Cengiz Özdemir yazdı: Türk modernleşmesinin zor denklemi – Plan mı pilav mı?

6 Şubat depremi malum Türk toplumundaki tüm dengeleri sarstı. On binlerce insanın hayatını altüst eden bu olayın yarası soğudukça bu sonucun “müsebbibi” arayışına girildi. Mevcut iktidar pek çok kanaldan üzerindeki sorumluluğu atmak için depremin faturasını yer yer kentsel dönüşüm projelerine karşı davalar açan, dönüşüm projelerinin plansız programsızlığına itiraz eden, hatta bu projeleri birer rantsal dönüşüm projesi olarak gören yerel inisiyatiflere, meslek odalarına kesmeye çalıştı. Ancak deprem bölgesi çok geniş bir alan ve bu alanın tamamına yakınını hem yerel hem merkezi düzeyde 20 küsur yıldır tek başına yöneten siyasi iktidar, bu kadar büyük bir yıkımı açıklamakta zorlandı. Çareyi her zaman “üç-beş marjinal” diye etiketlediği ve toplum içindeki etkisini küçümsediği sol gruplara kesti. Bu arada 50 bine yakın insanın hayatını kaybettiği bu depremde tek bir kamu görevlisinin dahi istifa etmediğini ve yıkılan binaların azımsanamayacak bir bölümünün “yeni” olduğunu kenara not düşelim ve geçelim

Geçtiğimiz günlerde Şehir Plancıları Odası deprem bölgesinde kendilerini devre dışı bırakan kararnameye karşı bir imza kampanyası başlattı. Bölgede apar topar başlayan ve bir yıl içinde bitmesi hedeflenen konut projeleri için inşaat şirketleriyle görüşüldüğü, anlaşıldığı, hatta depremin ertesi haftasında mimarlık ofislerinin harıl harıl çalışmaya başladığı çeşitli kaynaklarda yazıldı çizildi. Bu aceleciliğin gerekçesi ise bölgedeki insanların bir an önce konutlarına kavuşmaları. Bir yandan cenazeler çıkarılırken diğer yandan temeller atılacak. Ancak bu yapılırken hiçbir planlama ilkesine uyulmayacağı gün gibi aşikâr. Bazı mimarların bu sürecin parçası olmayı reddettiğini de okuduk.

Burada zor bir denklemin olduğu kuşkusuz.

Denklemin adı basit: Plan mı pilav mı?

Kadri Eroğan

“Bize plan değil, pilav lazımdır” vecizesini bazı kaynaklar Menderes’e, bazıları Demirel’e atfeder. Oysa bu söz geçenlerde sele boğulan Urfa’nın eski bir milletvekiline aittir. Tam 60 yıl önce 1963’te, Adalet Partisi Urfa Milletvekili Kadri Eroğan bütçe görüşmeleri sırasında şu konuşmayı yapar: “Binaenaleyh aziz arkadaşlarım, büyük hayale kapılmayın, on yıl programsız, plansız diye bir iktidarın başı yendi bu defa da program, plan diye Halk Partisi kendi başını yiyecektir. (Gülüşmeler). Millet bıktı artık plan, plan, biraz da pilavdan bahset İsmet Paşa.” (*)

Bir yanda plan, diğer yanda pilav. Türk modernleşmesinin 300 yıldır çözemediği çelişki budur. Kıt kaynakların adilce dağıtılmadığı, emeğin verimli olarak kullanılmadığı, eğitim seviyesinin birkaç istisnai dönem dışında geri kaldığı, akıl ve bilimsel veriler yerine kısa vadeli politik çıkarların gözetildiği bir toplumda orta ve uzun vadeli stratejik planların yapılması ve hayata geçirilmesi beklenemez. Bugünün acil ihtiyacı için geleceğini feda eden toplumların gelecek nesillerin sırtına bıraktığı yük; yaşanamaz kentler, sürekli nükseden ekonomik krizler, giderek düşen yaşam kalitesi, onarılamaz çevre felaketleri oluyor. Depremin üzerine gelen sel felaketi bunun en güzel göstergesi.

Asıl soru şu: Acil ihtiyaçlar karşılanırken akılcı bir gelecek inşa edilemez mi? Elbette edilebilir. Lakin bunun için temel şart şeffaf ve inandırıcı bir süreç yönetimidir. Katılımcılığı bir vitrin söylemi olarak ele almayan, rantı değil toplumsal refahı gözeten bir süreç yönetimi şarttır. Bunun da tek yolu meslek örgütlerini, odaları, vakıfları, siyasi partileri, kanaat önderlerini yani tüm aktörleri süreçlere dahil edip sabırlı olmaktan geçer.

Pilavı plana tercih eden son yarım yüzyıllık kentleşme pratiğimizin nasıl sonuçlar ürettiğini hep birlikte yaşıyoruz. Afete dayanıksız, içinden çıkılamaz sorunlarla kuşatılmış kentler yarattık. Tarihte pek çok örneğini gördüğümüz gibi bu kriz anlarını “fırsat” olarak gören zihniyeti bir an önce terk etmemiz gerekir. Ortak geleceğimiz tehdit altındadır. 50 bin insanımızı kaybettiğimiz şu günlerde bu tehdit çok daha görünür hale gelmiştir. Bu açıdan hangi siyasi görüşte olursa olsun ülkenin geleceği için kaygılanan tüm aktörlerin bir araya gelip ortak çözümler üretmesi gerekir.

Herkese iyi hafta sonları.

(*) https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/MM__/d01/c012/mm__01012047.pdf


e-mail: kulturistan330@gmail.com

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.