7 Ekim’de Hamas’ın topraklarına sızması ve 1400’e yakın vatandaşını öldürmesiyle birlikte İsrail, Filistin topraklarına karşı önüne geçilemeyen saldırılara başladı. Şu ana kadar 9000’e yakın Filistinli hayatını kaybetti. Dünya kamuoyu, İsrail’i savaş suçları işlemekle suçluyor. Cibaliye Mülteci Kampı’nda yaşananlar, bu savaş suçu iddialarının son ve en çarpıcı örneklerinden.
Gazze’nin neredeyse her karışına hakim olan görüntü, Cibaliye Mülteci Kampı’nda da görülebiliyor.
Üst üste yığılmış ceset torbaları, molozlar, enkaz ve enkazın üstünde yakınlarını, ailelerini, komşularını arayan Gazze sakinleri.
Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlenen saldırılardan kurtulanlar sığınacak yer arıyor. Birçoğu için adres, yer kalmasa da Gazze Şehri’ndeki Şifa Hastanesi.
Burada Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) görevlileri, Filistinlilere yardımcı olmaya çalışıyor. MSF hemşiresi Muhammed Hawajreh gördüklerini şöyle anlattı:
“Küçük çocuklar hastaneye derin yaralar ve ciddi yanıklarla geldi. Aileleri olmadan geldiler. Birçoğu çığlık atıyor ve ailelerini soruyor. Hastane hastalarla dolu olduğu için bir yer bulana kadar onlarla birlikte kaldım.”
Cibaliye’de ölü sayısı en az 195 kişi olarak tahmin edilse de, Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre kayıp ve yaralılarla birlikte bu sayı bine yakın.

Cibaliye Kampı’na yapılan saldırılar, İsrail kara birliklerinin Gazze’ye en az üç yönden girdiği sırada gerçekleşti.
İsrail ordu sözcüsü Daniel Hagari, saldırının üst düzey bir Hamas komutanını öldürmek amacıyla düzenlendiğini söyledi. Hagari hedefin, kampın altındaki tünel ağından Gazze’nin kuzeyindeki çatışmaları yönettiğini söylediği Merkez Cebaliye Taburu komutanı İbrahim Biari olduğunu açıkladı.
İsrail, Biari’nin 7 Ekim saldırılarında kilit rol oynadığını iddia ediyor.
- Okuyun: Hamas’ın liderleri kim?
Hagari, saldırıda Biari ile birlikte “çok sayıda” Hamas militanının öldürüldüğünü söyledi, ancak sivil kayıplar hakkında yorum yapmaktan kaçındı.
Hagari, Hamas için kritik öneme sahip tünelleri sivillerin toplandığı alanların altına yerleştirmeyi tercih ettiğini söyledi.
Tüneller, Hamas militanları tarafından Gazze’de fark edilmeden hareket etmek, malzeme depolamak, harekat düzenlemek ve rehineleri esir tutmak için kullanılıyor.
Kraterler nasıl oluştu?
Hagari, Cibaliye’yi vururken ne tür silah kullandıklarını ve kraterlere neyin neden olduğunu açıklamaktan da kaçındı. İsrail’in bu detaylardan bazılarını daha sonraki bir tarihte vereceğini söyledi.
Guardian tarafından yapılan görsel analiz, yoğun nüfuslu mülteci kampında, silah uzmanlarının hava saldırısında birden fazla JDAM (Müşterek Doğrudan Taarruz Mühimmatı) kullanıldığını söylediği en az beş krater tespit etti.
2003’teki Irak savaşı sırasında Pentagon’un yüksek değerli hedeflerden sorumlu eski şefi Marc Garlasco, Guardian’a yaptığı açıklamada bölgedeki en büyük kraterin GBU-31 ile vurulmuş gibi göründüğünü söyledi: “Kullanılmış olabilecek başka bombalar da var. Ancak tüm kanıtlar arasında en uygun olanı bu. Tahmini krater yaklaşık 12 metre”

Eski bir Birleşmiş Milletler silah müfettişi olan Chris Cobb-Smith şunları söyledi: “Mühimmat neredeyse kesinlikle JDAM, ya bir GBU 31 genel amaçlı bomba ya da muhtemelen bir GBU 56 sığınak delici. Her ikisi de yaklaşık 900 kilogram”
GBU, havadan karaya hassas güdümlü bir silah sistemi. ABD’nin İsrail’e sağladığı silahlar arasında da yer almakla beraber, İsrail tarafından da üretilebiliyor.
Boeing tarafından üretilen bu GBU’larda, havadan atılan bombalarda yaygın olarak kullanılan TNT ve alüminyum tozu karışımı bir patlayıcı olan tritotal bulunuyor. İsrail hava kuvvetleri kısa süre önce düzinelerce GBU-31’in uçaklara yüklendiğini gösteren görüntüler yayınladı.
Garlasco, “Bu bizim analizimize uyuyor. Bombanın boyutunu ve GBU-31’in imzası olan yönlendirme kayışlarını görebilirsiniz,” diye ekledi.
Cibaliye Mülteci Kampı
Salı günkü saldırıya ilişkin ilk raporlar yerel saatle 14.30 civarında geldi.
Guardian, Reuters’in görüntülerini ve sonrasında ortaya çıkan videoları birleştirerek saldırının tam yerini Al Mouhawel ve Al Almey caddelerinin kesiştiği binalar olarak tespit etti.
Savaştan önce Cibaliye Kampı, Gazze’nin en kalabalık yerlerinden biriydi. Kamp 1,4 kilometrekarelik bir alanı kaplıyor ve BM’ye göre 110 binden fazla nüfusa sahipti.
Bugünkü İsrail topraklarından kaçan aileleri barındırmak üzere 1948 yılında kurulan Cibaliye, Gazze’deki en büyük kamp. Kampta ayrıca BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) tarafından işletilen ve kuşatmanın başlamasından bu yana yerinden edilmiş siviller için barınak olarak kullanılan üç okul da bulunuyor.

İsrail ordusu hava saldırıları başladığından beri sivillere Gazze’nin kuzeyini terk etmeleri çağrısında bulunuyor. Ancak bazıları ya göç edemiyor ya da göç etmeyi reddediyor. Uluslararası hukukçulara göre İsrail’in sivillerden bölgeyi terk etmelerini istemesi, saldırıları aklamak için yeterli değil.
Leiden Üniversitesi’nden Helen Duffy: “Bölgeyi terk edemeyen veya etmeyen siviller hala sivildir. Aynı savaş kuralları hala geçerlidir. Sivilleri hedef alamazsınız. Ayrım gözetmeyen saldırılar gerçekleştiremezsiniz ve siviller ile sivil nesneler üzerinde orantısız etkiye sahip saldırılar gerçekleştiremezsiniz.”
JDAM’ların kullanılması da bir savaş suçu olabilir. Bu silahların yol açtığı hasarın boyutu, İsrail’in bu kadar çok sivilin yaşadığı bir bölgede bu silahları kullanmak için çok güçlü bir gerekçeye sahip olması gerektiği anlamına geliyor.
Essex Hukuk Fakültesi ve İnsan Hakları Merkezi’nden Tara Van Ho ise şunları söyledi: “Burada iki soru var. Birincisi, bunun yasal olarak haklı gösterilebileceği bir argüman var mı? Evet, var. Ancak bu saldırı haklı görülebilir miydi? Muhtemelen hayır. Haberlerde gördüklerimiz ve İsrail ordusunda duyduklarımız göz önüne alındığında, İsrail’in bunu orantılı bir saldırı olarak gerekçelendirmesi çok zor olacaktır. İmkansız değil ama çok zor.”
Kaynak: Guardian








