Orbán gitti ama Brüksel’de kurduğu ağ yaşamaya devam edecek mi?

Viktor Orbán

Viktor Orbán Macaristan’da iktidarı kaybetti ancak yıllar içinde Brüksel’e uzanan ideolojik ve kurumsal ağı da onunla birlikte çökecek mi? Orbán döneminde kamu kaynaklarıyla güçlenen düşünce kuruluşları ve vakıflar, Avrupa aşırı sağı için hâlâ önemli bir buluşma zemini. Bu yüzden yeni Başbakan Péter Magyar’ın bu yapıları ne ölçüde dağıtabileceği belirsizliğini koruyor.

Viktor Orbán’ın 16 yıllık iktidarının sona ermesi, yalnızca Macaristan’da bir siyasi dönemin kapanması anlamına gelmiyor, aynı zamanda onun Avrupa Birliği içinde inşa etmeye çalıştığı düzenin geleceğine dair soruları da büyütüyor.,

Orbán, yıllar boyunca Brüksel’in yetkilerini sınırlamayı, ulusal başkentlerin ağırlığını artırmayı ve Avrupa’yı daha popülist, daha milliyetçi bir hatta çekmeyi hedefledi. Bu amaç doğrultusunda da yalnızca seçim siyasetine değil, fikir üretim merkezlerine, araştırma kurumlarına ve uluslararası sağ ağlara yatırım yaptı.

Orbán sonrası dönemde asıl tartışma da burada düğümleniyor. Çünkü sandıkta yenilen yalnızca Fidesz değil; aynı zamanda yıllardır kamu kaynaklarıyla beslenen, Avrupa aşırı sağına ortak bir dil ve zemin kazandırmaya çalışan bir ideolojik altyapı. Ne var ki bu altyapının en görünür parçalarından biri olan MCC Brussels*, Orbán gitse bile Brüksel’de yaşamaya devam edebilir. Yeni Başbakan Péter Magyar bu ağın finansmanını kesme ve kamu varlıklarını geri alma sözü verdi, ancak kurulan yapıyı sökmek siyasi olduğu kadar hukuki açıdan da zorlu görünüyor.

Mathias Corvinus Collegium

Orbán’ın Brüksel’deki mirası

Orbán yönetimi, yıllar boyunca Danube Institute ve Mathias Corvinus Collegium (MCC) gibi kurumlara kaynak aktararak yalnızca Macaristan içinde değil, Avrupa çapında etkili olacak bir muhafazakâr-popülist düşünce alanı oluşturmaya çalıştı. Bu kurumlar konferanslar düzenledi, araştırmalar yayımladı, uluslararası figürlere burslar ve temas imkanları sundu.

Bu stratejinin en dikkat çekici halkalarından biri ise 2022’de kurulan MCC Brussels oldu. Brüksel merkezli bu düşünce kuruluşu, bir yandan Avrupa Birliği içindeki “Macaristan karşıtı” söyleme karşı koymayı hedefledi, diğer yandan Avrupa sağını ortak başlıklarda buluşturan bir merkeze dönüştü. Farklı ülkelerde kendi ulusal gündemine odaklanan partiler için Brüksel’de ortak bir ideolojik temas noktası yaratması, kurumu sıradan bir düşünce kuruluşunun ötesine taşıdı.

Para akışı kesilirse ağ dağılır mı?

MCC Brussels’in gücü yalnızca siyasi bağlantılarından gelmiyor. Kurumun 2024 bütçesi yaklaşık 6 milyon euro’ydu ve bu para bütünüyle Budapeşte’deki Mathias Corvinus Collegium tarafından sağlandı. Bu yapının mali temelini ise Orbán döneminde verilen kamu bağlantılı varlıklar oluşturdu. Bunların arasında, Macaristan’ın en büyük şirketlerinden biri olan enerji grubu MOL’deki hisseler de bulunuyor. Böylece Rus petrolünden doğan kârın bir bölümü de dolaylı olarak bu ağın finansmanına aktı.

Péter Magyar seçim kampanyası boyunca bu kurumların kaynaklarını keseceğini, kamu varlıklarını geri alacağını söyledi ancak bunun pratikte kolay olmayacağı anlaşılıyor. Çünkü bu yapılar doğrudan devlet dairesi değil, kamu kaynaklarıyla güçlendirilmiş özel vakıflar ve kuruluşlar olarak örgütlenmiş durumda. Yeni iktidar parlamentodaki çoğunluğuna rağmen bu ağın üzerine gitse bile, sürecin mahkemelere taşınması ve mevcut Cumhurbaşkanı Tamás Sulyok gibi eski düzenin atadığı isimlerin devreye girmesi mümkün.

Peter Magyar

Magyar’ın önündeki gerçek sınav

Orbán’ı seçimde yenmek başlı başına tarihi bir eşikti ancak onun sistemini dağıtmak çok daha karmaşık bir görev olacak. Çünkü Orbánizm yalnızca bir parti yönetimi değil; medya, ekonomi, bürokrasi ve düşünce kuruluşları üzerinden kurulan çok katmanlı bir düzen anlamına geliyor. MCC Brussels de bunun Avrupa ayağındaki en sembolik yapılardan biri.

Üstelik kurumun yöneticileri, Budapeşte’den para akışı kesilse bile Avrupa içinde yeni finansman kaynakları bulabileceklerini söylüyor. Bu da Brüksel’de kurulan ağın artık yalnızca Orbán’ın kişisel himayesine bağlı olmaktan çıktığını düşündürüyor. Başka bir deyişle, Orbán seçim kaybetmiş olabilir; fakat onun Avrupa sağını entelektüel ve kurumsal zeminde birleştirme çabası bir süre daha yaşamaya devam edebilir.

Bu nedenle Péter Magyar’ın önündeki asıl sınav, yalnızca yeni bir hükümet kurmak değil. Aynı zamanda Orbán’ın Macaristan dışına taşırdığı nüfuz alanlarını da ne ölçüde daraltabileceğini göstermek olacak. Çünkü Brüksel’deki bu ağ ayakta kaldığı sürece, Orbán’ın siyasi mirası da belli ölçüde yaşamayı sürdürecek.

*Mathias Corvinus Collegium (MCC) muhafazakâr bir düşünce kuruluşu.

Kaynak: New York Times

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.