“Ben Nâzım” müzikali dünya prömiyerini yaptı – Livaneli: “Nâzım Hikmet nefes borumuzdu, deniz feneriydi”

Şair Nâzım Hikmet’in hayatını anlatan biyografik müzikal “Ben Nâzım”, dünya prömiyerini Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda yaptı. Medyascope‘tan Buket Topaktaş müzikali sizin için izledi.

Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’ndayız, aylardan eylül. Tatlı bir rüzgar esintisi sarmış her yanımızı. Bir anne ve çocukları oturuyor arka koltuğumuzda, istemsizce kulağımızı veriyoruz konuşmalarına.

Çocuklardan biri kız, diğeri oğlan. 5-6 yaşlarındalar, anne başlıyor Nâzım Hikmet’i anlatmaya: “Çok büyük şairdi, bu nedenle hapis yattı.

Çocuklar şaşkın, anlam veremiyor ve soruyorlar: “Büyük şairler hep mi hapis yatar?”

Symphonista Orkestrası yerini alıyor, müzik direktörü ve şef Rengim Gökmen. Usul usul çalıyor “Karlı Kayın Ormanında.”

Ve sahnede Nâzım’ın dizelerini besteleyen, ses veren usta sanatçı Zülfü Livaneli. Müzikalde Livaneli bestelerinin yeniden düzenlemelerini yapan isim ise Tolga Taviş.

Livaneli başlıyor anlatmaya:

“Ülkeler büyük evlatlarıyla nefes alır. Bizim ülkemizin en büyük evlatlarından biri Nâzım Hikmet’ti. Nâzım Hikmet bizim nefes borumuzdu, bizim kuşak için deniz feneriydi. Edebiyat dilimizi geliştiren ve Türkçeyi dünya dilleri arasında edebiyat dili olarak kabul ettiren 20. yüzyılın en büyük şairlerinden biriydi. Ama ne yazık ki benim gençliğimde Nâzım Hikmet, Türkiye’de yasaktı. Kendi dilinde, kendi ülkesinde kitapları basılmıyordu. Kendisi şöyle demişti; ‘Biliyorum şu an dünyanın her yerinde kitaplarım çıkıyor ama kendi dilimde kendi ülkemde yasak.’ Ama inanıyordu ki bir gün kendi dilinde de kitapları basılacak, şarkıları söylenecek.”

Nâzım’ın şiirlerinden yaptığım besteler beni bir parça onun eserine hizmet eden, ondan daha genç biri olarak o skalaya yerleştirdi” diyor Livaneli:

İlk defa 1960’tan sonra bir kitabı çıktı; ‘Kuvayı Milliye Destanı.’ Kitabevinin önünde kuyruk oluşturduk. Müthiş bir heyecandı bizim için. Daha sonra Stokholm’de Nâzım Hikmet’in yaşadığı kaderi bizim kuşaklar da yaşadı. Stokholm’de sürgüne gitmek zorunda kalmıştık. Evimizin yanında bir orman vardı, ben orda her gün yürüyordum karlara bata çıka. Elimizde sekiz ciltlik Nâzım Hikmet şiirleri vardı Bulgaristan’da basılmış. Ve ben o şiirlerden birini hem de tanınmamış birini kafamda dolaştırıp duruyordum. Sonra o bir gün besteye dönüştü ve daha sonra bu besteler devam etti. Nâzım’ın şiirlerinden yaptığım besteler beni bir parça onun eserine hizmet eden, ondan daha genç biri olarak o skalaya yerleştirdi.”

Müzikalin rejisi ve koreografisi Mehmet Balkan’ın imzasını taşıyor. Metinleri kaleme alan isim ise Şirin Aktemur. “Karlı Kayın Ormanında” ile başlayan müzikal “Hoşgeldin Bebek” ile devam ediyor:

“Hoşgeldin bebek, yaşama sırası sende
Senin yolunu gözlüyor
Kuşpalazı, boğmaca, karaçiçek, sıtma
Yürek enfarktı, kanser filan.”

Ve Nâzım Hikmet sahnede:

“Üç yaşımda Halep’te paşa torunluğu ettim
on dokuzumda Moskova’da komünist üniversite öğrenciliği
kırk dokuzumda yine Moskova’da Tseka-parti konukluğu ve
on dördümden beri şairlik ederim.”

Nâzım Hikmet rolünde Engin Hepileri var.

14’ünden beri şairlik eden Nâzım Hikmet, 12 yıl hapis yatıyor. Nâzım’ın ve Piraye’nin hikâyesi bu 12 yıl boyunca sürüyor. Piraye bırakmıyor Nâzım’ı, tam 12 yıl mektuplaşıyorlar fakat Nâzım gönlünü kendisini hapishanede ziyaret eden kuzeni Münevver’e kaptırıyor.

Münevver ile evlenen Nâzım’ın bir oğlu oluyor.

Nâzım’ın gençliği ve yaşlılığı parmaklıklar ardında karşı karşıya, dışarda ise Piraye.

“Sevdalınız komünisttir,
on yıldan beri hapistir,
yatar Bursa kalesinde.”

Nâzım Hikmet’in “Kuvayi Milliye Destanı”, Kurtuluş Savaşı’nı en iyi anlatan eserlerden biri olarak görülür. Müzikalde yer alan eserlerden biri de “Arhaveli İsmail’in Hikayesi”dir. Savaş, mücadele, yalnızlık ve umut…

“Kaçak silah ve asker ceketi yükleyen Laz takaları:
hürriyet ve ümit,
su ve rüzgardılar.”

Nâzım Hikmet’in aşk yaşadığı, şiirler yazdığı üç kadın: Vera, Piraye, Münevver. Sahnede yan yanalar ve “Sürgün”

“Her durakta, her uykuda
Sürgün her nefeste yalnızdır
Her şafakta, her yudumda
Hasret sancıdır.”

Vera rolünde İlke Kodal, Piraye rolünde Deniz Alp, Münevver rolünde ise Petek Çetintemel yer alıyor.

“Otobiyografi” şiiriyle başlayan müzikal aynı şiirle sona eriyor. 61 yaşında Nâzım Hikmet, uzanmış yatağına boylu boyunca “Sözün kısası yoldaşlar” diye başlıyor:

“İnsanca yaşadım diyebilirim
ve daha ne kadar yaşarım,
başımdan neler geçer daha
kim bilir.”

İzleyiciler ayakta, gözler puslu, dakikalarca sürüyor alkış sesleri…

Müzikale emek veren herkes sahnede, tam bitti denilen anda Zülfü Livaneli çıkıyor sahneye, hep bir ağızdan başlıyoruz söylemeye:

“Umutların arasından
Kirpiklerin karasından
Döşte bıçak yarasından canım
Güneş topla benim için.”

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus