Suriyeli mülteci kadın anlattı: “Türk bir erkek özel görüntülerimi internette paylaştı ve defalarca şiddet uyguladı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Suriye iç savaşından kaçarak 2013’te çocuklarıyla Türkiye’ye gelen Suriyeli bir kadın, İstanbul’da tanışıp ilişki yaşamaya başladığı Türk bir erkekten defalarca şiddet gördüğünü söyledi. Mülteci kadın, bu kişinin, özel görüntülerini cinsel içerikli internet sitelerinde paylaştığını belirtti. Son dönemde Suriyelilere yönelik ayrımcılığın arttığını söyleyen kadın “Burada sığınmacı olmak, burada yabancı olmak çok ağırmış” dedi.

Suriye iç savaşı, 15 Mart 2011’de sokak eylemleri ile başlamış ve Nisan 2011’de olaylar ülke çapına yayılmıştı. Çatışmaların başladığı zamandan bu yana, iç savaşta yaşanan şiddet olayları nedeniyle milyonlarca sivil komşu ülkelere kaçtı. Türkiye’de kayıt altına alınmış Suriyeli sayısı 30 Aralık 2021 tarihi itibarıyla toplam 3 milyon 736 bin 799 oldu. Bu kişilerin 1 milyon 771 bin 83’ünü (yüzde 47,4) 0-18 yaş arası çocuklar oluşturuyor. 0-18 yaş arası çocuklarla kadınların toplamı ise 2 milyon 646 bin 828. 

Çatışmaların şiddetinden kaçan Suriye halkı Türkiye’ye sığındıktan sonra da insani açıdan sıkıntılı süreçler yaşıyor. Daha önce Doğu Eroğlu ile mültecilerin ülkeye giriş hatlarından biri olan Van’a gitmiş ve sınırda yapılan kaçak geçişler, insan kaçakçılığı ve geri itilme gibi konuları haberleştirmiştik. 

Bu haberimizde ise Suriye’de yaşanan savaştan kaçan ve Türkiye’ye sığınan bir kadının ve çocuklarının yaşadıklarını yazdık. Savaştan kaçarak 2013’te Türkiye’ye gelen Ayşe (*) 36 yaşında. Suriye’den Türkiye’ye gelirken eşi, Ayşe ve çocukları ile birlikte gelemiyor. Çocukları ile tek başına kalan Ayşe, Türkiye’de birçok farklı şehirde yaşamış. Ayşe İstanbul’a geldikten sonra burada kalmış. Yaklaşık altı yıldır İstanbul’da yaşayan Ayşe’nin hikâyesini dinlemeye en başından başlıyoruz:

“Suriye’de savaş başladıktan kısa bir süre sonra eşim, çocuklarımı ve beni Türkiye’ye gönderdi. Kendisinin sonradan geleceğini söyledi. Üç yıl boyunca gelmeye çalıştı, gelemeden savaşta öldü. Eşim İngilizce öğretmeniydi. Çok iyi bir baba ve eşti. Yıllarca belki gelir diye bekledim. O zamanlar altı yaşında olan oğlum her gün ‘Babam nerede anne?’ diye ağladı. Kızım o zamanlar daha küçüktü. Türkiye’ye geldikten sonra çok fazla şehirde yaşadım. Sonunda İstanbul’a gelip bir düzen kurabildim. Kızım çok küçük olduğu için çalışamıyordum. Çok küçük yaşında çalışmaya başlayan oğlum hem bana, hem kardeşine bakmaya başladı. Şu an 18 yaşında. Okula gidemedi. Hâlâ çalışıyor. Pek çok iş yaptı. Limon sattı, mendil sattı, konfeksiyonda çalıştı. Şimdi bir markette çalışıyor. Hem bana hem kardeşlerine bakıyor.”

“Çocuk olduktan sonra yanıma hiç gelmedi”

Ayşe, İstanbul’da Türk bir erkekle tanışıyor ve ilişki yaşamaya başlıyor. Evli olduğunu Ayşe’den gizleyen bu kişi, kadının özel fotoğraflarını cinsel içerikli internet sitelerinde paylaşıyor.

Bu kişiden hamile kalan Ayşe, birkaç defa fiziksel şiddet gördüğünü söylüyor:

“İstanbul’a yeni geldiğimizde oturduğumuz mahallede destek olan, yardım toplayan komşularımız oldu. Bazıları hâlâ yardım ediyor, bazıları çok değişti. Bize olan tutumları değişti. Nedenini bilmiyorum. Bu süre içerisinde bir adamla tanıştım. Türk biri. Onu hem çok sevdim hem de ‘Evlenirsem çocuklarımın kimliği olur, okula gidebilir, hastaneye gidebilirler’ diye düşündüm. Bu adamın evli olduğunu bilmiyordum. Beni yıllarca kandırdı. Bir çocuğum oldu ondan da. Çocuk olduktan sonra bir daha hiç gelmedi yanıma. Kısa bir süre önce özel görüntülerimi kameraya çekip internette paylaştığını öğrendim ve yıkıldım. Oğlumun yüzüne bakamadım. Bu kötülüğü neden yaptı bilmiyorum. Yıllarca beni oyaladı, kullandı. Defalarca şiddet gördüm. Eşine de üzülüyorum ama haberi olduğunu sanmıyorum.”

“Bize karşı ayrımcılık arttı”

Son zamanlarda Türkiye’de kendilerine karşı ayrımcılığın arttığını söylüyor Ayşe. İlk geldiği zamanlarda sert bir tutum olmadığını hatırlatıyor ve “Burada sığınmacı olmak, burada yabancı olmak çok ağırmış” diyor:

“Lohusalık dönemimde intihar etmeyi düşündüm. Allah bana neden böyle bir kaderi reva gördü? Benim suçlarım olabilir ama çocuklarımın bir suçu yoktu. Neden normal bir çocuk gibi büyümedi benim oğlum? Her çalıştığı yerde dışlandı. Evet, sahip çıkanlar da oldu ama kötü davrananların yanında az kalır. Onlardan Allah razı olsun. Ama herkes bir yere kadar destek oluyor, bunu anladım. Burada yabancı olmak, sığınmacı olmak çok ağırmış. İlk geldiğim zamanlar maddi ve manevi açıdan daha zor durumdaydım. Ama bize olan yaklaşım daha iyiydi. Son zamanlarda herkes düşman bilmeye başladı bizleri. Oğlum, hep bu dışlamalar ile büyüdü. Hem bana, hem ölen babasına, hem de bütün insanlara karşı nefret dolu bir çocuk oldu. Belki büyüyünce beni anlar ve ‘Annem de zor durumdaymış’ diyebilir.”

“Hayatımın bir anlamı kalmadı” 

Ayşe son olarak oğluna sesleniyor:

“Maddi olarak zor da olsa geçiniyoruz bir şekilde. Çocuklarımı bırakabilecek bir yer bulabilsem ben de çalışırdım. Oğlum bu yazıyı okumayacak biliyorum, belki ben ölürsem siz ona okuyun. ‘Annen yeterince güçlü olamadı. Tek başına, bu yabancı yerde kime güveneceğini bilemedi. Senden ve kardeşlerinden özür diliyor’ deyin. Bu saatten sonra benim hayatımın bir anlamı yok ama çocuklarım için de hiç umutlu değilim.”

*Röportaj yaptığımız kişinin kimliği kendi isteği doğrultusunda değiştirildi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus