Vahap Coşkun ile söyleşi: Özgür Özel Diyarbakır’da umduğunu bulabildi mi?

İSTANBUL (Medyascope) – Özgür Özel’in Diyarbakır ziyareti, hem Kürt seçmenle kurduğu ilişki hem de parti içindeki liderlik mücadelesi açısından dikkat çekti. Doç Vahap Coşkun, Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’a değerlendirdi. Coşkun, ziyaretin planlı ve farklı toplumsal kesimleri kapsayan bir programla gerçekleştirildiğini belirterek, bunun CHP’nin mevcut siyasi stratejisi açısından başarılı bir adım olduğunu söyledi.

Video özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Özgür Özel’in Diyarbakır ziyareti, hem Kürt seçmenle ilişki hem de CHP içindeki liderlik mücadelesi açısından önem taşıyor.
  • Doç. Vahap Coşkun, Özel’in programının başarılı olduğunu ve çeşitli toplumsal kesimlerle görüşme amacını vurguladı.
  • Coşkun, Özel’in milletvekilleri ve seçmen desteği açısından avantajlı olduğunu belirtti.
  • DEM Parti seçmeni, Özgür Özel’e daha yakın duruyor; Kılıçdaroğlu’nun tutumu bu durumu pekiştiriyor.
  • Özel, CHP içindeki mücadelesini sürdürmeyi ve Kürt seçmenle ilişkisini korumayı hedefliyor.

Doç. Vahap Coşkun, Özgür Özel’in Diyarbakır ziyaretini değerlendirdi. Coşkun, Özel’in Diyarbakır programını Kemal Kılıçdaroğlu’nun son dönemdeki girişimleriyle karşılaştırarak, “Özel’in Diyarbakır’a yapmış olduğu seyahat incelikli düşünülmüş bir ziyaretti. Çeşitli kesimler ile bir araya gelmeyi, hem onlarla hasbihal etmeyi hem de onların fikirlerini almayı öngören bir ziyaretti” dedi. CHP’de hukuki ve mali açıdan Kılıçdaroğlu yönetiminin güçlü görünmesine karşın, milletvekilleri, teşkilatlar ve seçmen desteği bakımından Özel’in daha avantajlı olduğunu ifade eden Coşkun, Özel’in bu toplumsal desteği güçlendirmeye çalıştığını söyledi.

Vahap Coşkun ile söyleşi: Özgür Özel Diyarbakır'da umduğunu bulabildi mi?
Vahap Coşkun ile söyleşi: Özgür Özel Diyarbakır’da umduğunu bulabildi mi?

“DEM Parti seçmeni Özel’e daha yakın”

Son yıllarda Kürt seçmenin CHP ile ilişkisinin güçlendiğinin altını çizen Coşkun, özellikle 2018’den itibaren DEM Parti seçmeninin muhalefetle birlikte hareket ettiğini hatırlattı:

“Eğer DEM Parti seçmeni açısından Kılıçdaroğlu ile Özel arasında bir tercih yapılacaksa hiç kuşkusuz tercih Özel ve ekibinden yana olur. Kılıçdaroğlu ve ekibinin bu süreçte herhangi bir şansı olduğunu düşünmüyorum. Özellikle Kılıçdaroğlu’nun, Selahattin Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin yaptığı açıklamada “Pişman değilim” demesinden sonra bunun ihtimali daha da ortadan kalktı. Daha genel bir çerçeveden bakarsak ise 2018’den bu yana DEM Parti geleneği muhalefetle birlikte hareket eden bir hatta konumlandı. Muhalefetin en büyük bileşeni de CHP olduğu için kritik seçimlerde DEM Parti seçmeni CHP lehine tavır aldı. Bunu hem 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hem de 2024 yerel seçimlerinde gördük.”

Vahap Coşkun ile söyleşi: Özgür Özel Diyarbakır'da umduğunu bulabildi mi?
Vahap Coşkun ile söyleşi: Özgür Özel Diyarbakır’da umduğunu bulabildi mi?

“Özel, Kürt seçmenle bağı korumakta kararlı”

Özgür Özel ile Diyarbakır’da gerçekleştirilen toplantıya da katıldığını aktaran Coşkun, görüşmede daha çok fikir alışverişi yapıldığını belirtti. Özel’in hem CHP içindeki mücadelesini sürdürme konusunda kararlı olduğunu hem de olası tüm senaryolara hazırlık yaptığını söyleyen Coşkun, yeni parti ihtimalinin de zihinsel olarak değerlendirildiğini ifade etti. Ancak önceliğin mevcut CHP yönetimini yeniden kazanmak olduğunu vurguladı.  

Coşkun’a göre Özel, çözüm sürecine desteğini de sürdürecek. “Özel’in bugüne kadar sürdürmüş olduğu siyaseti değiştirme yönünde herhangi bir adım atacağı kanaatinde değilim. Tam aksine çözüm sürecini desteklemeye devam edecektir” diyen Coşkun, Kürt seçmenle güçlü ilişki kurmanın hem CHP içinde kalınması hem de olası yeni siyasi oluşum açısından kritik olduğunu belirtti.

Deşifreyi hazırlayan: Gülden Özdemir

Ruşen Çakır: Merhaba, iyi günler.

Ruşen Çakır: Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel bugün Diyarbakır’daydı. Sabahtan itibaren birçok şey yaptı. Namaz da kıldı. Halkla da sohbet etti. Kanaat önderleriyle de buluştu. Peki neler oldu? Nasıl bir tepkiyle karşılandı? İlgi gördü mü? Bütün bunları Diyarbakır’dan Doçent Vahap Coşkun’la konuşuyoruz. Vahap, merhaba.

Vahap Coşkun: Merhabalar. İyi yayınlar.

Ruşen Çakır: Şimdi dün Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’da aşuraya gitme planı vardı. İptal oldu. Ve Özgür Özel bugün Diyarbakır’a çıktı. ‘‘Çıktı’’ diyorum çünkü bir tür çıkartma gibi bir şey oldu. Öyle gözüküyor. Yani ben görüntüleri gördüm. Sen bizzat yaşadın, tanıklık ettin. Önce bir genel bir şey sorayım. Gittiğine pişman olmadı herhalde, değil mi?

Vahap Coşkun: Yok olmadı. Hatta Diyarbakır’a geldiğine memnun da oldu diyebiliriz. Kılıçdaroğlu ile Özel arasında şöyle bir farklılık var: Kılıçdaroğlu birtakım hamleler yapmak istiyor ama bu hamlelerin sonuçlarını düşünmeden ve gerekli hazırlığı yapmadan bu hamlelere girişiyor ve bu hamleler bir nevi Kılıçdaroğlu’nun elinde patlıyor. Örneğin Selahattin Demirtaş ile görüşme mevzusu. Normalde bunun önce bir mutfak çalışması yapılır, Demirtaş’ın eğer böyle bir ziyarete onay vereceği kesinleşirse bu kamuya deklare edilirdi. Ama önce edildi. Sonra Demirtaş cephesinden ret yanıtı gelince o olay Kılıçdaroğlu’nun hanesine bir eksi olarak yazıldı. Aynısı bahsettiğin bu aşura etkinliği için de, yani iddialı bir şekilde “İşte sokağa çıkacağız, geleceğiz, halkla buluşacağız” denilen bir tavır vardı. Ama daha sonra muhtemelen bu etkinliği organize edenlerin rahatsızlıklarını belirtmesinden ötürü o da gerçekleşmedi. Ama buna mukabil, Özel’in örneğin Diyarbakır’a yapmış olduğu seyahat incelikli düşünülmüş bir ziyaretti. Çeşitli kesimler ile bir araya gelmeyi, hem onlarla hasbihal etme hem onların fikirlerini almayı öngören bir ziyaretti. Araştırmacılarla görüştü, halkla görüştü, yine günün ilerleyen saatlerinde sivil toplum temsilcileri ile de görüşecek. Dolayısıyla bu, Özel’in izlediği siyaset açısından son derece faydalı ve doğru bir iş oldu. Nedir Özel’in izlediği siyaset? Şimdi CHP’de şöyle bir durum var: CHP’de mali olarak ve hukuki olarak güçlü olan bir Kılıçdaroğlu yönetimi var, çünkü mahkeme kendilerini oraya atadı, ama buna mukabil hem milletvekili düzeyinde hem teşkilat düzeyinde hem de seçmen düzeyinde daha kuvvetli olan bir Özel ve ekibi var. Onlar da bu kuvvetli oldukları sahayı işlemeye çalışıyorlar. Yani daha ziyade sokakta insanlarla bir araya gelme, onlarla görüşme ve dolayısıyla kendilerinin toplumsal tabanını tahkim ederken Kılıçdaroğlu’nu da hem seçmen düzeyinde hem teşkilat düzeyinde giderek yalnız bırakma yönünde bir siyaset izliyorlar. Ve butlan kararının çıktığı günden bugüne kadar da bence Özel bu oyunu gayet iyi oynadı ve oldukça da başarılı bir şekilde bu süreci sürdürdü.

Ruşen Çakır: Şunu merak ediyorum Vahap. Şimdi Diyarbakır’dan bir milletvekili Sezgin Tanrıkulu çıktı ama çok güçlü değil. Orada esas güç DEM Parti’de ve ardından AKP. Şimdi Diyarbakır’da insanların arasına girdiğinde, insanlarla buluştuğunda bana sanki bu sadece CHP’lilermiş gibi gelmiyor. Yani şunu sormak istiyorum: Özellikle DEM Parti seçmeni ya da DEM Parti’ye daha yakın olan kesimler içerisinde de Özgür Özel ve onun ekibine yönelik bir ilgi var mı? Yani hem bugün yaşadıklarından hareketle hem de sen genel olarak bölgeye çok hâkim olduğun için bunu merak ediyorum.

Vahap Coşkun: Evet. Çok açık bir şekilde, örneğin Kılıçdaroğlu ve ekibi ile Özel ve ekibi arasında bir tercihte bulunmak gerekirse veya ‘‘Bunlardan hangisini DEM Parti seçmeni kendisine daha yakın görür, birlikte daha fazla siyaset yapabilir?’’ diye sorulursa bu hiç kuşkusuz Özel ve ekibi, yani Kılıçdaroğlu ve ekibinin bu anlamda herhangi bir şansı yok. Belki biraz sonra da konuşuruz, özellikle Kılıçdaroğlu’nun yapmış olduğu, Selahattin Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılmasıyla ilgili olarak yapmış olduğu açıklamada ‘‘pişman olmuyorum’’ ifadesinden sonra da bunun zaten imkan ve ihtimali kalmadı. Ama daha genel bir perspektiften bakarsak şunları söyleyebiliriz Ruşen abi. Özellikle 2018’den itibaren DEM Parti geleneği muhalefet ile birlikte hareket eden bir çizgide, bir hatta konumlandı. Muhalefetin en büyük parçasını ise Cumhuriyet Halk Partisi teşkil ediyordu ve dolayısıyla kritik dönemlerde DEM seçmeni Cumhuriyet Halk Partisi lehine bir tavır sergiledi. Örneğin 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olduğu gibi, örneğin 2024 yerel seçimlerinde olduğu gibi. Dolayısıyla bu 2018’den beri izlenen siyaset, yani muhalefetin bir parçası olma yönündeki siyaset burada Cumhuriyet Halk Partisi’ne de bir alan açtı. Orada da Cumhuriyet Halk Partisi daha fazla siyaset yapma, daha fazla görünür olma imkânı elde etti. Nitekim uzunca bir aradan sonra ilk defa Diyarbakır’dan bir milletvekili çıkardı. Dolayısıyla burada seçmenin bu anlamda Cumhuriyet Halk Partisi ile bir ilişkilenmesi söz konusu oldu. Geçen gün sizin Reha Ruhavioğlu’yla yapmış olduğunuz programı da seyrettim. Orada Reha da değindi. Şimdi Kürt seçmeninin tercihlerine bakıldığında burada birinci sırada DEM Parti var. İkinci sırada AKP var. Üçüncü sırada CHP var ama DEM Parti seçmenine “Bugün ikinci olarak hangi partiyi tercih edersiniz, kendi partinize oy vermezseniz veya kendi partinizin katılmadığı bir seçimde kime oy verirsiniz?” diye sorulduğunda yoğunluklu bir kısmı CHP’yi tercih edeceğini söylüyor. Bu değişmiş değil. Bu henüz tam anlamıyla dönüşmüş bir durum değil. Dolayısıyla bugün gösterilen ilginin böyle bir tarihsel arka planı da var.

Ruşen Çakır: Burada şöyle bir husus var biliyorsun, çözüm süreci ve iş ciddiye bindikçe siyasi parti, yani DEM Parti, tabanını söylemiyorum ama parti yönetiminin 19 Mart ve 21 Mayıs süreçlerinden sonra hem CHP’nin yanında durmak ama aynı zamanda da iktidarı, özellikle Erdoğan’ı ürkütmeme gibi bir zorluğu var, yani ikilemi var. Bu hâlâ sürüyor diye tahmin ediyorum. Bir de temmuz ayında artık o beklenen yasanın çıkacağı yolunda çok ciddi birtakım emâreler de var. Bu, olayı nasıl etkiliyor? Yani DEM Parti’nin hem bir yandan kendi tabanı da öyle ve kendileri de aslında yapılanları doğru bulmuyorlar, bunu biliyoruz ama çok açık bir şekilde de destek vermekten çekiniyorlar. Mesela şimdi Diyarbakır ziyaretini herhalde Erdoğan ya da Bahçeli bir şekilde mercek altına alacaktır, rapor isteyecektir. Ve orada mesela DEM Parti’nin diyelim ki — öyle olduğunu sanmıyorum ama — aktif bir şekilde Özgür Özel’in gezisine katkıda bulunduğu gibi bir şey görse herhalde bu bir şeyleri etkiler. Ne dersin?

Vahap Coşkun: Yani DEM Parti’nin kendisinin de zaten böyle bir tercihi olmaz. Nihayetinde siyaset içerisinde CHP de DEM Parti’ye bir nevi rakip olan bir parti. O nedenle doğrudan Özgür Özel’i destekleyen bir tavır içerisinde olmaz. Ama söylediğin şu anlamıyla doğru: Özellikle 2024 Ekim ayından itibaren siyasette değişen bir şey oldu. O güne kadar mutlak bir AK Parti karşıtlığı üzerinden ilerleyen bir DEM Parti vardı ve bu, CHP ile olan ilişkileri hem daha kolay hem daha güçlü hale getiriyordu. Ama çözüm süreci başladıktan sonra kaçınılmaz bir biçimde iktidar ile ilişkilenme de, iktidar ile birlikte çalışma, bazı alanlarda iş birliğine gitme de beraberinde geldi. Bu durumda CHP tabanının veya muhaliflerin bir kısmı DEM Parti’ye ağır bir şekilde yüklendiler de. Yani “Neden iktidar ile bu tür bir ilişki içerisine giriyorsunuz?” diye. Ama bana sorarsanız bence DEM Parti’nin burada izlediği siyaset doğru bir siyaset. Tutturmaya çalıştığı denge de doğru bir denge. Yani bir taraftan antidemokratik olarak gördüğü uygulamaları sert bir şekilde eleştiriyor; diğer taraftan ise bu süreci sürdürmek, bu sürecin başarılı bir şekilde sona ermesi için gerekli adımları atmaktan da imtina etmiyor. Şimdi bazı muhalif kesimlerde dile getirilen “DEM Parti neden bu sürecin içerisinde yer alıyor ve neden AK Parti ile iş birliği yapıyor, iş ilişkisi içerisine giriyor?” şeklindeki soruların doğru sorular olmadığı kanaatindeyim. Çünkü herhangi bir şekilde bir çözüm iradesi ortaya çıkmışsa, Kürt meselesinin silahtan arındırılmasına yönelik bir şans doğmuşsa, DEM Parti’nin burada iktidardaki aktörü beğenmeme veya bir seçicilik yaparak bu işe girişmeme gibi bir lüksü olamaz. Bunu kendi tabanına da anlatamaz. Siyaseten durduğu yerde de bunu açıklayamaz. O nedenle DEM Parti bunu bence bugüne kadar iyi bir şekilde geliştirdi. Hem süreci yürüttü, iktidar ile bu anlamda yapılması gereken işler varsa bunların yapılmasını sağladı; diğer taraftan da bunlara yönelik tepkilerini ortaya koydu. Ama bu koyduğu tepkiler bazıları tarafından az bulunabilir, yeterli bulunmayabilir ama nihayetinde DEM Parti’nin de kendi bir siyaseti var, kendi öncelikleri var. Ve bu önceliklere göre de izlediği bir yol haritası var.

Ruşen Çakır: Şimdi Demirtaş’tan bahsettin ama tekrar ona gelelim. Bugün Demirtaş, Özgür Özel’in Diyarbakır’a gideceğini öğrenince avukat aracılığıyla selam yollamış bir Diyarbakırlı olarak ve Özgür Özel de bu selamı açıklarken bunu bütün Kürtlerden gelen bir selam olarak gördüğünü söyledi. Şimdi demin bahsettin, Kılıçdaroğlu’nun “pişman değilim” açıklaması. Yaklaşık 10 yıl oluyor değil mi, Demirtaş cezaevinde…

Vahap Coşkun: Evet.

Ruşen Çakır: Ve buna rağmen Demirtaş en son seçimde Kılıçdaroğlu için hakikaten kendini paraladı yani. O en son attığı tweetleri falan hatırlıyorsun.

Vahap Coşkun: Evet.

Ruşen Çakır: Çok şeydi yani böyle…

Vahap Coşkun: Doğrudan bir kampanya yürüttü neredeyse.

Ruşen Çakır: Evet. Şimdi bu nasıl olmuş olabilir? Yani bunu sonra toparlamaya çalıştı falan ama hiçbir şey de toparlayamadı. Yani insanların bundan rahatsız olacağını düşünmemiş olabilir mi? Yani bir mantığı var, “Biz orada bir oyunu bozduk” diyor. Halbuki hiçbir oyunu bozmadı biliyorsun. Yani neydi? Kendilerini terörle iltisaklı gösterme oyunu. Halbuki 2023’te de o sahte videoyla aynı oyun sahneye kondu, biliyorsun.

Vahap Coşkun: Evet, kesinlikle öyle.

Ruşen Çakır: Bu nasıl olmuş olabilir? Yani bir akıl tutulması gibi bir şey herhalde.

Vahap Coşkun: Kesinlikle bir akıl tutulması. Yani bir kere Selahattin Demirtaş’ın Kürt toplumunda ne anlam ifade ettiğini tam olarak okuyamamayla ilintili bir durum bu. Evet, Demirtaş 10 yıldır içeride ama Demirtaş’ın siyasi itibarından herhangi bir eksilme yok veya Kürt toplumunda Demirtaş’a yönelik olan ilgide herhangi bir azalma yok. Hatta benim kanıma göre içeride yaşamış olduğu mağduriyet Demirtaş’a olan ilgiyi de artırdı. Aynı zamanda onun siyasal itibarını da daha yüksek bir noktaya çekti. Dolayısıyla Demirtaş’la ilgili bir cümle kurarken bu cümlenin Kürt seçmenlerinin önemli bir kısmında bir sempatiye veya bir rahatsızlığa sebebiyet vereceğini düşünerek son derece dikkatli bir adım atması gerekiyordu, dikkatli bir söz sarf etmesi gerekiyordu Kılıçdaroğlu’nun. Ancak bunu yapmadı. O nedenle burada çok ciddi bir kırılmaya da sebebiyet verdi. Bir diğer sebep belki, Kılıçdaroğlu’nun kendi şahsının bir özelliği olabilir. Yani biliyorsunuz bizim siyasetimizde genel başkanlar, liderler genellikle hata yaptıkları veya bir dönemdeki şartları yanlış okuduklarını söylemekten imtina ederler. Aksine o dönem de doğru yaptıklarını inatla belirtmekten yana tavır alırlar. Oysa burada da yine kendisine bu soru sorulduğunda son derece serinkanlı bir açıklama yapabilirdi: “O günün şartları bunlardı ama bu şartlar beklediğimiz gibi gelişmedi. Fakat biz burada bir yanlış olmasına rağmen aradaki sorunları çözdük, o sorunun üstesinden geldik. Nitekim DEM Parti ve Demirtaş hem 2018 seçimlerinde hem 2023 seçimlerinde hem 2019 hem 2024 yerel seçimlerinde bize destek verdiler. Ben de daha sonra Demirtaş’ı ziyaret ettim” deyip bu işi kendisi de bir özeleştiri vererek toparlaması gerekirken inatla “Hayır, ben orada yaptığımdan pişman değilim” demesi gerçekten siyaseten çok büyük bir hata. Orada bu sözlere muhatap olan Kürt seçmenlerin önemli bir kısmının artık Kılıçdaroğlu ile herhangi bir ünsiyet kurması, ona yönelik herhangi bir sempati ve ilgi geliştirmesi son derece güç diye düşünüyorum. Zaten sahadaki veriler de bunu gösteriyor.

Ruşen Çakır: Şunu soracağım, senin de dahil olduğun bir grupla buluşacaktı Özgür Özel. Gerçekleşti mi o?

Vahap Coşkun: Evet, sabahleyin Sayın Özel ile bir görüşme yaptık biz.

Ruşen Çakır: Orada birtakım şeyleri tabii ki aranızda konuşmuşsunuzdur ama şunu sormak istiyorum: Anladığım kadarıyla Diyarbakır’da zaten bir grup kimi toplarsa toplasın herhalde bayağı terletmişlerdir diye tahmin ediyorum. Nasıl buldun Özgür Özel’in Diyarbakır’daki birtakım kanaat önderlerinin sorularına verdiği cevapları, yaptığı açıklamaları? Böyle bir güven telkin ediyor mu?

Vahap Coşkun: Abi bizim yaptığımız görüşme bir soru-cevap toplantısından ziyade daha çok böyle bir beyin fırtınası şeklindeydi. Bu görüşmede Özel’in sahayı anlamak yönünde bir çabası olduğunu görüyorduk. Yani bu mutlak butlan kararı sonrasında nasıl bir tablo ortaya çıktı? Genel olarak Türkiye’deki seçmenler, özel olarak Kürt seçmenler bu mutlak butlan sürecine nasıl bir cevap veriyorlar veya ne şekilde yaklaşıyorlar? CHP’de son bir ay içerisinde yaşanan gelişmeler seçmen üzerinde ne tür etkilerde bulundu? Kılıçdaroğlu’nun atmış olduğu adımlar nasıl sonuçlar üretti ve benzeri üzerinden bu alanda çalışan, araştırma yapan arkadaşların da bulunduğu bir ortamda bunlar üzerinden bir tartışma yürütüldü. Ve burada da Özel hem fikirleri dinledi hem de kendisinin bakışını kısa bir şekilde özetledi. Benim görebildiğim kadarıyla Özel bugüne kadarki yapmış olduğu çalışmalardan memnun. Yani bu süreci iyi bir şekilde yürüttüğü kanaatinde, parti içerisindeki mücadelesini sürdürme noktasında da kararlılığı devam ediyor. Ama bunun yanında her türlü ihtimale karşı açık olduğunu da görmek mümkün. Buna yönelik birtakım hem fikri hazırlıkların içerisinde olduğunu, çalışmalar yaptığını da söylemek mümkün. Yani başlangıçtan itibaren Özel’in istikametinde bir değişiklik yok. Onda hâlâ CHP içerisindeki mücadeleyi devam ettirme yönündeki kararlılığı var. Çünkü seçmenin büyük bir kısmının kendi yanında olduğunu düşünüyor. Milletvekillerinin büyük bir kısmının kendisiyle hareket edeceğini düşünüyor. Teşkilatların kendi arkasında olacağını düşünüyor. Bu nedenle de burada parti içerisindeki mücadeleyi öncelikli olarak önünde tutuyor. Ama eğer bu mümkün olmazsa, burada gidilebilecek herhangi bir yol bulunmazsa, o zaman diğer ihtimal, yani yeni bir parti ihtimali de masada duruyor ve zannediyorum Özel ve ekibi de buna zihni bir hazırlık yapıyorlar.

Ruşen Çakır: Şimdi ben geçen salı, yani bu salı değil bir önceki salı kendisiyle bir röportaj yaptım, görmüşsündür. Kısa ama çok çarpıcı bir röportajdı. Orada biraz da muhabbet ettik, yani röportaj dışında. Biliyorsun beraber Süleymaniye’deydik, orada birçok gözlemimiz oldu ve kendi aramızda Türkiye’den gelenlerin arasında yaptığı tartışmalar falan. Ben Özgür Özel’e bu NATO zirvesinden sonra yasa çıkma ihtimalinin çok güçlü olduğunu söyledim, yani edindiğim bilgilerle ve bana şey dedi, hiç unutmayacağım bunu, çok çarpıcıydı: “Bu halimizde bile, yani nelerle uğraşıyoruz biliyorsunuz, bu halimizle bile biz burada pozisyonumuzu koruyoruz” dedi. Yani o çok önemli bir husus. Yani bütün bu darbelerden sonra, siyasi iktidarın doğrudan yaptığı hamlelerden sonra CHP süreçten çekilir mi? Yani İYİ Parti noktasına doğru yaklaşır mı? Diye bir beklenti vardı. Bana söylediği şey çizgilerini koruyacağıydı. Seninle de herhalde bir şekilde konuşulmuştur.

Vahap Coşkun: Evet, yani bu konuşulan önemli konulardan bir tanesiydi. Çünkü çözüm süreci belirli bir merhaleye geldi. Yasanın çıkması yönündeki işaretler arttı. Erdoğan son konuşmalarından sonra özellikle Temmuz ayı içerisinde bir yasanın çıkma ihtimali de son derece yüksek. Özel’in ben burada bugüne kadar sürdürmüş olduğu siyaseti değiştirme yönünde herhangi bir adım atacağı kanaatinde değilim. Tam aksine hem çözüm sürecini destekleme hem çözüm süreci içerisinde yapılması gereken başka işler varsa da bu işlerin yapılması noktasında iktidarı hızlandırma, ona birtakım önerilerde bulunma gibi bir yerde duracağını ifade ediyor. Şimdi CHP’nin ve Özel’in sürecin içerisinde yer alması son derece önemliydi. Çünkü başından itibaren biliyorsun Ruşen abi, konuşuyoruz bu çözüm sürecini; CHP bir nevi kendi tabanının önemli bir kısmına karşın bu süreci yürüttü. Hatta CHP’nin kurumsal olarak süreci desteklediği ortada olmasına rağmen; işte komisyonda yer aldı, komisyon raporunun altına imza attı vesaire ama CHP’nin yanında yöresinde duran, onun bu tavrını topluma taşıyacak olan mekanizmalar sürecin karşısındaydı. İşte CHP’ye yakın olan medya, CHP’ye yakın olan kanaat önderleri, CHP ile birlikte isimleri anılan akademisyenlerin genel bir kısmı bu sürecin karşısındaydı. Buna rağmen Özel süreci destekledi. Bundan vazgeçmeyecektir benim kanaatim. Çünkü Kürt seçmenler ile olan bağını kuvvetli tutmak istiyor Özel. Yani bu son derece açık. Şimdi ister CHP içinde yola devam edecek olsun, yani CHP içerisindeki mücadeleden galip çıksın ve ondan sonra CHP yönetimini devralsın, Kürt seçmenlerle ilişkiyi kurmak, ilişkiyi sağlam tutmak önemli veya isterse başka bir yol açsın, yeni bir parti kursun; orada da Kürt seçmenlerle ilişkiyi sağlam tutmak önemli. Zaten eğer yeni bir parti olacaksa bu parti hem CHP’yi içeren, yani CHP’nin tabanını da aynı zamanda kendisiyle birlikte bu yeni partiye taşımayı amaçlayan ama öte taraftan CHP’yi de aşan bir parti olmak durumunda. Yoksa CHP’yi taklit eden bir parti kurmanın bir manası yok. Eğer bunu istiyorsanız, yani CHP’yi aşan bir parti kurmak istiyorsanız da yine Kürt seçmenlerinin desteğini yanınızda tutmanız lazım. Bu anlamda sürece ilişkin ben orada bir kırılma beklemiyorum. Aksine Özel’in ve arkadaşlarının böyle bir yasa geldiğinde bu yasayı destekleyeceklerini ve bundan sonraki adımların atılması yönünde de talepkâr olacaklarını öngörüyorum. Kendisinin bugün bizim toplantımızda sergilediği duruş da bunu gösteriyordu.

Ruşen Çakır: Şunu soracağım, şimdi videolara, fotoğraflara baktığımızda Özgür Özel’in yanında tabii ki Sezgin Tanrıkulu bir de Türkan Elçi var. Bunlar ikisi de Türkiye’de Kürt sorunu denince akla gelen isimler. Türkan Elçi, Kılıçdaroğlu’nun gösterdiği bir isimdi ama tercihini Özgür Özel’den yana yapmış, öyle anlaşılıyor. Sezgin de — Sezgin diyorum, çünkü 40 yıllık arkadaşım olduğu için — Kılıçdaroğlu döneminde de vardı ama daha sonra Özgür Özel döneminde genel başkan yardımcılığına kadar çıktı ve Diyarbakır’dan da seçilebildi. Bir, bu kişilerin, Sezgin Tanrıkulu ve Türkan Elçi’nin anlamını ve önemini soracağım. Bir de şunu merak ediyorum açıkçası; Kılıçdaroğlu ekibinin Kürtler nezdinde bir tür öne çıkan ismi, isimleri var mı? Ben şu ana kadar fark etmedim ama sen daha iyi bildiğin için herhalde bir şeyler söyleyebilirsin.

Vahap Coşkun: Şöyle, Kılıçdaroğlu ekibinin şu anda öne çıkan bir ismi yok. Onu net bir şekilde söylemek mümkün. Hele Kılıçdaroğlu’nun bu son gafından sonra bunu düzeltmek de son derece güç. Orada çok ciddi bir mesai sarf etmesi gerekiyor Kılıçdaroğlu’nun ve ekibinin. Ama bu mesainin sonucunda bir toparlamayı sağlayabilirler mi, bundan emin değilim. Türkan Hanım rahmetli Tahir abinin, Tahir Elçi’nin eşi ve bu anlamda onun milletvekili olması son derece sembolik bir anlamı da ifade ediyordu. Kendisi Kılıçdaroğlu tarafından partiye davet edildi ve İstanbul milletvekili yapıldı. Sezgin Tanrıkulu’nun ise bence şöyle bir önemi var Ruşen abi; şimdi CHP uzunca bir süre bölgede sadece tabelası olan bir parti niteliğindeydi. Yani 2002’den başlayarak 2018’e, 2019’a kadar geçen süreç içerisinde bölgedeki siyaset iki parti üzerinden yürütüldü, yani AK Parti ve DEM Parti. Bu iki parti bazen seçmenlerin oylarının yüzde 85’ini, bazen yüzde 90’ını alıyordu. Diğer partiler ise sadece tabelalarıyla varlık sürdürüyorlardı. Bu tablo kısmi bir şekilde değişime başladı. Fakat burada şöyle bir sorun var CHP açısından: CHP bölgede teşkilatlarının gücü ile siyaset yapan bir parti değil; teşkilatlarının bütün toplumun içerisine sızması, topluma nüfuz etmesi ve bunun üzerinden bir seçmen desteği devşirmesi ile bilinen bir parti değil. CHP’nin bölgedeki siyaseti iki damar üzerinden yürüyor. Bunlardan bir tanesi genel merkezin kullandığı söylem; özellikle özgürlükler, hak, hukuk, Kürt meselesi konusunda üretmiş olduğu söylem CHP’ye ilgiyi artırıyor veya azaltıyor. Ve ikincisi de önemli politik aktörler üzerinden verdikleri mesajlar ve bu politik aktörlerin sahadaki varlıkları. Şimdi Tanrıkulu’nun böyle bir önemli özelliği var. Tanrıkulu Diyarbakır’da zaten son derece iyi bilinen bir aktördü, baro başkanlığı yapıyordu, insan hakları savunuculuğu yapıyordu, sonra CHP içerisinde siyasete girdi.Sezgin Tanrıkulu’nun siyasetinin iki yönü var benim gözlemleyebildiğim kadarıyla: Birincisi genel Türkiye siyaseti, Türkiye’nin genel sorunları ki Kürt meselesi de bu sorunların içerisindeki en önemli meselelerinden bir tanesi; buna yönelik ilgisinin sürekli canlı olması ve bunu da belirtmesi: konuşmalarıyla, meclisteki performanslarıyla, televizyondaki yayınlarıyla vesaire. Dolayısıyla genel siyasetten hiç kopmayan bir taraf var ama öte taraftan da yereli ihmal etmeyen bir aktör. Yereldeki sorunlarla da sürekli bir şekilde haşır neşir olan ve onu gündeme taşıyan bir politik aktör. Yani Kürt meselesi konusunda örneğin çözüm yasası konusunda bir demeç verdiğine de tanık olabilirsiniz Tanrıkulu’nun, ama öte taraftan Diyarbakır’da yapılacak bir yol düzenlemesinin, efendim bir köprülü kavşak düzenlemesinin nasıl ve ne şekilde olması gerektiği yönündeki bir videosuna da rastlayabilirsiniz. Yani hem genel siyasete dair sözü olan hem yereli ihmal etmeyen ve bu anlamda da kitleyle, sadece CHP seçmenleriyle değil diğer seçmenlerle de sürekli bir irtibatı olan bir aktör. O nedenle onun buradaki varlığı CHP’nin parti olarak da görünürlüğünü daha bir üst seviyeye çekiyor.

Ruşen Çakır: Şimdi yıllar önce, kaç yıl, 15 yıl olmuş olabilir, söyleyince hatırlayacaksın, Aydın Ayaydın milletvekiliydi CHP’de, aslen Mardinlidir o değil mi, yanlış bilmiyorum ve Diyarbakır’da miting düzenlemişti CHP ve kendisi bayağı bir onun organizasyonunu yapmıştı. Ben de gitmiştim, izlemiştim, yerinde izlemiştim. Kılıçdaroğlu konuşmuştu yani ve çok zayıf bir mitingdi yani. Yapılmış olmak için yapılmış bir mitingdi. Daha sonra herhalde cumhurbaşkanlığı seçiminde geldi mi Kılıçdaroğlu Diyarbakır’a?

Vahap Coşkun: Evet, herhalde geldi yanılmıyorsam, şimdi çok kesin bir şey söylemeyeyim ama geldi zannediyorsam.

Ruşen Çakır: Bugün gelebilir mi?

Vahap Coşkun: Yani elbette gelebilir ama hani gelmekten kastınız bir siyasal ilgi görür mü? Orada kendisine bir siyasal teveccüh verilir mi? Bunun imkânı yok şu an itibariyle. İmkanı yok. Şimdi bence buradaki kırılma büyük bir kırılma. Şundan dolayı bir büyük bir kırılma: Kılıçdaroğlu’nun 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy oranı olarak en fazla oy aldığı iller Kürt illeri. Yani CHP’nin kalesi olarak bilinen illerden daha fazla sayıda, daha fazla oranda Kılıçdaroğlu’na burada oy çıktı ve dolayısıyla buna çok büyük bir değer atfediliyordu. Fakat şimdi izlemiş olduğu siyaset o kırılmayı daha da derinleştiriyor. Dolayısıyla insanlar “Nasıl oldu da böyle bir tercihte bulunduk?” şeklinde soru soruyorlar kendilerine. Hem siyasi aktörler soruyorlar, örneğin geçen gün Mecliste Sırrı Sakık bunu ifade etti; hem de sıradan seçmenler bunu dile getiriyorlar. O nedenle Kılıçdaroğlu’nun bugün bir Diyarbakır’a gelmesi, Diyarbakır’da bir siyasi ilgi görmesi veya Cumhurbaşkanı seçimlerinde olduğu gibi kendisine çok büyük bir değer verilmesinin imkânı yok. Böyle bir ihtimal söz konusu değil. Bizim yapmış olduğumuz görüşmede Rawest’in bir-iki gün içerisinde, yanılmıyorsam gelecek hafta kamuoyuna sunulacak olan bir araştırması da vardı. Aslında bu araştırma buna dair önemli bulgular da içeriyordu. Bu araştırmaya göre mesela CHP seçmenlerinin 10’da 8’i Kılıçdaroğlu’nun karşısında yer alıyor şu anda. Yani partinin aslında Özel ve ekibi tarafından yürütülmesi gerektiğini düşünüyor. Bu Türkiye genelinde yapılmış olan bir araştırmanın ilk sonuçları. Şimdi yüzde 80’ini karşısına almış bir genel başkan, atanmış bir genel başkan var. E ben bunun toparlanabileceği kanaatinde değilim. Kılıçdaroğlu’nun bunu toparlayabileceğini zannetmiyorum. Kendisinin şöyle bir stratejisi var: “Bunu zamana yayalım, zamana yaydıkça partiyi kendime göre tasarlarım, partinin tasarımını kendime göre yaparım, partiyi kendime göre dizayn ederim. Bu arada parti içerisindeki muhalefetin, Özel ve arkadaşlarının da tansiyonu düşer, halkın ona olan ilgisi azalır. Dolayısıyla bu iş zamanla benim istediğim kıvama gelir.” Ama bunun böyle işlemeyeceği kanısındayım. Bu bu şekilde işlemez. Yani kendisinin öngördüğü gibi diyelim ki Eylül ayında olağan kongre sürecini başlattı. Daha sonra bu 5-6 ay oldu, 2027’nin Mart’ında veya Nisan’ında bir kongre yaptı. O kongrede bile kazanamaz. Kendisine göre tasarım yapsa bile kazanamaz. Çünkü çok güçlü bir algı hem toplumun geneline hem de CHP seçmenlerinin büyük bir kısmında yerleşmiş durumda. Bu da bir tarafta seçilmiş bir meşru CHP yönetimi var, diğer taraftan ise atanmış bir CHP yönetimi var. Bunu değiştirebilmesi Kılıçdaroğlu’nun çok zor. O nedenle mesela bugün İstanbul’a gidemediği, aşuraya katılamadığı; Diyarbakır’a da gelirse bu sadece bir ziyaret olur. Yoksa siyaseten kendisine bir değerin verildiği veya siyasi itibarının yükseltildiği bir ziyaret olmaz.

Ruşen Çakır: Çok teşekkürler Vahap yayınımıza katıldığın için. Eksik olma.

Vahap Coşkun: Ben teşekkür ederim.

Ruşen Çakır: Evet, Doçent Vahap Coşkun bugün seçilmiş Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in Diyarbakır gezisini yorumladı, bizi bilgilendirdi ve analizlerini paylaştı. Kendisine çok teşekkür ediyoruz.

Sizlere de bizi izlediğiniz için teşekkürler.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş