Mehmet Altan yazdı – Basın Tarihi (39): Ethem Sarısülük ve Memur Teoman…

Dün başlayan ve bugün de devam eden NATO Zirvesi ve Trump’ın ziyaretinden geriye ne kalır bilmem ama Türkiye’nin “hukuk devleti” kimliği açısından geriye Trump’ın bir kez daha yinelediği şu sözleri muhakkak kalacaktır

Biliyorsunuz bir Rahip Brunson olayı vardı. Travmatik bir olaydı. Uzun bir hapis cezası ile karşı karşıyaydı. Masum olduğunu düşünüyordum. Birçok kişi aradı, hiçbir ilerleme olmadı. Ben Cumhurbaşkanı’nı aradım ve derhal serbest bıraktı. 

O dönemin Adalet Bakanı, yargı mensupları, kararı veren “hakimler”… 

Bunlar daha ilerlerde yazılacak olan basın ve yargı tarihine bırakıyorum…  

Ben 12 yıl öncesindeyim çünkü… 

Ethem Sarısülük ve memur
Mehmet Altan yazdı – Basın Tarihi (39): Ethem Sarısülük ve memur Teoman…

Ethem Sarısülük, 1 Haziran 2013 tarihinde Ankara’daki Gezi Parkı protestoları sırasında polis silahından çıkan kurşunla vuruldu. 

Ethem Sarısülük’ü vuran polis memuru, olaydan ancak 13 ay sonra 7 Temmuz 2014 tarihinde tutuklandı. 

Bir insanı öldüren polisin ancak bir yıl sonra tutuklanmış olmasını gazetelerin nasıl verdiklerini görmek için 12 yıl önceki 8 Temmuz tarihli gazeteleri taradım. 

Sabah Gazetesi hariç neredeyse hepsi haberi ilk sayfadan geniş bir şekilde görmüş, Cumhuriyet Gazetesi ise haberi Alican Uludağ’ın imzasıyla manşete çekmişti. 

“Sarısülük’ü vurduktan sonra ‘çektim sıktım üç tane’ diyen polis 1 yıl sonra cezaevinde spotunun altında 8 sütuna “‘Destan’ tutuklandı” manşeti vardı. 

“Destan” göndermesi, polisleri “destan yazdılar” diye savunan dönemin başbakanınaydı. 

Milliyet Gazetesi de hakkında 33 yıl 4 ay hapis istenen polisin bir yıl sonra tutuklandığını gazetenin göbeğinden duyuruyordu. 

Vatan Gazetesi ise polisin ancak 401 gün sonra tutuklandığını, Ethem Sarılısülük’ün acılı annesinin resminin dekupajıyla birlikte vermişti.  

Ethem Sarısülük davasının sonucuyla ilgili de 19 Aralık 2016 tarihli BBC Türkçe’de şu habere rastladım: 

Ankara’da Gezi eylemleri sırasında Ethem Sarısülük‘ü öldüren polis Ahmet Şahbaz‘a 1 yıl 4 ay 20 günlük hapis cezası verildi, ceza 10 bin 100 liralık adli para cezasına çevrildi. 

Ethem Sarısülük, 1 Haziran 2013’te Kızılay Meydanı’nda Ahmet Şahbaz‘ın tabancasından çıkan kurşunla ölmüştü.

Daha önce Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘olası kastla adam öldürme’ suçundan yargılanan Ahmet Şahbaz 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası almış, Yargıtay 1. Ceza Dairesi bu kararı usulden bozarak yerel mahkemeye iade etmişti. 

Şahbaz, kararın bozulması üzerine 1 yıl 2 aylık tutukluluğun ardından tahliye edilmişti. 

Hep diyoruz ya “Türkiye bir hukuk devletidir” diye… 

8 Temmuz 2014 Salı gününün diğer olayları arasında İsrail ordusu, Hamas kontrolündeki Gazze Şeridi’ne yönelik havadan ve denizden “Koruyucu Hat Operasyonu” adı verilen büyük çaplı askeri saldırılarını resmen başlatması da vardı. 

Bu harekât 51 gün sürecek ve büyük can kayıplarına yol açacaktı. 

Belli ki soykırıma dönüşen son girişimin ön hazırlıklarıydı bunlar.

2014 FIFA Dünya Kupası yarı final maçında ev sahibi Brezilya ile Almanya karşılaşmıştı. Almanya, maçı 7-1 gibi tarihi bir skorla kazanmıştı. Turnuva tarihinin en unutulmaz maçlarından biri gerçekleşmişti. 

Sonrasını anımsıyor musunuz? 

Almanya ile Arjantin’in karşılaştığı 13 Temmuz 2014 tarihindeki final maçında, golsüz eşitliğin ardından maç uzatmalara gitmişti. 

Finalin 113. dakikasında Almanya, Mario Götze‘nin attığı golle Arjantin’i uzatmalarda 1-0 mağlup etti ve turnuvanın kazananı oldu. 

Bir de bir yerlerde “CHP Grup Toplantısı ve Yolsuzluk İddiaları” başlığına rastladım. Altında şu cümle yer alıyordu: 

“Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’deki grup toplantısında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan‘ı eleştirerek Reza Zarrab soruşturması ve MİT raporları üzerinden iddialarda bulundu.” 

Üşenmedim, konuşmanın tümünü buldum, okudum. 

Bu konuşmayı okurken “Memur Teoman’ı” da anımsadım. 

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu konuşmasının bir bölümünde şunları söylüyordu: 

10 Ocak 2013, Reza Zarrab’la yapılan bir telefon konuşması var. 

Diyor ki ‘Rüşvet ver kurtar, gümrük dediğin nedir?’ 

Onun söylediği şu ‘Teoman’a neler yaptım. Ne vaatler. Adam ben memuriyeti yakmam’ diyor. 

Gözünü sevdiğim Teoman, hepimizin onuru olan Teoman…

Diyeceksiniz ki bu Teoman’a ne oldu? 

Atatürk Havalimanı’ndan alındı, Gaziantep GAP Bölge müdürlüğüne tayini çıkarıldı. Yani sürüldü. 

Sonra devam ediyor:

Eğer siz kul hakkı yemenin en büyük günah olduğunu düşünüyorsanız, rüşvet yemeyen bir memuru süren bir adamı, sizin sandıkta sürmeniz lazım.

Dünyanın hiçbir demokrasisinde böyle garip bir olay yok. 

Rüşvete direnen adam sürülüyor, rüşvet yiyen ödüllendiriliyor. 

Türkiye, 2014 yılında ‘Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 99 ülke arasında 59. sırada idi. Bugün ise 108. sırada. 

12 yılda 49 basamak düşmüş

2014 Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 175 ülke arasında 64. sırada idi. Bugün ise 124.sırada. 

12 yılda 60 basamak birden düşmüş. 

12 yıl içindeki bu korkunç gerilemeyi görünce insanın aklına yakıcı sorular geliyor: 

Toplum bu büyük düşüş hakkında ne düşünüyor? 

Yaşadıklarıyla, bu düşüş arasında bir bağlantı kuruyor mu? 

Ve son soru: 

Bu seçmen hukuksuzluğa ve yolsuzluğa ne kadar karşı? 

Bu sorular önemli çünkü bu ülkenin geleceğine bu seçmen karar verecek.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş