Konya’da Dedeoğulları ailesinden yedi kişinin öldürülmesiyle ilgili davada ilk duruşma – “Kürt olduğumuz için hakarete ve tehdide maruz kalıyorduk”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Konya’nın Meram ilçesinde 30 Temmuz’da Dedeoğulları ailesinden yedi kişinin öldürülmesiyle ilgili davanın ilk duruşması Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve sekiz baronun davaya müdahil olma talepleri mahkeme tarafından reddedildi. Saldırıda babasını ve kardeşlerini kaybeden Çetin Dedeoğulları, “Bu organize bir katliam. 12 Mayıs’ta da bizi öldürmeye geldiler ama sonra serbest kaldılar. Nüfuzlu oldukları için bu bölgede sözleri geçiyor. İşsiz güçsüz olduğu için de katil olarak Mehmet’i seçtiler” dedi. Çetin Dedeoğulları’nın kardeşi Ayfer Karasu ise “Kürt olduğumuz için hakaret ediyorlardı. Bizim evin önünden her geçtiklerinde tehdit ediyorlardı. Biz hepsinden şikayetçiyiz. Her suçu bir kurbanın üzerine atmasınlar” diye konuştu.

Duruşma sonunda dava, 8 Şubat’a ertelendi. Sanık Mehmet Altun’un tutukluluğunun devamına, diğer 10 sanığın tutuksuz yargılanmasının devam edilmesine karar verildi.

Konya’nın Meram ilçesinde 30 Temmuz günü Mehmet Altun, Dedeoğulları ailesinden Yaşar Dedeoğulları ile eşi İpek (57), çocukları Serap (33), Serpil (29), Sibel (35), Metin (42) ve Barış Dedeoğulları‘nı (31) yanında getirdiği av tüfeğiyle vurarak öldürdü.

Mehmet Altun hakkında, “canavarca hisle tasarlayarak yedi kişiyi kasten öldürme” suçlamasıyla yedi kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Ayrıca “nitelikli olarak konut dokunulmazlığını ihlal” suçundan üç yıla kadar, “6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu’na muhalefet” suçundan üç yıla kadar ve “yakarak mala zarar verme” suçundan da sekiz yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Diğer sanıklar Yahya Çalık, İbrahim Keleş, Ramazan Çalık, Ali Çalık, Lütfi Keleş, Ali Keleş (Lütfi Keleş’in oğlu), Veli Keleş, Ali Keleş (Veli Keleş’in oğlu), Ayşe Keleş ve Ali Keleş (Harun Keleş’in oğlu) hakkında ise “canavarca hisle tasarlayarak yedi kişiyi kasten öldürmeye azmettirme” suçundan yedişer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, ayrıca “yakarak mala zarar vermeye azmettirme” suçundan da sekizer yıla kadar hapis cezası istendi.

İlk duruşma öncesi geniş güvenlik önlemleri alındı

Davanın ilk duruşması Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Dava nedeniyle hem adliye binası hem de duruşma salonunda geniş güvenlik önlemleri alındı. Cinayetleri işleyen tutuklu sanık Mehmet Altun, davaya Kırıkkale Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı.

Sanık Mehmet Altun savunma yaptı

Olay yerine bir silah, iki şarjör ve bir bidon benzinle giden Altun, aileyle barışmak için gittiğini ve cinayeti planlayarak işlemediğini ileri sürdü. Altun, şöyle konuştu:

Beni tanımasınlar diye elimde bir klasör ile belediye görevlisi gibi eve gittim. Yüzümde maske vardı. Barış Dedeoğlu’nun gelmesini de bekledim. Silahı kendimi korumak için aldım. Benzin bidonunu neden aldığımı bilmiyorum, tedbir olsun diye aldım. Benden maskemi çıkarmamı istediler. Çıkarınca beni tanıdılar ve hakaret etmeye başladılar. Ben silahı ilk doğrulttuğumda ateş etme niyetim yoktu, kendimi korumak istedim. Bazıları bana taş attı. Saldırı devam edince ateş etmeye başladım. İki şarjör kullandım. Kaç kez ateş ettiğimi hatırlamıyorum. Yerde yatanlara da ateş etmeye devam ettim. Yerde kaç kişi varken ateş ettim bilmiyorum. Delilleri yok etmek için benzin bidonunu bahçeye attım ve ateşe verdim. Böyle olmasını istemezdim. Olay felaketle sonuçlandı, pişmanım.

Ailenin evine gitmeye iki gün önce karar verdim. Bu yüzden araç kiraladım. Ailemin haberi yoktu çünkü bilseler beni engellemeye çalışacaklardı. Kimse beni azmettirmedi. Ailenin evine 18.00 gibi gittim. Saat 20.30 gibi kiraladığım araçla köyüme gittim, telefonumun sim kartını kırıp attım. Aileyi 20 yıldır tanıyorum. Arsa tartışmaları vardı. Ailelerimizin arası iyi değildi. 2018’den beri ruhsatlı silahım var. Hırsızlık olaylarının çok olduğu bir yerde yaşıyorum o yüzden aldım.”

Sanığın ifadesi alınırken Dedeoğulları ailesinin iki yakını bağırarak tepki gösterdi. Bunun üzerine mahkeme iki kişinin dışarı çıkarılmasına karar verdi.

Avukatlar Altun’a hesabına yatırılan paraları ve kaldığı lüks otelleri sordu

Müşteki avukatları Altun’a hesabına yatırılan paraları sordu. Mehmet Altun ise yalnızca maaşlarının yatırıldığını söyledi. Avukatların, Eskişehir, Ankara ve İstanbul’da lüks otellerde kaldığını hatırlatması üzerine Altun, “Kafa dağıtmak için bu illere gitmiştim” dedi.

“Öyle demiş miyim, bilmiyorum”

12 Mayıs’ta olaylar nedeniyle iki aile arasında yaşanan kavga nedeniyle tutuklu bulunan Ali Keleş, Mehmet Altun ile fazla samimiyeti olmadığını söyledi.

Aynı olaydan tutuklu bulunan ve “azmettirme” suçlamasıyla yargılanan Lütfi Keleş de hakkındaki suçlamaları reddederek, “Böyle bir durumu bilsem engellerdim” diye konuştu.

Lütfi Keleş’e telefon görüşmesinde kullandığı “Kürtler uslandı mı, koca Kürt nasıl?” sözleri de hatırlatıldı. Keleş, “Bizi devamlı tehdit ediyorlardı. Cezaevine girelim diye yalan beyanda bulundular. Uslandı mı derken onu kastettim. Benim tarlamda çalışan Kürtler de var. Benim Kürtler’le bir sorunum olmaz. Öyle demiş miyim, bilmiyorum” yanıtını verdi.

İHD, TTB ve baroların müdahil olma talepleri reddedildi

İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye Barolar Birliği (TBB) ile Ankara, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Muş, Şırnak, Batman ve Yalova baroları davaya müdahil olma talebinde bulundu. Ancak mahkeme, “olaydan doğrudan zarar görmedikleri” gerekçesiyle bu talebi reddetti.

Tutuksuz yargılanan bir diğer sanık Ali Keleş ise ailesinden insanlar cezaevine girdiği için çocuklarına ve eşlerine maddi destek sağladığını söyledi. Mehmet Altun’u 12 Mayıs’taki olayların ardından yalnızca bir kez gördüğünü aktaran Ali Keleş, olayı ilk duyduğunda inanamadığını anlattı.

“Kürtler evlerini satıyorlarmış, kurtuluruz ne güzel”

Müştekilerin avukatları Keleş’e WhatsApp grubundaki “Kürtler, 650 bin liraya evlerini satıyorlarmış. Kurtuluruz ne güzel. Korkuyorlar mı acaba?” sözlerini sordu. Keleş, “Ortada bir tartışma var sonuçta, korkmaları normal, olabilir. Biz de çekiniyorduk ama onları korkutmadık” yanıtını verdi.

“Bu organize bir katliam”

Sanıkların ardından müştekilere söz verildi. Babasını ve kardeşlerini kaybeden Çetin Dedeoğulları, “Katliamın organize olduğunu” ve Mehmet Altun’un “kiralık katil” gibi kullanıldığını söyledi. İki ailenin daha önce de kendilerine saldırdığını anlatan Çetin Dedeoğlu, “Daha önceki saldırılarda bir kardeşim bıçaklandı, biri komada kaldı bir süre, ötekinin kolu kırıldı. 12 Mayıs’ta da bizi öldürmeye geldiler ama sonra serbest kaldılar. Nüfuzlu oldukları için bu bölgede sözleri geçiyor. İşsiz güçsüz olduğu için de katil olarak Mehmet’i seçtiler” diye konuştu.

“Kürt olduğumuz için hakarete ve tehdide maruz kalıyorduk”

Çetin Dedeoğulları’nın kardeşi Ayfer Karasu ise Kürt oldukları için iki aile tarafından devamlı hakarete ve tehdide maruz bırakıldıklarını söyledi. Karasu “Kürt olduğumuz için hakaret ediyorlardı. Bizim evin önünden her geçtiklerinde tehdit ediyorlardı. Biz hepsinden şikayetçiyiz. Her suçu bir kurbanın üzerine atmasınlar” dedi.

Sanık Mehmet Altun’un tutukluluğunun devamına, diğer 10 sanığın tutuksuz yargılanmasına devam edilmesine karar veren mahkeme, duruşmayı 8 Şubat 2022’ye erteledi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus