ANKARA (Medyascope) – DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, çerçeve yasanın TBMM tatile girmeden gündeme alınması konusunda mutabakat sağlandığını açıkladı. Ancak yasa taslağının kendileriyle paylaşılmadığını belirten Doğan, İmralı Heyeti’nin yaklaşık 40 gündür Abdullah Öcalan ile görüşemediğini söyleyerek, “Yasa gelecek ama nasıl gelecek, bunu bilmiyoruz” dedi.
Haber özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, çerçeve yasayla ilgili mutabakat sağlandığını ancak taslağın paylaşılmadığını belirtti.
- Doğan, İmralı Heyeti’nin Abdullah Öcalan ile yaklaşık 40 gündür görüşemediğini söyledi.
- Kalıcı barış için çerçeve yasanın demokratik siyaseti güçlendirmesi gerektiğini vurguladı.
- Öcalan’a sunulduğu iddia edilen taslağın doğrulanamadığını ifade etti.
- Doğan, Numan Kurtulmuş’un açık kapı eleştirisine katıldığını, kapsayıcı bir dil kullanılması gerektiğini dile getirdi.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, düzenlediği basın toplantısında çerçeve yasaya dair konuştu. Yasanın taslağını görmediklerini belirten Doğan, İmralı Heyeti’nin PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşemediğini ve taslak konusundaki görüşlerini bilmediklerini söyledi.
Doğan, DEM Parti’nin 5. Olağan Kongresi’nin 20 Eylül’de olacağını hatırlatırken kongreye giderken düzenleyecekleri konferansların mottusunun “Demokratik cumhuriyet için özgür ve örgütlü toplum” olduğunu açıkladı.
Çerçeve yasada zamanlama için mutabakat
Doğan dezenformasyonun sürece zarar verebileceği uyarısı yaparken “Yer yer hayal kırıklığına neden olan bazı iddialar, asılsız haberler görüyoruz. Bunların aslına ilişkin de yetkililerin birebir açıklamalardan kaçındığını görüyoruz” dedi.
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sürece dair açıklamalarını değerli bulduklarını belirten Doğan şunları söyledi:
“Görünen o ki çerçeve yasayla ilgili bir mutabakat sağlandı. Sağlanan mutabakat zamanlamaya dair. Takvimine ilişkin henüz sizinle net paylaşabileceğimiz bilgiler yok. Zamanlamaya ilişkin mutabakat için de biz şu çağrıyı yaptık: ‘Çerçeve yasa Meclis çalışmalarına ara vermeden, Temmuz ayında Meclis’in gündemine alınmalı’ dedik. Şu anda yapılan görüşmelerde bu konuda mutabakat sağlandığını sizlerle paylaşabilirim. Zamanlamaya dair varılan bu konsensüs memnuniyet verici ancak şu soru belirsiz bir biçimde ortada duruyor. Yasa gelecek gelmesine ancak ne gelecek, nasıl gelecek? Bu kritik bir soru.”
Çerçeve yasada ne olmalı?
Kalıcı barışın sağlanması için çerçeve yasanın nasıl olması gerektiğini Doğan “Demokratik siyaseti güçlendirecek, hukuki güvenceleri oluşturacak, toplumsal barışı destekleyecek, çatışmalı dönemin demokratik mücadelenin aldığı yeni bir dönemin kurumsal olarak temellerini oluşturacak kapsamlı bir yasal çerçeveye ihtiyaç duyuluyor” diye anlattı.
Öcalan’ın 27 Şubat 2025’teki fesih çağrısında hukuki güvence ihtiyacına dikkat çektiğini söyleyen Doğan “Silahsızlandırma yasasının kapsamı, yöntemi ve kategorik bir yaklaşım içermemesi son derece hayati. Kategorik yaklaşım içeren yasal düzenlemelerin Türkiye’ye kaybettirdiklerini biliyoruz. O yüzden bugüne kadar biriktirdiklerimizden ders çıkarmamız gerekiyor” diye konuştu.
Doğan çerçeve yasa, silahsızlandırma sonrasını belirleyecek kritik bir başlangıç adımı olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. İmralı Heyeti ile son görüşmesinde Öcalan’ın bu yasaya “kök hücre yasası” tanımlaması yaptığını belirten Doğan “Bundan sonra ihtiyaç duyulan bütün yasal düzenlemelere ayna tutacak, kaynak olacak bir düzenlemeden söz ediyoruz” dedi.
“40 gündür Öcalan ile görüşme yapılamıyor”
Kamuoyunda yer alan “çerçeve yasa taslağı Abdullah Öcalan’a sunuldu ve onay alındı” yönündeki haberlerin doğrulanamadığını söyleyen Doğan, DEM Parti İmralı Heyeti’nin yaklaşık 40 gündür Öcalan ile görüşemediğini söyledi:
“Asılsız haberler diyoruz çünkü heyetimizin yaptığı görüşmelerin neticesinde bizimle paylaşılan bir taslak yok. Biz yasal çerçevenin kapsamını bilmiyoruz. İçeriğini bilmiyoruz. Israrlarımıza rağmen henüz bizimle paylaşılan bir taslak yok. Sayın Öcalan’la taslağın görüşüldüğü ve Sayın Öcalan’ın bu taslağa onay verdiği söyleniyor. Bunu nasıl teyit edebiliriz? Kamuoyu bu bilgiye nasıl erişebilir? Biz şu anda bunu bilmiyoruz çünkü heyetimiz Sayın Öcalan’la 40 gündür görüşmedi. Bu konuda yapılan görüşme başvurularına ne yazık ki olumlu bir şekilde dönülmüyor. Keza avukatları görüşmüyor. Ailesi görüşmedi bu süre boyunca. Zaten toplumun farklı kesimleri görüşemiyor, siz gazeteciler gidemiyorsunuz. Bunun dışında başvuru yapan sivil toplum örgütleri var, gazeteciler de görüşmüyor.”
Taslağın Öcalan’la paylaşılıp paylaşılmadığını ya da onay verip vermediğini bilmediklerini vurgulayan Doğan “Mayıs ayında son yapılan görüşme sonrası bilgilendirmeyi paylaştık. Öcalan’ın önerileri ve bir yol haritası olduğunu söyledik. Örgütün lideri böylesi kritik bir yasal çerçeveyle ilgili görüşlerini ve önerilerini paylaşabilecek olanaklara sahip olmalı” dedi.
“Süreci tıkamış algısı oluşturulmamalı”
Öcalan’ın süreçte belirleyici bir konuma sahip olduğunu savunan Doğan, görüşme kanallarının kapalı tutulmasının sürece zarar vereceğini söyledi. “Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni fiilen tıkamış algısı yaratacak her türlü yaklaşımdan uzak durmak gerekiyor” diyen Doğan, Öcalan’ın “Beklenti halinde kalmak sadece risk üretir” sözünü hatırlatarak, İmralı’ya erişim imkanlarının sağlanması gerektiğini söyledi.

Numan Kurtulmuş’a “açık kapı” eleştirisi
Ayşegül Doğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un yasal düzenlemenin savsaklanmaması gerektiği yönündeki açıklamalarına katıldıklarını söylerken, geçici ve müstakil yasayla ilgili bazı değerlendirmelerini eleştirdi.
Kurtulmuş’un “bir kereliğine çıkarılacak yasa ile gelen gelir, gelmeyen gelmez” yaklaşımı olduğunu savunan Doğan, toplumsal bütünleşme için kapsayıcı bir dil kullanılması gerektiğini belirtti. Doğan şöyle devam etti:
“Mesele kaç defalığına çıkarılacağı değil, biz böyle magazinel bir yaklaşımla ele almıyoruz bu meseleyi. Biz hayat kurtarmaktan bahsediyoruz. İnsanlar ölmüyor iki senedir, az mı bu? Bütün güvensizliğe rağmen çatışmalar durmuş vaziyette. Biz bu fırsatı kalıcı hale getirmek için sonuna kadar çabalayacağız. Sayın Kurtulmuş diyor ki, ‘Bir kereliğine yasa çıkacak gelenler içeri alınacak, gelmeyenler de kendileri bilir kapı kapanacak.’ Meclis Başkanı çok önemli bir sorumluluk makamında oturuyor. İhtiyacımız olan kapalı kapı değil, açık kapı. Herkesin gelebileceği bir açık kapı. Toplumsal bir bütünleşmeden bahsediyoruz, ‘Gelen gelir gelmeyen gelmez’ gibi bir dil yerine ‘Bu kapıyı sonuna kadar açık tutacağız, insanların silahlarını tümden bırakıp, fikirlerimi özgürce demokratik bir biçimde kendi ülkelerinde söyleyebileceği bir zemini oluşturacağız’ demeli Sayın Meclis Başkanı.”
Deniz Göktaş tepkisi
Doğan, tutuklanan Deniz Göktaş’la ilgili de konuştu. “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak adlandırdıkları süreçte iyi gelişmeler görmeyi beklediklerini ancak ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken şeylerin dahi soruşturma konusu olduğunu söyledi. Doğan “Deniz elbette özgür olmalı, tüm Denizler özgür olmalı. Tarih boyunca mizah zalimlerin kâbusu olmuştur. Ne ters kelepçe ne gözaltı ne de hapishane, mizah yapanların üretmekten vazgeçmesine neden olamamıştır” diye konuştu.
Ayrıca Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk’ün yerine atanan kayyum Tuncay Akkoyun’un görev süresinin iki ay daha uzatılmasıyla ilgili soruya Doğan şu yanıtı verdi:
“Şaşırtıcı değil. Kayyumun görev süresi epeydir uzatılıyor zaten. Mesele yalnızca Ahmet Türk’ün ya da Devrim Demir’in belediye eşbaşkanlığına dönebilmesi, halkın seçtiği belediye eşbaşkanlarının görevleri başına dönmesi değil. Bu kayyumcu anlayış toptan terk edilmeli ve bir daha asla denenmemeli. Bununla ilgili kanun teklifi var, Meclis’te bekliyor. Üstelik çok geniş skalada siyasi partilerin uzlaştığı bir teklif. Hızlıca geçirilebilir ve artık kayyumcu anlayış tümden terk edilmiş olur, hukuki güvence sağlanmış olur. İnsanlar da kendilerini güvende hisseder. Bu anlayıştan vazgeçilmeli ve tüm kayyumlar geri çekilmeli. Bundan sonra da Türkiye’nin kayyımcı zihniyetten bahsetmeyeceği yeni demokratik gelişmeler görülmeli. Umarız öyle olur. Yakın zamanda olacağına dair emareler işte bu haberlerle birlikte görünmüyor. Görünmeyince de ne oluyor? Toplumsal güvende sarsıcı negatif etkiler yaratıyor.”








