Hekimlerin “Beyaz Yürüyüş”ü Ankara’da son buldu – TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı: “Ekonomik ve siyasal krizin en görünür biçimde yansıdığı alan sağlık alanıdır”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) sağlık sisteminin sorunlarına dikkat çekmek için 23 Kasım’da İstanbul’da başlattığı Beyaz Yürüyüş, bugün (27 Kasım) Ankara’da sona erdi. Çalışma koşullarına dikkat çekmek için yürüyen hekimler Kocaeli, Bursa, Eskişehir, duraklarından sonra Ankara’da Yılmaz Güney Sahnesi’nde Beyaz Forum’da bir araya gelerek sağlık sistemine ilişkin taleplerini dile getirdi. TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı, “Ekonomik ve siyasal krizin en görünür biçimde yansıdığı alan sağlık alanıdır. Sağlık Bakanı ise sağlıkla ilgili sorunları sağlık emekçilerinin, hekimlerin temsilcileriyle konuşmaktan sürekli kaçmaktadır. Sağlıkla ilgili sorunları yalnızca tweet atarak, sayılarla oynayarak çözeceğini zannedenler, bilim insanlarını, sağlık emekçilerini, hekimleri dinlemeyenler, bugün sağlık sistemindeki bu kötü gidiş nedeniyle kaybettiğimiz her canımızın da sorumlusudurlar” diye konuştu.

Haber: Senem Büyüktanır

Kamera-Kurgu: Furkan Erdem

TTB’nin “Emek Bizim Söz Bizim” sloganıyla İstanbul’dan başlattığı “Beyaz Yürüyüş” dört gün sonra Ankara’ya ulaştı. Polis, Ankara-Maltepe’de bulunan TTB Genel Merkezi önüne yürümeye çalışan hekimlerin önünü kesti, görüntü almak isteyen muhabirleri ise “Özel görüşme yapıyoruz” gerekçesiyle engelledi. TTB Genel Merkezi önünde toplanan hekimler, açıklamanın ardından Yılmaz Güney Sahnesi’nde bir araya geldi ve “Beyaz Forum” düzenledi. HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, CHP Ankara İl Başkan Yardımcısı Dr. Atila Ilıman da forumda söz aldı. Forum, Bandista’nın konseriyle son buldu.

Fincancı: “Kaybettiğimiz canlardan, sorunları tweet atarak çözeceğini zannedenler sorumludur”

TTB Genel Merkezi önünde hekimler adına açıklamayı TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı okudu. Sağlık Bakanlığı’ndan görüşme talep etmelerinin üzerinden 390 gün geçtiğini hatırlatan Fincancı, Türkiye tarihinin en büyük ekonomik ve siyasal krizlerinden birisinin yaşanmakta olduğunu söyledi. Fincancı, “Bu krizin en görünür biçimde yansıdığı alan sağlık alanıdır. Sağlık Bakanı ise sağlıkla ilgili sorunları sağlık emekçilerinin, hekimlerin temsilcileriyle konuşmaktan sürekli kaçmaktadır. Sağlıkla ilgili sorunları yalnızca tweet atarak, sayılarla oynayarak çözeceğini zannedenler, bilim insanlarını, sağlık emekçilerini, hekimleri dinlemeyenler, bugün sağlık sistemindeki bu kötü gidiş nedeniyle kaybettiğimiz her canımızın da sorumlusudurlar” dedi.

Fincancı’nın konuşmasından satırbaşları şöyle:

Sağlık sistemi sağlık değil sağlıksızlık üretiyor”

Beş dakikada bir verilen randevuyla sağlık ve hekimliği beş dakikaya sığdırmaya çalışan, bir hekimin günde 100 hastaya bakmasını öngören bu sağlık sistemi, sağlık değil sağlıksızlık üretmektedir. Tedavi edici sağlık hizmetlerine terk edilmiş, koruyucu sağlık hizmetlerini yok sayan, sevk zincirini tamamen ortadan kaldıran ve kışkırtılmış sağlık talebi yaratan bu sistem, toplumun nitelikli sağlık hizmeti alma hakkını elinden almaktadır.”

“Salgın siyasal iktidar tarafından kötü yönetiliyor”

Temaslı takibi yapılmamaya, etkisi olmadığı bilinen ve milyonlarca dolar verilen ilaçlar dağıtılmaya devam ediliyor. Bunun üzerine bir de her gün 200 civarında insanımızın yaşamını yitirmesine rağmen toplumda duyarsızlaşma ve kanıksanma hali yaratılıyor.”

“Sağlık Bakanı sosyal cinayeti itiraf etti”

Türkiye, koronavirüse bağlı en çok vaka ve ölümün görüldüğü ülkelerden biri olmuştur. Haziran ayında açıklanması gereken TÜİK 2020 Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri beş aydır açıklanmazken, tüm bu ölümlerin sorumlularından biri olan Sağlık Bakanı, ölümlerin resmi sayıların üç katı olduğunu söyleyerek sosyal cinayeti itiraf etmiştir.“

“Geçinemiyoruz”

“Tüm toplumsal kesimler gibi biz de geçinemiyoruz. Bugün bir uzman hekimin yalın maaşı 5 bin 500 lira, pratisyen hekimin ise 4 bin 500 lira civarındadır. Aldığımız maaşlar emekliliğe de yansımamakta, Bağ-Kur’a bağlı bir hekim, emekliliğinde asgari ücretin dahi altında maaş almaktadır.”

Fincancı, Beyaz Yürüyüş boyunca dile getirdikleri talepleri şöyle sıraladı:

*Sadece hekimler için değil tüm sağlık emekçileri için insanca yaşayacağımız emekliliğe yansıyan temel ücret istiyoruz.

*Performans sisteminin kaldırılmasını, döner sermaye uygulamasına son verilmesini, sabit maaşımızın bunlara muhtaç etmeyecek, emekliliğe yansıyacak şekilde düzenlenmesi istiyoruz.

*Çalışma koşullarımızın iyileştirilmesini, insanca çalışma süreleri istiyoruz.

*7200 ek gösterge ve tüm sağlık emekçilerine salgında çalışılan her yıl için 120 gün yıpranma payı istiyoruz.

*Sağlıkta şiddete karşı caydırıcı, içi boşaltılmamış, uygulanan bir yasa istiyoruz.

*KHK ve güvenlik soruşturmaları ile işinden alıkonulmuş tüm sağlık çalışanlarının derhal işlerine başlatılmasını istiyoruz.

*Şehir hastanelerinin kamulaştırılmasını istiyoruz.

*Herkese eşit, parasız, nitelikli, ulaşılabilir, anadilinde sağlık hizmetinin sunulduğu basamaklandırılmış bir sağlık sisteminde çalışmak istiyoruz.

*Sağlık Bakanlığı, yabancı uyruklu, YÖK kadrosu ayrımı yapılmaksızın tüm asistanların emeklerinin karşılığını aldığı, çekirdek eğitim müfredatına uygun, asistan hekimlerin tüm süreçlerde söz sahibi olduğu bir uzmanlık eğitimi istiyoruz.

*Özgür, özerk, eşitlikçi, demokratik üniversite ve tıp fakülteleri; nitelikli tıp eğitimi istiyoruz. İntörn hekimlerin en az asgari ücret ve sigorta ile çalıştırılmasını istiyoruz.  

*Sağlık alanındaki yöneticilerden kaynaklı mobbingin son bulmasını, liyakate dayalı atamaların yapılmasını istiyoruz.

*Özel hastanelere değil kamu hastanelerine bütçe ayrılmasını istiyoruz.

*Hiçbir insani ve bilimsel temeli olmayan beş dakikada bir muayene dayatmasına son verilmesini, hastalarımıza en az 20 dakika ayırabildiğimiz bir sağlık sistemi istiyoruz.

*Aile hekimliği ceza yönetmeliğinin geri çekilmesini, 1. basamak sağlık sisteminin bölge tabanlı olacak şekilde yeniden düzenlenmesini istiyoruz.

*Özel hastanelerde hekim ve sağlık emekçilerin fazla çalıştırılmasına ve ciro baskısına son verilmesini istiyoruz.

*Koronavirüsün illiyet bağı aranmaksızın meslek hastalığı sayılmasını istiyoruz.

*Sağlığın olmazsa olmazı barışçıl ve demokratik bir ortamdır. Adaletsizliğin, antidemokratik uygulamaların son bulduğu, toplum sağlığının önemsendiği demokratik bir ortamda çalışmak istiyoruz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus