Öğretmenlik Meslek Kanunu tartışması sürüyor – Erdoğan’ın öğretmenlere verdiği “müjde”den güvenlik soruşturması ve mülakat çıktı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Öğretmenlik mesleğinin itibarına ve önemine uygun bir şekilde özgün bir bakış açısıyla hazırlanan çalışmanın eğitim camiamızda şimdiden büyük bir hüsnü kabul ve sevinçle karşılandığını görüyoruz” dedi ama eğitim sendikaları, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na tepkili. Yasa taslağı kabul edilirse güvenlik soruşturması ve mülakat, kanunla düzenlenecek. Sözleşmeli öğretmenlerin kadro sorununa dair düzenleme içermeyen yasa taslağına göre uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik de sınava bağlandı. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Latif Selvi ve Eğitim Sen Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Sinan Muşlu, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu Medyascope’a değerlendirdi.

İlk kez 2018 yılında Eğitimde 2023 Vizyon Belgesi Tanıtım Toplantısı’nda, dönemin Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ve AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından gündeme getirilen Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin tartışmalar sürüyor. Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) ve Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim Bir-Sen), Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Düzenleme, öğretmenlerimizin mevcut tüm kazanımlarını korurken onlara aynı zamanda yeni, sosyal özlük hakları da getiriyor” sözleriyle duyurduğu Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu Medyascope’a değerlendirdi. Sendika temsilcileri, 20. Milli Eğitim Şûrası’nda tekrar dile getirilen ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunulan Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun öğretmenlerin haklarını korumaktan uzak olduğunu belirtti.

Seçim yatırımı

Eğitim Sen Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Sinan Muşlu, söz konusu kanun teklifinin seçim yatırımı olduğunu dile getirerek şöyle konuştu:

“3600 ek göstergenin sadece birinci dereceye gelen öğretmenler için düzenlenmiş olması oldukça manidardır. Yürürlük tarihi olarak öngörülen yıl 2023 yılıdır. Yaşanan kriz karşısında eğitim emekçilerinin ekonomik taleplerini beklentiye sokup erteleme amacı taşıdığı çok açıktır. Uzmanlık ve başöğretmenlik gibi kariyer basamaklarına göre bin lira ve iki bin lira gibi artışın yapılacağı, bunun da ancak o sınavları kazanırsa olacağı şeklinde bir düzenleme var. Böylece ekonomik talepleri kariyere ve sınava endeksleyerek bilinmez bir zamana ertelediler. Aslında meslek kanunu niteliği taşımayan bu taslak, torba yasa gibi iktidarın ihtiyaç duyduğu konuları içine doldurduğu yandaş olmayan öğretmenleri mülakatla ve güvenlik soruşturmasıyla elemesine ‘yasal’ zemin yaratmayı amaçlıyor. Haklarını savunamayan, biat etmiş bir öğretmen kuşağı yaratmayı amaçlıyorlar.”

Amaç, yüksek lisans ve doktora pazarı yaratmak

Yeni basamaklar getirilmesinin öğretmenler arasında rekabet ve hiyerarşi yaratacağına dikkat çeken Muşlu, tasarı ile eşit işe farklı ücretlendirme yoluna gidildiğini vurguladı. Tasarı yasalaşırsa öğretmenlerin birbirleriyle, velilerle ve okul yöneticileriyle ilişkilerinin altüst olacağını söyleyen Muşlu, “Aynı zamanda kariyer basamaklarıyla yüksek lisans ve doktora pazarı yaratarak tam bir ticari süreç başlatılacak” dedi. Muşlu, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun Milli Eğitim Şûrası’nda “müjde” olarak duyurulmasının nedenini ise “Okul öncesine dini eğitim verilmesi kararının üstünü örtecek bir gündem yaratma çabasıydı” diyerek değerlendirdi.

Kanun teklifinin öğretmenlerin talepleriyle alakası yok

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan “Biz teklifi görünce şoke olduk çünkü bizim yaklaşık üç yıldır gündemimizdeki birçok maddenin kanunun içerisinde yer almadığını gördük. Sözleşmeli öğretmenlere sadece can güvenliği ve sağlık durumundan dolayı mazeret hakkı verilmiş, uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik sürecini de yanlış bir şekilde sınava bağlamışlar” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Biz Öğretmenlik Meslek Kanunu ile kadrolu öğretmenlerle sözleşmeli öğretmenler arasındaki ayrımı kaldıracağız” sözlerini hatırlatan Geylan, “Bu ayrımın ortadan kaldırılmasının tek yolu bütün sözleşmeli öğretmenlerin kadrolu yapılması. Kanunda sözleşmeli öğretmenlere eş durumunda tayin hakkı bile verilmemiş” dedi.

“Güvenlik soruşturması MEB’in meselesi değil”

Liyakati esas alan yönetici atama sisteminin kanuni zemine kavuşması gerektiğini vurgulayan Geylan, 2013’ten bugüne kadar 17 kez yönetmelik değiştiğine dikkat çekti: “İktidar değişmiyor ama bakan değiştikçe yöneticiler ve yönetmelik değişiyor.” 

Mülakatla ilgili maddenin Milli Eğitim Bakanlığı’nı (MEB) zan altında bıraktığını söyleyen Geylan, “Şu haliyle kanun, öğretmenlik meslek kanunu değil öğretmenlerin kariyer planlamasını düzenleme kanunu. Güvenlik soruşturması meselesi Milli Eğitim Bakanlığı’nın meselesi değil, devletin ilgili güvenlik kurumlarının meselesi ve sorumluluğudur” diye konuştu.

Mülakatın kanunlaşması adalet sistemine zarar veriyor

Eğitim Bir-Sen Genel Sekreteri Latif Selvi, mesleğini yaparken şiddete maruz bırakılan öğretmenlere hukuk desteğinin yeterli olmadığını, bakanlık ve sendikaların adli ve idari yönden doğrudan müdahil olabilmelerini sağlayan bir maddenin kanunlaşması gerektiğini belirtti. Kanundaki mülakatla ilgili maddeye tepki gösteren Selvi, “Mülakat uygulamasını, uygulanış biçimi itibariyle anlamsızlaştırdılar. Kamuoyunda mülakatın güvenlik gerekçesiyle olduğu tartışılıyor, eğer durum buysa yöntem, suç işleyene yargı yolu hep açık” diyerek uygulamanın adalet sistemine zarar verdiğini dile getirdi. Güvenlik soruşturması ile ilgili kanun maddesine de dikkat çeken Selvi, “Meslek kanununda böyle bir maddeye yer verilmesi son derece yanlış olur, kanunla güvenlik soruşturması yapılmasına gerek yok. Devlet istediği zaman zaten güvenlik soruşturması yapıyordu” dedi.

Maaş kesim cezası alanların öğretmenlikle ilişiği kesiliyor

Selvi, yasa tasarısına yönelik “Stajyer arkadaşlarımızla ilgili ’Maaş kesim cezası alanların öğretmenlikle ilişkisinin kesilmesi’ ifadesi doğru değil. Mesleğe yeni girmiş bir insanın bazı ihmalleri olabilir. Bu ihmalden sonra bu kişileri uyarıp yetiştirmek mümkünken sistemin dışında çıkarırsak doğru olmaz” eleştirisinde de bulundu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus