TBMM Müsilaj Araştırma Komisyonu son kez toplandı – Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum: “Marmara’nın sırtındaki kirlilik yükünü ortadan kaldırmadan kesin çözüme ulaşamayız”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Marmara Denizi başta olmak üzere denizlerdeki müsilaj sorununun sebeplerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 10 Haziran 2021 tarihinde kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Müsilaj Araştırma Komisyonu, 7 Ekim 2021 tarihinden itibaren bir ay uzatılmıştı. Komisyonun son toplantısı 4 Kasım 2021 tarihinde düzenlendi ve rapor yazım aşamasına geçildi. Toplantıda konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Marmara Denizi’nin kirlilik yükünü tamamen ortadan kaldırmadan müsilaj sorununda kesin çözüme ulaşılamayacağını belirerek, “Müsilajın oluşmasını sağlayan şey iklim değişikliği nedeniyle Marmara Denizi’ndeki artan sıcaklık” dedi. 

Marmara Denizi ile çevresini ve burada yaşayan 25 milyon vatandaşı etkileyen, doğal yaşama zarar veren müsilaj ile ilgili konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, müsilajın çıkış noktalarından biri olan iklim değişikliğine ilişkin şöyle konuştu: 

“Dünya fosil yakıt kullanımı, atık problemi, çevre kirliliği, bilinçsiz tarım ve zararlı sanayi nedeniyle küresel bir krizle karşı karşıya. İklim değişikliği bir çevre meselesi olmasının dışında bir millî güvenlik meselesi, bir kalkınma meselesi. İklim değişikliği gelişmiş-gelişmemiş ülke ayırmadan istisnasız tüm hayatları etkileyen bir durum. İklim değişikliğinin olumsuz etkileri sonucunda hava sıcaklıklarında artış yaşanmakta. 13 santigrat dereceyle başlayan Türkiye’deki ortalama sıcaklık bugün baktığınızda 15,5 santigrat derecelere kadar geldi. Tüm dünyada da yaklaşık sıcaklık 1,5-2 derece artmış durumda.” 

Hükûmetlerarası İklim Değişikliği Paneli‘nin (IPCC) raporunu hatırlatan Kurum, “IPCC, 2100 yılına kadar yapmış olduğu projeksiyonlarda yaz aylarında yağışlarda azalma ve sıcaklıklarda artış bekleniyor. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz havzasında deniz seviyesinde yükselmenin küresel ortalamaya yakın ya da bundan daha hızlı bir biçimde olacağı da yine bu raporda belirtilmiştir” ifadelerini kullandı. 

“Meteorolojik afetlerin sayısı 1990’lı yıllara göre üç kat artmış durumda”

Bakan Kurum sözlerine şöyle devam etti: 

“Ülkemiz bir Akdeniz ülkesi olup iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine de sık sık maruz kalan bir ülke konumundadır. Baktığınızda, 2000’li yıllarda meydana gelen meteorolojik afetlerin sayısı yine 1990’lı yıllara göre üç kat artmış durumda. Yine sigorta kayıplarına baktığınızda 15 kat artış, ekonomik kayıplara göre de dokuz kat artış yaşandığı görülmektedir.” 

“Müsilaj, deniz dibindeki ekolojik yaşamı ciddi şekilde etkiledi”

Marmara Denizi’nde daha önce bu yoğunlukta müsilaj görülmediğini belirten Kurum, müsilajın oluşumundaki en büyük faktörün iklim değişikliği olduğunu söyledi. Marmara Denizi’ndeki sıcaklığın sürekli arttığını ve denizin durağanlığının da etkili olduğunu dile getiren Bakan Kurum, şu ifadeleri kullandı: 

“Karadeniz’den Ege’ye, yine Ege’den Karadeniz’e bir doğal akıntı söz konusu ancak denizde oluşan bu durağanlık nedeniyle Marmara Denizimiz bir göl gibi davranmaya başladı. Kara kökenli kirliliğe baktığınızda yüzde 70, diğeri de yüzde 30 oranında etkiliyor. Bu üç temel faktör aslında müsilajın oluşmasında öne çıkan en önemli faktörler olarak gözüküyor. Tabii, denizde yaşamı olumsuz etkileyen azot, fosfor gibi zararlı maddelerin oranı da giderek artıyor, oksijen seviyesi azalıyor ve denizdeki canlı çeşitliliği de bu çerçevede azalmaktadır. Yüzeyi kapatan deniz salyası sebebiyle deniz canlılarının yeterli güneş ve oksijeni alamaması ve buradaki ekosistemin devam edememesi sebebiyle de deniz üstündeki müsilajın aslında deniz dibindeki ekolojik yaşamı ciddi etkilediğini gördük. Bu da tabii, balıklar tarafından tüketilmesi gereken ve deniz salyasının oluşmasına neden olan fitoplanktonların hızlı çoğalmasına sebep oluyor. Aslında bir doğal döngü var, bu döngü kendi içinde o fitoplanktonlar balıklar tarafından yeniyor.”

Biyolojik yaşam yavaş yavaş olsa da artıyor”

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ve Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile yürütülen çalışmalar sonucunda müsilajın tehlikeli bir atık olmadığının ve toksik özelliği göstermediğinin tespit edildiğini belirten Kurum,  “Marmara Denizimiz her gün bir önceki günden daha temiz hâle geldi, gelmeye devam ediyor. Deniz dibindeki biyolojik çeşitlilik, biyolojik yaşam yavaş yavaş olsa da artıyor ve oksijen seviyesinde artırma noktasında çalışmalarımız devam etmektedir” şeklinde konuştu. 

“Çanakkale’de, mercan resiflerinin bulunduğu alanlar balıkçılık koruma alanı ilan edildi” 

Ekolojik yaşamın sürdürülebilmesi için balıkçılık faaliyetlerinin önemini vurgulayan Kurum, “Gerek yasadışı avcılık yoluyla oluşabilecek av baskısına engel olmak, gerekse buradaki balık türünün sayısını ve balık miktarını artırmak adına denetimlerimize ara vermeden devam ediyoruz. 27 Ağustos’ta Çanakkale’de mercan resiflerinin bulunduğu alanlarda yine balıkçılık koruma alanı olarak bu alanı ilan ettik. Marmara Denizi’nde avcılık yoluyla elde edilen su ürünlerinin dökme olarak balık unu ve balık yağı fabrikalarına nakledilmesini de bu çerçevede yasaklamış olduk” dedi. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus