Kadir Has Üniversitesi’nin Türkiye Eğilimleri Araştırması’nın sonuçları açıklandı: Geçim sıkıntısı çekenlerin oranı yükseliyor, ekonomideki temel zorlukların nedeni faizlerin yüksek olması

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Kadir Has Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Grubu ile Global Akademi ortaklığında yürütülen 2021 yılı “Türkiye Eğilimleri Araştırması”nın sonuçları açıklandı. Sonuçlara göre, Türkiye’de vatandaşın ana gündem maddesi ekonomik sorunlar. Geçen yıla göre oranını üçe katlayan “mülteci sorunu” ikinci sıraya yerleşirken, “koronavirüs salgını” üçüncü sırada yer aldı. Vatandaşlar, ekonomideki temel zorlukları ise “faizlerin yüksek olmasına” bağladı.

Kadir Has Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Grubu ile Global Akademi ortaklığında yürütülen “Türkiye Eğilimleri Araştırması”nın sonuçları bugün (4 Ocak) çevrimiçi bir basın toplantısı ile kamuoyu ile paylaşıldı.

Araştırmanın bulgularını Kadir Has Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi  Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Global Akademi Genel Koordinatörü Prof. Dr. Mustafa Aydın açıkladı. Açılış konuşmasında Türkiye Eğilimleri araştırmasının 11 yıldır topladığı veriler ile Türkiye’deki ekonomik, siyasal ve sosyal dönüşümü daha iyi anlamaya yardım ettiğini belirten Prof. Aydın, “Bu çalışma ile Türkiye’nin sosyal, ekonomik, siyasi, kültürel değişimleri ve haklın yaşam alışkanlıkları objektif bir şekilde ölçülüyor. Türkiye’nin toplumsal değişiminin takibi ve öngörülmesi mümkün oluyor” dedi.

Araştırma ekibinde Prof. Dr. Mustafa Aydın’ın yanı sıra Prof. Dr. Mitat Çelikpala, Prof. Dr. Erinç Yeldan, Prof. Dr. Murat Güvenç, Prof. Dr. Osman Z. Zaim, Prof. Dr. Banu Baybars Hawks, Öğretim Üyesi Dr. Kerem Yıldırım, Öğretim Üyesi Dr. Berkay Ayhan, Öğretim Üyesi Dr. M. Kerem Çoban ve Sezen Kaya yer aldı. Araştırmanın sonuçlarına Türkiye temsiliyetine sahip 26 ilin kent merkezlerinde ikamet eden 18 yaş ve üzeri bin kişi ile görüşerek ulaşıldı.

Vatandaşın gündemi ekonomi, mülteciler ve koronavirüs salgını

Araştırma sonuçlarına göre Türkiye’de halkın gündemindeki en önemli mesele yüzde 22,7 ile ekonomi ve ekonomide yaşanan sorunlar. Prof. Aydın, bin kişi ile görüştükleri sırada Türkiye’de son günlerde yaşanan kur krizi, enflasyon ve asgari ücret gibi konuların gündemde olmadığını belirterek, “Bulduğumuz sonuçlar son yaşanan gelişmeleri kapsamıyor. Fakat hal böyleyken, şimdi araştırma tekrar yapılsa, ekonominin oranı daha da artar” diye konuştu.

Ekonomiden sonra ikinci sırada ise yüzde 17,9’luk bir oran ile mülteciler yer alıyor. Geçen yıl, Türkiye’nin gündemindeki en önemli mesele mülteciler diyenlerin oranı yüzde 6’ydı. Geçen yılki araştırma sonucunda birinci sırada yer alan koronavirüs salgını ise bu yıl yüzde 15,8’lik oranla üçüncü sırada. Dördüncü sırada yüzde 7,3’lük oranla hak ve özgürlüklerin sınırlanması, beşinci sırada ise yüzde 7,2’lik oranla terörle mücadele bulunuyor.

Coğrafi bazda bakıldığında ise Marmara ve Ege’de koronavirüs salgını, Akdeniz ve İç Anadolu’da ekonomik sorunlar, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da mülteciler ve Karadeniz’de ise terör ön plana çıkıyor.

Ekonomik zorlukların temel nedeni “faizlerin yüksek olması”

Katılımcılara, “Türkiye’de yakın dönemde yaşanan ekonomik zorlukların temel nedenleri ne?” diye sorulduğunda ise ilk üç sırayı yüzde 20,7 ile faizlerin yüksek olması, yüzde 14,8 ile yüksek dış borçlanma ve yüzde 14,4 ile göçmen ve mülteciler alıyor.

Geçen yıl ile bu yılın araştırma sonuçları karşılaştırıldığında, kendimi/ailemi geçindiremiyorum diyenlerin oranı yüzde 51,1’den yüzde 57,2’ye ve ekonomik olarak daha kötü durumdayım diyenlerin oranı yüzde 51,8’den yüzde 55,4’e yükselmiş gözüküyor. Borçlarının seviyesinden endişe duyanların oranı yüzde 48,9’dan yüzde 45,8’e düşerken, gelirinin aylık tüketim harcamalarını karşılamaya yeterli olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 33,4’ten yüzde 40’a çıkıyor.

Araştırmada vatandaşların sadece yüzde 5,4’ü aylık ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra tasarruf yapma imkânı olduğunu belirtirken, tasarruf yapma yöntemi olarak açık ara yüzde 54,6 ile altın alırım ve yüzde 38 ile döviz alırım ilk iki sırayı paylaşıyor. Buna karşılık TL olarak bankada faiz hesabında değerlendiririm diyenler yüzde 14,5’te, borsada değerlendiririm diyenler yüzde 10,3’te kalıyor.

Türk halkının siyasi yelpazedeki yeri: “Muhafazakâr”

Araştırmada, “Kendinizi siyasi görüşünüz açısından nasıl tanımlarsınız?” sorusuna yüzde 27,5’lik bir oranla muhafazakâr yanıtı verildi. Bu tanımı yüzde 19,9 ile milliyetçi ve yüzde 19,2 ile Kemalist takip ediyor. Kendisini siyasal İslamcı olarak tanımlayanların oranı ise yüzde 9.

Sonuçlara göre, kendini muhafazakâr veya siyasal İslamcı olarak tanımlayanlar özellikle 41-55 yaş arasındayken, milliyetçi veya Kemalist olarak tanımlayanlar ise 18-20 yaş arasında öne çıkıyor. Muhafazakâr ve siyasal İslamcı olduğunu belirtenlerin toplamı ise bu yıl yüzde 36,5 oranında. Bu oran 2017 yılında en yüksek oranı yakalamış ve yüzde 47,4 olarak ölçülmüştü. Geçen yıl ise yüzde 34,6’ya kadar düşmüştü.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini tercih edenlerin oranı yüzde 55,7

Ülkenin yönetim tarzı olarak katılımcıların yüzde 55,7’si cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini tercih ederken, yüzde 44,3’ü parlamenter sistemi benimsediğini belirtiyor. Bu oranların geçen yıla göre önemli bir değişiklik geçirmediği görülüyor.

Katılımcıların yüzde 55,2’si demokratik siyasal sistem ile yönetim tercihini çok iyi olarak değerlendirirken, yüzde 51,2’si ise parlamento ve seçimlerde uğraşmak zorunda kalmayan güçlü bir lidere sahip olmak tercihine olumlu yaklaşıyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) seçmenlerinin yüzde 24,5’i ve İYİ Parti seçmenlerinin yüzde 26,5’i cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini destekliyor. Parlamenter sisteme dönüşü en fazla destekleyen parti seçmeni ise Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP).

10 yıl sonra bir ilk: CHP seçmeni, partisini yüzde 83 oranında başarılı buluyor

Araştırma sonuçlarına göre, partileri başarılı bulma oranı giderek düşüyor. Katılımcılara, “Kendi oy verdiğiniz siyasi partiyi nasıl buluyorsunuz?” sorusu sorulduğunda da, seçmenlerin kendi oy verdiği partileri başarılı bulma oranının giderek arttığını görüyoruz. Prof. Aydın bunun gerekçesini “Bu durumu seçim atmosferine girmekle açıklayabiliriz” diyerek açıkladı.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) kendi tabanında partisini başarılı bulma oranı yüzde 92’ye gelirken, İYİ Parti‘de ise bu oran yüzde 82,5 olarak seyrediyor. CHP seçmenleri ise yüzde 83 oranında partisini başarılı buluyor. Bu oran da CHP seçmenine ve diğer araştırmalara bakıldığında, son 10 yılın en büyük oranı olarak kaydediliyor.

Erken seçime “hayır”

Sonuçlara göre katılımcılar, “Haziran 2023’te yapılması öngörülen cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinin öne alınmasına gerek var mıdır?” sorusuna yüzde 64,5 oranında hayır yanıtını veriyor. Erken seçime evet diyenlerin oranı ise yüzde 16,9.

“Bugün bir seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusuna ise katılımcılar sırasıyla yüzde 35,9 ile AKP, yüzde 24,6 ile CHP, yüzde 9,7 ile MHP, yüzde 9,4 ile İYİ Parti ve yüzde 9 ile HDP yanıtını verirken oy vermeyeceğini belirtenlerin oranı yüzde 5,3’te, kararsızların oranı ise yüzde 3,6’da kalıyor.

“AKP seçmeni Ekrem İmamoğlu’ndan çekiniyor”

Katılımcılara, “Önümüzdeki seçimlerde hangi aday gösterilsin?” sorusu sorulduğunda ise yüzde 38,8 kendi parti liderlerini aday göstermeli, yüzde 24 ise ittifaktan aday gösterilmeli denildi. Yüzde 47,2’lik bir kesim ise ittifaklar tek aday çıkarmalı derken, yüzde 52,8 ise oyunu çok aday gösterilsinden yana kullandı.

“Seçimlerin ikinci tura kalması halinde hangi ikiliyi görmek istersiniz?” sorusuna ise AKP tabanından yüzde 18’lik bir kesim, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısına Kemal Kılıçdaroğlu çıkmalı oyunu kullandı. Yüzde 4,7’lik bir kesim ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karşısına Ekrem İmamoğlu çıkmalı dedi. Prof. Aydın, “Bu sonuçlar da bize AKP tabanı en çok Ekrem İmamoğlu’ndan çekiniyor bulgusunu gösteriyor” dedi.

Medyaya duyulan güven, muhalefet partilerine duyulan güvenden fazla

Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların en çok güvendiği kurumlar sıralamasında ilk üç sırada yüzde 65,4 ile polis, yüzde 65,4 ile jandarma ve yüzde 62,4 ile Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bulunuyor. Listenin dördüncü sırasında yüzde 57 ile Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) yer alırken, beşinci sırada ise yüzde 56,9 ile Cumhurbaşkanlığı bulunuyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) duyulan güven yüzde 51,9, Merkez Bankası’na (MB) ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’na (RTÜK) duyulan güven yüzde 46 oranında seyrediyor. Medya kuruluşlarına duyulan güven ise muhalefet partilerine duyulan güvenden fazla.

Hükümet dış politikada “başarılı”

Hükümetin dış politikasını başarılı bulma oranı yüzde 50,9. Bu oran 2019’da yüzde 28,5, 2020’de ise yüzde 46,5 olarak kaydedilmişti. Bu yıl da yükselişin devam ettiğini belirten Aydın, “2019’dan itibaren Türkiye’nin dış politikadaki sert, kavgacı ve saldırgan dış politikası yerini uzlaşmacı bir anlayışa bıraktı. Bu da halk nezdinde karşılık buldu” diye konuştu.

Dış politikada Türkiye’nin işbirliğine gitmesi gereken ülkeler sıralamasında ise ilk üçte yüzde 17,5 ile Müslüman Ülkeler, yüzde 16,4 ile Rusya ve yüzde 14,1 ile Türki Cumhuriyetler bulunuyor. Bu ülkeleri yüzde 14,1 ile ABD, yüzde 12,7 ile AB ülkeleri ve yüzde 10,1 ile NATO ülkeleri takip ediyor.

Türk halkının tehdit olarak algıladığı ülkeler arasında da ilk sırada yüzde 60,9 ile Ermenistan bulunuyor. İkinci sırada yüzde 60,5 ile İsrail, üçüncü sırada ise yüzde 56,1 ile ABD yer alıyor. Türkiye Eğilimleri Araştırması’nda tehdit algısı sıralamasında uzun süredir ilk sırada ABD bulunmaktaydı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus