Diplomasinin ana gündemi Afganistan: “Afgan halkı terk edilmiş, ihanete uğramış hissediyor, dünya liderleri söylediklerinde dürüst değil”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Taliban’ın geçtiğimiz hafta sonu Afganistan’ın başkenti Kabil’i ele geçirmesi diplomasinin ana gündem maddesi olmaya devam ediyor. Liderler, Afganistan’daki tahliye işlemleri, insani dram ile olası göç senaryolarını değerlendiriyor. Medyascope, yaşanan son gelişmeleri sizler için derledi.

Afganlar’ın ülkelerini terk etmek istemesinin tek nedeni Taliban tarafından dayatılan katı şeriat kuralları değil

Taliban’ın Afganistan’ı ele geçirmesi, Avrupa’da, Ortadoğu ve Afrika’dan bir milyondan fazla insanın kıtaya aktığı 2015-2016 yıllarındaki göç krizinin tekrarlanması ihtimalini akıllara getirdi.

Afganlar’ın ülkelerini terk etmek istemesinin tek nedeni Taliban tarafından dayatılan katı şeriat kuralları değil. Ülkedeki yaygın şiddet iklimi, son yıllardaki kuraklık ve koronavirüs salgını zaten milyonlarca Afgan’ı insani yardıma muhtaç durumda bırakmıştı ve bunların çoğu önümüzdeki aylarda ekonomik nedenlerden dolayı göç edebilir. Avrupa Birliği (AB), Taliban yönetimindeki istikrarsızlığın uzun vadede “göç baskısını” artırabileceğini belirtti.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), ocak ayından bugüne kötüleşen güvenlik koşulları nedeniyle 550 binden fazla Afgan’ın ülke içinde yerlerinden edildiğini belirtti. Ayrıca UNHCR, Avrupa Birliği’nin üye devletlerinden, korunmaya muhtaç -özellikle kadınlar ve kızlar- Afganlar için kabul kotalarını artırma çağrısını yineledi.

Açık kapı politikası bu kez olmayacak

Almanya, 2015-16’da sınırlarını savaştan ve yoksulluktan kaçanlara açmıştı. Bu durum, Almanya Şansölyesi Angela Merkel’in yurtdışında takdir görmesini sağlarken yurtiçinde ise siyasi olarak zarar görmesine ve aşırı sağın yükselmesine neden olmuştu. 26 Eylül’deki seçimlerin ardından görevi bırakacak olan Merkel, AB’nin sığınmacıları kabul etmeyi düşünmeden önce Afganistan’a komşu ülkelerde mültecilerin güvenliğinin sağlanması gerektiğini söylüyor.

Avusturya, Afgan göçmenler için “sınırdışı edilme merkezleri” kurulmasını önermişti. Avusturya, AB’de sığınma talebi reddedilen Afganları’n sınırdışı edilmesini durdurmaya karşı uyarıda bulunan altı AB ülkesinden biri.

Yunanistan güvenlik güçleri, 2015 yılında Suriyeli göçmenlerin Türkiye üzerinden toplu varışlarının tekrarlanmasını önlemek için teyakkuza geçmiş durumda. Son krizden bu yana AB, yasadışı göçmenlerin gelişlerini caydırmak, ülkelerine geri göndermek için sınır güvenliğini arttırmış ve sahil güvenlik ve sınır teşkilatı Frontex’i de güçlendirmiş vaziyette.

Batı, göç dalgasını ekonomik yardımlarla durdurma peşinde

Batılı ülkeler henüz Taliban’ı Afganistan’ın resmi yöneticileri olarak resmen tanımadı. Ancak ülkeye yardımın gerekli olduğunu kabul ediyorlar, dahası ülkeye ekonomik yardımın arttırılmasıyla olası bir göçün önüne geçebileceklerini düşünüyorlar. Merkel bu hafta, insani yardımın 2015 göçmen krizinin tekrarını önlemenin anahtarı olacağını söylemişti. Öte yandan İngiltere, Afganistan’a bu yıl verilecek ekonomik ve insani desteğin iki katına çıkarılacağını duyurdu.

“Dünya liderleri söylediklerinde dürüst değil”

Afgan bir politikacı ve kadın hakları aktivisti olan Fevziye Kufi, kaotik geri çekilmenin ABD ve Afgan hükümetinin Katar’daki görüşmelerde Taliban üzerindeki tüm baskı araçlarını baltaladığını söyledi. Kufi, “Afganistan, arka arkaya yapılan hataların kurbanı oldu” dedi.

Kufi, “Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Biden, sağlıklı siyasi bir anlaşmaya varılabilmesi için geri çekilmeyi sadece bir ay bile olsa erteleyebilmeli. Öncelik siyasi anlaşmanın yapılması ise bu yapılabilir” dedi. Ani geri geçilme kararının gereksiz yere çok sayıda insanın hayatını riske attığını da sözlerine ekledi.

Kufi, “Hepimiz uluslararası güçlerin Afganistan’ı terk etmesini istiyoruz. Ülkenizi koruyan bir yabancı güce sahip olmak hiçbir açıdan sürdürülebilir veya mantıklı değil. Ancak ABD’nin müzakerelerin ortasında ve henüz herhangi bir anlaşmaya varılmamışken böyle bir yolu seçmesi mantıklı değil” dedi.

Eski bir milletvekili ve Afganistan Ulusal Meclisi’nin ilk kadın başkan yardımcısı olan Kufi, karşılaştığı yüksek riske rağmen yurtdışına kaçmak istemediğini, ancak Afgan kadınları ve kızları için endişelendiğini söyledi. Kufi, “Afgan kadınları, erkekleri terk edilmiş, ihanete uğramış hissediyor. Dünya liderleri söylediklerinde dürüst değil” dedi.

Biden: “Taliban’ın değiştiğini düşünmüyorum”

ABD Başkanı Joe Biden, ABC News’e verdiği ve perşembe günü (19 Ağustos) yayınlanan röportajında, Taliban’ın uluslararası toplum tarafından tanınmak isteyip istemediğine karar vermesi gerektiğini belirtti. Dahası grubun temel inançlarını değiştirdiğini düşünmediğini de sözlerine ekledi.

Gazetecinin yönettiği “Taliban’ın değiştiğini düşünüyor musunuz” sorusuna Biden, “Hayır” yanıtını verdi.

Biden, Afgan kadınlarının haklarını savunmak için ekonomik ve diplomatik araçların baskı mekanizması olarak kullanılması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Biden hedef tahtasında

ABD Kongresi’ndeki Demokrat ve Cumhuriyetçi temsilcilerden gelen krizin ele alış biçimine yönelik sert eleştiriler ile karşı karşıya kalan Başkan Joe Biden, ABC News’e verdiği bir röportajda, Afganistan’dan çıkışın daha iyi bir şekilde yapılıp yapılmayacağı yönündeki soruyu “Geriye dönüp bakacağız” şeklinde cevapladı.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan salı günü (17 Ağustos) gazetecilere verdiği demeçte, çekilmenin nasıl ele alındığına ilişkin bir değerlendirmenin yapıldığını söyledi. Sullivan, “Geri çekilme işinin tüm detaylarına yukarıdan aşağıya bakıyoruz” dedi.

Kongreden gelen talepler üzerine ABD Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi pazartesi günü (23 Ağustos) istihbarat uzmanlarından Afganistan’daki son durum hakkında gizli bir brifing alacak.

Kabil’deki konsolosluk memurlarının sayısını neredeyse iki katına çıkarıldı

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın perşembe günkü (19 Ağustos) açıklamasında, Taliban’ın pazar günü (15 Ağustos) Kabil’i ele geçirmesinin ardından Afganistan’dan tahliye çabalarına yardımcı olmak için Kabil, Katar ile Kuveyt’e daha fazla konsolosluk çalışanı gönderildiğini söyledi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, şu anda Kabil’deki havaalanında tüm işlemleri tamamlanmış 6 bin kişinin olduğunu ve yakında tahliye edileceklerini söyledi. Price, ABD’nin Kabil’deki konsolosluk memurlarının sayısını neredeyse iki katına çıkaracağını da sözlerine ekledi.

ABD, Afganistan’daki vatandaşlarını, yerel halk arasından istihdam edilen personeli, Özel Göçmen Vizesi (SIV) başvuru sahiplerini ve yardıma muhtaç diğer Afganlar’ı tahliye etmeye çalışıyor.

Nikolay Patruşev: “Ukrayna’daki Amerikan destekçilerini de benzer bir kader bekliyor”

İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace açıklamada bulunarak, ABD liderliğindeki 20 yıllık bir savaşın ardından Afganistan’ın kaderinin yeniden Taliban’a verilmesi ve tahliye esnasında yaşanan görüntülerin Batı’nın Rusya gibi büyük düşmanlar tarafından “zayıf” olarak algılanmasına yol açtığını belirtti.

İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace

Wallace, “Hepimizin endişelenmesi gereken bir şey var: Eğer Afganistan’da olduğu gibi Batı kararsız ve parçalı görülürse, Rusya gibi düşmanlarımız bunu cesaret verici bulacaktır” dedi.

Rusya Federasyonu Güvenlik Konseyi Başkanı ve Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yakın müttefiklerinden biri olan Nikolay Patruşev, Afganistan’dan aceleyle çıkış üzerinden Vaşington’un Ukrayna’ya olan desteğini sorguladı. Patruşev, “Kiev, NATO’ya üye olabilmek için denizaşırı patronlarının çıkarlarına hürmetle hizmet ediyor. Peki, Amerika’nın NATO ülkelerinden sonra en çok destek verdiği ülkenin Afganistan olması, Kabil’deki devrik rejimi kurtarabildi mi? Ukrayna’daki Amerikan destekçilerini de benzer bir kader bekliyor” dedi.

31 Ağustos tahliyede son gün olabilir

The Times Gazetesi’ne göre, İngiltere’nin Afganistan’dan çekilme için başlattığı son tahliye uçuşunun hızlandırılmış bir zaman çizelgesi içinde yapılması planlanıyor.

Gazetenin çeşitli kaynaklara dayandırdığı habere göre, son tahliye uçağının önümüzdeki salı günü (31 Ağustos) yani Amerikan kuvvetlerinin 31 Ağustos’ta planlanan ülkeyi terk etme tarihinde yapılması düşünülüyor.

Bir hükümet kaynağı, salı günü (31 Ağustos) olarak belirlenen tahliye tarihinin henüz resmi olarak kabul edilmediğini söyledi.

G20 Afganistan gündemiyle toplanabilir

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, İtalya Başbakanı Mario Draghi ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, perşembe günü (19 Ağustos) ayrı ayrı telefon görüşmelerinde Afganistan’ı ele aldı. Liderler, Afganistan’daki kötüye giden insani durumun öncelikli olarak ele alınmasının önemini vurguladı.

Liderler arası telefon trafiği, G7 dışişleri bakanlarının uluslararası toplumu Afgan krizine karşı birleşmeye çağırdığı esnada geldi.

Bir diplomatik kaynağa göre, G20 dönem başkanlığını yürüten İtalya, Taliban’ın Afganistan’ı askeri olarak ele geçirmesini ve sonrasındaki insani trajediyi görüşmek için özel bir zirve düzenlemeyi düşünüyor.

Borrell: “Açık konuşayım Afganistan’da yaşananlar tam bir felaket”

Avrupa Birliği Parlamentosu’na konuşan, Avrupa Birliği Dışişleri ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Josep Borrell Afganistan’da yaşananları “felaket” olarak nitelendirdi. Ayrıca Borrell, Taliban’ın hızla iktidara dönmesini öngörmede istihbaratın yetersiz kaldığını belirtti.

Avrupa’nın Afganistan’da AB için çalışmış olanları mümkün olduğunca kurtarması gerektiğini ve bunun bir “ahlaki görev”  olduğunun altını çizen Borrell, öte yandan AB için çalışmış tüm Afgan yurttaşlarını tahliye etmenin mümkün olmayacağını da sözlerine ekledi.

Josep Borrell

Borrell, “Açık konuşayım Afganistan’da yaşananlar tam bir felaket. Yaşananlar Afgan halkı, Batı değerleri ve bu değerlerin güvenilirliği ile uluslararası ilişkilerin gelişmesi önünde büyük felaket olarak duruyor” dedi.

Borrell konuşmasında, çok sayıda insanın Suriye ve Irak’taki çatışmalardan kaçtığı 2015 göçmen krizine de değindi. Borrell, Afganistan’ı Suriye ile karşılaştırmayı reddederek, “Onlara göçmen demeyin, sürgün edilmiş insanlar, hayatlarını kurtarmak için kaçan insanlar” dedi.

Borrell ayrıca NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile temas halinde olduğunu söyledi.

Derleyen: Zeynel Yıldırım

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus