İzmir Şehir Hastanesi’ne 900 metre mesafede, imar planında “ağaçlandırılacak alan” içinde yer alan bölgeye taşocağı ve beton santrali kurulması planlanıyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print


İzmir’in Bornova ilçesindeki Laka Mahallesi’nde, yapımı devam eden İzmir Şehir Hastanesi’ne 900 metre yakınlıkta, imar planında “ağaçlandırılacak alan” içinde yer alan bölgeye taşocağı ve beton santrali kurulması için Çevre Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci başlatıldı.

İzmir Çevre İl Müdürlüğü’nün yayımladığı ÇED dosyasında, plana ilişkin şu ifadeler yer aldı: “ZA Hazır Beton İnş. San. A.Ş. tarafından planlanan hazır beton santrali; Pınartaş Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından işletilmekte olan ‘Montmorillonit Ocağı’ ÇED Alanı içinde, mevcut durumda faaliyet gösteren ve Beton-Taş Hazır Beton San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından işletilmekte olan 180 m3/saat Kapasiteli Hazır Beton Santrali’nden ayrı olarak belirlenen 9.895,14 m2’lik alan üzerinde planlanmıştır. ZA Hazır Beton İnş. San. A.Ş. tarafından planlanan Hazır Beton Santrali Projesi’nin kapasitesi 180 m3/saat olarak belirlenmiş olup mevcut durumda faaliyet gösteren hazır beton santrali faaliyeti ile birlikte aynı ruhsat sahası içerisinde toplam hazır beton üretim kapasitesinin 360 m3/saat olacak tesiste; yılda 12 ay (300 gün), ayda 25 gün, günde sekiz saat çalışılması planlanmaktadır. Proje alanı İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni planında L18 paftasında ‘Ağaçlandırılacak Alan’ içerisinde yer almaktadır.”

Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Emine Helil İnay Kınay konuyla ilgili Medyascope’a açıklamalarda bulundu.

“Kurumların çalışmalarındaki yetersizlikler, yöre halkını yaşam alanlarını savunmak zorunda bırakıyor”

Şehir merkezine yakın maden çalışmalarının genel bir sorun olduğuna değinen Kınay, şunları söyledi: “Maden Mevzuatı ve Çevre Mevzuatı uygulamalarındaki sorunlar; doğru yönetilemeyen ÇED süreçleri, kontrolsüz ve plansız yapılaşma ve buna bağlı hammadde ihtiyacı için düşük maliyetler amacı ile kentlerin her bölgesinde açılmak istenen taşocakları en önemli sorunlardan birisi olarak sürekli karşımıza çıkıyor. Tüm sektörlerde olduğu gibi taşocaklarında da öncelikle ihtiyaç duyulan malzemenin ve sektörün doğru yönetilmesi doğru bir planlama ile mümkün olmakta. Bu noktada ihtiyaçlar ve gereklilikler kamu yararı doğrultusunda değerlendirilerek bölgesel bir planlama yapılması gerekiyor. Bu çalışmaların kente ve bölgeye olan etkilerinin doğru irdelenerek orman, tarım ve doğal sit alanlarına, doğal yaşam alanlarımıza etkilerinin ve çevresel risklerinin doğru değerlendirilmesi gerekiyor. Ancak mevcut uygulamalarda bu süreci yönetmek ve denetlemekle yükümlü kurumların çalışmalarındaki yetersizlikler, yöre halkını yaşam alanlarını savunma mücadelesi zorunluluğu ile karşılaştırıyor. Planlama ve karar  sürecindeki eksiklikler ile birlikte yerleşim alanları içerisinde kalmış, okul hastane vb. hassas yapılara yakın alanlarda kurulan tesislerin yarattıkları etkiler ile karşı karşıya kalıyoruz.”

Kınay, yapılması planlanan projenin şehir hastanesine ve yerleşim yerlerine yakınlığı ile ilgili olarak ise şöyle konuştu: “ÇED süreci yürütülen Proje Tanıtım Dosyasına baktığımızda mevcut işletilen tesisin kapasite artışına yönelik yeni bir ruhsat alanı ve tesis kurulması planlandığını görüyoruz. Mevcut hali ile toz, hava emisyonları ve diğer çevresel etkileri olan ve yasal uygunluk ve izinlerini yürütmeye çalışarak çalışmalarını gerçekleştirmek zorunda olan mevcut bir tesis. Bu tesisin etki alanı içerisinde planlanan ve yapımı gerçekleştirilen sağlık tesisi, yerleşim alanları gibi çakışmalar söz konusu. Diğer taraftan mevcut tesisin kapasite artışının bölgedeki mevcut koşullara getireceği ilave çevresel etki ve yükler bulunmakta. Alanın ağaçlandırılacak alan vasfında olması, yerleşim alanı, hastane vb. planlanan tesislere yakınlığı, çevresel etkilerini de ortaya koyuyor. Planlama sürecinde yerleşim alanları, hastane, okul vb. hassas alanların olduğu bölgelerde, yatırım kararlarında bölgedeki diğer yatırım ve işletmeler ile etki ve çevresel yük sürecini de doğru değerlendirmek gerekiyor.” 

f791e0dc-611b-41d2-8cae-0b1c67daca45-1.jpg

“Amaç düşük maliyet”

Kınay, şehir merkezlerine yakın çalışmalardaki asıl amacın maliyeti düşürmek olduğunu belirtti: “Deprem süreci ile birlikte yaşadığımız, yeni konutların yapılması, rezerv alanların belirlenmesi gibi süreçler de tesislerin ve planlanan yatırımların hammadde ihtiyacını karşılamaya yönelik tesis kapasite artışları, yakın bölgelerde yapılaşmaya açılma risklerini de barındırıyor. Dolayısı ile bu örnekte olduğu gibi konuyu sadece tek bir tesis, taşocağı, beton santrali veya kapasite artışı süreci olarak değil, bu süreci ortaya çıkaran yapılaşma kararları ve inşaat faaliyetleri ile birlikte bütünsel olarak değerlendirmek gerekiyor. Bütünsel bir planlama ve yönetim süreci gerçekleşmediği sürece inşaat sektörünün hammadde ihtiyacını sağlamaya yönelik düşük maliyet amacı nedeni ile şehir merkezine yakın alanlarda birden çok tesis ile karşılaşmak olası.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus