DEVA Partili Yeneroğlu: “FETÖ 15 Temmuz’dan önce terör örgütü olarak tanımlanmamıştı, dini toplantılara katıldığı için örgüt üyesi sayılanlar beraat etmeli”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, dün (23 Eylül) “Hukuksuzluğun Sıradanlaşması: Silahlı Terör Örgütü Üyeliği Yargılamaları” isimli bir rapor açıkladı. Üç temel başlıktan oluşan raporda silahlı terör örgütüne üye olma suçunun maddi ve manevi unsurları, soruşturma ve yargı makamlarının FETÖ/PDY üyeliğine delil olarak kabul ettikleri bazı fiiller değerlendirilerek FETÖ/PDY yargılamalarında nasıl bir yol izlenmesi gerektiği anlatıldı. Yeneroğlu, FETÖ’nün silahlı terör örgütü niteliğini bilmeyen, sadece dini toplantılara katılan kişilerin beraat ettirilmesi gerektiğini söyledi.  

Raporda iki yıl süren Olağanüstü Hal (OHAL) dönemindeki uygulamaların detaylarına yer verilerek toplam 32 kanun hükmünde kararname çıkarıldığı, 125 binden fazla kamu görevlisinin görevinden ihraç edildiği belirtildi. Ayrıca kapatılan kurum ve kuruluşlar, mezuniyetleri geçersiz sayılan askeri ve polis okulları öğrencileri, kamu ve özel kurumlarında işlerine son verilenler ve ruhsatları iptal edilenler dikkate alındığında OHAL uygulamalarına maruz kalan kişi sayısının 250 bini geçtiği bilgisi paylaşıldı.

DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Yeneroğlu, raporunda silahlı örgüt suçu bağlamında açılan soruşturmaların istatistiklerine de yer vererek, 2016-2020 yılları arasında en az 1 milyon 576 bin 566 soruşturma açıldığını belirtti. 

Raporda bir kişinin silahlı terör örgütü üyesi sayılabilmesi için hangi unsurların bulunması gerektiği de açıklandı. Türk Medeni Kanunu’nda herhangi bir terör örgütü listesinin bulunmadığı vurgulanarak, Türkiye’de bir örgütün silahlı terör örgütü olarak tanımlanmasının yargı kararları ışığında yapıldığının altı şöyle çizildi: “Kişinin silahlı terör örgütü üyesi olarak kabul edilebilmesi için her şeyden evvel kuruluşu, stratejisi, yapılanması ve faaliyetleri itibariyle TCK’nın 314. maddesi ve 3713 sayılı TMK’nın 1. ve 7. maddelerinde tarifini bulan bir terör örgütünün varlığı şarttır. Türk Hukuku’nda ise TMK’da herhangi bir terör örgütü listesine yer verilmediği gibi bu konuda herhangi bir idari ya da siyasi merci de yetkili kılınmamıştır. Bir örgütün silahlı terör örgütü olduğunun kabulü için mevzuatımıza ve uygulamaya göre; iç hukukta kesinleşmiş bir mahkeme kararı, ulusüstü yargı erkinin kesinleşmiş bir kararı, bağlayıcı uluslararası sözleşmeler veya uluslararası resmi bir teşkilatın bağlayıcı kararlarından biri olmalıdır.” 

Mahkeme kararları ışığında FETÖ/PDY’nin 15 Temmuz 2016’dan önce silahlı terör örgütü sayılıp sayılamayacağının suçun maddi ve manevi unsurları dikkate alınarak incelendiği raporda, soruşturma ve yargılama makamlarının FETÖ/PDY üyeliğine delil olarak kabul ettikleri bazı fiillerin değerlendirilmesi yapıldı.  

“FETÖ/PDY 15 Temmuz 2016’dan önce silahlı terör örgütü olarak nitelendirilmemişti”

Yeneroğlu, mahkeme kararları ışığında FETÖ/PDY’nin 15 Temmuz 2016’dan önce silahlı bir terör örgütü olarak nitelendirilmediği vurgulayarak, ancak bu tarihten sonra örgütün hiyerarşik yapısına dahil olanların terör örgütüne üyelikten sorumlu tutulabileceklerini belirtti:   

 “Mevzuatımıza göre bir örgütün silahlı terör örgütü sayılabilmesi için silah unsurunu taşımasının yanında cebir ve şiddet kullanması gerekliliği TMK’da 2003 ve 2006 yılında yapılan değişikliklerle bir şart olarak kabul edilmiştir. FETÖ/PDY’nin ise mevzuatımıza göre bir silah ile cebir ve şiddet kullanma unsurlarını haiz olması, 15 Temmuz 2016 itibari ile söz konusu olmuştur. Bu kapsamda, darbe teşebbüsünden sonra örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan kişilerin işledikleri fiiller bağımsız bir suç oluşturmasa dahi silahlı terör örgütüne üyelikten dolayı sorumlu tutulacakları açıktır.”

“Kamu gücüyle hareket edenlerin yönlendirdiği FETÖ/PDY, toplum tarafından 15 Temmuz’dan önce terörle ilişkilendirilemezdi”

FETÖ/PDY’nin uzun bir süre boyunca kamu tarafından desteklendiği belirterek, toplumun FETÖ/PDY’yi 15 Temmuz’dan önce terör örgütü olarak nitelendiremeyeceğine dikkt çeken Yeneroğlu, “Kamu gücüyle hareket edenlerin teşviki ve yönlendirmesi ile birlikte örgütün; dini ve milli hassasiyetleri sonuna kadar kullanan, fikri veya dini hizmet hareketi olarak bilinmesi ve toplumun büyük bir kesimi tarafından da bu şekilde kabul edilmesi gerçeği karşısında, toplumda terörün olmazsa olmazı “cebir ve şiddet” kavramı ile örgütü örtüştüren bir algı oluşmamıştır” dedi.

“FETÖ’nün silahlı terör örgütü niteliğini bilmeyen ve suç işlemeyen kişiler beraat ettirilmeli”

Mustafa Yeneroğlu, FETÖ/PDY yargılamalarında 15 Temmuz’un planlayıcılarıyla FETÖ/PDY’nin silahlı terör örgütü niteliğini bilmeyen, sadece dini toplantılara katılan kişilerin yargılamalarının birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi:

Elbette FETÖ/PDY kalkıştığı ‘darbe girişimini’ tek günde planlayıp icraya koymamıştır. Bu sebeple örgütün amaçlarından ve 15 Temmuz 2016 tarihinden evvel cebir ve şiddet kullanacağından haberdar olarak söz konusu örgütün hedefleri doğrultusunda örgüte katılan, bağlanan, örgüte hâkim olan hiyerarşik gücün emrine giren, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılıp böylece somut bir suçun icrasına iştirak eden bir kişi bu fiilleri sebebi ile soruşturulacak, mahkeme bu suçun örgütlü olarak işlendiğine karar verirse ilk önce ilgili mevzuata göre silahlı terör örgütünün tespitini yapacak, daha sonra kişinin eylemlerinin silahlı terör örgütüne üyelik suçunu oluşturup oluşturmadığına karar verecektir. Ancak bu tarihten önce somut bir suça karışmamış; sadece dini toplantılara, derneklere yahut sosyal etkinliklere katılmış; maddi-manevi yardımda bulunmuş; şirket, dernek ya da okullarında görev almış kişiler, örgüte üye olmaktan veya bu örgütü yönetmekten sorumlu tutulamazlar.”

“Sınav sorularını çalanlar, yargı kararlarını etkileyenler cezalandırılmalı”

Raporda son olarak, FETÖ’nün silahlı terör örgütü niteliğini bilmeyen ve dolayısıyla silahlı terör örgütüne üye olma kastı olmayan ancak sınav sorularının çalınması, devlet kadrolarına haksız şekilde yerleşilmesi, yargı kararlarının etkilenmesi gibi suçların işlenişine katılan kişilerin cezalandırılması gerektiği belirtildi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus