Afganistan krizi: CIA ve Taliban yönetimi bir araya geldi, Kabil Havalimanı’nda on binlerce kişinin bekleyişi sürüyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Taliban’ın Afganistan’da hakimiyeti ele geçirmesinin ardından, ülkedeki on binlerce kişinin bekleyişi sürüyor. Batılı ülkeler, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’dan tahliye işlemleri için son gün olarak karar verilen 31 Ağustos tarihini uzatmasını talep ediyor. Afganistan’ın geleceği konulu G7 toplantısının bugün yapılması beklenirken, CIA Direktörü William Burns ile Taliban lideri Abdulgani Birader dün (23 Ağustos) ilk kez bir araya geldi. Ülkede yaşanan son gelişmeleri Medyascope sizin için derledi.

Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns ile Taliban lideri Abdulgani Birader dün (23 Ağustos) ilk kez bir araya geldi. İkili arasındaki görüşme, Taliban’ın Afganistan’ın başkenti Kabil’i ele geçirmesinin ardından bu yana Taliban ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden yönetimi arasında yapılan ilk üst düzey görüşme oldu. Birader, eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde CIA tarafından izlemeye alınmış, Şubat 2010’da Pakistan istihbaratı tarafından yakalanmış ve sekiz yıl hapiste kalmıştı.

G7’den kritik toplantı

İngiltere, İtalya, Fransa, Almanya, Japonya ve Kanada liderleri bugün (24 Ağustos) düzenlenecek G7 toplantısında, ABD Başkanı Joe Biden’dan Afganistan’dan tahliye işlemleri için son gün olarak karar verilen 31 Ağustos tarihini uzatması talebinde bulunacak

Batılı ülkeler, Taliban’ın ülkede kontrolü ele geçirmesinin ardından İslamcı militan gruptan korkarak ülkeden kaçmak isteyen ve Kabil Havaalanı’nda toplanan çaresiz Afganlar’ı ve kendi vatandaşlarını geri getirmek için mücadele ediyor.

ABD’nin Afganistan’dan çekilme şekli ve zamanlaması, Vaşington ile diğer Batı başkentleri arasında gerginliğe neden oldu. Kabil Havaalanı’nda tahliye işlemleri esnasında yaşanan kaosta yaklaşık 20 kişinin izdiham ve silahlı çatışma nedeniyle hayatını kaybettiği bildirildi.

G7 toplantısına başkanlık edecek İngiltere Başbakanı Boris Johnson, liderlerin tahliye çabalarının yanı sıra, Afganistan için daha uzun vadeli geleceğe odaklanacaklarını söyledi. Johnson, “Birinci önceliğimiz, vatandaşlarımızın ve son 20 yıldır çabalarımıza yardım eden Afganlar’ın tahliyesini tamamlamaktır. Ancak bir sonraki aşamaya baktığımızda, uluslararası bir toplum olarak bir araya gelmemiz ve daha uzun vadeli ortak bir yaklaşım üzerinde anlaşmamız hayati önem taşımaktadır” dedi.  

Johnson’ın ofisinden yapılan açıklamada, liderlerin Afganistan’da son 20 yılda, özellikle kız çocuklarının eğitimi ve kadın hakları alanında elde edilen kazanımları koruma taahhüdünü teyit etmelerinin beklendiği bildirildi.

Toplantıda ayrıca olası ekonomik yaptırımlar ve Taliban’ın insan hakları ihlallerinde bulunması veya topraklarının militanlar için bir sığınak olarak kullanılmasına izin vermesi durumunda ülkeye yönelik yardımın durdurulup durdurulmayacağı da tartışılacak.

Diplomatik kaynaklar, G7 toplantısının ardından Taliban’ın Afganistan’ın meşru bir iktidar olarak ne zaman resmen tanınacağı üzerinde de konuşulacağını söyledi. Avrupalı bir diplomat, “G7 liderleri, Taliban’ı tanıyıp tanımayacakları ya da ne zaman tanıyacakları konusunda eşgüdümlü hareket etmede anlaşacaklar ve birlikte yakın çalışmaya devam etmeyi taahhüt edecekler” diye konuştu.

İngiltere’nin ABD Büyükelçisi Karen Pierce, İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in de yer alacağı G7 görüşmelerinde ortak bir yaklaşımı vurgulayacağını söyledi. Pierce Reuters’a verdiği demeçte, “Yeni Afgan rejimiyle birleşik ve uyumlu bir şekilde başa çıkabilmemiz için net bir plan geliştirme sürecini başlatmak istiyoruz. Yeni rejimi kelimelerle değil eylemlerle değerlendireceğiz” dedi.

Tanınma, Taliban’ın önceki Afgan hükümetlerinin faydalandığı dış yardımlara ulaşmasına izin vermek de dahil olmak üzere egemen devletler tarafından alınan siyasi bir karar olarak öne çıkıyor. Trump yönetimi tarafından Taliban ile imzalanan 2020 anlaşmasında, Taliban’ın “ABD tarafından bir devlet olarak tanınmadığı” açıkça belirtiliyordu.

2017 yılından 2018 yılına kadar Kabil’deki ABD Büyükelçiliği’nde misyon şef yardımcısı olarak görev yapan emekli ABD’li diplomat Annie Pforzheimer, tanınma meselesinin sahip oldukları en önemli araçlardan biri olduğunu ve Taliban’ı yeni hükümetin kapsayıcı olması, insan hakları ihlalleri gibi konularda taahhüt vermeye zorlamak için kullanılabileceğini öne sürdü.

Kaynaklar, G7 liderlerinin mülteci dalgasının yönetilmesi konusunda da koordinasyon taahhüdünde bulunacaklarını söyledi.

Pierce, G7’nin mevcut tahliye operasyonlarını değerlendireceğini ve güvenlik, insani yardım ve mültecilerin yeniden yerleştirilmesi de dahil olmak üzere daha sonraki adımları yakından koordine etmeyi taahhüt edeceğini belirtti.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas dünkü (23 Ağustos) açıklamasında, Almanya’nın G7 mensuplarına insani yardım için ek fon ayırmaları noktasında baskı yapacağını söyledi. Maas, “G7 ülkelerinin sorumluluklarını yerine getirmeleri ve bölgede halihazırda yaygın olan ve önümüzdeki haftalarda artacak olan ağır insani sıkıntıyı hafifletmek için bir yanıt bulmaları gerektiğine inanıyorum” diye konuştu.

Heiko Maas

Biden ve Johnson G7 toplantısı öncesinde görüştü

G7 toplantısının odağının tahliye işlemlerinin uzatılması olacağı dile getiriliyor. Diğer yandan Johnson’un G7 toplantısı öncesinde Biden ile konuşarak, Kabil’den ayrılmaya uygun kişilerin 31 Ağustos’tan sonra da tahliye edilebilmesi noktasında anlaşmaya vardığı bildirildi.

Fransa tahliye için daha fazla zamana ihtiyaç olduğunu söylerken Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas dün (23 Ağustos) G7’nin, ABD tarafından belirlenen son tarihin ötesinde geçip geçmemeyi değerlendirmesi gerektiğini söyledi.

İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace, ABD kuvvetleri ayrıldıktan sonra İngiliz kuvvetlerinin tahliyeye devam etme ihtimalinin çok az olduğunu belirtti.

Ben Wallace

Öte yandan Taliban, 31 Ağustos tarihinin tahliyeler için son tarih olmasının kendileri için “kırmızı çizgi” olduğunu ve tahliyelerin uzatılması talebinin kabul edilmeyeceğini vurguladı. Vaşington ise bu konuda müzakerelerin devam ettiğini bildirdi.

Wallace: Müttefikler çıkışı geciktirirse Taliban Kabil Havaalanı’nı kapatabilir

İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace, tahliye operasyonunun eylül ayına kadar uzatılmasının mümkün olmadığını söyledi. Wallace ayrıca, ABD ve müttefiklerinin Afganistan’dan tahliye için 31 Ağustos tarihini uzatmaya çalışması halinde, Taliban’ın Kabil Havaalanı’nı kapatmak için silahlı güce başvurabileceğini belirtti.

Johnson başkanlığındaki G7 liderler zirvesinin başlamasından birkaç saat önce konuşan Wallace, İngiltere’nin ülkedeki 20 yıllık varlığı süresince orduyla birlikte çalışan kişilere daha fazla zaman tanımak için sürenin uzatılmasını istediğini doğruladı.

Ancak Wallace, Biden’ın 31 Ağustos tarihine bağlı kalma arzusu ve Taliban’ın uzatma talebine yönelik güçlü muhalefeti nedeniyle tahliye operasyonunun eylül ayına kadar uzatılmasının “olası olmadığını” söyledi.

Uzatmanın bazı sonuçlara neden olabileceğini ve bu sonuçların Batılı ülkeleri çok zor durumda bırakabileceğini belirten Wallace, “Bu sonuçlar şüphesiz, insanların havaalanına girmesini engellemekten, havaalanını kapatabilecek askeri faaliyetlere kadar uzanabilir. Bu herkes için çok zor” dedi. Wallace tahliye operasyonunu hızlandırma çabalarına da vurgu yaparak, “İşte bu yüzden odaklanıyoruz ve her saat olabildiğince çok insanı tahliye ediyoruz” diye konuştu.

Wallace bugünkü (24 Ağustos) açıklamasında, son iki hafta içinde yaklaşık sekiz bin 600 kişinin ve son 24 saat içinde iki binden fazla kişinin Afganistan’dan tahliye edildiğini söyledi.

31 Ağustos tarihi yaklaştıkça havaalanındaki durumun daha da tehlikeli hale gelebileceği uyarısında bulunan Wallace, “Son tarihe yaklaştıkça güvenlik riskinin arttığını söylemenin doğru olduğunu düşünüyorum” dedi.

Biden’ın 24 saat içinde karar vermesi bekleniyor

Biden’ın bugün (24 Ağustos) ABD’lileri ve müttefiklerini güvenli bir yere tahliye etmek için belirlenen 31 Ağustos tarihinin uzatılıp uzatılmayacağına karar vermesi bekleniyor.

Biden pazar günkü (22 Ağustos) açıklamasında, tahliyenin “zor ve acı verici” olduğunu ve birçok şeyin ters gidebileceği konusunda uyarıda bulunmuştu. Biden ayrıca, ABD askerlerinin tahliyeyi denetlemek için 31 Ağustos tarihinden sonra da ülkede kalabileceğini açıklamıştı.

Konu hakkında açıklama yapan Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi’nin Demokrat başkanı Adam Schiff, istihbarat yetkililerinin Afganistan konulu brifingi sonrasında gazetecilere verdiği demeçte, tahliyenin kalan sekiz gün içinde tamamlanabileceğine inanmadığını söyledi. Schiff şöyle konuştu: “Bunun mümkün olduğunu düşünüyorum ancak hâlâ tahliye edilmesi gereken ABD’lilerin sayısı göz önüne alındığında bunun çok düşük bir olasılık olduğunu düşünüyorum.”

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, ABD’nin Taliban ile günlük görüşmelerde bulunduğunu ve ABD’lileri ve diğer insanları tahliye etmede “muazzam bir ilerleme” kaydettiğini belirtti.

Dün (23 Ağustos) itibarıyla ülkeden yaklaşık 10 bin 900 kişi tahliye edilirken, ABD’nin 14 Ağustos’tan bu yana 48 bin kişiyi tahliye ettiği öğrenildi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price gazetecilere verdiği demeçte, ABD’nin Kabil Havaalanı’nın kontrolünün geleceği meselesini Taliban’ın yanı sıra müttefikleriyle de tartıştığını söyledi.

İngiliz hükümeti Afganistan’a girişin suç sayılmasını tartışacak 

The Telegraph gazetesinin haberine göre, İngiliz hükümeti Afganistan’ı kara listeye alma teklifini tartışacak ve yasadışı bölgeyi ziyaret ettikleri kanıtlananların 10 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasına izin verecek.

Gelecekte nasıl ilerleyeceğimiz konusunda bu aşamada mevcut olan her seçeneğe bakıyoruz” diyen yetkili, önerilerin bu hafta içinde tartışılacağını belirtti.

Beyaz Saray’da Afganistan’daki kaos nedeniyle görevden alınan veya istifa eden biri yok

Beyaz Saray’dan gelen açıklamada ise Afganistan’dan çekilme operasyonunda yaşanan fiyasko nedeniyle görevden alınan ya da istifa eden bir yetkilinin henüz olmadığı söylendi.

Jake Sullivan

Jake Sullivan Beyaz Saray’da gazetecilere verdiği demeçte, Biden’ın Taliban’ın bu ay ülkeyi yıldırım hızıyla ele geçirmesinden sonra ABD’li yetkililere karşı disiplin cezası almayı planlayıp planlamadığı sorulduğunda, “Böyle bir şey söylediğini duymadım” karşılığını verdi.

Sullivan, Biden’ın İngiltere, Fransa ve diğer ABD müttefiklerinden gelen baskı sonrasında ABD güçlerinin Afganistan’dan çekilmesi için 31 Ağustos’taki son tarihi uzatıp uzatmamayı düşündüğünü söyledi.

ABD’li yetkililerin konuyla ilgili olarak Taliban ve ABD müttefikleriyle günlük temas halinde olduklarını ancak ABD vatandaşlarını, üçüncü ülkelerden gelen insanları ve savunmasız Afganlar’ı tahliye etmek için askeri operasyonda önemli ilerleme kaydettiğini belirtti.

BM: Afganistan eylül ayından sonra kıtlıkla boğuşabilir

Birleşmiş Milletler (BM), Kabil Havaalanı’ndaki kısıtlamalar nedeniyle cerrahi ekipman, ilk yardım malzemeleri ve gıda sevkiyatlarının bölgeye ulaştırılamadığını ve eylül ayının başında Afganistan’a gıda kıtlığı yaşanabileceğini belirtti.

Karayoluyla erzak getiren Dünya Gıda Programı (WFP), şu an için dört farklı yol üzerinden gıda tedarik ettiğini ancak önümüzdeki ay gıdaların tükenmeye başlayabileceğini söyledi.

WFP’nin Afganistan’daki temsilcisi Andrew Patterson, “Kış geliyor ve birçok Afgan yolu karla kaplanacak. Yiyecekleri dağıtılması gereken depolarımıza götürmemiz gerekiyor.  Şu anda ülkede 20 bin metrik ton gıdamız var, 7 bin metrik tonumuz ise yolda. Afgan halkına aralık ayının sonuna kadar götürmek için 54 bin metrik ton daha yiyeceğe ihtiyacımız var. Eylül ayına kadar yiyeceğimiz tükenmeye başlayabilir” dedi.

Patterson, WFP’nin ihtiyacı olacağını tahmin ettikleri 20 milyon kişiye kadar yiyecek satın almak için 200 milyon dolara ihtiyacı olduğunu da belirtti.

Yardım kuruluşlarına göre, Taliban’ın 15 Ağustos’ta Kabil’i ele geçirmesiyle sonuçlanan ilerlemelerin ortasında, son iki ay içinde Afganistan’da yerinden edilmiş yaklaşık 300 bin kişiye tıbbi ve gıda malzemelerinin ulaştırılması kritik bir konu. Dünya Sağlık Örütü’nün (DSÖ) bölgedeki acil durum direktörü Dr. Richard Brennan, “Dünyanın gözü şu anda tahliye edilen insanlar ve kalkan uçaklar üzerindeyken, geride kalanlara yardım etmek için malzeme almamız gerekiyor” dedi.

Brennan, DSÖ’nün boş uçakların ülkeden tahliye edilenleri almaya giderken malzeme toplamak için Dubai’deki deposuna yönlendirilmesi çağrısında bulundu. Brennan ayrıca, DSÖ’nün bir “insani hava köprüsü” kurmayı düşündüğünü söyledi.

Uluslararası Kızılhaç’tan Gregory Matthews, Afgan halkının üçlü bir tehditle karşı karşıya olduğunu söyleyerek durumun zorluğuna dikkat çekti: “Siyasi durumda belirsizlik var, 550 bin kişi yerinden edilmiş ve ayrıca gıda güvensizliği kriz seviyesinde. Hükümet, büyük bir kuraklığın ardından temmuz ayında zaten bir kriz ilan etmişti. Gıda güvensizliği seviyeleri son derece yüksek.”

UNICEF İcra Direktörü Henrietta Fore ise dünkü (23 Ağustos) açıklamasında, Afganistan genelinde yaklaşık 10 milyon çocuğun insani yardıma ihtiyacı olduğunu, bunların bir milyonunun tedavi edilmeden ölebileceğini ve koşulların daha da kötüleşmesinin beklendiğini söyledi.

Fore, “Şu anda UNICEF, yerinden edilmiş ailelere sağlık, beslenme ve su hizmetleri de dahil olmak üzere çocuklar ve kadınlar için hayat kurtaran programlarını artırıyor. Bu operasyonları daha önce güvensizlik nedeniyle ulaşılamayan bölgelere genişletmeyi umuyoruz” açıklamasında bulundu.

Derleyen: Gökalp Badak

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus