Medyascope özel haber – “Türkiye’de hava kirliliği 45 şehirde ulusal sınır değerini aştı, 42 şehirde havadaki kanserojen madde ölçülmüyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, “yerli ve milli” olduğunu açıkladıkları “NEFES” adlı yazılımla hava kirliliğini ölçeceklerini duyurmuştu. Hava kirliliği ve sağlık etkileri alanında çalışan 16 kuruluştan oluşan Temiz Hava Hakkı Platformu’na Türkiye’deki hava kirliliği ölçümlerini sorduk. Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Buket Atlı, TÜİK’in 2020 yılına ait ölüm verilerini açıklamaması sebebiyle, 2017 yılından beri her sene hesaplanan hava kirliliği kaynaklı ölüm sayılarının bu yıl belirlenemediğini söyledi. Atlı, Medyasope’a şu bilgileri verdi: “Türkiye’deki 42 şehirde kanserojen olan ince partikül (PM2.5) seviyesi yeterli düzeyde ölçülmedi, dokuz ilde hava kirliliği ile ilgili yeterli partikül madde (PM10) verisi yok ve 45 şehirde hava kirliliği ulusal sınır değerlerini bile aştı. PM2.5 hava kirliliği kaynaklı hastalık yükü ve ölümleri anlayabilmemiz için en temel gösterge, ancak ülke genelinde ölçümü yapılmıyor ve hâlâ mevzuatta PM2.5 için limit değer bulunmuyor.”

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, hava kalitesini ölçmek için kullandığı araçlara, TÜRKSAT’ın yüklenicisi olduğu “3 Boyutlu Ortamda Hava Kalitesi Değerlerinin Tespiti Yazılımı Projesi’ni eklediğini açıkladı. Açıklamaya göre “NEFES” ismi verilen proje kapsamında geliştirilen yerli ve milli yazılımla, stratejik hava kalitesi haritaları, üç boyutlu bina modeli, kent atlası, topoğrafya, trafik yoğunluğu, kavşaklar, binaların yakıt tipi gibi çok sayıda etmen ele alınarak üç boyutlu ortamda hava kalitesi değerleri tespit ediliyor.

Hava kirliliği ve sağlık etkileri alanında çalışan 16 kuruluştan oluşan Temiz Hava Hakkı Platformu, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın havaizleme.gov.tr adresinden anlık olarak yayınlanan hava kalitesi ölçüm verilerini inceliyor ve hem mevzuat, hem de Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) önerdiği limitlere göre analiz ediyor. Platformun koordinatörü Buket Atlı, sitede yer alan hava kirliliği verilerinin sadece ölçüme dayandığını, havanın kirlilik durumunu anlayabilmek için ölçüm ve modelleme gibi farklı yöntemlerin bir arada kullanılması gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu:

Buket Atlı

“Türkiye, hava kirliliğine bağlı ölümleri azaltacağını taahhüt etti ama mevzuatta limit değer yok”

“PM2.5 hava kirliliği kaynaklı hastalık yükü ve ölümleri anlayabilmemiz için en temel gösterge, ancak ülke genelinde ölçümü yapılmıyor ve hala mevzuatta PM2.5 için limit değer bulunmuyor. Üstelik, artık 2021 Eylül ayında DSÖ hava kirliliğinin güvenli limiti olmadığı için önerdiği değerleri yüzde 75 oranında aşağıya çekti. Diğer yandan 2020 yılında ölüm verileri açıklanmadığı için hava kirliliğinden kaynaklı ölüm sayısını hesaplayamadık. Türkiye, 2030 yılına kadar hava kirliliği kaynaklı erken ölümleri yüzde 55 azaltacağını taahhüt etti.“

“Hava kirliliğine bağlı ölümlerin anlaşılması için gereken ölçüm yapılmıyor”

Hava kirliliği verilerini ve sebeplerini öğrendikten sonra, kirliliğin azaltılması için stratejilerin geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Buket Atlı, hava kirliliğinin dünyada, her yıl yedi milyon kişinin ölümüne neden olan çevresel kaynaklı en büyük ölüm sebebi olduğunu söyledi. Kirli havanın Kovid-19 virüsünün vücuda girişini kolaylaştırdığını hatırlatan Atlı, “Hatta hava kirliliğinin genlere de etki ederek yetişkinlerde majör depresyonu ve yaşlanmayı tetiklediği, plasentada bile görüldüğü de yeni bulgular arasında” dedi.

“Türkiye’de, Temiz Hava Eylem Planı uygulanmıyor”

Bakanlık tarafından yapılan ölçüm ve yeni duyurulan modelleme çalışmalarındaki verilerin kamuoyu ve özellikle de illerdeki karar vericilerle paylaşılmasının şart olduğunu dile getiren Atlı “Hava kirliliği atakları yaşanan zamanlarda yetkililerin gerekli önlemleri almadığını ve Temiz Hava Eylem planlarının etkin olarak uygulanmadığını görüyoruz” diye konuştu. Kömürlü termik santrallere verilen çevre yatırımı muafiyetlerine 108 bin kişinin imza toplayarak karşı çıktığını hatırlatan Atlı, buna rağmen yatırımların devam etmesini eleştirdi. Bursa’da genç iklim aktivistlerinin Temiz Hava Eylem Planı’nın uygulanması için 10 bin imza topladığını dile getiren Atlı, “Türkiye’nin de artık büyük bir halk sağlık sorunu olan hava kirliliği ile mücadele için ulusal düzeyde bir hava kirliliği ile mücadele stratejisinin açıklanması gerekiyor” dedi.

“Trafik kazalarının en az altı katı kadar ölüm önlenebilirdi”

Havadaki zehirli partikül maddeler hakkında da bilgi veren Buket Atlı, platform olarak yaptıkları hesaplamalara dayanarak, “2017- 2019 yılları arasında hava kirliliği DSÖ’nün önerdiği değerlere indirilseydi, trafik kazalarının en az altı katı kadar ölümün önlenebilirdi” tespitinde bulundu. Türkiye’de 2020 yılında yeterli derecede ölçüm yapılabilen 175 istasyonun yüzde 97,7’sinde yıllık PM10 ortalamasının DSÖ’nün kılavuz sınır değerlerinin üzerinde olduğuna dikkat çeken Atlı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dokuz ilde hava kirliliği ile ilgili yeterli partikül madde (PM10) verisi yok ve 45 şehirde hava kirliliği ulusal sınır değerlerini bile aştı. 2020 yılında Türkiye’deki 42 şehirde kanserojen olan ince partikül (PM2.5) seviyesi yeterli düzeyde ölçülmedi. Son beş yılın hava kalitesinin incelediğimizde, 2020 yılında ölçüm yapılan istasyon sayısının bir önceki yıla oranla arttığı görülüyor. Ancak TÜİK tarafından 2020 yılına ait ölüm verileri açıklanmadığı için; 2017 yılından beri her sene hesaplanan hava kirliliği kaynaklı ölüm sayısının bu yıl belirlenemedi.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus