Üsteğmen “Hiltiyi silah sandım” demişti, AYM yaşam hakkı ihlali kararı verdi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Anayasa Mahkemesi (AYM), 2011 yılında Mardin’in Heybeli Köyü’ndeki tesisatçı Yusuf Akın’ın ölümü ve Mehmet Eren’in yaralanmasıyla ilgili beş jandarma hakkındaki davada yargılamanın etkisizliği nedeniyle ihlal kararı verdi. Akın’ın yaşam hakkının ihlal edildiğine hükmeden yüksek mahkeme, yeniden yargılama ve başvuruculara 175’er bin lira manevi tazmimat ödenmesine hükmetti. Medyascope’a konuşan avukat Erdal Kuzu, “Kamu görevlileri tarafından meydana gelebilecek yaşam hakkı ihlallerinin önünü kesebilecek bir karar” dedi.

Mehmet Eren, 1995’te boşaltılan Mardin’in Nusaybin İlçesi’ne bağlı Heybeli Köyü’ndeki evini 2011 yılında tamir ettirmeye başladı. Akrabası Yusuf Akın’dan tesisat işlerini yapmasını istedi. 

İnsan Hakları Derneği (İHD) raporuna göre, AYM kararına yansıyan ifadelerine göre 21 Aralık 2011’de Yusuf Akın, işi bittikten sonra elindeki hilti ile araca yürüdüğü sırada silah sesleri duyuldu. Yaralanan Mehmet Eren, tamirat işlerini yapan Yusuf Akın’ın yerde yattığını gördü

O sırada, Heybeli köyünde “bir eve iki örgüt mensubunun geldiğine dair teyite muhtaç bilgi üzerine” Mardin Valiliği Jandarma Özel Harekat Timi operasyon yapıyordu.

Tanıklıklar, yaralıların yanına yaklaşımlarına izin verilmediğini aktardı.

“Hiltiyi silah sandım” savunması

Üsteğmen Y.T.K. operasyonun başındaydı. Y.T.K., ifadelerinde 13 kişilik ekipten B.Y., D.G., Ş.T. ve K.E.O.’nun öncü kuvvet olarak eve ilerlediğini, evden iki kişi çıktığını, önde olan kişinin elinde “silah olduğu kanaatini güçlendiren bir şey tuttuğunu” anlattı.

Bu kişilerin “terörist” olduklarını düşündüklerini, öncü grubun iki kişiye “dur” diye bağırdıktan sonra silah sesi geldiğini, ateş geldiği için geri çekildiklerini aktardı.

Üsteğmen Y.T.K, Yusuf Akın’ı görünce termal kameradan görüp silah olduğunu düşündüğü şeyin aslında hilti olduğunu anladığını söyledi. 

Karakolda “kime oy verdin?” sorusu

Yusuf Akın’ın eşi Fatma Akın’ın İHD raporuna yansıyan ifadelerine göre, 15 yıl önce koruculuğu kabul etmedikleri için ayrıldıkları Göllü Köyü’ne iki yıl önce geri dönmüşlerdi.

Civar köylerin elektrik ev su tesisatı işlerini yapan Yusuf Akın, Göllü Köyü’nde bulunan karakolun da tesisat işlerini ara sıra yapardı.

Fatma Aslan, eşinin olaydan on gün önce gece vakti “tesisat işi var” diye çağrıldığı karakolda kime oy verdiğinin sorulduğunu, karakolun maaşlı tesisatçısı olmasının istendiğini ancak kabul etmediğini aktardı. 

Yerel mahkemeden beş sanığa beraat

Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmasında kusurları olmadığı gerekçesiyle dokuz kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

“Hiltiyi silah sandım” savunmasında bulunan üsteğmen Y.T.K. ile B.Y., D.G., Ş.T. ve K.E.O. hakkında ise “taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma” suçlamasıyla dava açıldı.

Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 20 Aralık 2016’da beş sanık hakkında beraat kararı verdi.

Karara itirazlar da reddedilince Yusuf Akın’ın eşi Fatma Akın ve akrabası Mehmet Eren’in avukat Erdal Kuzu aracılığıyla AYM’ye başvurdu.

AYM’den ihlal, tazminat ve yeniden yargılama kararı

Yüksek mahkeme, sanıkların beraat ettiği yargılamanın etkisizliği nedeniyle Yusuf Akın ve Mehmet Eren’in yaşam hakkının usul ve maddi boyutunun ihlal edildiğine karar verdi.

İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığını belirten AYM, yeniden yargılama ve başvuruculara 175’er bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

“Yaşam hakkı ihlallerinin önünü kesebilecek bir karar”

Medyascope’a konuşan avukat Erdal Kuzu, “Yusuf Akın’ın esasen sivil olduğu ve açıkça hedef alınmak suretiyle öldürüldüğü zaten ayan beyan olan gerçekti. Bütün mesele, bunun tespiti yapabilecek ya da karar altına alabilecek yargı mekanizmalarının oluşturulmasıydı. İşin açıkçası Türkiye’de biz yargılama sürecinde bununla karşılaşamadık AYM kararı tam da buna vurgu yapıyor. Etkili yargı mekanizması olmadığına ve o yargılamanın makul sürede bitmediği, adalete erişimin makul sürede sonuçlanmadığına vurgu yapıyor. Bu çerçevede AYM’nin kararı nitelikli ve belki bundan sonra meydana gelebilecek kamu görevlileri tarafından meydana gelebilecek yaşam hakkı ihlallerinin önünü de kesebilecek bir karar niteliğindedir” diye konuştu.

AYM’nin yeniden yargılama kararı verdiğine dikkat çeken Kuzu, “Benzer dosyalarda AYM genelde tazminat ile giderilme istemekteydi ama bu kez yeniden yargılamaya da işaret ediyro. Bu da kararın ne derecede önemli ve nitelikli olduğunu, yaşam hakkını koruma gayesi güttüğünü de ortaya koymakta” dedi.

“Hukuk mücadelesi yeniden başlıyor”

Yeniden yargılama için başvuruda bulunacaklarını belirten Kuzu, “Gerçeğin tespitini isteyeceğiz. Gerçek de Yusuf Akın devletin görevlileri tarafından öldürüldüğüdür. Burada yapılan operasyonun sivil insanlara zarar gelmeyecek şekilde koordine  edilmemesi, bunun önleminin alınmasının hepsinin yasal sorumluluğunun olması gerekir. Başta Yusuf Akın’ın  yaşam hakkının elinden alınmış olmasının ceza kanunundaki karşılığının tam olarak da faillere verilmesi gerekir. Bunun mücadelesini vereceğiz. Yerel mahkemenin bu kararı görmezden gelmeyeceklerini umuyorum. Bizim için yeniden hukuk mücadelesi süreci başlıyor” diye konuştu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus