İSTANBUL (Medyascope) – Toplum ve Siyaset programında Gülener Kırnalı, İletişim Yayınları’ndan çıkan Zalimin Zulmü Varsa: Popüler Kültür ve Siyaset kitabının yazarı Aybars Yanık’ı konuk etti. Programda popülizm, popüler kültür, sosyal medya, anti-kahramanlık, adalet ve intikam arzusu; Şahsiyet, Joker, Sedat Peker ve Donald Trump örnekleri üzerinden tartışıldı.
Haber özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Aybars Yanık, ‘Zalimin Zulmü Varsa’ kitabında popülizmi popüler kültür bağlamında ele alıyor.
- Söyleşide sağ ve sol popülizm ile ilgili örnekler üzerinden derinlemesine tartışmalar yapıldı.
- Donald Trump, yalnızca bir popülist politikacı değil, aynı zamanda bir popüler kültür ikonu olarak değerlendirildi.
- Anti-kahramanlık ve adalet arzusu, ‘Şahsiyet’ dizisi ve ‘Joker’ filmi ile incelendi.
- Toplumda adaletin sağlanamadığı durumlarda anti-kahramanların da güçlü bir etkisi olduğu vurgulandı.
Aybars Yanık’ın Zalimin Zulmü Varsa kitabı, popülizmin yalnızca liderler, partiler ya da seçim stratejileri üzerinden değil, popüler kültür ve gündelik hayat içinde de anlaşılması gerektiğini vurguluyor. Söyleşide sağ popülizm, aşırı sağ, Meloni, Le Pen, AfD, FPÖ ve Trump gibi örneklerin yanı sıra sol popülizm tartışmaları da ele alındı. Yanık’a göre popülizm, analitik bir kavram olmanın yanında, makbul siyaset alanının dışına itilmek istenen aktörlere yapıştırılan bir damga olarak da işlev görüyor.
Söyleşide Donald Trump’ın yalnızca popülist bir siyasetçi değil, aynı zamanda küresel bir popüler kültür ikonu olduğu vurgulandı. Trump’ın sosyal medya performansı, viral videoları, jestleri, meme’leri ve müesses nizam karşıtı imajı; popülizm ile popüler kültür arasındaki girift ilişkiyi görünür kılan örneklerden biri olarak değerlendirildi. Yanık, Trump’ın yerleşik siyasal nezaket kodlarını ve kurumları sarsan tavrının, destekçileri açısından onu daha da çekici kıldığını söyledi.

Programın önemli başlıklarından biri de anti-kahramanlık ve adalet arzusuydu. Şahsiyet dizisi, Joker filmi ve Sedat Peker videoları üzerinden, hukukun ve kurumların adaleti sağlayamadığı durumlarda anti-kahramanların neden izleyicide güçlü bir haz yarattığı konuşuldu. Yanık, insanların “sokakta kaybettiklerini ekranda aradığını” belirterek, anti-kahramanların kimi zaman toplumun adalet, hesap sorma ve cezalandırma arzusuna karşılık verdiğini ifade etti.
Söyleşide ayrıca Joker filminin sınıfsal öfke, erkeklik krizi, incel kültürü, statü kaybı, kültürel hınç ve sağ popülist şiddet fantezileri açısından nasıl okunabileceği tartışıldı. Batman evreni içindeki Joker figürünün yalnızca sistem dışına itilmiş bir karakter olarak değil, aynı zamanda yıkıcı şiddet arzusunun ve düzen karşıtı hıncın popüler kültürdeki karşılığı olarak da değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Program, anti-kahraman anlatılarındaki yıkım hazzı ile gerçek hayatta duyulan düzen, hukuk ve devlet ihtiyacı arasındaki gerilim üzerine yapılan tartışmayla sona erdi.





