İSTANBUL (Medyascope) – ABD Başkanı Donald Trump, 13-15 Mayıs’ta Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ile görüşmek üzere Pekin’e gidiyor. Neredeyse 10 yıl sonra bir ABD başkanının Çin’e yapacağı ilk ziyarette İran savaşı, Tayvan’a silah satışları, nadir toprak elementleri ve Amerikan şirketlerinin Çin’le yapacağı anlaşmalar gündemde olacak.
Haberin özeti:
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Donald Trump, 13-15 Mayıs’ta Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ile görüşmek üzere Pekin’e gidiyor. Bu, 10 yıl aradan sonra bir ABD başkanının Çin’e yapacağı ilk ziyaret.
- Görüşmede, İran savaşı, Tayvan’a silah satışları ve ticaret ilişkileri gibi kritik konular gündeme gelecek.
- Trump, Çin’den daha fazla Amerikan ürünü almasını istiyor ancak elindeki pazarlık gücü azalmış durumda.
- Zirveden büyük bir anlaşma çıkması beklenmiyor. Bazı ticari anlaşmalar ve sınırlı mekanizmalarla sonuçlanabilir.
- Çin, Tayvan’a silah satışlarının koşullarını değiştirmeye çalışacak; ayrıca nadir toprak elementleriyle ilgili üstünlüğünü koruyor.
ABD Başkanı Donald Trump, bu hafta Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ile görüşmek üzere Pekin’e gidiyor. 13-15 Mayıs tarihlerindeki ziyaret, bir ABD başkanının neredeyse 10 yıl aradan sonra Çin’e yapacağı ilk ziyaret olacak. Zirve, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ilişkiler açısından kritik bir döneme denk geliyor.
Trump’a Boeing, Citigroup, Qualcomm gibi Amerika’nın büyük şirketlerinden yöneticilerin eşlik etmesi bekleniyor. Tesla CEO’su Elon Musk ve Apple CEO’su Tim Cook’un da heyette yer alacağı belirtiliyor. Ancak beklentiler, Trump’ın Çin’i yüksek gümrük vergileriyle geri adım atmaya zorlayacağı iddiasının oldukça gerisine düşmüş durumda. Analistlere göre zirveden büyük bir anlaşmadan çok soya fasulyesi, sığır eti, Boeing uçakları ve ticari gerilimleri yönetmeye dönük sınırlı mekanizmalar çıkabilir.
Ticaret ateşkesi kalıcı olur mu?
Trump, 2025’te yeniden göreve geldikten sonra gümrük vergilerini daha da artırdı.
Çin’in ABD’ye fentanil girişine izin verdiğini öne sürerek yüzde 20’lik vergiler uyguladı, ardından Çin mallarına yüzde 34 vergi getirdi.
İki ülke arasındaki karşılıklı tarifeler yüzde 100’ü aşarken, ticaret savaşı Çinli işletmeleri sarstı, malların depolarda birikmesine ve Amerikan şirketlerinin alternatif tedarik kaynakları aramasına yol açtı.
Pekin ise ABD tarım ürünlerine vergi getirerek karşılık verdi. Bu hamle, Trump’ın önemli seçmen tabanlarından biri olan çiftçileri doğrudan etkiledi. Ancak Çin’in asıl kozu nadir toprak elementleri oldu. Akıllı telefonlardan savaş uçaklarına kadar birçok ürünün üretimi için kritik önemde olan bu hammaddelerde Pekin’in neredeyse tekel konumunda bulunması, Washington’un elini zayıflattı.
Trump ile Şi’nin ekim ayında Güney Kore’de yaptığı görüşmenin ardından karşılıklı tarifeler askıya alınmış, Çin nadir toprak elementlerine yönelik ihracat kısıtlamalarını gevşetmiş, Washington da bazı vergileri kaldırmıştı. Ancak kalıcı çözüm hâlâ bulunamadı. Bu nedenle Pekin zirvesinin en önemli başlıklarından biri, kırılgan ticaret ateşkesinin uzatılıp uzatılmayacağı olacak.
İlgili bağlantılar:
- Transatlantik: İran savaşında son durum | ABD-Çin ilişkileri | Almanya ve NATO
- The Economist’ten Napolyon göndermeli, Trump ve Şi Cinpingli kapak: “Düşmanın hata yaparken asla müdahale etme”
- Gülener Kırnalı yazdı: Batı çatırdarken Çin ve Hindistan yeni düzenin taşlarını mı diziyor?
- Trump’ın tarifeleri Çin’in üretim gücünü sarsabilir mi?
- Fitch Ratings, ABD-Çin anlaşmasını yorumladı: “Gümrük vergilerindeki indirim ticaret savaşını bitirmedi”
Trump Çin’den ne istiyor?
Trump yönetiminin Çin’den daha fazla Amerikan ürünü almasını istemesi bekleniyor. Soya fasulyesi, tarım ürünleri, uçak parçaları ve Boeing uçakları bu başlıkların başında geliyor.
Ancak Trump’ın elindeki pazarlık gücü, mahkeme kararlarıyla da zayıflamış durumda. ABD Yüksek Mahkemesi’nin ve bir ticaret mahkemesinin bazı tarifelere ilişkin kararları, Trump’ın ticaret politikalarına darbe vurdu.
Hong Kong Üniversitesi’nden Alejandro Reyes’e göre Trump, Pekin’e önceki dönemlerine kıyasla daha sınırlı hedeflerle gidiyor. Reyes, “Trump’ın Çin’e, Çin’in ona ihtiyaç duyduğundan daha fazla ihtiyacı var” değerlendirmesinde bulundu.
Center for Strategic and International Studies’ten Scott Kennedy ise zirvenin muhtemel sonucunu “büyük ölçüde Çin’in avantajına olacak yüzeysel bir ateşkes” olarak tarif etti.
Buna karşılık Pekin görüşmeye daha güçlü bir konumdan giriyor. Çin’in ihracatı rekor seviyelere ulaştı; bu da ABD ile bağları zayıflarken yeni ticaret ortakları bulduğunu gösteriyor. Pekin ayrıca robotik alanına yatırım yapıyor, Nvidia gibi Batılı şirketlere bağımlılığı azaltmak için kendi gelişmiş çiplerini üretme çabalarını hızlandırıyor.
İran savaşı zirvenin en kritik başlıklarından biri
Trump-Şi görüşmesinde İran savaşının da önemli yer tutması bekleniyor. Trump’ın Pekin’de Şi’den, Tahran’ı Washington ile anlaşmaya ikna etmesini istemesi öngörülüyor.
Reuters/Ipsos anketine göre Amerikalıların yüzde 60’tan fazlası Trump’ın İran savaşını onaylamıyor. Bu tablo, kasım ayındaki ara seçimler öncesinde Trump üzerindeki baskıyı artırıyor.
Çin, İran’la yakın ilişkilere sahip ve İran petrolünün en büyük alıcılarından biri. Geniş petrol rezervleri ve Rusya’dan yaptığı enerji ithalatı sayesinde savaşın etkilerini şimdilik birçok ülkeye kıyasla daha sınırlı hissetmiş görünse de, çatışmanın uzaması Pekin açısından da enerji güvenliği ve tedarik zincirleri için risk oluşturuyor.
Eski Trump dönemi Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı Matt Pottinger’a göre Çin, Amerikan gücünü zayıflatacak bir sonuçtan memnun olabilir ancak uzun süren bir çatışmanın ekonomik maliyetlerinden de muaf değil. Bu nedenle iki başkentin de İran savaşının sona ermesine ilgi duyabileceği belirtiliyor. Ancak Washington ile Pekin’in İran konusundaki beklentileri arasındaki farklar hâlâ büyük.
Tayvan gerilimi masada olacak
Zirvenin en hassas başlıklarından biri Tayvan olacak. Çin, demokratik olarak yönetilen Tayvan’ı kendi toprağı olarak görüyor ve gerekirse güç kullanarak kontrol altına alabileceğini söylüyor. ABD ise Tayvan’a uzun süredir silah satıyor ve adanın savunmasına destek veriyor.
Şi Jinping’in Trump’tan, ABD’nin Tayvan politikasında Pekin lehine bir ifade değişikliği yapmasını ya da en azından Tayvan’a silah satışlarını yavaşlatmasını istemesi bekleniyor. Trump yönetimi geçen yıl Tayvan’a 11 milyar dolarlık silah satışını onayladı. Yaklaşık 14 milyar dolarlık yeni paket ise aylardır Trump’ın nihai kararını bekliyor.
Fudan Üniversitesi’nden Xin Qiang’a göre Pekin, kısa vadede ABD’nin Tayvan’a silah satışlarını tamamen durdurmasını beklemiyor ancak en azından gecikme ve kapsam daralması istiyor. Xin, ABD’nin Tayvan’a daha fazla silah satması halinde Çin’in Amerikan tarım ürünleri ya da Boeing uçakları gibi alımlarda aynı isteği göstermeyebileceğini söyledi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise zirve öncesinde Tayvan politikasında değişiklik beklentilerini reddetti. Rubio, “Çinliler bizim bu konudaki pozisyonumuzu biliyor. Biz de onlarınkini biliyoruz” dedi.
Zirveden büyük anlaşma çıkar mı?
Trump’ın Pekin ziyareti, gösterişli bir diplomatik programla gerçekleşecek. Liderlerin Pekin’deki Büyük Halk Salonu’nda zirve yapması, UNESCO mirası Cennet Tapınağı’nı ziyaret etmesi, devlet yemeğinde bir araya gelmesi ve birlikte çay içip öğle yemeği yemesi bekleniyor.
Ancak diplomatik görüntünün ötesinde beklentiler sınırlı. Görüşmelerden birkaç ticari anlaşma, bazı sektörlerde alım taahhütleri ve gelecekteki ticari gerilimleri yönetmeye dönük mekanizmalar çıkabilir. Fakat tarafların mevcut ticaret ateşkesini uzatıp uzatmayacağı bile kesin değil.
Trump, zirve öncesinde Şi’ye saygı duyduğunu söyleyerek “Umarım o da bana saygı duyuyordur” dedi.
Ancak Pekin’e giderken karşısındaki tablo, bir yıl önceki iddiasından farklı: Çin’i yüksek tarifelerle geri adım atmaya zorlamak isteyen Trump, bu kez ticaret, İran ve Tayvan başlıklarında daha sınırlı ama siyasi olarak ihtiyaç duyduğu bir kazanım arıyor.







