İBB davasında 47. gün | Elif Atayman: “İstanbul’dan Afyon’a götürüldüm, madde bağımlısı ve satıcılarıyla kaldım”

İSTANBUL (Medyascope) – CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 68’i tutuklu 414 sanıklı davanın ilk duruşmasına, 47’nci günde devam ediliyor.

İBB davasında 47. gün
İBB davasında 47. gün | Elif Atayman: “İstanbul’dan Afyon’a götürüldüm, madde bağımlısı ve satıcılarıyla kaldım”

İBB davasında bugünkü oturuma Medya A.Ş.’nin eski genel müdürü İpek Elif Atayman’ın savunmasıyla başlandı. Atayman, “Hakkımdaki soru, suçlama ve delillerin ne olduğu yönündeki sorularım, tarafıma soru sorulması taleplerim cevapsız kaldı. Bir kısmında da söylediklerimi kısaca tutanağa yazdıktan hemen sonra tutukluluğun devamına karar verip bağlantıyı kestiler. Hiçbir şekilde suç işlemediğime, hiçbir suç örgütüne üye olmadığıma emin olarak, hakkımdaki suçlamaları bilmeden, anlamadan ömrümün on beş ayını çok zor bir şekilde geçirdim” dedi.

Tutuklandıktan sonra Silivri’den Afyonkarahisar’a sevk edildiğini anlatan Atayman, “İlk tutuklandığımda Silivri’de hücrede kaldım. Daha sonra koğuşa aktardılar. Ancak hemen ardından zorlu bir yolculukla, bayram arifesinde Afyon’a götürüldüm. Bu yolculuk sekiz saat boyunca ellerim kelepçeli halde, kafes gibi bir kabinde sürdü. Cezaevine ulaştığımda bileklerim morarmıştı. Yaptığım suç duyurusundan da herhangi bir sonuç çıkmadı. Yerleştirildiğim, çoğu madde bağımlısı ve satıcısı kişilerin olduğu kalabalık koğuşta günlerce yerde yattım. Hiçbir bağlantım olmayan Afyon’daki cezaevinde; oğlumdan, annemden, babamdan uzakta, avukatlarımla oldukça sınırlı iletişim kurarak bugünlere geldim” diye konuştu.

“Savunma hakkım kısıtlandı”

İBB davasında 47. oturumda savunma yapan Atayman, devamında şunları söyledi:

“Bugün aradan 15 ay geçmiş olmasına rağmen mevcut durumumda bir iyileştirme olmaması nedeniyle hâlâ bu sürece muhatabım. Geçici olarak Silivri’deyim.

Geçtiğimiz günlerde bir gazetecinin neden Ankara’dan İstanbul’a getirildiği ve İstanbul’da tutuklu olduğu Sayın Adalet Bakanı’na sorulduğunda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 12. maddesini işaret ederek suçun işlendiği yerin önemli olduğunu ve o nedenle İstanbul’da tutuklu olduğunu söylemişti.

İşlediğim iddia edilen suçların tümü İstanbul’da. Ancak ben Afyon’dayım. Afyon’da tutuklanmadım. Talep etmememe rağmen Silivri’den Afyon’a götürüldüm ve Silivri’ye geri nakil talebim de reddedildi. Burada büyük bir çelişki ve hukuka aykırı bir uygulama olduğunu vurgulamak isterim.

İddialarımı ve suçlamalarla ilgili belgelerin bir kısmını ancak Şubat 2026’da cezaevine ulaştırılan CD’leri inceleyerek görebildim. Ancak bu inceleme hiç de sağlıklı olmadı. On beş aydır tutuklu olan, hakkında hapis cezası istenen biri olarak yargılanıyorum. Dosyayı gün içerisinde bir-iki saatle sınırlı olarak bilgisayar başında CD üzerinden okumaya çalışarak, aklımda kalanları yorumlayarak buraya geldim. Dosyayı kaldığım koğuşta okuyamadım, üzerine notlar alamadım. Bunun ne demek olduğunu sanırım farkındasınızdır.

Avukatlarım ile sınırlı ve oldukça zor koşullarda bu suçlamaları tartışabildik. Suçların işlendiği iddia edilen, yargılamanın yapıldığı, tüm yaşamımı geçirdiğim, ailemin ve avukatlarımın bulunduğu İstanbul’dan aylarca uzak tutularak zaten haksız olan tutukluluk, cezalandırmanın en ağır biçimi hâline getirildi.

Üstelik tutukluluk inceleme duruşmalarında olayı ve soruşturmayı bilmeyen, bilmesi de mümkün olmayan hâkimler tarafından; suçun şahsiliği ilkesi yok sayılarak, durumu birbirinden farklı tutuklular hakkında tek bir kâğıt üzerinde, ayrımsız ve aynı gerekçelerle kararlar verildiğini gördükçe, yaşadığım haksızlıkların nasıl son bulacağını endişeyle düşünüyorum.”

“Kimden ne almışım, gösterin”

“Kimden rüşvet almışım, ne almışım bütün bunların kanıtını gösterin bana” diyen İpek Elif Atayman, Medya A.Ş.’de 21 ay görev yaptığını ancak 6 yıllık süreçle suçlandığını söyledi.

Atayman, “Kanıt yok. Bu davada kaç kişi aileleri tutuklanacak tehdidiyle olmamış olayları anlattıklarını itiraf ettiler burada. Bana hangi suçu işlemişim? Kanıt sunun” dedi.

Atayman şunları söyledi:

“İddianamede hakkımda ileri sürülen suçlamalar beş farklı eylemle ilgilidir. Bunlardan 118. eylem, Medya A.Ş.’deki 02.08.2019 ile 11.04.2021 tarihleri arasında, yani 21 aylık genel müdürlük görevim dönemini kapsamaktadır. Diğer dört eylem ise; 73, 85, 89 ve 106 numaralı eylemler olup, genel müdürlük görevimden ayrıldıktan sonra şirkette temsili bir görev olan yönetim kurulu üyeliği yaptığım 11.04.2021 ile 05.08.2024 tarihleri arasındaki döneme aittir. Söz konusu beş eylemde, bazı ihale ve alımlarda usulsüzlük yapıldığı ileri sürülmektedir. İddianamede benim bu eylemlerdeki suçları nasıl işlediğime ilişkin hiçbir anlatım yer almamaktadır. Ne yazık ki iddianamede, dolandırıcılık ve rüşvet alma suçlarına ne şekilde, hangi davranışlarla iştirak ettiğim tamamen belirsizdir.”

İmamoğlu söz aldı

Neden tutuklandığına ilişkin somut bir gerekçe bulamadığını ve hakkında iddialar için de bir tanık beyanına rastlamadığını söyleyen İpek Elif Atayman’ın savunması sonrası Ekrem İmamoğlu soru yöneltmek için söz aldı.

İmamoğlu, “Ben Elif Hanım’a ve diğer bazı arkadaşlarımıza yapılan bu süreci takip ederken, ne ifade edeyim; annemin gözüne bakarmış gibi, kız kardeşimin gözüne bakarmış gibi, eşimin ya da kızımın gözüne bakarmış gibi meseleyi kavramaya ve anlamaya çalıştım. Masum kadınlara yapılan bu zalimliği hem kınıyorum hem de gerçekten, sanki anneme yapılmış, kız kardeşime yapılmış, kızıma yapılmış gibi görüyorum. Lanetliyorum” dedi:

İmamoğlu: “Bildiğim kadarıyla siz Medya AŞ’nin ilk kadın genel müdürüsünüz, değil mi?”

Atayman: “Evet.”

İmamoğlu: “Genel müdürlük yaptığınız süreçte sizinle bazı toplantılarımız oldu. Medya AŞ ve diğer iştiraklerde ya da kurumlarda yöneticilerle olduğu gibi, kurumun iyileşmesi, işinin güçlenmesi ya da faaliyetlerinin daha kaliteli hâle gelmesinin dışında herhangi bir gündemimiz oldu mu sizinle? Ya da herhangi başka bir konu, iddianamede süreci anlatan dilin kullandığı çerçevede bir gündemimiz oldu mu sizinle?”

Atayman: “Olmadı Başkanım.”

İmamoğlu: “Elif Hanım, bir de örgüt üyesi olduğunuzu öğreniyorum suçlamada. Çünkü ben bu dünyada böyle bir kara leke diye tarif ettiğim bu iddianamenin bir sayfasını bile okumadım. Tekrar ifade edeyim. Buradan takip ediyorum ve sizin de örgüt üyesi olduğunuzu öğrenmiş oldum. Öylesiniz galiba?”

Atayman: “Öyle iddia ediliyor.”

İmamoğlu: “Kaç ay kaldınız Silivri’de? Ondan sonra ne kadar…”

Atayman: “Başkanım, Silivri’de iki ay hücrede kaldım. Daha sonra koğuşa aldılar. Hemen akabinde de Afyon’a sevk ettiler. On ay Afyon’da kaldım.”

İmamoğlu: “On ay oradasınız. Sayın Başkan, sayın heyet; biz kadın yönetici konusunda çok hassas davrandık ve bir anda dört-beş kat daha fazla kadın yönetici atadık. Kadın çalışan konusunda da hassas davrandık. Ben bunları savunmamda anlatacağım ama bugün de bahsetmem gerekiyor. Çünkü farklı bir gözle bakmanız gerektiğini düşünüyorum.

Burada bulunan ve bulunmayan şirketlerde ilk kez kadın genel müdürler görev yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde ilk kez kadın genel sekreter yardımcıları görev yaptı. Tarihinde diyorum bu arada, dikkatinizi çekerim.

Ve ben Elif Hanım’a ve diğer bazı arkadaşlarımıza yapılan bu süreci takip ederken, ne ifade edeyim; annemin gözüne bakarmış gibi, kız kardeşimin gözüne bakarmış gibi, eşimin ya da kızımın gözüne bakarmış gibi meseleyi kavramaya ve anlamaya çalıştım.

Sizler burada bir karar vereceksiniz. Ben Elif Hanım’a ve onun gibi bazı arkadaşlarımıza yapılan talihsiz muamelenin, kadına karşı şiddeti ve kadına karşı psikolojik bir düşmanlığı besleyen bir altyapısı olduğunu düşünüyorum.

Meseleyi burada derin siyasi süreçler olarak kavramaya çalışmayacağım. Ama şu tarafıyla kavrıyorum: Kendi aile fertlerinin kariyeri için bile çırpınan bazı insanların aldığı bu kararları acilen telafi etmeniz şarttır. Masum kadınlara yapılan bu zalimliği hem kınıyorum hem de gerçekten, sanki anneme yapılmış, kız kardeşime yapılmış, kızıma yapılmış gibi görüyorum. Lanetliyorum.

Bu durumun da takipçisi olacağımı ifade ediyorum. Bir erkek olarak da burada kadınlardan özür diliyorum. Sizin de hakkaniyetle bu süreci sona erdirmenizi diliyorum.”

Atayman’ın avukatı Kaptan: “Müvekkilimi cezaevinde ziyaret eden avukat “Tekrar ifade ver, hapisten çık” dedi”

İpek Elif Atayman’ın avukatı Faik Eren Kaptan, savunmasına başladı. Kaptan, müvekkilinin birçok hukuksuzluğa maruz kaldığını, el konulan telefonunun imajının verilmediğini, kendilerine sorulmayan sorulardan cezalandırma talep edildiğini ifade etti. “Müvekkilimi cezaevinde bir avukat ziyaret etti. Tekrar ifade verirse hapisten çıkabileceğini söyledi” diyen Kaptan, iddianamenin de özensiz bir şekilde hazırlandığını belirtti.

Kaptan, “Bir takım siyasi ifadelere gönderme yapınca böyle hataları görebiliyoruz. Müvekkilin adının suç isnadı bölümünde kopyala yapıştır şeklinde müvekkille hiç ilgisi olmayan bir şekilde yazıldığını görüyoruz. İddianamedeki tekrarları çıkardığınızda bu iddianame komik derecede zayıf bir hale gelecektir” dedi.

İmamoğlu’ndan jandarma komutanına: “Araba bozukken de yalan söylüyordun”

Duruşmaya öğle arası verildi. Nezarete indirilirken Ekrem İmamoğlu, her gün olduğu gibi izleyicilere dönüp konuşmak için bekledi. Bu sırada jandarmaların kendisini ittirdiğini söyleyen ve dengesini kaybeden İmamoğlu, “Beni kim ittiriyor arkadan düşüyordum” dedi.

Jandarma komutanına dönen İmamoğlu, “Araba bozukken de yalan söylüyordun. Beni arkadan kontrolsüz bir şekilde ittiler. Benim konuşma yapmamı engelleyemezsiniz” dedi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.