İSTANBUL (Medyascope) – Rivayet Muhtelif’te bu hafta Medyascope programcısı Hilmi Hacaloğlu, avukat Selin Nakıpoğlu ile “siyasi casusluk” davasını değerlendirdi. Programda, casusluk suçlamalarının hukuki dayanağı, gazetecilik faaliyetlerinin kriminalize edilmesi ve yaklaşan dava süreci ele alındı.
Rivayet Muhtelif’in bu bölümünde Hilmi Hacaloğlu, avukat Selin Nakıpoğlu ile 11 Mayıs’ta görülecek “casusluk” davasını ve iddianamede yer alan suçlamaları değerlendirdi. Nakıpoğlu, 162 sayfalık iddianamenin temel amacının hukuki bir suç ortaya koymak değil, 2019 yerel seçimlerini siyasi bir manipülasyon olarak göstermek olduğunu söyledi:
“162 sayfalık iddianameyi okuduğunuzda aslında size son paragraftan başlayarak şunu söylüyor, ‘23 Haziran 2019’da tekrarlanan İstanbul seçimlerini Ekrem İmamoğlu neden kazandı?’ Bütün kurgu bunun üzerine kurulmuş. O kadar zorlama bir çaba var ki, okurken siz de buna şahitlik ediyorsunuz. İddianamede Ekrem İmamoğlu’nun çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi Hüseyin Gün’ün hiyerarşisinde casusluk faaliyetlerine iştirak ettiği ileri sürülüyor. Müvekkilimiz Merdan Yanardağ için de aynı şey söyleniyor. 40 yıllık gazeteci olan, kimsenin talimatıyla hareket etmeyecek bir isim için böyle bir isnat kuruluyor.”

İddianamedeki çelişkiler
Dosyada casusluk suçlamasını destekleyen hiçbir somut unsurun bulunmadığını vurgulayan Nakıpoğlu,“Casusluk diyorsunuz ama ortada hangi bilgi var belli değil. Hangi yabancı devlet adına hareket edildiği belli değil. Kim alıcı, kim satıcı belli değil. İddianamede bir gram somut delil yok. Bir dijital materyal yok, bir bilgi aktarımı yok, bir görüşme yok. 162 sayfalık iddianamede casusluk suçunun maddi unsurlarına dair tek bir somut bağlantı kurulmuş değil” dedi.
Selin Nakıpoğlu, iddianamenin en büyük çelişkilerinden birinin zaman çizelgesi olduğunu söyledi. İddianame de 2019 seçimlerine müdahaleden söz edilirken, Merdan Yanardağ’ın Hüseyin Gün ile tanışıklığının yıllar sonra başladığını belirten Nakıpoğlu şunları söyledi:
“2019 seçimlerinden söz ediyorlar ama Merdan Yanardağ o tarihte Hüseyin Gün’ün adını bile bilmiyor. Tanışıklık 2021 sonrasında başlıyor. O da TELE1’e destek veren sıradan bir izleyici olarak. TELE1 izleyici sponsorlarıyla ayakta duran bir kanal. Hüseyin Gün ve Seher Alaçam da bu destekçilerden biri. Bundan bir casusluk örgütü çıkarmaya çalışıyorlar.”

“İddianame gazeteciliği yargılıyor”
Selin Nakıpoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun TELE1’de katıldığı programın dosyada suç unsuru gibi gösterilmesine dikkat çekti:
“162 sayfalık iddianamede Merdan Yanardağ’ın adı ilk kez 124. sayfada geçiyor. Ve büyük kısmı Kemal Kılıçdaroğlu’nun TELE1’de katıldığı programdan oluşuyor. Orada yapılan şey gazetecilik faaliyetini yargılamak. ‘Bu soruları neden sordun, neden fikir beyan ettin?’ deniyor aslında. Bir gazetecinin siyasetçiye soru sormasını casusluk dosyasına koyuyorlar.”
Bu nedenle davanın doğrudan bağımsız gazeteciliği hedef aldığını savunan Nakıpoğlu, “Asıl amaç TELE1’i susturmak. Çünkü TELE1 iktidar aleyhine konuşan, hakikati ortaya koyan bir kanal. Bu dava sadece Merdan Yanardağ’ın tutukluluğu olarak okunamaz. Bu bağımsız gazeteciliğe vurulmuş en büyük darbelerden biri” dedi.
- Binlerce yıl hapis istemi: İşte İmamoğlu’na açılan siyasi davalar ve soruşturmalar
- İmamoğlu’na ”kamu görevlisine hakaret” soruşturması | Savcıdan İmamoğlu’na: “Haddini bildiririz”
- Bertrand Badie: “NATO muhtelif çıkarların, bulanık bir kimliğin ve müphem değerlerin birbirine karıştığı bir ittifak türü haline geldi”
- İktidar İmralı görüşmelerini başlattı mı? | Öcalan’ın avukatı Özgür Erol: “Tecrit sürüyor, ortaya atılan söylemler bizim için rivayetten ibarettir”
- Merdan Yanardağ hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi: İlk duruşma 4 Ekim’de








