OHAL Komisyonu, Barış Akademisyenleri ile ilgili ret kararları vermeye devam ediyor: Karardan sonra iç hukuk yolları açılan akademisyenlerin hukuk mücadelesi 15 yıl sürebilir

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

“Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine imza atan barış akademisyenlerinin yüzlercesi, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde görev aldıkları üniversitelerden ihraç edildi. OHAL Komisyonu, barış akademisyenleri ile ilgili dört yıl sonra ret kararları vermeye başladı. Komisyon, İstanbul Üniversitesi akademisyenleri Ahsen Deniz Morva, Hakan Ongan, Ertan Ersoy, Erhan Keleşoğlu ve Ankara Üniversitesi’nden Nail Dertli’nin başvurularını reddetti. Medyascope’a konuşan akademisyenler “Karar hukuki değil siyasi” diyerek tepki gösterdi. Başvurusu reddedilen akademisyenler için iç hukuk yolu açıldı ancak bu hukuki süreç 15 yıl sürebilir. 

AYM barış akademisyenlerinin ifade özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar vermişti

Darbe girişiminden sonra Mayıs 2017’de kurulan OHAL Komisyonu bugüne kadar, “Barış Bildirisi” olarak bilinen ve 2 bin 210 akademisyen tarafından imzalanan bildiri gerekçesiyle üniversitelerindeki görevlerinden ihraç edilen akademisyenlerin başvurularına dair ret kararları almaya başladı. Anayasa Mahkemesi (AYM), barış akademisyenlerinin imza attıkları bildiri nedeniyle “silahlı terör örgütü propagandası yapmak” suçundan cezalandırılmalarının ifade özgürlüklerini ihlal ettiğine karar vermişti.

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Bölümü’nde öğretim üyesi iken 2016 yılında 675 sayılı KHK ile kamu hizmetinden ihraç edilen Erhan Keleşoğlu’nun başvurusu reddedildi. Medyascope’a konuşan Keleşoğlu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AHİM) Türkiye’den bu konuda savunma istemesi sonucu komisyonun karar vermek zorunda kaldığını belirtti:

“Yine siyasi bir karar verildi”

“AİHM’in Türkiye’den savunma istemesinden sonra komisyonun karar alma sürecinin hızlanacağını düşünüyordum. AYM’nin, bizim hakkımızda verdiği hak ihlali ve beraat kararları sonrası hukuken iade karar alınması gerektiğini düşünüyordum ama bir yandan bizim ihraç edilmemiz siyasal bir karardı. O nedenle siyaseten yine siyasi bir karar verileceğini düşünüyordum. OHAL Komisyonu bu yönde karar verdi ne yazık ki. Hükümet, AİHM’e Türkiye’de iç hukukun tükenmediği ve devam ettiğine dair mesaj vermek istedi.” 

“Ülke siyasetinin üzerinde tepindiği insanlar haline geldik”

Komisyonun diğer akademisyenlerle ilgili iade karar almasını beklemediğini ifade eden Keleşoğlu, yıllardır yaşadıkları zorlukları hatırlatarak, şöyle konuştu: “Kimseye dair bir iade kararı beklemiyorum. Davamız Türkiye’deki siyasal gündemin parçasıydı. Başından beri hukuki bir süreç değildi. Ülke siyasetinin üzerinde tepindiği insanlar haline getirildik. Linç edildik. Hukuken de hakkımızda hiç hak etmediğimiz kararlar verildi. Birkaç gün önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin AYM hakkında söylediği sözleri hatırlıyoruz. Bu kararı siyasal mücadelenin bir parçası olarak görüyorum.”

“En az ihraç kararı kadar hukuksuz ve keyfi”

Komisyon, İstanbul Üniversitesi’nden ihraç edilen Dr. Hakan Ongan’a da ret kararı verdi. Medyascope’a konuşan Ongan, AYM’nin kendileri hakkında verdiği “hak ihlali” kararına rağmen haklarında ret kararı verilmesine tepki gösterdi:

“Nihayet yıllar sonra AİHM, kurulmasına destek verdiği OHAL Komisyonu’nun işlevini sorgulamaya başladığı ve isimlerimizi vererek gerekçe sorduğu bir dönemde bu kararlar çıktı. Ancak karar en az ihraç kararı kadar hukuksuz ve keyfidir. Çünkü ihracımızdan sonra aldığımız bir ‘beraat’ kararı, bir AYM’nin ‘ifade özgürlüğü’ kararı söz konusudur. Ayrıca çalıştığımız kurumda geçirdiğimiz soruşturmada ceza olarak o dönemin koşullarında bile sadece ‘kınama’ verilmiştir. Tüm bu olgular ortadayken ‘ret’ kararı AYM kararının bir bürokratik mekanizma yoluyla işlevsiz kılınması anlamındadır. İronik olan ise altı yıl sonra bu kararla hukuki hak aramamıza ‘izin’ veriliyor olmasıdır. Bu hakkımı sendikam Eğitim-Sen ile birlikte kullanacağım.

İdare mahkemesi, istinaf, Danıştay, AYM ve AİHM’e uzanacak bir süreç

Komisyonun aldığı karar, başvurusu reddedilen akademisyenlerin kurumlarına tebliğ edilecek, kurumlar da kararı akademisyenlere iletecek. Akademisyenler kararın kendilerine tebliğ edilmesinden sonra 60 gün içinde Ankara’da OHAL Komisyonu kararları için kurulan idare mahkemelerine başvurabilecek. Akademisyenler, başvurularının tümünün reddedilmesi durumunda sırasıyla istinaf, Danıştay, AYM ve en sonunda AİHM’e başvurabilecek. Tüm bu süreçler ise yıllarca sürecek bir hukuki mücadeleye işaret ediyor. 

“İhraç gerekçemizi hala bilmiyoruz, başvurular neden reddediliyor onu da bilmiyoruz”

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Anayasa Kürsüsü’nde çalışmakta iken 7 Şubat 2017’de KHK ile ihraç edilen Dinçer Demirkent’in başvurusuna dair ise henüz bir karar verilmedi. OHAL Komisyonu’nun ret kararlarının ardından yaşanacak hukuki süreci Medyascope’a anlatan Dinçer Demirkent, “Komisyon bir karar vermediği için dört yıldan beri mahkemeye başvuru hakkımız yoktu, ihraç gerekçemizi hala bilmiyoruz, başvurular neden reddediliyor onu da bilmiyoruz” diyerek ret kararlarına tepki gösterdi. 

“15 yıl sürebilecek bir süreç var”

Sürecin zorluğuna ve uzunluğuna dikkat çeken Demirkent, idare mahkemesinden AİHM’e kadar gidebilecek hukuki hak arama sürecini şu ifadelerle aktardı: 

“AİHM’in hükümetten savunma istemesinden sonra bu kararlar verildi. İdare mahkemesinden AYM’ye kadar tüm aşamaların reddedilmesi ve oradan da AİHM’e kadar bir süreç var. Tüm bu süreçler göz önüne alındığında önümüzde 15 yıllık bir süreç var. İktidar istediği kadar bizi hukuki olarak oyalayabilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, rektör ve savcıları göreve çağırmıştı. Onlar da üzerlerine düşeni yaptılar. AYM, Temmuz 2019’da bu bildirinin suç olmadığını ve akademik özgürlük içerisinde değerlendirmesi gerektiğine karar verdi. Ancak Türkiye’nin en üst mahkemesinin kararına rağmen, komisyon başvuruları reddediyor. Bunun siyasal bir süreç olduğunun farkındayız. Hükümet, komisyonun süresini sonsuzca uzatabilir” dedi.

“Barış akademisyenlerine dair hangi kriterle karar alındı bilmiyoruz”

Dinçer Demirkent, kararın henüz akademisyenlere tebliğ edilmediğini, bu yüzden hangi gerekçe ile başvuruların reddedildiğini bilmediklerini belirtirken, OHAL Komisyonu’nun imzacı akademisyenlerle ilgili karar verme sürecini şu sözlerle eleştirdi:

OHAL Komisyonu başvurularda bireysel inceleme yapacağını söyledi. Barış akademisyenlerine dair hangi kriterle karar alındı bilmiyoruz. Gülen Cemaati nedeniyle kamudan ihraç olan kişilerin başvurularında, bylock kullanımı, Bank Asya’ya para yatırılması, cemaat okullarına bağış ve kurum görüşüne göre karar alınıyor. Ancak bizim için bildiriye imza atıp atmadığımıza mı bakacak? Bu durumda bildiriye imza atmamızın ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu AYM onayladı. Kurum görüşü olarak bizi ihraç listesine koyan rektörlerin görüşünü mü soracak? Sizi okuldan atan ve size ceza veren aynı kişi itiraz makamında bulunamaz.”

“AİHM, barış akademisyenlerinin lehine karar verebilir”

AİHM, barış akademisyenleri ile ilgili hükümetten savunma istemiş ve süresini 10 Ocak 2022’ye kadar uzatmıştı. AİHM’in Türkiye hakkında vereceği muhtemel bir aleyhte kararın önüne geçmek için komisyonun, savunmadan önce kararlar almaya başladığını belirten Demirkent, “AİHM, akademisyenlerin lehine bir karar da verebilir. Bildirinin bir ifade özgürlüğü olduğu kararı dikkate alacağını düşünüyorum. Türkiye’de bu konuda etkili bir başvuru yolu da yok. AİHM’in bunu açıkça görmesi gerekiyor. Bu yönde verilecek bir karar, komisyonun aldığı tüm kararları etkileyecek” dedi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus