Özgür Özel Ekrem İmamoğlu’nu terk eder mi? | Ruşen Çakır yorumladı

İSTANBUL (Medyascope) – Ruşen Çakır, 21 Mayıs sürecini 19 Mart’la karşılaştırdı ve iktidarın asıl beklentisinin CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Ekrem İmamoğlu’ndan uzaklaşması olduğunu öne sürdü. Çakır’a göre Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden kurulan baskıya rağmen Özel’in İmamoğlu’nu terk etmesi beklenmiyor.

Video özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Ruşen Çakır, 21 Mayıs sürecinin 19 Mart’la benzerlik gösterip göstermediğini tartıştı ve önemli farklar olduğunu vurguladı.
  • Çakır, iktidarın CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Ekrem İmamoğlu’nu terk etmesini istediğini savundu.
  • Özel’in direnişi durumunda çeşitli engellerin çıkabileceğini belirten Çakır, mitinglerin geleceğinin belirsiz olduğunu ifade etti.
  • Çakır, Özel’in İmamoğlu’nu bırakmayacağını dile getirdi ve çevresindeki bazı kişilerin ikna edilmeye çalışılacağını öne sürdü.
  • Özgür Özel’in işinin zorlaştığını fakat imkânsız olmadığını söyledi.
Bilmeniz gerekenler
İlgili haberler

Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, 21 Mayıs sürecinin ilk günlerine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Çakır, sürecin 19 Mart sürecine benzeyip benzemeyeceği sorusunu ortaya attı ve ilk günden itibaren iki süreç arasında belirgin farklar bulunduğunu söyledi. Çakır’a göre 19 Mart sürecinde insanlar daha ilk andan itibaren sokaklara çıkmıştı, ancak şimdi CHP Genel Merkezi önünde toplanan kalabalıklar dışında sokaklarda büyük bir hareketlilik görülmüyor.

Bayram tatilinin başlamasının da bu durgunluğu pekiştireceğini belirten Çakır, zamanlamanın bu açıdan gözetildiğini öne sürdü. Çakır, iki süreç arasındaki en önemli farkın ise işin içinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun bulunması olduğunu vurguladı.

“İktidar süreci çekirdek çitleyerek izliyor”

Çakır, iktidarın bu süreçte “bizim hiçbir alakamız yok, bu kendi iç meseleleri” tutumunu sergilediğini ileri sürdü. İktidarın kavgayı ve rekabeti kızıştırmak için elinden geleni yapacağını söyleyen Çakır, Kılıçdaroğlu’nun ilk günden attığı adımların iyi niyetli görünmediğini aktardı. Kılıçdaroğlu’nun ilk iş olarak CHP avukatlarını görevden aldığını ve basın danışmanı olarak tartışmalı bir ismi öne sürdüğünü hatırlattı.

Özgür Özel Ekrem İmamoğlu'nu terk eder mi? | Ruşen Çakır yorumladı
Özgür Özel Ekrem İmamoğlu’nu terk eder mi? | Ruşen Çakır yorumladı

Çakır, sürecin temel hedefini şöyle özetledi: CHP’nin seçilmiş yönetiminin İmamoğlu’yla arasına mesafe koyması, hatta onu terk etmesi. Çakır bunu daha sert bir dille de tanımladı: “Ekrem İmamoğlu’nu Özgür Özel’in satmasını istiyorlar.”

Mitingler, grup toplantıları ve kurumsal kimlik tartışma konusu

Çakır, Özel direnirse bir dizi engelin gündeme gelebileceğini öne sürdü. Genel merkezde şu an Özel bulunsa da bu durumun ne kadar süreceğini sorguladı. İstanbul örgütünde olduğu gibi polis ve jandarma süreci işin içine girerse ne olacağını sorgulayan Çakır, Özel’in CHP’nin kurumsal kimliğini, pankartlarını ve logosunu kullanarak ne yapıp ne yapamayacağının belirsiz olduğunu aktardı. Mitinglerin sürüp süremeyeceğini ve grup toplantılarının akıbetinin de tartışma konusu olduğunu söyledi.

Çakır, grup başkanvekili ile grup başkanı arasındaki farka da değindi. 2021 seçiminin ardından Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı adayı olduğu için milletvekili seçilmemiş, Özel ise grup başkanlığı görevini yürütmüştü. Çakır’a göre grup başkanvekili ifadesi parti lideri milletvekiliyse vekaleten görev anlamına geliyor.

Özgür Özel Ekrem İmamoğlu'nu terk eder mi? | Ruşen Çakır yorumladı
Özgür Özel Ekrem İmamoğlu’nu terk eder mi? Ruşen Çakır yorumladı

“Özel, İmamoğlu’nu satmaz ama sınav zorlaştı”

Çakır, Özel’in ilk günden İmamoğlu’nu bırakmayacağını net biçimde vurguladığını hatırlattı. Özel’in adayının hâlâ İmamoğlu olduğunu söylediğini ve iktidarın “majestelerinin muhalefeti” olmayacağını ileri sürdüğünü aktardı. Çakır, Kılıçdaroğlu’nun etrafındaki isimlerin güven telkin etmediğini söyledi ve onları İkinci Dünya Savaşı’ndaki Fransa işgali sırasındaki işbirlikçilere benzetti.

Çakır’a göre Özel ikna edilemese bile çevresindeki bazı isimler milletvekili ya da belediye başkanı vaadiyle koparılmaya çalışılacak. Özel’in 19 Mart sonrasında bir lider profili çizdiğini vurgulayan Çakır, bu yükselişin kilidini İmamoğlu olarak tanımladı. Çakır son olarak şu değerlendirmeyi paylaştı: “Bence yapmaz. Özgür Özel’in yapacağını sanmıyorum.” Çakır, Özel’in işinin çok zorlaştığını ancak imkânsız olmadığını sözlerine ekledi.

Video deşifresi

Özgür Özel Ekrem İmamoğlu’nu terk eder mi? | Ruşen Çakır yorumluyor

Hazırlayan: Gülden Özdemir

Merhaba, iyi günler, iyi hafta sonları. Yine sert bir döneme girdik; 21 Mayıs süreci… Bakalım 19 Mart süreci gibi mi olacak? Şu anda daha ilk günlerdeyiz ama ilk günden itibaren 19 Mart’tan farkı çok belirgin. 19 Mart’ın ilk anından itibaren insanlar sokaklardaydı; şimdi CHP Genel Merkezi önünde toplanan kalabalıklar dışında sokaklarda çok büyük bir hareket görmüyoruz ve bayram tatili de başlamış olduğu için bir müddet daha kolay kolay göreceğe benzemiyoruz. Zaten zamanlamada da herhalde bu gözetilmiştir. 19 Mart’tan çok farkı var tabii ki ama en önemli farkı işin içerisinde içeriden birilerinin olması; daha doğrusu Kemal Kılıçdaroğlu’nun olması. İktidar sanki, “Bizim hiçbir alakamız yok, bu kendi iç meseleleri,” deyip kenarda, nasıl söylenir, çekirdek çitliyor ve bunu seyretmeye başlıyor. Bakalım ne olacak? Ve tabii ki bu kavgayı, çekişmeyi, rekabeti kızıştırmak için elinden geleni yapacak.

Açıkçası Kılıçdaroğlu’nun ilk günden attığı bir iki küçük adıma baktığım zaman, çok da öyle iyi niyetli olduğunu söylemem mümkün değil. İlk iş olarak avukatları, yani CHP avukatlarını görevden alması; sonra basın danışmanı diye “troll” gibi birisini ortaya sürmesi falan, bunlar çok parlak işaretler değil. Peki ne isteniyor? İstenen çok şey var tabii ama en önemli istenen husus, başlığa da koyduğum gibi, CHP’nin seçilmiş yönetiminin Ekrem İmamoğlu ile arasına mesafe koyması, hatta onu terk etmesi. Başlığa böyle yazmadım, o kadar fazla olur diye ama çok açık söyleyeyim; Ekrem İmamoğlu’nu Özgür Özel’in satmasını istiyorlar. Bu aslında ilk kez olan bir şey değil. 19 Mart sürecinin başından itibaren Özgür Özel’e dayatılan buydu. Doğrudan, dolaylı, açık veya gizli; hani söylediği “Benden Ankara siyaseti yapmamı istiyorlar” derken kastedilen buydu. Ekrem İmamoğlu’nu bırakması, mitingleri bırakması, İmamoğlu’na ziyaretleri; hani arada sırada olur ama böyle düzenli bir şekilde yapmayı bırakması, attığı adımları onunla koordinasyon içerisinde yapmayı bırakması. Yani Ekrem İmamoğlu’nu ve onunla beraber yargılanan isimleri kaderiyle baş başa bırakmasını istediler.

Özgür Özel buna direndi, itibar etmedi ve ısrarla da bunu söyledi. Şimdi yeni bir safhada tekrar bu gündeme getiriliyor. Nereden biliyoruz? Mesela meslektaşım, Ankara’nın nabzını iyi tutan isimlerden Gökçer Tahincioğlu dün bunu yazdı; Kılıçdaroğlu ekibinin beklentisi bu. Yani Ekrem İmamoğlu’nu bıraksın Özgür Özel. Yoksa? Bırakmazsa ne olacak? Bir dizi engel çıkartılacak. Şu anda genel merkezde Özgür Özel var ama bu süreç ne kadar sürecek? İşin içerisine, İstanbul örgütünde olduğu gibi polis vesaire, jandarma girerse ne olacak? Mesela Özgür Özel, CHP kurumsal kimliğinin adını, pankartlarını, logosunu vesairesini kullanarak neler yapabilir, neler yapamaz? Mitingler sürebilecek mi? Grup toplantıları ne olacak?

Burada ilginç bir husus var; 2023 seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı adayı olduğu için milletvekili olmadı ve seçilemedi. O dönemde Özgür Özel grup başkanıydı. Yani “grup başkanvekili” ile “grup başkanı” arasında şöyle bir fark var: Grup başkanvekili, eğer parti lideri milletvekili ise ona vekaleten bakan anlamına geliyor. Ama Erdoğan olayında olduğu gibi, o tarihte Özgür Özel-Kılıçdaroğlu olayında olduğu gibi; bir önceki durumda grup başkanı Özgür Özel’di. Şimdi grup başkanı olmasının verdiği bir şey var. Ama Kılıçdaroğlu mesela salı günleri gelip, ‘‘Tamam, sen grup başkanı olabilirsin ama ben de genel başkanım’’ deyip konuşma yapmak isteyebilir, gibi birçok senaryo var.

Burada başlığa dönecek olursak: Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’nu terk eder mi? İlk günden bunu net bir şekilde vurguladı; ısrarla bunun altını çizdi, bırakmayacağını söyledi, adayının Ekrem İmamoğlu olduğunu her fırsatta vurguladı. İstenen oyuna gelmeyeceğini, iktidarın, “majestelerinin muhalefeti” olmayacağını ısrarla söyledi. Bunu sürdürebilmesi mümkün mü? İşte soru burada düğümleniyor. Bu noktada, onun İmamoğlu’nu bırakması için iktidarın dolaylı ya da doğrudan teşvikleri ve ittirmesiyle Kılıçdaroğlu muhtemelen birtakım hamleler yapacak. Neler yapacağını bilmiyorum ama şunu biliyorum ki, Kılıçdaroğlu’nun etrafındaki isimlerin önemli bir kısmı çok güven telkin eden isimler değil; o süreçte, yani bu mutlak butlana gelen süreçte gösterdikleri performanstan bunu görüyoruz. Bunlar bence, açık söyleyeyim, hiç bunda yüksünecek bir şey yok, İkinci Dünya Savaşı’nda Fransa’da çok belirgindi bu; işgal sırasındaki işbirlikçilere benziyorlar.

Mesela, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarına karşı çıkan Kılıçdaroğlu destekçisi birçok isim, iktidar yanlısı medyada, ki bunlardan birisi şimdi Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı olarak atanan kişi, çıktılar, orada bol bol konuştular. Yine Kılıçdaroğlu’nun yakınındaki bazı isimler, belediyelere yönelik davalarda tanıklık yaptılar, onları suçladılar vesaire. Dolayısıyla önümüzdeki günlerde bu konuda çok büyük bir baskı olacak. Özgür Özel’i ikna edemeseler bile, ona destek veren bazı kişileri — milletvekili olabilir, belediye başkanı olabilir — ondan koparmaya çalışacaklar. Burada mesele şu: Özgür Özel, 19 Mart sonrasında siyaseten kendisini kanıtlamış bir isim, bir lider profili çizdi. Ama o hareketin, yani Özgür Özel’in Genel Başkan olabilmesinin kilidi Ekrem İmamoğlu’ydu. Ekrem İmamoğlu, 2023’teki seçim yenilgisinin ardından hemen bir videoyla “değişim” demişti ve o değişimi örgütledi ve burada en büyük destekçisi Özgür Özel oldu.

Şimdi burada hareketin, bu CHP’nin seçilmiş yönetiminin Genel Başkanı Özgür Özel; bir liderlik performansı da var ama lideri hâlâ Ekrem İmamoğlu. Ekrem İmamoğlu’ndan uzaklaşan bir Özgür Özel, tam anlamıyla terk etmese bile mesafe koyması hâlinde o profili aynı şekilde sergileyebilir mi? Bence mümkün değil. Ama bunun da ötesinde şöyle bir soru var; tamamen insani bir soru: Bunu yapar mı Ekrem İmamoğlu’na? Bence yapmaz. Özgür Özel’in yapacağını sanmıyorum. Bu hâliyle işi çok daha zorlaşacak ama 19 Mart’ta bu konuda çok iyi bir sınav verdi. Pekâlâ 21 Mayıs’tan sonra da verebilir. Tekrar söylüyorum, işi çok daha zor. Şimdi çok yakınında olduğunu düşündüğü birtakım insanlardan da birtakım telkinlere maruz kalabilir. Ama en önemlisi; CHP’nin başında atanmış bir genel başkan var ve devlet, o genel başkanın, yani Kılıçdaroğlu’nun önünü sonuna kadar açıp Özgür Özel’in önünü de sonuna kadar kapatmaya çalışacak. Zor bir iş ama imkânsız değil ve önümüzdeki günlerde bunun gelişmelerini seyredeceğiz.

Bugünün ithafı, 31 yaşına kadar yaşamış ve hayata kendisi veda etmiş büyük bir şair: Sylvia Plath. Amerikalı ama hayatının önemli bir bölümü İngiltere’de geçmiş. Çok erken yaşta yazmaya başlamış; esas olarak şair ama günlükleri de var ve bir romanı var: ‘‘Sırça Fanus’’. Türkçeye de çevrildi; ben de okuduğumda çok etkilenmiştim. Şiirleri ve günlükleri çok çarpıcı. Ve hayatında çok önemli bir yeri olan bir şairle, Ted Hughes ile 1956 yılında evleniyor. Ted Hughes, İngiliz bir şair ve 20. yüzyılın en önde gelen şairlerinden birisi olarak görülüyor. Bir şiir uzmanı olmasam da bildiğim kadarıyla gerçekten öyle birisi. İki çocukları var ama çok sorunlu bir evlilikleri var. Ve bu evlilik bir şekilde ne yazık ki Sylvia Plath’in intiharıyla sona eriyor.

Sylvia Plath benim Boğaziçi Üniversitesi yıllarında keşfettiğim bir isim. O zamanlar Boğaziçi Orta Kantin’deki muhabbetlerde en çok adı geçen ya da Hisar Kahve’de Ali Baba’nın çay bahçesinde en çok adı geçen isimlerden biriydi. Bir efsaneydi Sylvia Plath. Kendisini okumak gerçekten zor; aslında insanı zorlayan bir yazar. Ama bir de tabii ki 31 yaşında hayatına son vermiş olması gibi çok üzücü ama anlamlı bir yönü var. Çocuk kitapları da yazmış, bu çok çarpıcı. Kocası Ted Hughes da çocuk kitapları yazmış. İyi bir şairin çocuk kitabı yazması da çok çarpıcı bir olay. Sylvia Plath’i bilmiyorsanız öğrenin derim; ne bulursanız okuyun derim ve onu muhakkak bir şekilde bilmenizi tavsiye ederim. Bilenler, tabii ki onun nasıl büyük bir edebiyatçı, iz bırakmış birisi olduğunu biliyor. Mesela 1963’te ölüp 1981 yılında yayınlanan eseri, ‘‘Bütün Şiirleri’’, yayınlanmış ve yayınlanmamış şiirlerinin bir araya getirildiği kitap Pulitzer Ödülü alıyor; yani ölümünden 18 yıl sonra. Evet, Sylvia Plath ile, ona saygıyla bu yayını sonlandıralım. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş