Mehmet Altan yazdı – Basın Tarihi (32) | Küresel vicdanın siyah kuğuları…

Geçen haftaki Basın Tarihi yazım şöyle bitiyordu: “Tarihler sizin için 13 Mayıs 2026 ama Basın Tarihi için 13 Mayıs 2014…

Soma faciasının yaşandığı, 301 maden işçisinin taammüden öldürüldüğü gün.

Bugün herkes aslında Oskar Mazerath olmalı.

Vicdansızlığa ve insafsızlığa karşı tiz çığlıklar atarak çevredeki tüm camları ve bardakları parçalamalı.” 

Baktım, 12 yıl önce mayıs ayı sonlarında İngiliz basını Victor Mazerath olmuş, Soma Katliamı için tiz çığlıklar atmaya devam ediyor.

Mehmet Altan yazdı – Basın Tarihi (32) | Küresel vicdanın siyah kuğuları…
Mehmet Altan yazdı – Basın Tarihi (32) | Küresel vicdanın siyah kuğuları…

Çok şaşırdım.

Örneğin, 20 Mayıs tarihli Guardian Gazetesi

O günlerin en popüler güncel konularından olan radikal din adamı Ebu Hamza’nın ABD’deki davasını, İngiltere’yi sarsan MI5’in “işkenceye karıştığı” iddialarını ve Manchester United takımının yeni teknik direktörü Louis van Gaal’a ilişkin haberleri bir yana koyup, bir önceki haftadaki Soma Katliamı’nın karanlığında çığlıklar atmaya devam etmiş. 

Hafızalarından hiç silinmeyecek olan o yerdeki madenciye tekme atan Başbakan danışmanının yaptıklarından şaşkınlıkla ve utanmanın kaybolduğunu ima ederek söz etmiş. 

Mehmet Altan yazdı – Basın Tarihi (32) | Küresel vicdanın siyah kuğuları…

Tekmeyi atan danışmanın “sağ dizinde doku şişliği tanısıyla yedi günlük darp raporu almasını” da yazmış. 

“Korku kültürü dayatılıyor”

Danışmanın “doktorlara ‘düştüğünü’ söylediğini”, bununla da yetinmeyip “hakarete uğradığını ve provokasyon yapıldığını” iddia ettiğini de haberleştirmiş.

Gazete, danışmanın “önce özür dilemeyi reddettiğini”, sonra fotoğrafın sosyal medyaya yansıması sonucu özür dilediğini de habere eklemiş. 

Gazete, bu kişinin nasıl terfi ettirildiğini de bilse acaba daha neler söyler, tiz sesini nasıl daha tizleştirirdi?

Bir gün sonra, 21 Mayıs 2014’te de Soma Katliamı’nın iç kanatan haberleri İngiltere Basını’nda yer alıyordu.

Guardian Gazetesi bu kez Soma’ya özel bir muhabir göndermişti.

Gazete bölgeye gönderdiği muhabirinin haber-analizine “Korku Kültürü Dayatılıyor” başlığını atmıştı. 

Kazanın olduğu maden ocağında dokuz yıldır çalışan bir madenci, Soma’dan bildiren Constanze Letsch‘le konuşmuştu.

“Daha önce patronları tarafından kız kardeşinin cenazesine gitmek için bir günlük izin alması durumunda maaşının üçte birinin kesileceği yönünde tehdit edildiğini” söylemişti.

Bir diğer maden işçisi son sekiz yıldır aynı gaz maskesini kullandığını ve çalışıp çalışmadığını da bilmediğini söylemiş,

“Maskeyi sebepsiz yere açarsak, maaşlarımızdan 200 lira kesiyorlar” diye eklemişti.

İşçilerin ifadelerine dayandırılan haberde muhabir, maden ocağındaki güvenlik denetimlerinin yetkililer ve maden ocağı sahipleri arasında anlaşmalı yapıldığını, çalışanlara oylarını nasıl kullanacaklarının söylendiğini ve kârı artırmanın temel güvenlik sorunlarından daha önde geldiğini yazmıştı.

Gazeteye konuşan işçiler, “Planlanandan daha çok kömür çıkarırsak ustabaşı prim alıyor. Tüm dertleri daha hızlı çalışmak ve daha çok kömür çıkarmak” demişlerdi.

Guardian Gazetesi, geniş yorum haberinde geçtiğimiz yıllarda Türkiye’de farklı maden ocaklarının denetimine katılan Alman güvenlik uzmanı ve Issa Madencilik’in üst düzey danışmanı Matthias Stenzel‘in de görüşlerine de yer vermişti.

Stenzel, maden ocaklarında kazalar için yeterli planlama yapılmadığını belirtmişti.

Aynı gün Financial Times Dış Haberler Editörü David Gardner ise Soma’da hayatını kaybeden madencileri “siyah kuğulara” benzetiyordu.

Gardner, dönemin başbakanının eleştirilere “daha öncekilere kıyasla daha büyük bir öfke patlamasıyla” karşılık verdiğini de hatırlatıyordu.

Ve “Ağustos’taki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden zaferle ayrılacağı inancında olan” Erdoğan’ın bu tavrının seçimler üzerindeki olası etkisini tartışıyordu.

Erdoğan’ın Soma faciası sonrası tutumunu değerlendiren bir diğer makale ise The Daily Telegraph gazetesinde yer almaktaydı.

Başbakan Erdoğan, Soma Katliamı sonrası İngiltere’de “1862 yılında meydana gelen ve 200’den fazla madencinin öldüğü kazayı” örnek vermişti.

Damien McElroy imzalı analiz, bu örneği eleştiriyor ve “modern tarihte meydana gelen bir felaketle doğru paralellikler taşımıyor” yorumunu yapıyordu.

Katliamdan bir hafta sonra bile İngiliz basında herkes vicdansızlığa ve insafsızlığa karşı tiz çığlıklar atıyordu.

Ancak ne içerde ne de dışarıda atılan bu çığlıklar “yükseklerde” duyulmuyordu… Hâlâ da duyulmuyor.

İşçiler ölmeye devam ediyor.

Birkaç kuruş fazla kâr için işçileri öldürüyorlar.

İnsafsızca ve vicdansızca cinayetler işliyorlar.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.