İSTANBUL (Medyascope) – The New York Times’ın (NYT) Eurovision Şarkı Yarışması hakkında hazırladığı kapsamlı araştırma dosyasına göre İsrail hükümeti, yarışmayı yıllardır organize biçimde siyasi etki ve propaganda aracı olarak kullandı.
Haberin özeti:
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- New York Times’in araştırmasına göre İsrail hükümeti Eurovision’u propaganda ve yumuşak güç aracına dönüştürdü.
- İsrail, Eurovision tanıtımları için en az 1 milyon dolar harcadı.
- İsrailli diplomatlar, ülkenin yarışmada kalması için Avrupalı yayıncılarla temas kurdu.
- 2025’te izleyicilere İsrailli yarışmacıya 20 kez oy verme çağrısı yapıldı.
- Avrupa Yayın Birliği tam veri paylaşmadı, bağımsız soruşturma açmadı ve İsrail’i doğrudan oylatmadan yarışmada tuttu.
The New York Times’ın araştırması, İsrail hükümetinin Eurovision Şarkı Yarışması’nı Gazze savaşı sırasında ülkenin uluslararası alanda zedelenen itibarını güçlendirmek için bir yumuşak güç ve propaganda aracına dönüştürdüğünü ortaya koydu.
Araştırmaya göre İsrail’in Eurovision’daki varlığı, yalnızca bir müzik yarışması tartışması olmaktan çıktı; Avrupa’daki yayıncı kuruluşlar, diplomatik baskılar, reklam kampanyaları, boykot tehditleri ve oylama sistemi üzerinden yürüyen büyük bir krize dönüştü.
NYT’nin ulaştığı daha önce açıklanmamış oylama verileri, Eurovision belgeleri ve 50’den fazla kişiyle yapılan görüşmeye göre Başbakan Binyamin Netanyahu hükümeti, İsrail’in yarışmada kalmasını sağlamak ve İsrailli yarışmacıların halk oylamasında güçlü sonuçlar almasını desteklemek için organize bir kampanya yürüttü.
Araştırmada, İsrail’in bot kullandığına ya da gizli yöntemlerle oy manipülasyonu yaptığına dair kanıt bulunmadığı vurgulandı ancak kampanyaların, Eurovision’un oylama sistemi nedeniyle bazı ülkelerde sonucu kolaylıkla etkileyebilecek ölçekte olduğu belirtildi.

“İsrail hükümeti Eurovision’u ele geçirdi”
İzlanda kamu yayıncısının yönetim kurulu başkanı Stefan Jon Hafstein, NYT’ye yaptığı açıklamada tartışmayı şu sözlerle özetledi: “İsrail hükümeti Eurovision’u ele geçirdi.”
Bu cümle, yarışmanın son bir yılda nasıl bir siyasi mücadele alanına dönüştüğünü de gösteriyor. NYT’ye göre İsrail açısından Eurovision, Gazze’de soykırım devam ederken yalnızca “ışıltılı kostümler, LGBTİ+’ların görünürlüğü ve gösterişli sahne şovlarıyla” anılan bir kültür etkinliği olmaktan çıktı. Yarışma, İsrailli şarkıcıların güçlü dereceleri üzerinden ülkenin uluslararası imajını onarma ve dışarıda destek bulduğunu gösterme fırsatı olarak görüldü.
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog da bu yaklaşımı açıkça dile getirdi. Geçen yıl dünya liderleriyle yaptığı görüşmelerde boykot meselesini gündeme getiren Herzog, “İsrail’in sesi her yerde duyulmalı. Katılmalıyız, bayrağımızı yüksekte taşımalıyız ve Eurovision’a en iyi sanatçıları göndermeliyiz” dedi.
Diplomatlar yayıncılarla temas kurdu


NYT araştırmasına göre İsrailli diplomatlar, geçen sonbahar ve kış aylarında Avrupa’daki yetkililer ve televizyon yayıncılarıyla temasa geçerek İsrail’in Eurovision’daki konumunu korumaya çalıştı. Bazı yayıncılar İsrail’in yarışmadan çıkarılmasını isterken bazıları da Gazze savaşı nedeniyle yarışmayı boykot etmekle tehdit etti.
İzlanda kamu yayıncısının yöneticisi Stefan Eiriksson, aralık ayında kendisiyle Eurovision hakkında görüşmek isteyen bir İsrailli diplomata, “Büyükelçiliğin neden bu meseleyle ilgilendiğine biraz şaşırdım” diye yazdı.
NYT’ye göre bu temaslar, İsrail’in Eurovision’u diplomatik bir dosya gibi ele aldığını gösteren örneklerden biriydi. O sırada İsrail, Eurovision’dan çok daha büyük diplomatik krizlerle karşı karşıyaydı. Birleşmiş Milletler’e bağlı bir komisyon İsrail’i soykırım yapmakla suçlamış, İsrail bu suçlamayı reddetmişti. Çok sayıda dünya lideri de Filistin devletini tanıma yönünde adımlar atıyordu.
Hasbara ofisinden Eurovision harcaması
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, İsrail’in Eurovision pazarlaması için yaptığı harcamalar oldu. Mali kayıtlara göre İsrail, Eurovision bağlantılı tanıtım faaliyetleri için en az 1 milyon dolar harcadı. Bu paranın bir bölümü Netanyahu’nun “Hasbara” ofisinden geldi. NYT, “Hasbara”yı yurtdışına yönelik propaganda anlamında kullanılan bir ifade olarak tanımladı.

İsrail’in Eurovision’a yönelik devlet destekli tanıtım faaliyetleri 2024’te Malmö’deki yarışma öncesinde yoğunlaştı. İsrail Hükümeti Reklam Ajansı verilerine göre hükümet, yarışma için Eurovision bağlantılı reklamlara 800 bin dolardan fazla para harcadı. Veriler, harcamanın büyük bölümünün Dışişleri Bakanlığı’ndan geldiğini, başbakanlığa bağlı Hasbara ofisinin de “oy tanıtımı” için kaynak ayırdığını gösterdi.
İsrail kamu yayıncısı Kan ise NYT’ye yaptığı açıklamada hükümetin reklam kampanyalarından önceden haberdar olmadığını ve bildikleri kadarıyla yarışma kurallarının ihlal edilmediğini söyledi.
İlgili bağlantılar:
- İsrail protestosu büyüyor: Üç ülke Eurovision’u yayınlamayacak, Slovenya Filistin filmleri gösterecek
- Eurovision’da İsrail krizi: Binden fazla sanatçı ve gruptan boykot çağrısı
- Eurovision 2025’i Avusturya kazandı, İsrail ikinci oldu
- Eurovision’da Filistin sembolleri: Kefiye, “ateşkes şimdi” makyajı ve Filistin’e özgürlük sloganları
- Hamas saldırısını çağrıştıran şarkının sözlerini değiştirdi: İsrail’in Eurovision’a katılması onaylandı
2024’te dikkat çekmeyen sonuçlar 2025’te krize dönüştü
İsrail’in 2024’teki yarışmacısı Eden Golan, halk oylamasında ikinci oldu ve Filistin destekçilerinin güçlü olduğu birçok ülkede birinci çıktı. İsrail haber sitesi Ynet, bu sonucu “Görünen o ki dünya bize karşı değil” sözleriyle yorumladı.
O dönem Ynet, İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın Eurovision sırasında YouTube’da reklam verdiğini yazdı. Ancak olağandışı oy örüntüleri geniş bir tartışmaya dönüşmedi. Eurovision yayıncıları, Malmö’deki protestolar, Greta Thunberg’in de katıldığı gösteriler, sahnede Filistin sembolleri taşıyan sanatçılar ve Hollandalı rapçi Joost Klein’ın yarışmadan çıkarılması gibi gelişmelerle meşguldü.
Buna rağmen Slovenya kamu yayıncısı, oylama sonuçlarındaki tuhaflığı fark ederek Eurovision’dan daha fazla veri paylaşmasını istedi. Organizatörler bu talebe yanıt vermedi.
“20 kez oy verin” kampanyası
Tartışma 2025’te büyüdü. Basel’de düzenlenen Eurovision’da İsrail ikinci oldu ve halk oylamasını kazandı. Üstelik İsrail, kamuoyunda İsrail politikalarına yönelik tepkinin güçlü olduğu ülkelerde de yüksek oy aldı.
Bu kez sonuçlar daha fazla dikkat çekti. Finlandiya kamu yayıncısı Yle, Google’ın reklam kütüphanesinden yola çıkarak İsrail hükümetinin birçok dilde çevrimiçi reklam satın aldığını ortaya çıkardı. Reklamlarda izleyicilere İsrail yarışmacısı Yuval Raphael’e izin verilen en yüksek sayı olan 20 kez oy vermeleri çağrısı yapılıyordu.
Netanyahu da sosyal medya hesabından Raphael’e 20 kez oy verilmesini isteyen bir grafik paylaştı. Avrupa’daki İsrail yanlısı gruplar da aynı ya da benzer görselleri yaydı. İsrail’in Avusturya Büyükelçi Yardımcısı Ilay Levi Judkovsky, NYT’ye yaptığı açıklamada Raphael’e destek için bir diaspora grubuyla temas kurduğunu söyledi.

İsrailli Eurovision şarkı yazarı Doron Medalie ise bu stratejiyi savundu. Medalie, İsrail’in güvenlik için çok büyük harcamalar yaptığını belirterek hükümetin tanıtım faaliyetlerini finanse etmesinin adil olduğunu söyledi. “Herkes kıskanıyor ve tetikleniyor çünkü İsrail harika sonuçlar elde ediyor” dedi.
Birkaç yüz kişi sonucu değiştirebilir miydi?
NYT’nin analizine göre İsrail’in tanıtım kampanyaları halk oylamasını kolaylıkla etkilemiş olabilir. Çünkü bazı ülkelerde kullanılan oy sayısı çok düşüktü ve birkaç yüz kişinin tekrar tekrar oy kullanması, o ülkedeki halk oylamasının sonucunu değiştirebilecek düzeydeydi.
Eurovision’da halk oylamasındaki sıralama nihai sonucu etkileyebildiği için bu durum yarışmanın genel sonucuna da yansıyabilecek önemdeydi. NYT, İsrail’in bazı ülkelerde halk oylamasını, İsrail’in derin biçimde popüler olmadığı anketlerle bilinen yerlerde kazandığına dikkat çekti.
Ancak araştırma, sosyal medyada bazı Eurovision izleyicilerinin öne sürdüğü gibi bot kullanıldığına ya da gizli manipülasyon yöntemlerine dair kanıt bulmadı.
Eurovision yönetimi tam veri paylaşmadı
Eurovision Direktörü Martin Green, NYT’ye verdiği röportajda İsrail’in geçen yılki faaliyetlerinin “aşırı” olduğunu kabul etti ancak bunların İsrail’in ikinciliğine katkı sunduğu iddialarını reddetti. Green, Eurovision’un yönetim organının oylamayı incelediğini söyledi ancak bu grubun yalnızca “üst düzey” veriler aldığını, tam bir oy analizinin paylaşılmadığını kabul etti.
Avrupa Yayın Birliği ne dışarıdan bağımsız bir soruşturma başlattı ne de tam oy verilerini yayıncılarla paylaştı. Organizatörler, İsrail’in oy kampanyasını kamuoyu önünde küçümsedi ve kapsamlı bir inceleme yürütmedi.
Slovenya kamu yayıncısı yarışmadan sonra yeniden oylama verilerini istedi ve çekilme tehdidinde bulundu. Bazı yayıncılar da özel görüşmelerde dışarıdan bir soruşturma talep etti. Ancak bu çağrılar sonuçsuz kaldı.
Yayıncılar İsrail’in katılımı konusunda bölündü
Temmuz ayında Londra’da yapılan yayıncılar toplantısında rahatsızlık büyüdü. İspanya, İsrail’in katılımı konusunda tartışma yapılmasını ve manipülasyona açık gördüğü oylama sisteminin değiştirilmesini istedi.
Eurovision yönetimi ise doğrudan soruşturma yerine Çek yayıncılık dünyasından Petr Dvorak’ı görevlendirerek üye yayıncıların İsrail’in katılımına ilişkin görüşlerini topladı. Dvorak, bazı yayıncıların İsrail devletinin yarışmayı bir tanıtım aracı gibi kullandığını düşündüğünü söyledi. Bazıları 2026 yarışmasının ertelenmesini ya da yapılmamasını isterken, bazıları İsrail kamu yayıncısı Kan’ın hükümetin eylemlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini savundu.
Ancak yayıncılara Dvorak’ın raporunun tamamı değil, yalnızca özeti iletildi. Bu da bazı yayıncıların süreci zaman kaybı olarak görmesine yol açtı.
Eylül sonuna gelindiğinde İzlanda, İrlanda, Hollanda, İspanya ve Slovenya İsrail’in katılımını protesto etmek için boykotu açıkça tartışıyordu.

Eurovision “kuralların arkasına saklandı”
Hırvatistan’da yapılan bir Eurovision toplantısı kaygıları yatıştırmadı. Toplantıya katılan iki kişiye göre Eurovision yönetimi iki sunum yaptı. İlk sunumda İsrail’in 2025 sonucunu etkilemediği ileri sürüldü ancak ayrıntılı veri paylaşılmadı. İkinci sunumda ise yayıncılara sosyal medyayı daha fazla oy almak için nasıl kullanabilecekleri anlatıldı.
Bazı katılımcılara göre bu çelişkiliydi. Organizatörler bir yandan çevrimiçi kampanyaların oyları etkileyebileceğini anlatıyor, diğer yandan İsrail’in kampanyasının sonucu etkilemediğini savunuyordu.
Belçika kamu yayıncısı VRT’den Frederik Delaplace, daha sonra yapılan toplantıda Eurovision’un insan hakları meselesini tartışmak yerine “kuralların arkasına saklandığını” söyledi.
İsrail’i dışlamak hukuken mümkündü
NYT’nin aktardığına göre Eurovision yönetimi, İsrail’i yarışmadan çıkarmanın hukuken mümkün olup olmadığını da değerlendirdi. Kurumun avukatları, organizatörlere isterlerse İsrail’i yasal olarak dışlayabilecekleri yönünde olağanüstü bir tavsiye verdi.
Ancak Avrupa Yayın Birliği bu yolu tercih etmedi. Eylül sonunda üyelere gönderilen mektupta Eurovision’un daha önce “böylesine bölücü bir durumla” karşılaşmadığı kabul edildi ve İsrail’in katılımı konusunda acil oylama yapılacağı duyuruldu.
Birkaç hafta sonra ise bu oylama iptal edildi. Gerekçe olarak Gazze’deki yeni ateşkes gösterildi ve karar aralık ayına ertelendi.
Diplomatik hamle için zaman kazandılar
Oylamanın ertelenmesi, İsrail hükümetine diplomatik temaslarını artırmak için zaman sağladı. NYT’ye göre İsrail büyükelçilikleri en az üç ülkede yayıncılarla temasa geçti. Dördüncü bir ülkede ise İsrail hükümeti Eurovision’u görüşmek üzere dışişleri bakanlığıyla temas kurdu.
Bu sırada Eurovision’un iletişim ekibi, yayıncıları gazetecilerle konuşmamaya yönlendiren bir e-posta dolaşıma soktu. Organizatörler ayrıca yayıncıların İsrail’e ilişkin görüşlerini ölçmek için hazırlattıkları raporun tamamını gizli tuttu.
İsrail hakkında açık oylama yapılmadı
Aralık ayında yayıncılar Cenevre’de toplandığında İsrail’in katılımı doğrudan oylanmadı. Bunun yerine Avrupa Yayın Birliği, her izleyicinin oy hakkını 20’den 10’a düşürmeyi ve “orantısız tanıtım kampanyalarını” caydırmayı önerdi.
Ancak kritik nokta şuydu: Yayıncılar bu değişiklikleri kabul ederlerse, İsrail’in Eurovision’da kalmasını da kabul etmiş olacaklardı. Yani İsrail’in yarışmada kalıp kalmaması açıkça oylanmadan, karar fiilen verilmiş olacaktı.
Avrupa Yayın Birliği Başkanı Delphine Ernotte Cunci, bu yöntemin “garip görünebileceğini” kabul etti. Ancak toplantı tutanaklarına göre oylama yapmamanın “mümkün olan en demokratik çözüm” olduğunu savundu.
Gizli oylamada kural değişiklikleri kabul edildi. Böylece İsrail, kimse İsrail’in katılımı konusunda doğrudan oy kullanmadan Eurovision’da kaldı. İzlanda, İrlanda, Hollanda, İspanya ve Slovenya kısa süre sonra boykot kararı aldı.
2026 da tartışmayla başlıyor
Bu yıl Viyana’da yapılacak Eurovision öncesinde kriz bitmiş değil. Yeni kurallara göre izleyiciler artık bir şarkıya en fazla 10 kez oy verebilecek. Ancak İsrail’in yeni yarışmacısı Noam Bettan için hazırlanan tanıtımlarda izleyicilere yine 10 kez oy verme çağrısı yapılması yeni tartışma yarattı.
Eurovision yönetimi, İsrail kamu yayıncısını resmen uyardı ve paylaşımların kaldırılmasını istedi. Martin Green, “Tek bir sanatçı ya da şarkı için doğrudan 10 kez oy verme çağrısı yapmak kurallarımızla da yarışmanın ruhuyla da uyumlu değil” dedi.
Buna rağmen Green, bu tür kampanyaların yarışmanın sonucunu etkileyemeyeceğini savunmayı sürdürüyor.
Eurovision’un “siyaset yok” iddiası çöktü mü?
NYT araştırması, Eurovision’un temel iddiası olan “siyasetin yarışmada rol oynamadığı” söyleminin Gazze savaşıyla birlikte büyük bir baskı altına girdiğini gösteriyor. Eurovision, bugüne kadar kendisini küresel uyumun, kültürel birlikteliğin ve müziğin siyasetten bağımsız alanı olarak sundu. Ancak İsrail’in devlet destekli tanıtım kampanyaları, diplomatik temasları ve oylama tartışmaları, yarışmanın artık doğrudan insan hakları, savaş, propaganda ve uluslararası meşruiyet tartışmalarının merkezinde olduğunu ortaya koydu.
Martin Green, İsrail tartışmasını Eurovision’un karşılaştığı “en büyük zorluklardan biri” olarak tanımladı. Yarışmanın amacının dünyaya “olabileceği haliyle” bir uyum görüntüsü sunmak olduğunu söyledi. Ancak NYT’nin araştırmasına göre bu ideal, İsrail’in Eurovision’u bir yumuşak güç sahasına dönüştürmesi ve Avrupa Yayın Birliği’nin buna karşı net ve şeffaf bir yanıt verememesi nedeniyle derin bir krizle karşı karşıya.








