Doğa Üründül yazdı: Hatayspor ve Gaziantep FK ile oynanan maçlar sayılmalı mı?

Güzel coğrafyamızı derinden sarsan Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında, bölgede maçlarına çıkan spor kulüpleri de mücadele ettikleri liglerden çekildi. Türkiye Süper Ligi’nde oynayan Hatayspor ve Gaziantep FK da bu ekipler arasındaydı. Bu çekilmeler ile birlikte ligin boyu daha da kısaldığı gibi, ortaya hakkaniyet tartışması çıktı. Ligden çekilen takımlarla oynanmış maçlar sayılmalı mı, yoksa şu anki gibi devam mı edilmeli? 

Büyük felaketler yaşayan takımların, liglerinden çekildiklerinden sonraki durumları bizler için emsal oluşturabilir. 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi’nde en çok etkilenen kulüplerin başında Kocaelispor geliyordu. 99/00 sezonu 8 Ağustos’ta başlamıştı ve Körfez temsilcisinin ilk iki maç sonunda 1 puanı vardı. Kocaelispor’un futbolcularının büyük bir bölümü deprem sonrası takımdan ayrıldı. TFF’nin Riva’daki tesislerinde yapılan toplantı sonrasında Kocaelispor lige devam etmek istediğini iletti. Ligin ilk yarısındaki maçlarının tümünü deplasmanda, ikinci yarıdaki maçlara da evlerinde çıktılar. 

Toplam 40 puan toplayan Kocaelispor, Süper Lig’in 99/00 sezonunu 12. sırada tamamladı. Lakin şu anda içinde bulunduğumuz durum daha acı. Çok daha büyük bir bölgedeki yıkım sebebiyle spor kulüplerinin devam etmesi mümkün değil.

20 Ocak 1989’da Malatyaspor ile deplasmanda oynayacakları maç için yola çıkan Samsunspor kafilesini taşıyan otobüs, Havza ilçesinde bir kamyon ile çarpıştı. Kazada teknik direktör Nuri Asan, futbolcular Mete Adanır, Muzaffer Badalıoğlu ve Zoran Tomic ile otobüs şoförü Asım Özkan yaşamını yitirdi. Samsunspor, kırmızı-beyaz renklerinin yanına siyahı da bu üzücü olayın anısına ekledi. 

88/89 sezonunun ikinci yarısının açılış maçı öncesi üzücü olayı yaşayan Samsunspor, ligden çekildi. 19. haftaya kadar çıktığı maçlar sayılan Karadeniz ekibi, ikinci yarıdaki maçlarda 3-0 hükmen mağlup sayıldı ve ligden düşürülmedi. Bu örnekte, ligin ilk yarısında Samsunspor ile tüm takımlar maçlarını oynadığı için sadece deplasman/ev sahibi adaletsizliği oluşmuştu. 

28 Kasım 2016’da Brezilya futbol kulübü Chapecoense’nin oyuncuları ve teknik ekibinin de bulunduğu 81 kişiyi taşıyan yolcu uçağı Kolombiya’nın Medellin şehri yakınlarında düştü. Brezilya ekibi, Copa Sudamericana finalinde Atletico Nacional ile karşılaşmak üzereyken bu trajediyi yaşadı ve takımın 22 futbolcusundan 19’u vefat etti. Kurtulanlar arasında bulunan yedek kaleci Jakson Follmann’ın bir bacağı ampute edildi. 

Vahim olay yaşanmasaydı, Chapecoense ile Copa Sudamericana finalinin ilk maçına çıkacak olan Kolombiya temsilcisi Atletico Nacional’ın isteği ile şampiyon Brezilya kulübü ilan edildi. Brezilya’daki kulüpler oyuncularını ücretsiz olarak Chapecoense’ye yollamayı teklif etti fakat kulüp yeniden yapılanmak istediği için bu teklifi reddetti. Eğer yeşil-beyazlılar bu kazayı yaşamasaydı Brezilya Serie A’nın 38. haftasındaki kapanış maçında Atletico Mineiro karşısına çıkacaktı. İki ekip de müsabakaya çıkmadı ve 3-0 hükmen mağlup ilan edildi. Chapecoense şu an Brezilya Serie B’de mücadele ediyor ve eski günlerini arıyor.

Yukarıdaki üç örneğe de bakınca emsal bir karar oluşturmak çok zor. 6 Şubat gecesinden başlayan ve 11 ilimizi etkileyen Kahramanmaraş Depremi’nde büyük kayıplar yaşanırken, belki de dünyadaki en önemsiz hale gelen şey spor müsabakalarıydı. 21 ve 22 maç oynamış iki takımın lige devam edemeyecek olmasıyla birlikte bir karar verilmesi gerekiyor.

Sporun özü “adil rekabetin doğurduğu eğlence”. Adil bir karar vermenin böyle zor olduğu durumlarda, liglerde mücadele eden takımlar için geniş katılımlı kapalı bir oylama yapılması mantıklı bir çözüm gibi duruyor. Naçizane fikrim ise Hatayspor ve Gaziantep FK’nın ilk yarıda oynadığı maçların da hükmen mağlup sayılması yönünde. Takımlarımızın çekilmesiyle kısalan ligde 3 puanın belli bir haftadan sonra verilmesi, kendimce doğru gelmiyor. Elbette en adil yöntem budur demenin çok zor olduğu bir durum. Sonuçta ilk yarıdaki maçlar oynandı, sakatlıklar yaşandı, goller atıldı… 

Fikirlerine çok saygı duyduğum gazeteci-yazar Ali Murat Hamarat’a konu ile ilgili fikrini sordum: “Vefat eden Hatayspor futbolcusu Christian Atsu’nun son dakikada Kasımpaşa’ya attığı son golün silinmesi, depremin spor tarafındaki simgesini de silmek demek. Tüm dünyada gösterilen bir golün unutulması, aynı Türkiye’nin zamanla deprem gerçeğini unutması ile eşdeğer” dedi. Ali Murat Hamarat da argümanında haklı. Böylesine simge bir golün silinmesi kimsenin içine sinmez.

Açıkçası karar vermek çok zor ve geç kalındı. Bundan sonra alınacak tüm kararlar da kutuplaşmayı arttıracak. Ortamı hakem tartışmaları ile germek yerine kulüplerin deprem zamanında bir araya gelerek yaptığı yardımlar gibi, bu problemin en acil şekilde birlikte çözülmesi gerekiyor. Zaten marka değeri yerlere düşen “En Süper Ligimizin” güvenilirliği de yitip gidecek. 

Spor gündemini meşgul eden diğer soru

Gündemi meşgul eden bir konu daha var. Merkez Hakem Kurulu Başkanı Lale Orta ve onu atayan Türkiye Futbol Federasyonu’ndan memnun değilsiniz. Neden “1” tane dahi TFF Başkanlığı’na aday çıkar(a)mıyorsunuz? Eleştirmek ve ortamı rasyonel tartışmalardan uzaklaştırarak safları sıklaştırmak kimlere fayda sağlıyor? 

e-mail: dogaurundul@medyascope.tv

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.