Mehmet Altan yazdı – Basın Tarihi (31) | Camları kıran çığlık

Günter Grass‘ın 1959 yılında yazdığı ve klasikleşen romanı “Teneke Trampet”teki trampet çalıp bağırarak camları kıran çocuk karakterin adı Oskar Matzerath‘tır.

Oskar, yetişkinlerin dünyasındaki ikiyüzlülüğe, Nazizm’in yükselişine ve savaşın yarattığı kaosa tepki olarak üç yaşında büyümeyi reddeden ve fiziksel gelişimi duran bir çocuktur.

Hoşuna gitmeyen durumlarda veya Nazilerin mitinglerinde, teneke trampetini çalarken attığı tiz çığlıklarla çevresindeki camları ve bardakları parçalar.

Bu eylemler, o dönemdeki toplumsal çöküşe ve duyarsızlığa karşı bir başkaldırıyı temsil eder.

Mehmet Altan yazdı – Basın Tarihi (31) | Camları kıran çığlık
Mehmet Altan yazdı – Basın Tarihi (31) | Camları kıran çığlık

Bugün Oskar Matzerath’ım

Tiz çığlıklar atarak çevredeki tüm camları ve bardakları parçalamak ister gibiyim.

Çünkü tarihler sizin için 13 Mayıs 2026 ama Basın Tarihi için 13 Mayıs 2014

Soma faciasının yaşandığı, 301 maden işçimizin adeta taammüden öldürüldüğü gün.

Türkiye’de bir “iş kazasında” yaşanan en büyük can kaybı…

Tarifsiz öfkenin günü… Minik Oskar Matzerath‘ın teneke trampetini çalıp bağırarak camları kıracağı bir gün…

Acı bir gün…

Kara bir gün… 

Türkiye Büyük Millet Meclisi 2014 yılında, ilgili madenin güvenliğinin araştırılması teklifini facianın gerçekleşmesinden yalnızca yirmi gün önce reddetmişti.

Ret oyu veren milletvekilleri kimlerdi acaba?

Oskar Matzerath’ın camları indiren tiz çığlıkları neyi sembolize eder?

Toplumsal çöküşe, duyarsızlığı, vicdansızlığa karşı bir başkaldırıyı.

Düşük güvenlik seviyesi sebebiyle maden kazalarının yoğun olduğu Türkiye’de, resmi istatistiklere göre 1941’den bu yana kazalarda 3000’den fazla madenci hayatını kaybetti.100 bini yaralandı.

Ölüm sanki madencinin kaderiymiş gibi…

Camları kıran çığlık - Mehmet Altan yazdı | Basın Tarihi (31)
Camları kıran çığlık – Mehmet Altan yazdı | Basın Tarihi (31)

Soma öncesi 2012 yılında 78 maden işçisi öldü… 2013 yılında ise gene maden kazalarında 95 madenci öldü.

1992 yılında da Kozlu Kömür Madeni’ndeki “iş kazasında” 263 madenci ölmüştü… Soma Faciası’na kadar en sarsıcı iş katliamı olarak tarihe geçti.

Soma Eynez bölgesindeki maden, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından Eylül 2009’da Ciner Grubu‘ndan devir alındı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından açıklanan bilgilere göre Soma Kömür İşletmeleri AŞ2012 yılında 2 kez, 2013 yılında 2 kez, 2014 yılında ise 13, 14, 17 ve 18 Mart’ta iş sağlığı ve iş güvenliği yönünden teftiş edilmiş, mevzuata aykırı bir durum olmadığı belirlenmişti.

İşyerinde 25 Temmuz 2013’ten bu yana 9 iş güvenliği uzmanı ve 3 işyeri hekimi çalıştığı belirtildi.

Enerji Bakanı Taner Yıldız, Temmuz 2013’te aynı işletmenin farklı bir ocağının açılışını yapmış, örnek bir işletme olduğunu belirtmişti.

Katliam mı, iş kazası mı? 

Maden kazasında ölen işçilerin karbondioksit gazından zehirlenerek öldükleri ortaya çıktı.

En ufak bir özen, zerre kadar denetim olsa ölmeyeceklerdi.

Düşünün ki madenlerde “kurtuluş odası” ya da “yaşam odası” zorunluluğu, ancak Soma faciası sonrası gündeme geldi.

“Yaşam alanı” Soma faciası sonrası yapılan yasal düzenlemelerle 2015 yılından itibaren yer altı kömür madenlerinde yürürlüğe girdi. 

Girdi de ne oldu? 

Uygulamanın yaygınlığı ve standartlara uygunluğu konusunda birisi kalkıp da duruma bir baksa… 

Katliam sonrası yargı sürecine hiç girmeyeyim…

Hukukun Üstünlüğü İlkesi’nde 118. Sırada olan bir ülkede maden ocakları da toplu mezarlıklara döner.

Bir facia da o yargı sürecinde yaşandı, ölenler bir kez daha öldü.

Tarihler sizin için 13 Mayıs 2026 ama Basın Tarihi için 13 Mayıs 2014…

Soma Faciasının yaşandığı, 301 maden işçimizin taammüden öldürüldüğü gün. 

Bugün herkes Oskar Matzerath olmalı aslında.

Vicdansızlığa ve insafsızlığa karşı tiz çığlıklar atarak çevredeki tüm camları ve bardakları parçalamalı.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.