bana her şeyi verdi. Ondan asla vazgeçemem. Ama müsâbaka başka bir şeydir. Hayatınızda hiçbir şeye yer bırakmaz. Mutlak bir motivasyon, oyun saplantısı ve sürekli kazanma, rakibinizi ezme isteği gerekir. Bir savaştır o.” Rus oyuncu 1980’de başlayıp, müsâbakalardan çekilme kararı aldığı 2005’e kadar kendini bu disiplinle kısıtlamıştı. Bu sırada, 1985-2000 yılları arasında dünya şampiyonu olmuştu.

2021’in dünyasında, zamana aykırı biri gibi görünüyor: Adı Soğuk Savaş’la, Perestroyka ile ve SSCB’nin son demleriyle bir arada anılan bu insan aslında sadece 58 yaşında. İlk baştaki karmakarışık siyah saçları yok artık; ama bir tür Ben Gazzara ile daha tombul bir Aznavour’u andıran suratında neredeyse hiç kırışık yok. Tasavvur edilenden daha ufak, ama bir boksör veya güreşçi endâmı var. Zira üst düzeyde icrâ edildiğinde, satranç bir dövüş sporudur.

“Bizi bekleyen tehlike, yerimizi makinelerin alması değildir; bizim de makineler gibi düşünmeye başlamamızdır. Mekanik bir biçimde.”

1980’li yıllarda, onun kazanmasını asla affetmeyecek olan Sovyet sisteminin sevgili çocuğu ve Kasparov’un baş rakibi Anatoli Karpov’la maçları vakayinâmelere girmiştir.

“Başlangıçta Sovyet sisteminin bir muhâlifi olduğumu düşünmüyorum,” diye anlatıyor. “Uluslararası müsâbakalara erişmek isteyen herkes gibi ben de [Komünist] Parti’ye kaydolmuştum. Ama bir an geldi, beni istemediklerini anladım. Acaba bu kökenimden [Yahudi baba, Ermeni anne] dolayı mıydı? Bilmiyorum. Daha ziyâde, kafalarındaki bir numaranın Karpov olduğunu ve benim onların planlarını bozduğumu düşünüyorum.” Karpov’a karşı, zamanla dağılmamış olan nefret ve horgörü karışımı duygular besliyor: “Bugün Duma’da milletvekili, hep aynı, hangisi olursa olsun her iktidara tâbi.”

O zamandan beri Kasparov muhalefet bahsinde gecikmesini kapattı. 1991’de SSCB’nin yıkılışında demokrasinin ve kapitalizmin coşkulu taraftarıydı; 2007’den sonra ise Putin’in açık bir muhâlifi hâline geldi. 2013’te “güvenlik nedenleriyle” Rusya’dan ayrıldı ve geçen sene ölen annesinin cenâzesi için bile olsa bir daha ülkesine ayak basmadı. “2016’da pasaportumu yenilemek için bir Rus konsolosluğuna gitmeyi reddettiğimde, bana şöyle diyorlardı: ‘Garry, sen paranoyaksın, abartıyorsun’. Bunun akabinde olup bitenlerin beni haklı çıkardığını düşünüyorum.” Muhalefette hâlâ aktif; Putin’i devirebilecek herkesi ve Navalni’yi destekliyor. Putin’i sadece Rusya’nın başına çöken bir lânet gibi değil, aynı zamanda dünyanın artakalanında da “demokrasi için bir tehlike” olarak görüyor. “Avrupalılar ondan gaz satın alarak kendi mezarlarını kazıyorlar. Batı’da onu ilâhlaştıran şu kimseleri anlamıyorum. Demokrasiden yorulmuşlarsa, gidip Rusya’da yaşasınlar!”

“Makineler”e duyduğu tutku

Kasparov’un zamanı, New York ile, fahrî vatandaşı olduğu Hırvatistan arasında geçiyor. Üçüncü karısı Dasha ve son iki çocuğu (toplamda dört) Aida ve Nickolas ile yaşıyor; dosdoğru Çehov’un bir öyküsünden çıkmış gibiler: aristokrat ve uçuk eş, kadife donlu küçük oğlan ve bagaj olarak kayınvalide.

Satranç ve siyaset dışında, üçüncü tutkusu “makineler”e yönelik. 1997’de Deep Blue bilgisayarına yenildiğinden beri, Kasparov bunu hazmetti ve yapay zekâyla insan varlıkları arasındaki etkileşim üzerine kafa yordu. Bu konuda bir kitap da yazdı: Deep Thinking. Where Machine Intelligence Ends and Human Creativity Begins, 2017 (Derin Düşünce. Yapay Zekânın Yetmeyip İnsan Yaratıcılığının Başladığı Yer, çev: Toprak Deniz Odabaşı, Pegasus, 2020).

Özetlersek: Sonunda insanların yerini alabilecek yapay zekâ üzerine alarm verici söylemlere tahammülü yok. “Makineler bizden iyi, zira onlar hata yapmıyor. Ama bir insandan beklenen bu değildir; hayal gücüdür, heyecandır, vicdandır. Bilgisayarlar hiçbir şeye karar vermiyorlar, kötü kararları alanlar onları kullananlar. Bizi bekleyen tehlike, yerimizi makinelerin alması değildir; bizim makineler gibi düşünmeye başlamamızdır. Mekanik bir biçimde.” Kasparov’la bir kadeh içmek iki kişilik bir spor. Ve son sözü hep o söylüyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus