AYM zamanaşımını dikkate almadı, gözaltında işkence ile ölen kişinin yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verdi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Anayasa Mahkemesi (AYM), 1992’de Diyarbakır’ın Bismil ilçesindeki Ağıllı Köyü’nde gözaltına alınan A.K.’nin yakınlarının başvurusunda yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal edildiğine karar verdi. Dört kez mahkumiyet kararı verilen sanık asker hakkındaki davada en son zamanaşımı kararı verilmişti.

AYM, gözaltı sırasında işkence nedeniyle hayatını kaybeden kişinin ailesinin başvurusunda, yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal edildiğine; başvuruculara müştereken 500 bin Türk Lirası manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Diyarbakır’ın Bismil ilçesine bağlı Ağıllı Köyü’nde 1992 yılında 17 kişi ile birlikte gözaltına alınan A.K.’nin ölümü kolluk tutanağına “apandisit” olarak yazılmış ancak Adli Tıp Kurumu’nun raporu, cop ile işkence yapıldığına dair tanık ifadelerini kanıtlamıştı. 15 askere açılan davada S.Ü. hakkında dört kez mahkumiyet kararı verilmiş, en son zamanaşımı nedeniyle dava düşürülmüş ve sanık tahliye edilmişti.

A.K.’nin yakınlarının 2018’deki başvurusunu inceleyen AYM, yargı mercilerinin yargılamanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi konusunda göstermeleri gereken hassasiyeti göstermediğini belirtti. 25 yılın sonunda sanığın zamanaşımından yararlandığı davada AYM, yaşam hakkının usul boyutu ile kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine hükmetti.

Kolluk tutanağı “apandisit” dedi, adli tıp raporu işkence tanıklıklarını destekledi

AYM kararına yansıyan bilgilere göre, Bismil Jandarma Komutanlığı’na bağlı komando birlikleri ve PKK arasında 19 Nisan 1992’de çatışma yaşandı. Jandarma tutanağında Ağıllı Köyü’nde, aralarında A.K.’nin babasının evinin de olduğu bazı evlerden ateş edildiği ifadeleri yer aldı. Aynı gün, Ağıllı Köyü’nden A.K.’nin de aralarında olduğu 17 kişi, yardım ve yataklık iddiasıyla sabah saatlerinde gözaltına alınarak Bismil Jandarma Komutanlığı’na götürüldü. Gözaltına alınanlar daha sonra Tepe Jandarma Komutanlığı’na getirildi. 20 Nisan 1992 tarihli kolluk tutanağında, A.K.’nin sabah erken saatlerde apandisit nedeniyle rahatsızlandığı, gözaltındaki başka bir kişiye ait olan araç ile hastaneye götürüldüğü ve burada apandisit sonucu hayatını kaybettiği belirtildi.  

Bismil Cumhuriyet Başsavcılığı bunun üzerine konuyla ilgili ceza soruşturması başlattı. Adli Tıp Kurumu raporu, ölümün kalın bağırsağın delinmesi ile gelişen enfeksiyon sonucu yaşandığını ortaya koydu.

Mahkeme dokuz yıl sonra görevsizlik kararı verdi

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 Şubat 1994’te 15 asker hakkında “işkence yapmak suretiyle öldürmek” suçundan Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açtı. Soruşturma kapsamında ifade veren bazı askerler “Rambo” lakaplı asteğmenin A.K.’ye copla işkence yaptığını söyledi. A.K. ile birlikte gözaltına alınan bazı kişiler de bu işkenceyi anlattı. 

Mahkeme, sanıkların memur olması nedeniyle yargılama izinlerinin alınması için durma kararı verdi. Yargılama 1997 yılında başladı ancak mahkeme, 2006’da askeri mahkemenin yetkili olduğunu belirterek görevsizlik kararı verdi. Yargılama 2008 yılında tekrar ceza mahkemesinde devam etti.

Ağırlaştırılmış müebbet ve toplam 56 yıl 8 ay hapis cezalarının ardından zamanaşımı kararı verildi

Suçlamayı reddedip “Rambo” lakabının kendisine ait olduğunu kabul eden S.Ü. hakkındaki ilk mahkumiyet 26 Ekim 2010 tarihinde verildi. Mahkeme, S.Ü. hakkında “canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, diğer sanıklar için ise beraat kararı verdi. 14 asker hakkında beraat kararı kesinleşirken S.Ü.’nün avukatı kararı temyiz etti. 

Yargıtay’ın bozma kararıyla tekrar yargılama başladı. S.Ü.,  9 Mayıs 2013’te tutuklandı. 30 Mayıs 2013’te mahkeme, “kastın aşılması suretiyle işkence ederek öldürme” suçundan S.Ü.’ye 20 yıl hapis cezası verdi. Temyiz sonucu ceza dairesi, mahkemenin kararını bozdu ve sanık 7 Ekim 2015’te tahliye edildi.

Üçüncü hüküm, 10 Aralık 2015’te “kastın aşılması suretiyle işkence ederek öldürme” suçundan indirimle 20 yıl hapis cezası ve tutuklama kararı oldu. Karar temyiz edildi, Yargıtay kararı bozdu.

S.Ü. hakkındaki son mahkumiyet kararı, 13 Aralık 2016’da “kastın aşılması suretiyle işkence ederek öldürme” suçundan 16 yıl sekiz ay hapis cezasıydı.

Kararın temyizi sonucu ceza dairesi, 21 Aralık 2017’de zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle 12 Şubat 2018’de davanın düşürülmesine karar verdi. Sanık aynı gün tahliye edildi.

AYM: “25 yılın sonunda mutlak cezasızlık nedeni olan zamanaşımından yararlanıldı”

A.K.’nin eşi ve çocukları gözaltı sırasında kötü muamele sonucu meydana gelen ölüm ve bu olay hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisizliği nedeniyle yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasıyla 2018’de AYM’ye başvurdu. Adalet Bakanlığı, AYM’ye gönderdiği yanıtta, sanığın uzun süre tutuklu yargılandığını ve böylece cezasızlığın engellendiğini savundu.

AYM, bugün (23 Eylül) Resmi Gazete’de yayımlanan 8 Haziran 2021 tarihli kararında, başsavcılığın olaydan haberi olur olmaz soruşturma başlattığını, dava açıldığını, Yargıtay Ceza Dairesi’nce çeşitli hukuki gerekçelerle bozulsa da sanık hakkında kastın aşılması suretiyle işkence ederek öldürme gerekçesiyle birkaç kez mahkumiyet kararı verdiğini aktardı. AYM, bu nedenlerle başvurucuların soruşturma makamlarının tarafsız olmadığı iddialarının dayanıksız olduğunu belirtti. 

AYM, bununla birlikte izinler için üç senenin, görevsizlik kararı içinse dokuz senenin geçtiğini aktardı ve “25 yılın sonunda ise başvurucularının yakınlarının maruz kaldığı eylemin sanığı, mutlak bir cezasızlık nedeni olan dava zamanaşımı süresinden yaralanmıştır” dedi.

Yargı mercilerinin benzer yaşam hakkı ve kötü muamele ihlallerinin önlenmesindeki önemli rollerine aykırı surette yargılamanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi konusunda göstermeleri gereken hassasiyeti göstermediğini” belirteren AYM, yaşam hakkının usul boyutu ile kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verdi.

İhlalin yargılama makamlarının ihmalinden kaynaklandığını ve ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması gerektiği belirten AYM, ancak zamanaşımı gerekçesiyle davanın düşmesine karar verilmesi nedeniyle bunun mümkün olmadığını vurguladı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus