İSTANBUL (Medyascope) – Esenyurt’ta 10 Ekim gecesi sokak ortasında dövülerek öldürülen gazeteci ve aktivist Hakan Tosun’la ilgili davanın görülmesine yarın Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak. Duruşma öncesi yazılı bir açıklama yapan Hakan Tosun’un avukatları, 31 Mart’ta fiziki yeterliliğe sahip bir duruşma salonu tahsis edilmesine yönelik talepte bulunduklarını ancak bugüne dek bu talebin karşılanmadığını belirtti.
Haberin özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Gazeteci ve aktivist Hakan Tosun’un ölümüyle ilgili davanın ilk duruşması yarın Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayacak.
- Tosun’un avukatları, uygun fiziki kapasiteye sahip duruşma salonu tahsisi talep etti ancak bu talep karşılanmadı.
- Dava, yaşam hakkı, ifade özgürlüğü ve çevre hakkı gibi önemli konulara odaklanıyor.
- Hakan Tosun, 10 Ekim’de saldırıya uğradı ve 13 Ekim’de beyin ölümü gerçekleşti.
- Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Tosun’un ölümüne sebep olan iki kişiye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti.

Bilmeniz gerekenler
İstanbul Esenyurt’ta evinde giderken darp edilerek öldürülen gazeteci ve ekoloji aktivisti Hakan Tosun’un ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması öncesi avukatları açıklama yaptı. Tosun’un avukatları tarafından yapılan açıklamada, davanın yalnızca bir ceza yargılaması olmadığı vurgulandı.
Hakan Tosun’un avukatları tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Gazeteci ve yaşam savunucusu Hakan Tosun’un yaşamını yitirmesine neden olan saldırıya ilişkin davanın ilk duruşması yarın görülecektir. Hakan Tosun’un yalnızca bir gazeteci değil, aynı zamanda çevre hakkını ve yaşam alanlarını savunan bir mücadelenin parçası olduğu gözetildiğinde; söz konusu yargılamanın sıradan bir ceza yargılaması olarak değerlendirilemeyeceği açıktır. Bu dava, yaşam hakkı, ifade özgürlüğü ve çevre hakkı kesişiminde yer alan ve kamuoyunun yakından takip ettiği, toplumsal yönü ağır basan bir yargılama niteliği taşımaktadır.
“Fiziki yeterliliğe sahip duruşma salonu tahsis edilmesi talebimiz bugüne dek karşılanmadı”
Dosya kapsamındaki bulgular, olayın niteliği ve hukuki vasfına ilişkin tartışmalar, davaya yönelik toplumsal ilgiyi ve hassasiyeti artırmış; bu doğrultuda çok sayıda avukatın, milletvekilinin, baro temsilcisinin, gazetecinin, sivil toplum örgütü temsilcisinin ve Hakan’ın arkadaşlarının duruşmayı yerinde takip edeceği anlaşılmıştır. Bu yoğun katılım beklentisi karşısında mevcut otuz kişilik duruşma salonunun fiziki kapasitesinin yetersiz kalacağı tartışmasızdır. Hakan Tosun’un avukatları olarak, 31.03.2026 tarihli fiziki yeterliliğe sahip bir duruşma salonu tahsis edilmesine yönelik talebimiz bugüne dek karşılanmamıştır.
Duruşmaların aleniyeti, adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Anayasa’nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi ile güvence altına alınan bu ilkenin yalnızca teorik olarak değil, fiilen de sağlanması gerekmektedir. Fiziki yetersizlikler nedeniyle duruşmaya erişimin sınırlanması, aleniyet ilkesinin ihlali anlamına geleceği gibi; taraf vekillerinin duruşmaya etkin katılımını engelleyerek savunma hakkını da zedeleyecektir. Bununla birlikte, sınırlı ve yetersiz bir fiziksel ortamda yürütülecek yargılamanın düzen ve güvenlik açısından da ciddi riskler barındıracağı açıktır.
Bu nedenlerle, yargılamanın sağlıklı, düzenli ve hukuka uygun şekilde yürütülebilmesi; aleniyet ilkesinin ve adil yargılanma hakkının somut olarak güvence altına alınabilmesi amacıyla, duruşmanın yeterli kapasiteye sahip ve uygun fiziki koşulları haiz bir salonda gerçekleştirilmesinin zorunlu olduğu hususunu davanın selameti için kamuoyu önünde yetkili mercilere yeniden hatırlatırız.”
Ne olmuştu?

Gazeteci ve aktivist Hakan Tosun, 10 Ekim Cuma günü İstanbul-Esenyurt’ta fiziksel saldırıya uğradı. Ağır yaralı halde bulunan Tosun, Çam ve Sakura Hastanesi’ne götürüldü.
Tosun’dan 24 saat boyunca haber alınamaması üzerine ailesi ve gazeteci dostları tarafından sosyal medyada çağrılar yapıldı.
Kayıp başvurusunun ardından Tosun’un Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi’nde olduğu öğrenildi. Üzerinden kimlik çıkmadığı için gazetecinin hastaneye kimliği belirsiz olarak getirildiği bildirildi.
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukat Hakan Bozyurt, olaya ilişkin yaptığı açıklamada, saldırıyla bağlantılı olduğu değerlendirilen iki kişinin tutuklandığını duyurdu.
13 Ekim’de Hakan Tosun’un beyin ölümü gerçekleşti.
Saldıranların görüntüsü ortaya çıktı
Tosun’un saldırıya uğradığı anların görüntüsü paylaşıldı. Güvenlik kamerası kayıtlarında, motosikletle gelen iki saldırganın bir anda Tosun’a saldırdığı görüldü. Aldığı darbeler sebebiyle yere düşen Tosun daha sonra saldırganların tekmelerinin hedefi oldu.
Saldırganların araçların inerek saldırıyı gerçekleştirdikleri, tekmeledikleri ve olay yerinden uzaklaştıkları açıkça görüldü. Paylaşılan görüntüde, olayla ilgisi olan iki kişinin karakoldan elleri arkadan kelepçeli olarak çıkarıldığı da yer aldı.
Kamera görüntüleri alındı iddiası
Halk TV muhabiri Umut Taştan, Tosun’un öldürüldüğü noktaya giderek esnaf ile konuştu. Kameraya konuşmak istemeyen ancak olayı çok net gören bir kamera açısına sahip olan bir dükkân sahibi, yaşananları Taştan’a anlattı.
Esnafın iddiasına göre, olaydan sonraki sabah polis iki kez dükkâna gelerek kamera kayıtlarını yerinde inceledi ancak kayıtların olduğu harddisk gibi herhangi bir cihaza el koymadı.
Polisin ayrılmasının ardından ise iddiaya göre tutuklanan sanıklardan birinin bölgede elektrikçilik yapan ve tanınan ailesi, dükkâna gelerek, “Senin kameran bize lazım” dedi ve olayı gören kamerayı kayıt cihazıyla birlikte alıp götürdü.
Saldırganın ailesi, esnafa polisin tekrar gelmesi durumunda “Görüntülerin bizde olduğunu söylersin, bizden alırlar” şeklinde bir ifadede bulundu. Daha sonra kamerasını geri almak için ailenin dükkânına giden esnaf, saldırıyı gerçekleştiren kişinin babasıyla karşılaştı. Babanın, “Bir tokat atmış, bu yüzden benim çocuğumu aldılar. Biz de kendimizi aklamaya çalışıyoruz” dediğini aktardı.
Esnaf, babanın ayrıca, “Daha önceden husumetimiz vardı. Çocuk da görünce bir tokat atmış. Hayatını kaybetmiş, bizim üstümüze kalmasın” dediğini iddia etti.
Gözaltı sayısı arttı
Olayla ilgili soruşturma sürerken sanıklardan birinin babası ve abisinin “delil karartma” nedeniyle gözaltına alındığı öne sürüldü.
İddiaya göre Hakan Tosun’un dövüldüğü noktayı en net gören bir dükkân sahibinin güvenlik kamerası ve kayıt cihazı, tutuklanan sanıklardan birinin ailesi tarafından “Bize lazım” denilerek alınmıştı.
Söz konusu iddiaların ardından dükkân sahibi gözaltına alındı.
İki kişiye ağırlaştırılmış müebbet istendi
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, gazeteci Hakan Tosun’u öldüren iki kişi hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. 11 Ekim 2025’te Esenyurt’ta işlenen cinayette Hakan Tosun’un darp sonucu yaşamını yitirdiği kaydedildi. İddianamede, şüpheliler Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin’in “kasten adam öldürme” suçundan Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca “ağırlaştırılmış müebbet” hapis cezasıyla cezalandırılması istendi.
Hakan Tosun kimdir?

1975 yılında İstanbul’da doğdu.
Medya sektörüne 1993’te özel radyoların yayın hayatına başlamasıyla teknik danışman olarak adım attı.
Ardından 1998’de İzmir’e yerleşen Tosun, burada çeşitli yerel televizyon kanallarında haber montaj operatörü olarak çalıştı.
Belgesel yapımcılığına 2009 yılından itibaren yönelen Tosun, özellikle doğa, kent mücadelesi ve toplumsal direniş temalarına odaklanan bağımsız yapımlarıyla tanındı.
“Çatılara Doğru”, “Tekel İşçileri”, “Büyük Anadolu Yürüyüşü”, “Dönüşüm (Gentrification)” ve “Validebağ Direnişi” gibi filmleriyle dikkat çekti.
Gazetecilik alanındaki bağımsız çizgisini sürdüren Hakan Tosun aynı zamanda “Doğa ve Kent Aktivizm Documentary” adlı yapım şirketinde yönetmenlik yapmaktaydı.








