13 Nisan 2014 tarihinde yazdığım “Delikanlı İnternet: İnternet Yaşamdır” başlıklı bir yazım elime geçti.
Şöyle başlıyor:
“Bildiğiniz gibi, 1998’den beri 12 Nisan’ı kapsayan iki haftayı ‘İnternet Haftası’ olarak kutluyoruz.
12 Nisan’dan beri de Türkiye interneti 21’inci yaş gününü kutlamakta…
Türkiye interneti 21’inci yaş gününü kutlamakta ama ülkemizde internet kullanımı ancak yüzde 50 civarında.
Ve maalesef kırsal kesimde ve KOBİ’lerde internet kullanımı çok düşük.
Tıpkı kamu hizmetlerinde internet kullanımında olduğu gibi…
Bundan dolayı, İnternet Haftası’na, internetle tanışmamış kitlelere interneti tanıtmak amacıyla ‘Bir İnternete Dokun’ sloganı eşlik edecek.”

Demek ki 12 yıl önce “internet” konusu epey bir heyecan oluşturuyormuş.
“Türkiye İnterneti” bu yıl 12 Nisan 2026 tarihinde 33. yılını doldurdu.
33. yılında sivil toplum örgütlerinin haftayı kutlayan bildirilerinde “İnternet, lüks değil, yaşamsal önemde bir haktır. Bu hakkın korunması ve geliştirilmesi, demokratik toplumun ve bilgi çağının gereğidir. Sansürsüz, hızlı, ucuz ve özgür bir İnternet için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz. İnternet Yaşamdır!” deniyordu.
Bu eleştirilerin de sıralandığı bildiri dışında İnternet Haftası adeta habersiz geçti.
Üstelik 1 Nisan 2026 tarihi itibarıyla, internet hızını, kapasitesini ve güvenilirliğini önemli ölçüde artıran, gecikme süresini ise milisaniyelik seviyelere düşüren yeni nesil kablosuz ağ teknolojisi olan 5G’ye geçtik. Artık resmen 5. Nesil Mobil İletişim Teknolojisi kullanan bir ülkeyiz.
Anlaşılan ciddi eleştirileri hak edecek birçok eksiğe rağmen epey bir yol alınmış, internet hayatın bir parçası haline gelmiş.
12 yıl önceki yazımda bizlere uzak gözüken hedeflerin çok büyük bir kısmı gerçekleşmiş.
12 yıl önce internet Türkiye heyecan uyandıran bir konuyken bugün İnternetin tahtında “yapay zekâ” oturmakta.
Teknolojik ve bilimsel gelişmeler kendi istikametinde tavizsiz ilerlemekte.
12 yıl içindeki küresel teknolojik gelişmelerin hızı baş döndürücü…
Zaten 21. yüzyıl, “teknoloji ve bilim” açısından çok parlak ama toplumsal ve siyasal açıdan karne notu kırık bir dönemle başladı.
20. yüzyılda da fizikte kuantumu keşfetmiş ama Nazizm belasından kurtulamamıştı.
Toplumlar yeniye kolay alışamayıp ürktükçe bu geçici zorlukları istismar eden şarlatan ve otokrat siyasilere gün doğuyor.
Yapay zekâya “internet ile yapay zekâ” arasındaki farkı sordum.
Anında döktürdü:
“İnternet ve yapay zekâ (YZ), modern dijital çağın iki temel taşı olsa da işlevleri ve çalışma prensipleri açısından birbirinden tamamen farklıdır. En temel fark, internetin bilgiyi depolayan ve taşıyan bir ‘kütüphane’, yapay zekanın ise bu bilgiyi işleyip karar veren bir ‘beyin’ olmasıdır.”
Arasındaki temel farkları ise şöyle sıraladı:
İnternet: Dünya çapındaki bilgisayar ağlarını birbirine bağlayan, bilginin paylaşılmasını, depolanmasını ve iletilmesini sağlayan devasa bir altyapıdır. İnsanlar tarafından üretilen verilerin bulunduğu bir havuzdur.
Yapay Zekâ (YZ): Makinelerin, insan benzeri öğrenme, akıl yürütme, problem çözme, algılama ve karar verme gibi bilişsel yetenekleri taklit etmesini sağlayan yazılım ve algoritmalar bütünüdür.
Ve devam etti:
İnternet (Veri Kaynağı): Size veriyi (web siteleri, makaleler, videolar) sunar ancak bu veriyi sizin için işlemez. Bir arama motoru (Google) veriyi bulur ama anlamaz.
Yapay Zekâ (Veri İşleyici): Veri bilimi tekniklerini kullanarak büyük veriyi (big data) analiz eder, örüntüleri tanır ve anlamlı çıktılar (tahmin, karar, içerik) üretir.
İnternet: Statiktir. Bilgi orada durur, insanlar güncelledikçe değişir.
Yapay Zekâ: Dinamiktir. Deneyimden ve veriden öğrenir (Makine Öğrenimi). Kendisini eğitmek için kullanılan veri miktarı arttıkça performansı ve doğruluğu zamanla artar.
İnternet: Çalışmak için sürekli bir bağlantıya (online) ihtiyaç duyar.
Yapay Zekâ: İnternet bağlantısına ihtiyaç duymadan (çevrimdışı) yerel cihazın (telefon, robot) işlem gücüyle çalışabilir.
İkisinin fonksiyonel açıdan farkını da eksik bırakmadı:
İnternet: Karar vermez, sadece seçenekleri sunar.
Yapay Zekâ: Verilen görevler doğrultusunda otonom kararlar alabilir (örn: kendi kendine giden araçlar, tavsiye sistemleri).
Biz esaretini yaşadığımız kötü ve beceriksiz yönetimlerin baskısını, fukaralığı ve çözülemeyen sorunların çilesini yaşıyoruz.
Ama çağ buna aldırmadan kendi devasa asfaltında hız yapıyor.
12 yıl önce internet kendi alanının egemeni idi, bugün yapay zekâ hem kral hem kraliçe.








