Taliban’ın insan hakları karnesi | Heather Barr: “Biri LGBTİQ+’ları öldürecek olsa Taliban tarafından tebrik edilecek”

Taliban’ın Afganistan’da yönetime gelmesinin ardından bir yıl geçti. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden (HRW) Heather Barr, Taliban hükümetinin insan hakları karnesini Medyascope’a değerlendirdi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün Kadın Hakları Direktör Yardımcısı Heather Barr, 15 Ağustos 2021’de Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinden bu yana Afganistan’ın insan hakları karnesinin dehşet verici olduğunu söyledi. Barr, “İnsanlar Taliban’ın kararnamelerini kanunmuş gibi uygulamak zorunda çünkü bunu yapmamanın sonuçları gerçekten de çok ağır olabilir” dedi.

Heather Barr

Taliban, 11 Eylül saldırıları sonrası 2001’de ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin müdahalesiyle Afganistan’da iktidardan uzaklaştırılmıştı. Taliban, ABD’nin askerlerini Afganistan’dan çekmesinin ardından yeniden güç kazanarak başkent Kabil’de yönetimi ele geçirdi.

“LGBTİQ+’lar her türlü cinsel şiddeti yaşadı”

Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinden önce Afganistan’daki LGBTİQ+’lar için durumun son derece zor olduğunu belirten Barr, şu ifadeleri kullandı:

“Ocak ayında Afganistan’daki LGBTİQ+’lara yapılan görüşmelere dayanan ‘Göklere Gitsen Bile Biz Seni Bulacağız’ isimli bir rapor yayımladık. Birçok insan başına gelen korkunç olayları anlattı. LGBTİQ+’lar 15 Ağustos’tan önce, çocukluklarından itibaren şiddet, şantaj, zorla evlendirme, ayrımcılık ve her türlü cinsel şiddeti yaşadı.”

Barr, 15 Ağustos’ta meydana gelen iktidar değişimini “dramatik” olarak niteledi:

“Görüştüğüm insanlardan bazıları Taliban’dan önce Afganistan’da hukukun üstünlüğü olduğunu ve bunun da belli ölçüde kendilerini koruduklarını hissettiklerinden bahsettiler. Ciddi bir ayrımcılıkla karşı karşıya olduklarını düşünüyorlardı. Polisin onları korumak için pek bir şey yapacağına inanmıyorlardı ama insanların onları öldürmek için buraya gelmeyeceklerini düşünüyorlardı. Örneğin, nadir durumlar dışında insanlar, -cinsel yönelimleri veya cinsiyet kimlikleri nedeniyle hedef alınan bir kişi olsa bile- onları öldürdükleri takdirde cinayetten ceza almaktan korkacaklardı.”

Raporun tamamını okumak için tıklayınız.

“Biri onları öldürecek olsa Taliban tarafından tebrik edilecekti”

Taliban’ın Afganistan’ı ele geçirmesinden sonra bu durum tamamen değişti ve insanlar kendilerini korumasız bir ortamda buldu:

“İnsanlar kendilerini birdenbire öyle bir ortamda buldular ki, eğer biri onlara saldıracak veya öldürecek olsa bu kişi sadece ceza almamakla kalmayacak, ülkenin fiili yöneticileri haline gelen Taliban tarafından tebrik bile edilebilecekti. Bu, koşullardaki korkunç, dehşet verici bir değişiklikti. Anlattıkları sorunlar, Taliban’ın liderlik düzeyinde LGBTİQ+’ları hedef almaya karar vermesinden çok daha fazlasıydı. Daha çok, kanunsuzların mutlak bir serbestliğe sahip olmasıydı ve bu da alt düzey Taliban üyeleri olabilirdi. Onlara zarar verecek kişiler; mahallelerindeki insanlar, topluluk üyeleri, özel hayatlarında tanıdıkları insanlar olabilirdi. Taliban, LGBTİQ+’lara herhangi bir şekilde saldırmak ya da zarar vermek isteyen herkes için her türlü yolu açan bir ortam yarattı. Bu bazı durumlarda cinayet, bazen de çete şiddeti anlamına geliyordu. Zzellikle bazı kadınlar için zorla evlilik anlamına geliyordu.”

“Afganistan’dan kaçabilen kadınların sayısı çok az”

Raporu yazarken kadınlardan çok erkeklerle röportaj yaptıklarını belirten Barr, cinsel yönelim ve cinsel kimliğin Afganistan’daki cinsiyet ayrımcılığıyla kesişme biçimini bildiği için bu durumu şaşırtıcı bulmadığını anlattı:

“15 Ağustos’tan bu yana cinsel yönelimleri ve cinsiyet kimlikleri nedeniyle ötekileştirilen kadınlar da zarar gördü. Bunun, ülkeden kaçabilen eşcinsel ya da biseksüel erkekler için ne anlama geldiğini biliyoruz. Ancak kadınlar için bu çok daha zor oldu. Çünkü Taliban’ın kadınların uzun mesafelere ya da bazı bölgelere seyahat ederken yanlarında aileden bir erkeğin bulunması gerektiği yönündeki kuralları nedeniyle ülkeden kaçabilen kadınların sayısı çok daha az oldu.”

Afganistan’daki kadınların en büyük risklerinden birinin zorla evlendirilmek ve cinsel şiddete maruz bırakılmak olduğunun altını çizen Barr, “Ailenin itibarına verildiğini düşündükleri zararı azaltmak ve bunun, kadını korumanın bir yolu olduğunu düşünüyorlar. Bu kendi içinde çok ama çok zararlı bir hak ihlalidir” dedi.

“Taliban’dan sonra insanlar sevdiklerini bırakarak kaçtılar”

Altı buçuk yıl Kabil’de yaşayan Barr, rapor için araştırma yaparken şehri yeni gözlerle yeniden keşfettiğini söyledi:

“İnsanlarla konuşarak öğrendiğim şey, cinsel yönelimleri ve cinsiyet kimlikleri konusunda birbirlerine karşı açık olabilen, birbirlerini destekleyen insanlardan bu topluluk adına sağlık, eğitim ve diğer türden savunuculuk çalışmaları yapan insanlardan oluşan bir topluluk olduğuydu. İnsanların bir araya geldiği, arkadaşlarını gördüğü ve birbirlerini tanıdığı yerler, restoranlar ve mekanlar vardı. İnsanlar çok ciddi ayrımcılık biçimleriyle karşı karşıya olsalar da bir tür topluluk duygusuna ve karşılıklı desteğe sahip olabiliyorlardı. 15 Ağustos’tan sonra bu gerçekten yok oldu. İnsanlar bu yapıları sürdüremediler. Çok tehlikeliydi ve insanlar sevdikleri kişileri bırakarak kaçmışlardı.”

“Taliban’ın bir yasası veya parlamentosu yok”

Barr, 15 Ağustos’tan önce bile insanların kimlikleri konusunda çok açık olmamaları için büyük baskı altında olduğunu ancak 15 Ağustos’tan sonra bu baskının yoğunlaştığını belirtti:

“Taliban’ın bir yasası var mı? Hayır, Taliban’ın bir yasası, parlamentosu yok. Bu yüzden herhangi bir yasa çıkarmadılar. İktidara geldiklerinden bu yana bunun yerine yaptıkları şey kararnameler yayınlamak ve bunları kanunmuş gibi uygulamak. Dolayısıyla insanlar bu kararnameleri kanunmuş gibi uygulamak zorunda çünkü bunu yapmamanın sonuçları gerçekten de çok ağır olabilir.”

“Taliban tehdit ve sansür yoluyla Afgan medyasını susturdu”

İnsanların cinsel yönelimleri veya cinsiyet kimlikleri nedeniyle öldürüldüklerini söyleyen Barr, Taliban’ın medya üzerindeki kontrolünü ise şöyle anlattı:

“15 Ağustos’tan bu yana işlenen cinayetlerin cezasız kaldığı, Taliban’ın cinayete kurban giden kişinin cinsel yönelimi ya da cinsiyet kimliği nedeniyle hedef alınması halinde soruşturma ya da cezalandırma konusunda hiçbir şey yapmayacağı açık. Bu durumun yaşandığı kaç vaka var? Korkarım bunu bilmek imkânsız çünkü Taliban’ın yaptığı diğer şeylerden biri de Afgan medyasını tehdit ve sansür yoluyla susturmak.”

“Afganlara karşı yükümlülüklerini yerine getiren hiçbir ülke yok”

Barr, Taliban tarafından zulme uğrayan Afganların uluslararası toplumdan yeterli desteği almadığını da ifade etti:

“Bu kesinlikle LGBTİQ+ Afganlar için de geçerli. İngiltere, cinsel yönelim veya cinsiyet kimliği nedeniyle Afganistan’dan kaçan küçük bir grubu kabul etti. LGBTİQ+’lara öncelik vereceklerini söyleyen başka ülkeler de oldu. Kanada’nın da bu ülkelerden biri olduğuna inanıyorum ancak Kanada’nın yeniden yerleştirme süreci gerçekten çok yavaş ilerliyor. Bu sürecin nasıl işlediğine dair pek çok endişe dile getirildi ve bunun sonuçlarından biri de LGBTİQ+’lara yeteri kadar destek verilmemesiydi. Genel olarak Afganlara karşı yükümlülüklerini yerine getirdiğini düşündüğüm hiçbir ülke yok. LGBTİQ+ Afganlar da kaçması gereken Afganların bir alt kümesi ve kesinlikle en az diğer gruplar kadar, belki de daha fazla ihmal edildiler. Bu nedenle LGBTİQ+ Afganlar için Taliban yönetimi altında Afganistan’da yaşamanın güvenli bir yolu olmadığını ve Taliban’ın onların haklarına saygı gösterme konusunda hiçbir adım atmadığını düşünüyoruz. Onları şiddetten korumaya istekli değiller ve tek çözümün, insanların ihtiyaç duyduklarını hissettiklerinde kaçabilmeleri ve sığınma talebinde bulunabilmeleri olduğunu düşünüyoruz. Dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin, her ülkenin onları kabul etmeye istekli olması gerekiyor.”

“Taliban, hak ihlalleri nedeniyle cezalandırılmalı”

Barr, Taliban’ın insan hakları ihlallerinin düzenli şekilde belgelenmesi ve Taliban iktidarının cezalandırılması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sonlandırdı: “LGBTİQ+’lara yönelik hak ihlalleri de dahil Taliban’ın hak ihlalleri nedeniyle cezalandırılması ve Afganistan’daki insan hakları ihlallerinin izlenmesi, belgelenmesi, kanıtların toplanması ve suçların işlendiği yerlerde bu kanıtların kovuşturmaya hazır hale getirilmesi için çok daha güçlü bir sistem kurulması için baskı yapılması gerekmektedir. Ve kesinlikle LGBTİQ+’lara karşı işlenen suçlar da buna dâhil edilmelidir.”

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus