Efsane futbolcu Philipp Lahm, The Guardian’a yazdı: “Yıldız sporcular, apolitik olamaz. Siyasi güçlerini kullanmalı!”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

2022 Katar Dünya Kupası ve Pekin Kış Olimpiyat Oyunları öncesinde bu ülkelerdeki insan hakları ihlalleri ile Çinli tenisçi Peng Shuai’nin cinsel istismar iddialarına sporcuların vereceği tepkiler merak konusu. The Guardian’a yazan Almanya Milli Futbol Takımı ve Bayern Münih’in efsane futbolcusu Philipp Lahm’ın “Sports stars can no longer plead ignorance. They have political power and must use it/Yıldız sporcular, apolitik olamaz. Siyasi güçlerini kullanmalı!” yazısını Medyascope Spor Servisi‘nden Kubilayhan Kavrazlı çevirdi.

Yıldız sporcular, apolitik olamaz. Siyasi güçlerini kullanmalı!

Spor, politiktir. Kış Olimpiyatları’nın Pekin’de, Dünya Kupası’nın ise Katar’da düzenlenecek olmasına yıl başından beri tepkiler geliyor. Bu günlerde yalnızca gazeteleri okumanız yeterli. The Frankfurter Allgemeine Zeitung, the Guardian, the Polish Gazeta Wyborcza ve dünya çapında yayınlar yapan diğer kaliteli medya kuruluşları, spor sayfalarında ABD, Büyük Britanya ve diğer ülkelerin olimpiyatlara uyguladıkları diplomatik boykotları sayfalarına taşıyor. Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin “sessiz diplomasisi” ve Katar’daki işçi hakları da gazetelerde kendine yer buluyor. 

Bir haber ise dünya çapında özel ilgi gördü. Kadınlar Tenis Birliği (WTA), çiftlerde bir numara olan Peng Shuai’nin hayatıyla ilgili endişeler nedeniyle Çin’deki tüm turnuvaları askıya aldı. Öyle ki WTA’nın gelirlerinin yaklaşık yüzde 30’u Çin’den geliyor ve Shenzhen’deki finaller, sağladığı yaklaşık 12 milyon euroluk gelir ile kadın tenisindeki diğer tüm etkinliklerden daha fazla kazanç imkanı sunuyor. Ancak tenisçiler her şeye rağmen ”Bu para olmadan yapabiliriz” diyerek tepkilerini ortaya koydu.

Eski Başbakan Yardımcısı Zhang Gaoli’yi cinsel istismar ile suçladıktan sonra sanal ortamlar dışında kayıplara karışan Peng Shuai, Çin yönetiminin ağır sansürü altında.

Güçlü bir duruş sergilemek, tarihine kişiliklerle damgasını vuran kadın tenisinde bir gelenektir. 1960’lı yıllarda, WTA’nın kurucusu ve eski dünya 1 numarası Billie Jean King, sporda cinsiyet ayrımına karşı çıktı ve sporcuların cinsiyet fark etmeksizin eşit düzeyde para kazanabilmeleri için kampanyalar yürüttü. Daha sonra, Wimbledon’da birden fazla şampiyonluk kazanan Martina Navratilova, eşcinsellerin hakları için kampanyalar düzenledi. Ve ardından kadın sporcular, federasyonlarını bağımsız bir kurum haline getirmeyi başardılar. 

WTA’nın şimdiye kadarki aldığı tutarlı kararlar bir mesaj veriyor: Sporda ”Hayır!” diyebilirsiniz. Müzakereler karşılıklı bir etkileşim gerektirir. Birbirine yaklaşmak veya zaman zaman geri çekilmek, bu müzakerelerin bir parçasıdır. Öte yandan insan haklarının ”evrensel” olmadığı ülkelerde de futbola yatırım yapılmaktadır. Bu ülkeler küresel sporun bir parçası ve o kadar çok paraları var ki birçok sporcu bu paraları reddetmekte zorlanıyor.

Katar’daki insan haklarına aykırı durumların farkındalar ama muhteşem stadyumların ev sahipliği yaptığı turnuvada en iyi takımları izlemekten keyif almayı da ihmal etmiyorlar

Alman televizyon kanalı ZDF, geçen günlerde gizli kamera ile bir soruşturma yürüttü. ZDF muhabiri, Katar’da stadyumlar ve yollar inşa eden Nepal, Pakistan ve Bangladeşli işçilerle konuştu. Bu isimlerden sekizi, bir odada birlikte yaşıyordu ve her biri ayda 300 euro kazanmalarına rağmen aylardır maaşlarını alamıyorlardı. 

Haberde aynı zamanda 2021 Arap Kupası ve sekiz yeni stadyumun tamamından ilgi çekici maç sahnelerine yer verildi. Dünyanın en modern, pahalı ve güzel stadyumlarından sekizi, 2,9 milyon nüfuslu bir ülkede bir saatten daha az mesafede bulunuyordu. ZDF’nin haberinde aynı zamanda 2022 Dünya Kupası’nın karşı karşıya kaldığı ikileme de dikkat çekildi: İnsanlar, Katar’daki insan haklarına aykırı durumların farkındalar ama muhteşem stadyumların ev sahipliği yaptığı turnuvada en iyi takımları izlemekten keyif almayı da ihmal etmiyorlar.

Arjantin askeri rejiminin idaresi altında 1978 Dünya Kupası düzenlendiğinde, birçok oyuncunun insan haklarıyla ilgili sorulara verecek cevabı yoktu. Bugün, dünya artık bu kadar saf bir bakış açısıyla değerlendirilemez. Çoğu futbolcu, profesyonelleşme nedeniyle bu tür sorunlara karşı görüş belirtmek için daha fazla zamana sahip durumda. Aynı zamanda onlar gibi profesyonellerin kendi dünyalarını ilgilendirmeyen konularda da fikir beyan etmeleri bekleniyor. Öyle ki dünya globalleşerek bir köy haline geldi. Bu yüzden Katar’daki durumu da artık herkes biliyor.

Bazı futbolcular devreye girdi ve insan haklarına saygı gösterilmesi çağrısında bulundu. Almanya Milli Takımı’ndan Leon Goretzka, “Gelecek yıllarda sözleşmelere imza atılırken bu tür şeylere daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi. Finlandiya’nın kaptanı Tim Sparv, yaptığı paylaşımda ‘‘Çok geç uyandık, çok geç uyandım” dedi ve oyuncuları, medyayı ve taraftarları, Katar’daki çalışma koşulları hakkında konuşmaya davet etti.

Küçük ölçekte de olsa bu mesajlar şimdiden meyve vermeye başladı. Almanya’da MSV Duisburg ile VfL Osnabrück arasında aralık ayında oynanan üçüncü lig maçında siyahi bir futbolcu, bir seyirci tarafından ırkçı hakarete maruz kalınca oyun durmak zorunda kaldı. Daha sonra ise tüm taraflar, bir örnek teşkil etmek istedikleri konusunda kısa süre içinde anlaşmaya vardılar: Oyuncular, her iki kulüp, hakemler, federasyon ve her iki takımın taraftarları, ortak bir noktada buluşup müsabakadan çekilme kararı aldılar. 

Bireyler güçsüz değildir; insanlar fark yaratabilir. Başlanılan yer küçük, biteceği yer ise büyük olabilir. Greta Thunberg, Stokholm’de iklim değişikliğine dikkat çekmek için bir sokakta tek başına durduğunda 15 yaşındaydı. Pek çok kişi katıldı ve ”Fridays for Future” o zamandan beri çevre duyarlılığını küresel boyutta gündeme taşıdı. Bu durum, siyaseti değiştirdi. Futbolda ise Almanya’daki 2024 Avrupa Şampiyonası ekolojik yönler hesaba katılırsa bir başarı olarak değerlendirilebilir. Öte yandan hazırlıklarımız halen devam ediyor. 

Demokrasinin hüküm sürdüğü bir ülkede doğduğum için kendimi şanslı sayıyorum. Ancak ülkemdeki koşulların farklı olduğu dönemler de uzun zaman önce değildi. Almanya, 30 yıl önce bölünmüş bir vaziyetteydi; doğu kısmında diktatörlük vardı. Avrupa’daki diğer uluslar da bir değişimden geçmekteydi. 1964 Avrupa Şampiyonası, dönemin faşist ülkelerinden birinde gerçekleşti ve ev sahibi İspanya, Genaral Franco’nun önünde şampiyonluğa ulaştı. Franco, 1982 Dünya Kupası’nın İspanya’ya verildiğinde hâlâ iktidardaydı. Ancak Dünya Kupası’nın düzenlendiği 1982 senesinde İspanya bir demokrasi ülkesi haline gelmişti. 

Futboldaki büyük spor etkinlikleri, özellikle Avrupa şampiyonaları ve dünya kupaları büyük ilgi görüyor. Günümüzde bu turnuvalarda boy gösterecek kişiler, çalışma koşulları ve insan hakları konularında ilgili olmalılar. Almanya, bu yüzden EURO 2024’te Avrupa’nın diğer ülkeleri ile birlikte nasıl yaşamak istediğimizi müzakere edecek. 

Yazan: Philipp Lahm

Çeviren: Kubilayhan Kavrazlı

Editör: Doğa Üründül

Kaynak: The Guardian

Duisburg ile Osnabrück arasında oynanan maç tribünlerden yapılan ırkçı saldırılar nedeniyle tatil edildi:

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus